Tekil Mesaj gösterimi
Eski 08.05.13, 13:43   #2
SerseriGezgin
Cehennem Yolcusu

SerseriGezgin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2011
Yaş: 33
Konular: 1428
Mesajlar: 7,301
Ettiği Teşekkür: 29585
Aldığı Teşekkür: 32389
Rep Derecesi : SerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Ruhsuz
Standart Cevap: Aklınızı Başınıza Toplayın



5 Mayıs’ta Antalya’da düzenlenen 20. Yörük Türkmen Şöleninde Türkiye’de yaşanan sürece yönelik reflekslerini ortaya koyan Yörük ve Türkmen önderleri, yayınladıkları ortak bildiriyle birlik mesajı vermişlerdi. Hedeflenen 250 bin katılımın aşıldığı belirtilen şölendeki ortak tepki kürsüdeki konuşmalara yansıdı. Ancak ülkenin dört bir yanından ve Batı Trakya’dan gelen Yörük önderleri, açılım, süreç ve yağma politikalarına ilişkin kılcal damarlardaki toplumsal tepkinin kürsüye yansıyanlardan daha fazlası olduğunu ortaya koydu. Şölen alanında dikkatimizi çeken bir yurttaş, tek bacağıyla koltuk değneğine koltuk değneğine yaslanarak dinlediği konuşmalara gösterdiği refleks, bu tepkilerin en somut kanıtlarından biriydi. Zorlukla ayakta durmasına rağmen uzun süre konuşmaları dinleyen yurttaşın tepkilerini de dile getirmesi dikkat çekerken, şölenin konukları arasında bulunan gazeteci-yazar Banu Avar’ın, şehit annesi Fatma Bilgiç’in koluna girerek kürsüye çıkartıp yüreğindekileri haykırmasına eşlik etmesi alandakileri duygulandırdı.

GÜNEYDOĞU’DA YÖRÜK OLMAK ZOR

Yörüklerin Türkiye’nin siyasi gündemine ilişkin kısa ve net çözümlemeleri, ülke gerçekliğinden kopmadıklarının bir göstergesi. Ancak Yörükler için yaşamsal önemde olan üretim alanlarından her geçen gün uzaklaştırılmaları, vahşi madencilik, HES ve baraj projeleri, hatalı tarım ve hayvancılık politikaları gibi uygulamalar; varoluş nedeni olan coğrafyaların kapitalistleşme aracına dönüştürülmesine tepkililer. Şölende dikkat çeken bir başka ayrıntı ise Şanlıurfa’da gelen Karakeçili Yörüklerinin dernek başkanı Nusret Kaya’ya ‘gayret kuşağı’ bağlanması sırasındaki konuşmalardı. Antalya Yörükler Derneğinin Onursal Başkanı da olan, Yörük-Türkmen camiasının sayılan isimlerinden Mustafa Kaya, bu dönemde Güneydoğu’da yaşayan Yörükler’in sıkıntılarını dile getirmelerinin daha zor olduğunu vurguladı.

YUNAN PASAPORTLU YÖRÜĞÜN KALBİ TÜRK DÜNYASI İÇİN ATIYOR

Dikkat çeken bir başka ayrıntı ise Yunan vatandaşı olan ve Yunan pasaportu ile beş yıldır Türkiye’de yaşadığını söyleyen Batı Trakya Türkleri Araştırma Merkezi (BATTAM) Başkanı Özkan Hüseyin’in tespitleriydi. Şölen alanında ayaküstü söyleştiğimiz Hüseyin’e, Türk dünyası ve dünya kültürüne yaptığı hizmetlerden dolayı üstün hizmet madalyası verilmiş. Ayrıca fahri profesörlük unvanı da bulunan Hüseyin, cebinde taşıdığı Yunan pasaportunu göstererek hala Türk pasaportu alamadığını belirtiyor. Ancak kalbi Türk dünyasıyla atan Hüseyin, Türkiye dışındaki Türkler’in sayısının 180 milyon olduğunun altını çizerek, Türkiye’nin güçlü ve sağlam durması gerektiğine dikkat çekiyor. Çünkü ona göre Türkiye bu 180 milyon Türk’ün Kâbe’si konumunda.





BİN YILLIK TANIKLIĞIN ZOR DÖNEMECİNDE YÖRÜKLER NE DÜŞÜNÜYOR

Yerleşik hayata geçerek giderek geleneksel yaşam alanlarında kopan Yörükler’in sosyal statüleri farklı olsa da en dikkat çekici yanları, bakan da, çoban da olsalar “Yörüklük” kimliğinde buluşabilmeleri. Sipsiden curaya, zeybekten horona coşku ve hüznün harmanlandığı şölen alanında, efeler, zeybekler, develer ve çobanlar gün boyu resmi geçit yaparak alanı şenlendirdiler. Ancak kahramanlık şiirleri ve türkülerin arasında gözlerde beliren kaygının özeti, Yörükler’in bin yıldır yaşadığı bu toprakların oldukça zor günlerden geçtiği yönündeydi. Muğla’dan Erzurum’a, Batı Trakya’dan Ege’ye Yörük önderleriyle o kaygıları konuştuk.


