Tekil Mesaj gösterimi
Eski 01.05.13, 01:23   #2
SerseriGezgin
Cehennem Yolcusu

SerseriGezgin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2011
Yaş: 33
Konular: 1426
Mesajlar: 7,248
Ettiği Teşekkür: 29577
Aldığı Teşekkür: 32264
Rep Derecesi : SerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Ruhsuz
Standart Cevap: Asi Ruhların Müziği- HeavyMetal Ve Tarihi - Dalları

Heavy metal


Heavy metal (bilinen kısa adıyla metal) 1960'lı yıllarda İngiltere'nin Midlands Bölgesi ve ABD'de gelişmeye başlayan rock müzik türüdür. Blues ve Rock'n Roll türlerini temel alan heavy metal; kalın ve ağır sesi, distortion, solo gitar ve yüksek ses gibi kendine özgü elementlere sahiptir. Heavy metal sözleri ve canlı performansları genelde maçoluk ve kabadayılık ile özdeşleştirilmiştir.




Sadece sanatlarıyla değil, kişilikleri ile zamane gençliğin gönlünde taht kuran efsanelerden Led Zeppelin orjinal kadrosuyla..

Led Zeppelin, Black Sabbath ve Deep Purple gibi ilk heavy metal grupları ağır eleştrilere maruz kalsa da geniş kitlelere hitap edebilmiştir ve bu eleştriler heavy metal tarihi boyunca neredeyse her grubu etkilemiştir. 1970'lerin ortalarında Judas Priest, Heavy metaliBlues türünün etkisinden kurtararak bu türün gelişimini tetiklemişbir başka grup olan Motörhead ise türe sertlik ve hız katarak Heavy metalin gelişmesine katkıda bulunmuştur. Iron Maiden gibi New Wave of British Heavy Metal akımından etkilenen gruplar da bu gelişmeyi devam ettirmiş ve 1970'li yılların sonunda Heavy metal dünya çapında hayran kitlesine ulaşarak headbang, metalhead gibi alt kültürleri oluşturmuştur.

1980'li yıllarda Glam metal türünü benimseyen Mötley Crüe ve Poison gibi gruplar daha aşırı ve agresif tarzda müzik yaparken, bir yandan da Metallica, Megadeth, Slayer, ve Anthrax gibi gruplar Thrash metal'in yükselişini sağlamışlardır. death metal ve black metal türleri ise bu dönemde karışım alt kültür ögeleridir.


70'leri kasıp kavuran öncülerden Mötley Crüe, imajlarıyla çok eleştiri almışlardı.


Kökeni

Heavy metal geleneksel olarak yüksek distortion, vurgulu nota, yoğun bass ve davul sesi ile birlikte güçlü bir vokal kullanmaktır. Bu tarzın alt türleri genellikle bu unsurların bir veya birkaçını vurgulamaktadır, değiştirmektedir ya da ihmal etmektedir. New York Times eleştirmeni Jon Pareles bu konuda "Popüler müziğin sınıflandırılmasında Heavy metal; hard rock'ın birçok alttürünü daha az ritim değişimi, daha az blues, daha fazla şovmenlik ve kaba kuvvet ile birlikte bulunduruyor." demiştir. Tipik bir Heavy metal grubu davulcu, basçı, ritim gitarist, ana gitarist ve enstrüman çalan veya çalmayan bir şarkıcıdan oluşmaktadır. Bazı gruplarda sesin dolgunluğunu arttırmak için klavye enstrümanı da kullanılmaktadır.



Kadrosundan "Joe Satriani" ve "Ritchie Blackmore" gibi iki önemli isimi çıkaran grup Deep Purple..
Elektro gitarın amplifikatör ile kullanılması Heavy metal tarihinin temelini oluşturmaktadır. Sık sık ana gitarist ile klasik vokalist rolleri birbiri ile çakışmaktadır. Bu durum müzikal bir heyecan yaratmakla birlikte sahne mücadelesi ruhu oluşturmaktadır. Metal müziğin temelini yansıtan 60'ların karşıt kültürü için duyguların açık sözlülükle ifade edilmesi, gerçeğe işaret edildiğinin gösterilebilmesi için gerekli olmuştur. Eleştirmen Simon Frith metal şarkıcılarının ses tonunun sözlerden daha önemli olduğunu söylemiştir. Metal müzik vokalistliği çok çeşitlidir. Judas Priest'dan Rob Halford ve Iron Maiden'den Bruce Dickinson'ın sesi yüksek oktavlı ve tiyatral iken, Motörhead'den Lemmy Kilmister ve Metallica'dan James Hetfield'ın sesi daha serttir.