İşte “biz bu toprakların aslıyız” diyen Yörükler’den Türkiye’yi yönetenlere çarpıcı mesajlar…

Ramazan Kıvrak (Fethiye Yörükler Derneği Başkanı, TV programcısı-yazar):

‘TOPRAK BİZİM ATAMIZ, BÖLDÜRTMEYECEĞİZ’

“Biz Oğuz Kağan nesli olarak binlerce yıldır bu topraklarda varız. Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet'le bu topraklardaki Türk varlığını yürütmüşüz. En son Selçuklu İmparatorluğunu kuran Alparslan Yörükler'in Kınık boyundandır. Osmanlı devletini kuran Osman Gazi, Kayı boyundan Karakeçilidir. Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Gazi Mustafa Kemal Kızıloğuz boyu Kocacık Yörükleri'ndendir. Bu Türk ve Yörük yurdunda son yıllarda oyun oynamak istiyorlar. Binlerce yıllık ata topraklarımız, atalarımızdan bize miras kalmıştır. Bizim toprağımız çok kıymetlidir. Çünkü bizim atalarımızın eti, kemiği, kanı toprağa karışmış, toprak olmuştur. Bu nedenle toprak bizim atamızdır. Atamız bildiğimiz toprağı koruyacağız. Böldürtmeyeceğiz!




‘DEVLETİ İHANET ETMEYENLERİN YÖNETMESİ GEREKİR’

Ahmet'e, Mehmet'e, ırka ve soya göre açılım olmaz. Eğer demokratik bir gelişme olacaksa bu Türkiye'de yaşayan bütün insanlara göre yapılmalı. Biz, Türklüğe ve değerlerine yapılan saldırıların durdurulmasını istiyoruz. Son yıllarda bizi yok saymak istiyorlar. Ülkenin nimetlerini paylaşılırken Yörükleri geri bırakmak istiyorlar. Bizi dağda çoban, tarlada ırgat, fabrikada işçi, askerde ise er olarak görmek istiyorlar. Biz, okuyacağız, denizde kaptan, havada pilot, fabrikada mühendis olacağız. Yani ülke yönetimine katılacağız. Bizde asla ihanet olmaz. Devlet yönetiminde ihanet etmeyen insanların bulunması gerekir.

‘BİZİ BİRLEŞTİREN BAYRAĞI İNDİRTMEYECEĞİZ’

Özellikle Ege ve Akdeniz'de binlerce yıldır atadan miras kalan topraklarımız bize tekrar parayla satılmaktadır. Babasının tarlası, oğluna parayla satılmaktadır. Buna şiddetle karşıyız. Biz bu ülkede birliği, dirliği, kardeşliği savunuyoruz. Eğitim, barınma ve yaşama haklarından herkes eşit biçimde yararlansın istiyoruz. Son yıllarda Yörükler üzerinde yapılan baskıları, Türk milletine geri adım attırma çabalarını şiddetle kınıyorum. T. C ibaresinden rahatsız olanlar var. Bu vatanın kurtuluşunda ve kuruluşunda emeği olmayanlar tabii ki Türklüğü de siler, bayrağı da indirir. Ama ataların kanıyla kurulan bu devleti Türk evlatları koruyacak, Türkiye Cumhuriyeti yaşayacaktır. Bizi bir araya getiren bu bayraktır, vatandır, topraktır. Bayrağı indirmek isteyenler olacak ama biz de indirtmeyeceğiz!”

Şakir Altıntaş (Afyonkarahisar Oğuz Boyu Yörükler Türkmenler Derneği Başkanı):

‘NE DİYOR BUNLAR YAHU, BİZ BU TOPRAKLARI YENİDEN ALIRIZ!’

“Geçen hafta Torbalı’nın Ahmetli köyüne gittim. Orada Yörük derneği başkanı çıktı konuştu. ‘Ne diyor bunlar yahu? Bunlar bizim ayranımızı kabartıyorlar. Biz bu toprakları yeniden alırız’ dedi. Benim dedem, ‘haritayı biz çizer, beğenmezsek bozarız’ demiş. O harita çizenlere söylüyorum. Yemin olsun bayrak vatan üstüne vallahi yeniden dağlara çıkacağız. O bebek katilleri de, bu ülkede kendini yönetici sananlar da kaçacak delik ararlar. Geçmişte Ermenilerin adı millet-i sadıka idi. Yani sadık millet. Bizi emperyalizmin kışkırtmalarıyla arkamızdan vurdular. Hınçak ve Taşnak gibi örgütler kurdular. Bugünkü PKK gibi bir tane de değil, iki ayrı örgüt kurdular. Batıdan besleniyorlardı. Biz sabrettik, sabrettik... Bir gece can burnumuza geldi, ayağa kalktık.