Metal müzikte bas anahtar unsurlardandır ve gitar ile bas arasındaki ilişki müziğin temel elementidir. Bas gitar düşük-uç sesin "ağır" olmasında kritik rol oynar. Metalin bas aralığı komplekslik açısından geniş aralığa sahiptir. Cliff Burton'ın 1980'lerdeki popülerliğinden etkilenen bazı gruplar bası ana enstrüman olarak da kullanmıştır.
Metalde davulun ana görevi yüksek ses, yüksek hız, güç ve kesinlik ile birlikte değişmeyen ritim sağlamaktır.

Metal davulculuğu yüksek miktarda dayanıklılık gerektirmektedir. Ayrıca davulcular müziğin karmaşık yapısına ayak uydurabilmek için hız, koordinasyon ve ustalık becerilerini geliştirmek zorundadırlar.

Metal davulcularının karakteristik tekniği zil boğmadır. Bu teknikte zile vuran davulcu vurduktan hemen sonra zili eliyle tutarak susturmaktadır.



70'li yılların sonunda Black Sabbath Üyeleri
Canlı performanslarda yüksek ve saldırgan ses tonu sosyolojist Deena Weinstein tarafından öldürücü olarak değerlendirilmiştir. Metalheads adlı kitabında psikolog Jeffrey Arnett metal müzik konserlerinin savaş duygusunu ön plana çıkardığını yazmıştır. Blue Cheer gibi erken dönem heavy metal temsilcileri olan Jimi Hendrix, Cream ve The Who ses konusuna yeni kriterler getirmiştir. Blue Cheer'dan Dick Peterson bu konuda "Tek bildiğimiz daha fazla güç istediğimiz." demiştir. Pop müziğin temelinin melodi, house müziğin temelinin ritim olması gibi tını ve yüksek ses de metalin temelidir. Yüksek ses seyirciyi etki altına almaktadır.


Black Sabbath'ın 1970 yılında yayımlanan ikinci albümü Paranoid'i örnek olarak gösteren bilim adamı David Hatch ve Stephen Millward "Black Sabbath ve birçok metal müzik grubu şarkılarında hiçbir popüler müzik türünde görülmemiş kadar çok karanlık ve depresif konulardan ilham almışlardır." demiştir. Albümde Paranoid şarkısı kişisel travmaları, 'Fairies Wear Boots' şarkısı ise uyuşturucu kullanımının kötü yan etkilerini anlatmaktadır. 'War Pigs' ve 'Hand of Doom" şarkıları ise savaş konusuna değinmektedir. Nükleer savaş konusu da sonraki dönemlerde şarkı sözlerinde yerini almıştır. Iron Maiden'ın "2 Minutes to Midnight", Ozzy Osbourne'un "Killer of Giants", Megadeth'in "Rust In Peace... Polaris" ve Metallica'nın "Fight Fire With Fire" şarkıları bu tema üzerine yazılmıştır. Metal müzikte en ağır basan tema ölümdür. Şarkılarında en çok bu temayı Slayer ve W.A.S.P. kullanmıştır. Death metal ve grindcore ise bu konuyu daha agresif ve ürpertici şekilde kullanmaktadır.



Metallica'nın orjinal kadrosu.. Cliff ölmeden önce çok iyidiler..

Metal müzik, Blues kökenli olduğu için seks konusuna da yer verilmiştir. Glam ile Led Zeppelin'in bazı şarkıları bu konuyu işlemiştir. Heavy metalde gerçek dışı ve hayali konulara da yer verilmiştir. Iron Maiden'ın şarkılarının çoğunluğu mitoloji, kurgu ve şiir konularınsdan ilham almıştır. Iron Maiden'ın "Rime of the Ancient Mariner" şarkısı Samuel Taylor Coleridge'in şiiri temel alınarak yazılmıştır. Led Zeppelin'in "The Battle of Evermore", "Immigrant Song", "Ramble On", "No Quarter" ve "Achilles Last Stand" şarkılarında da Yüzüklerin Efendisi gibi mitolojik ve folklorik eserlerin etkileri görülmektedir. Black Sabbath'ın "The Wizard," Megadeth'in "The Conjuring" ve "Five Magics", Judas Priest'ın "Dreamer Deceiver" şarkılarında da benzer durum mevcuttur. 1980'li yıllarda thrash metalin yükselişiyle sosyo-politik yorumlar Metallica'nın "...And Justice for All" ve Megadeth'in "Peace Sells" şarkılarında yer almıştır.



Dave Mustaine Metallica'dan kovulduğunda kurduğu Megadeth grubunun bu kadar çığır açabileceğini düşünmemişti belkide..


Heavy metalin en çok eleştirilen yönlerinden biri şarkı sözleridir. Müzik eleştirmenleri genellikle şarkı sözlerinde kadın düşmanlığı olduğunu söylemiş ve eleştirmişlerdir. 1980'li yıllarda Parents Music Resource Center ABD Kongre Meclisi'ne sakıncalı olarak değerlendirilen şarkı sözlerin özellikle heavy metalde bulunduğunu bildiren ve popüler müzik endüstrisinin düzenlenmesi gerektiğini anlatan bir dilekçe yazmıştır. 1990'lı yıllarda 5 yıl önce iki gencin Judas Priest şarkısında geçen "yap şunu" subliminal mesajını dinledikten sonra kendini vurduğu gerekçesiyle Judas Priest'a dava açılmıştır. Fas, Mısır, Lübnan ve Malezya'da heavy metal grupları ve hayranları tutuklanmış ve bazıları hapise gönderilmiştir.

Klasik müzik ile ilişkisi

Robert Walser, blues ve R&R’nin yanında klasik müziğin Heavy metale de ilk günlerinden itibaren ilham kaynağı olduğunu savunmaktadır. Walser’a göre türün en etkili gitaristleri klasik müzik eğitimi almış olanlardır. Bu gitaristlerin klasik modelleri benimseyip yeni bir gitar virtüözü geliştirmeleri Heavy metalin harmonik ve melodik yapısını değiştirmiştir. Walser, Grove Online Music için yazdığı bir makalesinde 18. Yüzyıl klasik müzik sanatçılarından Bach, Wilhelm Richard Wagner ve Vivaldi gibi isimlerin akor ilerlemeleri ve virtüöz çalışmaları konusunda Eddie Van Halen, Randy Rhoads ve Yngwie Malmsteen gibi gitaristlere ilham kaynağı olduklarını belirtmiştir.

Believer grubundan Kurt Bachmann “Eğer doğru yapılırsa metal ve klasik müzik birbiriyle uyumlu olur. Metal ve klasik müzik his, doku ve yaratıcılık konusunda her halde en çok ortak yanı bulunan iki türdür.” demiştir. Klasik müziğin sanat müziği kategorisinde, Metal müziğin ise popüler müzik kategorisinde yer almasına rağmen bir çok metal müzisyeni ilham kaynağı olarak klasik müzik bestecilerini göstermiştir. Müzikolojist Nicolas Cook ve Nicola Dibben’a göre “Popüler müziğin analizi zaman zaman ilham kaynağının sanat müziği olduğunu göstermektedir. Walser’ın Heavy metal ile ideolojiler arasındaki bağlantısı ve 19. Yüzyıl romantizmine dayanan gösteri pratikleri buna örnek olarak gösterilebilir. Ancak Blues, Rock, Heavy metal, rap veya dans müziğinin ilk olarak sanat müziğinden ortaya çıktığını iddia etmek yanlış olur.”

Moda

Görsellik heavy metalde büyük önem taşımaktadır. Grubun dış görünüşü şarkı sözlerini ve müzik tarzını yansıtması dışında albüm kapağını, logosunu, sahne düzenini, giyimini ve müzik videolarını da etkilemektedir. Alice Cooper, Kiss, Lordi, Slipknot ve Gwar gibi gruplar müzikleri dışında görünüşleri ve sahne performansları ile de ünlüdürler.

Geriye ve aşağıya doğru uzun saçlar, Weinstein'a göre metal müziğin en ayırt edici özelliğidir. Orijinalinde hippi altkültüründe bulunan uzun saç modası, gazteci Nader Rahman'a göre 1980'li ve 1990'lı yıllarda metal müzikte nefret, kızgınlık ve hayal kırıklığının sembolü olmuştur. Uzun saç metal müzik hayranlarına isyankar olma konusunda güç vermiştir.

Metal müzik hayranlarının klasik giyim tarzı blue jean, siyah t-shirt, bot ve siyah deri ya da mavi kot cekettir. T-shirtlerin üzerinde genellikle sevilen grubun logosu ya da resmi bulunur. Zincir, kuru kafa gibi aksesuarlar da yaygın olarak kullanılmaktadır. 1980'li yıllardan punk ve goth müzik dışında korku filmleri de bu modadan etkilenmişlerdir.

1970'li ve 1980'li yıllarda birçok metal müzik grubu sahne görünüşlerini daha etkili kılmak için özel şekilli ve parlak renklere boyanmış enstrümanlar kullanmışlardır. Moda ve tarz özellikle glam metal türünde ön plana çıkmıştır. Sanatçılar sahneye uzun ve boyalı saçlar ile genellikle dudak boyası ve göz kaleminden oluşan makyaj ile çıkmışlardır. Ayrıca parlak elbiseler, tayt, kafa bandı ve mücevherler de sahne gösterisinin birer parçası olmuşlardır. 1980'lerde visual kei adı verilen akımın içinde bulunan X Japan grubu sahnede kostüm, saç ve makyaj kullanımına öncülük etmiştir.

Fiziksel özellikleri


Metal müzikte şarkının ritmine göre kafanın sallanmasıyla yapılan headbang çok popülerdir. Ronnie James Dio tarafından popüler edilen devil horns ise müziğin popüler işaretidir



Ronnie James Dio bu akıma gönül verm duayenlerden biriydi..

Deena Weinstein metal müzik konserlerindeki dans şeklinin fiziksel güç gerektirmesinin dinleyici kitlesinin çoğunluğunun erkek olmasından ve aşırı heteroseksüelist ideolojiden kaynaklandığını söyleyip eleştirmiştir. Weinstein metal müzik konserlerinde yapılan headbang ve itme danslarının teşekkür ve ritmik jest işareti olduğunu ifade etmiştir. Hava gitarı hem konserde bulunan hem de evde müzik dinleyen hayranlar arasında popülerdir.Headbang ve devil horns dışındaki konser aktiviteleri genel olarak sahneden dalış, kalabalık sörfü ve moshingdir.

Hayran altkültürü

Deena Weinstein, heavy metalin yoğun, dışlayıcı, güçlü ve erkeksi alkültürü nedeniyle diğer rock müzik türlerine göre daha uzun süre popüler kaldığını savunmaktadır.Altkültürü sadece konserler ve giyim tarzları güçlendirmedi. Metal dergileri ve daha yakın zamanda ortaya çıkan internet siteleri de alkültürün gelişmesinde yararlı oldu.

Etimoloji

Heavy metal teriminin müzikal anlamda kökeni belirsizdir. Kimya ve metalürji alanında ise yülerce yıldır kullanılan bir terimdir. Modern popüler kültürdeki en erken kullanımı ise karşıt kültür yazarı William S. Burroughs'ın The Soft Machine adlı romanında görülmektedir. 1962 yılında yayımlanan romanda Uranian Willy karakterinden Heavy metal çocuk diye bahsedilmektedir. Bir sonraki romanı olan Nova Express (1964) romanında ise heavy metal teriminden uyuşturucu konusunda mecaz yapmak için yararlanmıştır.

Metal müzik tarihçisi Ian Christie “heavy metal” kelimesinin hippi konuşmasındaki kökeni üzerinde durmuştur. Hippiler arasında “heavy” terimi “güçlü” veya “şiddetli anlamına gelmektedir. “Metal” ise ağır bir ruh halini belirtmektedir. Bu anlamda “heavy” terimi 1960’lı yıllarda genel olarak kullanılmaya başlanmıştır. İngiliz psychedelic sanat grubu Hapshash and the Coloured Coat, 1967 yılında Featuring the Human Host and the Heavy Metal Kids adıyla bir parça yayımlamışlardır. 1968 yılında ise Iron Butterfly, Heavy adında bir albüm çıkarmıştır. “Heavy metal” terimi Steppenwolf’un Born to Be Wild şarkısında motorsikleti çağrıştırmak amacıyla kullanılmıştır.”Dumanı ve yıldırımları severim/ Heavy Metal gürlemesini/ Rüzgarla yarışmayı/ Ve dipte olduğumu hissetmeyi.” Jimi Hendrix Experience’in eski menejeri Chas Chandler, PBS’in Rock’n Roll adlı programında heavy metal teriminin kökeninin New York Times’da Jimi Hendrix ile yapılan röportajda geçen “heavy metal” kelimelerine dayandığını iddia etmektedir fakat iddiası kanıtlanamamıştır.

Heavy metal teriminin bir rock müzik türünü belirtir şekilde ilk kullanımı 11 Mayıs 1968’de Rolling Stone’un Barry Gifford ile yaptığı röportajda gerçekleşmiştir. 1970 yılının ocak ayında ise Lucian Truscott, Led Zeppelin’in müziğini, “heavy” olarak tanımlamış, Blue Cheer ve Vanilla Fudge ile kıyaslamıştır. 12 Kasım 1970’de Mike Saunders, Humble Pie grubunu eleştirirlen “heavy metal” teriminden yararlanmıştır. "Saunders, 1971 yılında Creem dergisinde yazdığı Sir Lord Baltimore’un Kingdom Come albümünün eleştirisinde de yine “heavy metal” terimini kullanmıştır. Creem dergisinde eleştirmenlik yapan Lester Bangs terimin popülerliğinin artmasında Led Zeppelin ve Black Sabbath’ın payı olduğunu söylemiştir. 1979 yılında New Yrok Times’da müzik eleştirmenliği yapan John Rockwell, heavy metali “genellikle uyuşturucudan kafası bulanmış kişilerin çaldığı acımasızca agresif müzik” olarak tanımlamıştır."

Black Sabbath’ın davulcusu Bill Ward’ın bulduğu “”downer rock” terimi bu türü tanımlamak için kullanılan ilk terimlerdendir. Classic Rock dergisi “downer rock” kültürünün Quaaludes kullanmak ve içki içmek üzerine olduğunu söylemiştir. . Daha sonra bu terim “heavy metal” ile yer değiştirmiştir. ."

Heavy metal ve hard rock terimleri özellikle 1970’li yıllarda birbirlerinin yerine çok kullanılmıştır. Bu durum Rolling Stone’un o dönemde yayımlanan sayılarında görülebilir."

Ortaya Çıkış Zamanları

Heavy Metal’in gitar tarzının kökeni 1950’li yıllarda Amerikalı Link Wray’e dayanır. Asıl kökeni ise 1960’lı yıllarda blues müziğinden etkilenip, klasik blues şarkılarını tempolarını arttırarak yorumlayan ve blues rock türünü ortaya çıkaran The Rolling Stones ve The Yardbirds gibi İngiliz gruplardır. Blues üzerinde yaptıkları denemeler ile heavy metalin ayırt edici özelliği olan yüksek sesli ve distortion içeren gitar sesini ortaya çıkarmışlardır. .Özellikle The Kinks 1964 yılında yayımladıkları "You Really Got Me" şarkısı ile bu gitar sesinin popüler olmasında büyük rol oynamıştır.

The Kinks grubunun gitaristi Dave Davies’e ek olarak The Who’nun gitaristi Pete Townshend ve The Yardbirds’ün gitaristi Jeff Beck de gitar sesi konusunda denemeler yapmışlardır. Blues rock gruplarının davulcuları ilk başta küçük davul setleri ve basit ritimler kullanırken zamanla daha güçlü ve karmaşık davul setleri kullanmış ve güçlü gitar sesi karşısında davulun sesi de ön plana çıkmıştır. Vokalistler de tarzlarını ve tekniklerini geliştirmiş ve amfilere olan bağımlılıklarını arttırarak daha dramatik olmuşlardır. The Who’nun canlı performanslarında kullandığı Marshall amfi yığınları bir dönüm noktası olmuştur.

Blues rock ile psychedelic rock türünün birleşimi heavy metalin bir çok temel noktasını oluşturmuştur. Bu birleşmede Cream grubundan Eric Clapton’ın gitar tarzı, Jack Bruce’un basçılığı ve Ginger Baker’ın çift bass davulculuğu büyük rol oynamıştır. Cream’in ilk iki uzunçaları olan Fresh Cream (1966) ve Disraeli Gears (1967) gelecekte ortaya çıkacak olan tarzın ilk prototipi olarak kabul edilmiştir. The Jimi Hendrix Experience’ın ilk albümü olan Are You Experienced (1967) da bu konuda etkili olmuştur. Hendrix’in gitar teknikleri pek çok gitarist tarafından taklit edilmeye çalışılmış ve albümün en başarılı teklisi olan "Purple Haze" heavy metalin ilk başarılı şarkısı olarak kabul edilmiştir. 1960’lı yılların sonlarına doğru psychedelic tarzdaki Arthur Brown gibi şarkıcılar egzotik, tiyatral ve çoğunlukla ürkütücü performanslar sergilemeye başladı. Bu tarz daha sonra metal müzik için esin kaynağı olmuştur.

Kökenleri: 60'lı yılların sonu ve 70'li yılların başlangıcı

1968 yılı heavy metal olarak tanınan sesin birleşmeye başladığı yıl olarak bilinir. Ocak ayında San Fracisco’lu grup Blue Cheer, Eddie Cochran’ın klasik şarkısı "Summertime Blues"’u ilk albümleri olan ve ilk heavy metal albüm kaydı olarak kabul edilen Vincebus Eruptum için yorumladılar. Aynı ay içinde Steppenwolf grubu, grubun adını taşıyan ve ‘’heavy metal fırtınası’’ terimini motorsikleti tanımlamak için kullandıkları "Born to Be Wild" şarkısını da içeren ilk albümlerini yayımladılar. Temmuz ayında iki yeni kayıt piyasaya çıktı: Jimmy Page’in gitar performansıyla The Yardbirds’ün "Think About It" şarkısı ve Iron Butterfly’ın 17 dakika süren In-A-Gadda-Da-Vida şarkısının da içinde bulunduğu In-A-Gadda-Da-Vida albümü.

Jeff Beck Group aynı ay içerisinde ilk albümleri olan Truth’u yayımladılar. Ekim ayında Page’in yeni grubu Led Zeppelin ilk canlı performansını sergiledi. The Beatles’ın ‘’Beyaz Albüm’’ olarak da bilinen ve grubun adını taşıyan The Beatles albümü de ekim ayında piyasaya çıktı. Albüm "Birthday" ve "Helter Skelter" gibi heavy unsuru barındıran şarkıları da içeriyordu. The Pretty Things'in rock opera tarzındaki ve "Old Man Going" ile "I See You" gibi "proto heavy metal" şarkılarını da içeren S.F. Sorrow uzunçaları, Aralık ayında yayımlandı. Bu dönemde MC5, "I Wanna Be Your Dog" gibi ezici ve distortionlı ağır gitar riffleri içeren şarkıları ile daha sonraları heavy metali ve punk müziği etkileyen gitar tarzını geliştirmişlerdir.

Pink Floyd yayımladıkları en ağır şarkılardan olan "Ibiza Bar" ve"The Nile Song" şarkılarını bu dönemde piyasaya çıkarmışlardır.

1969’un Ocak ayında Led Zeppelin’in grubun adını taşıyan Led Zeppelin albümü yayımlandı ve Billboard albüm sıralamasında onuncu sıraya yükseldi. Temmuz ayında Zeppelin ve Cream’den etkilenen fakat daha ham bir sese sahip olan Grand Funk Railroad, Atlanta Pop Festivali’nde sahneye çıktılar. Aynı ay Leslie West, ağır blues rock gitar sesi ve gürültülü vokal içeren Mountain albümünü yayımladı. Ağustos ayında Mountain grubu Woodstock Festival’da bir saatlik konser verdi. Grand Funk’ın ilk albümü On Time da aynı ay içerisinde yayımlandı. Sonbaharda Led Zeppelin II bir numaraya ulaştı ve albümün teklisi "Whole Lotta Love", Billboard listesinde dört numaraya kadar yükseldi.

Led Zeppelin, Page’in yüksek miktarda distortion sahibi gitar tarzı ve Robert Plant’in dramatik, hüzünlü vokali ile yeni gelişmeye başlayan türe yön verdi. Ağır ve saf metal ses tarzına sahip olan diğer gruplarda bu türün oluşmasında eşit derecede öneme sahiptirler. 1970 yılında Black Sabbath’ın grubun adını taşıyan (Black Sabbath ve Paranoid) albümleri ile Deep Purple grubunun (In Rock) albümü bu konuda önemli yere sahiptir. Tony Iommi’nin geçirdiği iş kazası Black Sabbath’ın ağır sesini kendine özgü kılmıştır. Sağ elini kullanan Iomi’nin geçirdiği kaza sonucu sol eliyle gitar çalmaya başlaması kendine özgü teknikler geliştirmesine neden olmuştur.

Deep Purple grubu ilk yıllarında da türe damgasını vurmuştur fakat 1969 yılında vokalist Ian Gillan ve gitarist Ritchie Blackmore, gelişen heavy metal türünde grubu daha da yukarılara taşımıştır. 1970 yılında Black Sabbath ve Deep Purple "Paranoid" ve "Black Night" ile İngiltere müzik listelerinde önemli konumlarda yer almışlardır. Aynı yıl Uriah Heep grubu ilk albümü olan Very 'Eavy... Very 'Umble’ı ve UFO grubu ilk albümü olan UFO 1 albümünü yayımladılar. Bloodrock grubu da kendi adlarını taşıyan ve ağır gitar rifflerine, hırçın vokal tarzına ve sadistik, ürkütücü sözlere sahip olan Bloodrock albümünü piyasaya sürdü. Budgie power trio kavramına yeni bir ses kattı. Black Sabbath ve Uriah Heep yazdıkları okült sözlerde 1971 yılında yayımlanan Led Zeppelin’in dördüncü albümü Led Zeppelin IV’den etkilenmişlerdir.




Led Zeppelin 1970'lerin sonunda Montreux'da canlı performans sergilerken..

Atlantik Okyanusu’nun diğer tarafında gidişatı belirleyen grup Grand Funk Railroad’dur. 1970’den 1976’ya kadar aktif olan grup en başarılı Amerikalı heavy metal grubudur. Başarılarını ise sürekli konser turlarında bulunmaya borçludurlar. Amerikada bu dönemde bulunan diğer metal grupları ise Blue Öyster Cult (1972), Aerosmith (1973) ve Kiss (1974)’dir. Almanya’da Scorpions grubu 1972 yılında ilk albümleri olan Lonesome Crow’u yayımlamışlardır. Deep Purple’ın Machine Head (1972) albümünde virtüöz solistlik yapmış olan Blackmore, 1975 yılında Rainbow grubunu oluşturmak için Deep Purple’dan ayrılmıştır. Bu dönemde gruplar sürekli konserler ve ayrıntılı sahne gösterileri ile bir çok hayran kazanmıştır. Erken dönem gruplarının “heavy metal” veya “hard rock” türünde çalışıp çalışmadıklarına dair tartışmalar bulunmaktadır.



AC/DC.. Rock'n Roll kitlesini Heavymetal'e kaydıran gruplardandır..

Müziğin blues köklerini daha yakın olan ve melodiye vurgu yapan tür günümüzde “hard rock”dır. High Voltage albümü ile çıkış yapan AC/DC bu duruma örnektir. 1983 yılında Rolling Stone ansiklopedisinde AC/DC’den “avustralyalı heavy metal grubu” olarak bahsedilmiştir. Rock tarihçisi Clinton Walker bu konuda “ AC/DC’yi 80’li yıllarda heavy metal grubu olarak tanıtmak o günlerde yanlış olduğu kadar bugün de yanlıştır. Onlar metal müzik kadar ağır olan rock 'n' roll grubudur.” demiştir. Tanımların karıştırılması dışında kesin ayrımlar ve seyircinin tanımları da Ian Christie’ye göre bir çok hard rock hayranını heavy metalin içine çekmiştir.

Bazı konularda biraz uzlaşma vardır. Black Sabbath’dan sonra Britanya’da en önemli grup sayılabilecek olan ve 1974 yılında Rocka Rolla ile çıkış yapan Judas Priest grubu hakkında Ian Christie şöyle demiştir:
"1970’li yılların ortalarında heavy metal estetiği anlaşılmazdır, mitolojik bir varlık gibidir. Thin Lizzy’nin karamsar gitarı ve karmaşık ikili gitarlarındadır, Alice Cooper’ın sahne tekniklerindedir, Queen’in cızıtılı gitarı ve gösterişli vokalindedir ve Rainbow’un gürültü ortaçağ sorunlarındadır.... Judas Priest, hard rock’ın çeşitli ses paletini birleştirmek ve genişletmek için gelmiştir. İlk kez heavy metal kendi başına bir müzik türü olmuştur."
1980’li yıllara kadar Judas Priest albümleri listelerde ilk 40’da yer almamıştır. Bir çok kişi için hızlı tempolu ve blues bulunmayan, daha temiz metalik sese sahip Sabbath sonrası heavy metal grubu olmuştur. Heavy metalin yükselişe geçtiği dönemde bir çok eleştirmen bu müzik türüne ilgi duymamıştır. Metalin görsel bir şov ve ticari bir sanat haline gelmesine itirazlar olmuştur ama asıl tepki müzik ve söz tarzına karşı olmuştur. 1970’li yıllarda Black Sabbath’ın albümünü eleştiren Robert Christgau bu tür hakkında “donuk ve yozlaşmış... geri zekalı, ahlaksız sömürü.” demiştir.



Kim demiş sadece 3 üyeyle bu işin olmayacağını? Motörhead bu olguyu yıkan tek gruptur..

1970’li yılların ortalarında Punk rock, yaygınlaşan rock müzik türlerine ve o günün sosyal şartlarına bir tepki olarak ortaya çıkmıştır. Punk rock akımı, diğer rock türleri ve disco müzik tarzı nedeniyle 1970’lerin sonlarında heavy metal satışları düşüşe geçmiştir. Aynı dönemde yeni kurulan British heavy metal grupları bu türün agresif ve yüksek enerjili yapısı ile "lo-fi" ve do it yourself fikirlerinden etkilenmişlerdir. Yeraltı olarak tanımlanabilecek metal grupları kendi kayıtlarını yapmaya ve küçük gruplara dağıtmaya bu dönemde başlamışlardır. 1975 yılında kurulan Motörhead metal ve punk ayrımını derinleştiren ilk gruptur. 1977 yılında punk müziğin patlama yapmasıyla NWOBHM akımı da yükselişe geçmiştir. NME ve Sounds dergileri "New Wave of British Heavy Metal" akımını ön plana çıkartmaya çalışmıştır. Iron Maiden, Saxon ve Def Leppard gibi NWOBHM grupları heavy metal türüne yeni bir enerji katmışlardır. Judas Priest ve Motörhead gibi gruplar sesin sertliğini arttırıp blues etkisini azaltmakla birlikte tempoyu da yükseltmişlerdir. 1980 yılına gelindiğinde Iron Maiden, Saxon ve Motörhead albümleri İngiltere listelerinde ilk 10 sırada yer almaya başladılar. Daha az ticari başarı sağlayan Venom ve Diamond Head gibi gruplar da metal müziğin gelişmesine katkıda bulundular. 1981 yılında Motörhead No Sleep 'til Hammersmith ile İngiltere listelerinde ilk konuma gelerek bu pozisyona kendi türünde yükselebilen ilk grup oldu.




Judas Priest.. HeavyMetal'in tanrılarından...

1975 yılında Blackmore’un ayrılışıyla Deep Purple, 1980 yılında John Bonham’ın hayatını kaybetmesiyle de Led Zeppelin dağılmıştır. Aynı dönemde Black Sabbath konserlerinde ön grup olarak yer alan Van Halen grubunun gitaristi Eddie Van Halen’ın grubun adını taşıyan 1978 tarihli albümlerinin "Eruption" şarkısında çaldığı solo bir dönüm noktası olarak adlandırılmaktadır. Yine bu dönemde Randy Rhoads ve Yngwie Malmsteen’in virtüözlüğü daha sonra neo-classical metal olarak adlandırılacak tarzı oluşturmuştur. Metal müziğe klasik müzik elementlerinin karışması Blackmore ve Uli Jon Roth ile gerçekleşmiştir.




Manowar'ın canlı bir konserinden...

Van Halen’in başarısından sonra metal müzik Güney California’da 1970’lerin sonunda gelişmeye başladı. Quiet Riot, Ratt, Mötley Crüe ve W.A.S.P. gibi gruplar bu dönemde klasik heavy metalden ve sahne gösterilerinde glam rock türünden etkilendiler. Glam metal türünün sözleri hedonizmden ve vahşi davranışlardan oluşuyordu. Glam metal hareketi benzer tarzı benimseyen Twisted Sister gibi gruplarla metal müziğin önemli türleri arasında yer almayı başarmıştır.


80'lerin önemli gruplarından.. Def Leppard

New Wave of British Heavy Metal’ın doğumu ve Judas Priest’ın 1980 yılında British Steel albümünü yayımlaması gibi olaylar heavy metalin popüleritesini çok hızlı bir biçimde 1980’lerin sonlarına doğru arttırmıştır. 1981 yılında kurulan MTV, grupların videolarını televizyonda yayımlamış ve satışların artmasını sağlamıştır. Def Leppard’ın Pyromania için çektiği videolarla popüleritesini arttırmış ve Quiet Riot 1983 yılında Metal Health şarkısı ile Billboard listesinde ilk sıraya yükselmiştir. Heavy metalim yükselişini hızlandıran bir başka faktör de 1983 yılında US festival’da Heavy Metal Günü başlığında Ozzy Osbourne, Van Halen, Scorpions, Mötley Crüe ve Judas Priest gruplarının konser vermeleridir. 1983 ile 1984 yılları arasında hevay metal satışları ABD’de tüm müzik türleri arasında %8 paya sahipken %20’lere kadar ulaşmıştır. 1981 yılında Kerrang! dergisi ve 1984 yılında Metal Hammer dergisi yayın hayatına başlamıştır. 1985 yılında Billboard dergisi yaptığı açıklamada “Metal müzik dinleyici kitlesini oldukça genişletti. Artık genç erkeklerin baskınlığı yok. Metal dineyici kitlesi yaşlılardan, gençlerden ve daha çok kadından oluşuyor.” demiştir.



Iron Maiden "New Of British Metal" Akımın öncü gruplarından biridir..
1980’li yılların ortalarında glam metal ABD listelerinde, müzik televizyonlarında ve konserlerde daha çok yer alıyordu. Warrant, Poison ve Cinderella gibi yeni kurulan gruplar Mötley Crüe ve Ratt yanında popülerliklerini arttırmaya başlamıştı. Bu dönemde glam metal ile hard rock arasındaki tarz boşluğunu dolduran Bon Jovi, üçüncü albümü Slippery When Wet ile büyük başarı kazanmıştı. Aynı tarza sahip İsveçli grup Europe aynı yıl yayımladıkları (1986) The Final Countdown albümünün adını taşıyan şarkıları ile 25 ülkenin listelerinde birinci sırada yer aldılar. 1987 yılında MTV sadece metal müziğe özgü olan Headbanger's Ball programını yayımlamaya başladı. Bir yandan ise heavy metal dinleyicisi yeraltı grupları ve popüler grupları dinleyenler olarak gruplaşmaya başladı.



Guns N' Roses.. Sırf isminden bile sevilen gruplardan..


Geniş bir dinleyici kitlesine hitap eden gruplardan biri de Guns N' Roses’dır. Los Angeles’taki diğer glam metal gruplarına göre daha vahşi ve tehlikeli bir tarz benimsemişlerdir. 1987 yılında Appetite for Destruction ‘ı yayımlamalarıyla birlikte Sunset Strip tarzını birkaç yıl tek başlarına devam ettirmişlerdir. Ertesi yıl aynı L.A. hard-rock klüp kültüründen beslenen Jane's Addiction grubu Nothing's Shocking ile çıkış yapmıştır. Albüm eleştirisinde Rolling Stone, Jane's Addiction grubunun Led Zeppelin’in gerçek mirasçısı olduğunu söylemiştir. Grup, gelecek on yıl içerisinde popüler olacak "alternative metal" türünün ilk örneklerinden biri olarak tanımlanmıştır. Bunun yanında Winger ve Skid Row gibi gruplar glam metal türünün popülerliğini devam ettirmişlerdir.

SerseriGezgin Şu Anda Forumda.   Alıntı ile Cevapla
10 Üyemiz SerseriGezgin'in Mesajına Teşekkür Etti.