‘İŞ BAŞA DÜŞERSE MEMLEKETİ BÖLENLERİ RAHAT BIRAKMAYIZ’

PKK'yı kuranlar da asla Kürt değil. Şimdi de sivil toplum örgütleri var, bunlar da dışarıdan besleniyor. Kürt kardeşlerimiz bunların kandırmalarına aldanıyorlar, maşa oluyorlar. Halbuki kendi ayaklarına kurşun sıktıklarını bilmiyorlar. Ben geçen günü şunu söyledim, iş başa düşerse, ne Antalya'da, ne Mersin'de ne de Anadolu'nun hiç bir yerinde bu memleketi bölen eşkıyaları rahat bırakmayız. Herkes aklını başına toplasın. Aksi halde ne diyordu Köroğlu: "at kişnemesinden, düşman kanından dağlar seda bulup seslenir hale gelir. Yörüklerin ayranı kabardı artık. Dağlarda zeybek ateşleri yakarak onun etrafında toplanmaya başladılar. Ciddi olarak bu süreç yaşanıyor.

‘HER ŞEYİMİZİ SATTILAR, SIRA VATANIMIZA GELDİ’

Keçiyi yasakladılar. Benim köyümde 70 ayrı keçi sürüsü vardı, şimdi bir tane kaldı. Ceza ödemekten keçilerini sattı köylü. Hayvancılığı mahvettiler. On yıl önce dünyaya et satan ülkeydik, şimdi et ithal eden ülke haline geldik. Ot ve saman ithal ediyoruz. Bize "kalkınıyoruz" diyorlar. Yahu nasıl kalkınma bu? Hollanda bizim Van vilayetimiz kadar, dünyada süt ve süt sığırcılığında bir numara. Neden biz hayvancılıkta sıfıra indik. Hayvancılık öldü. Geriye kalan yüzde bir noktasındaki üretici ise hayvanına yedirecek saman bulamıyor. Yani demek ki tarım da öldü. Bu, emperyalizmin ilk oyunudur. Bizi tarımdan, hayvancılıktan soğutacaklar, ondan sonra tekellerde toplayacaklar üretimi. Biz ise kendi toprağımızda, ırgat olacağız, müşteri olacağız. Şimdi Suhut'a gittim. İstanbul et pazarının başkentidir. Herkes ağlıyor, herkes gözyaşı döküyor. Tarım, hayvancılık bitmiş. Şu anda bu dağların sularını da HES'lere satıyorlar. Suyun yok, yaylan bitmiş; her şeyini bitirmişler. Bütün kültürümüzü, uygarlığımızı elimizden aldılar. Şimdi de son varlığımız olan vatanımıza göz diktiler.

Aşık Kazanoğlu (Halk Ozanı, Erzurum-Antalya):

‘AKİLLER HANGİ AKILLA BU ÇAMURUN İÇİNE DÜŞTÜLER!’

“Geçenlerde bir Yörük şölenine gitmiştim. Orada yaşlı bir Yörük amca geldi, ‘ozan aga’ dedi, ‘sahneye çıktığın zaman söyle de bu vatanı satmasınlar.’ Ben de ‘amca bak senin bölge milletvekillerin şu anda çadırda kavurma yiyor. Belki davarını da sen verdin’ dedim. ‘Gel beraber gidelim sen ona, ben sana vatanı satasın diye mi oy verdim de’ dedim. ‘Yok dedi, sen münasip bir dille söylersin.’ Ben de, ‘sen de söyle ki, adam halk da tepkili bu duruma desin’ dedim. Bu nedenle insanlarımız artık bu gerçeği görmeli. Yahu düşünebiliyor musunuz, akil diye 63 kişiyi çıkarmışsınız gittikleri yerlerde protesto ediliyorlar. Üzüldüğüm tek nokta, onların içinde 3 kişi var, Hülya Koçyiğit, Orhan Gencebay ve Kadir İnanır. Bunlar hangi akılla gidip o çamurun içine düştüler aklım almıyor. Arkasında düpedüz ‘duygusallık’ var bana kalırsa. Para var.”

Özkan Hüseyin (Batı Trakya Türkleri Araştırma Merkezi –BATTAM- Başkanı):

‘TÜRKİYE GÜÇLÜ OLURSA 180 MİLYON TÜRK GÜVENCEDE OLUR’

“Yörük ve Türkmen demek, Türk demektir. Aslında Yörüklük Türk kültüründen ayrı bir şey değil. Bir üretim ve yaşama biçimi. Ancak son yıllarda üzülerek görüyoruz ki bazı Yörük gruplarını yerleşik yaşama geçirmek için yoğun girişimler var. Yörük kültürünü korumak ve yaşatmak bana göre her Türk'ün görevi olmalıdır. Çünkü buraya gelen herkes yürüyerek gelmiştir. Bizler de 1364 yıllarına kadar burada yaşamışız, daha sonra da Batı Trakya'nın fethi ile birlikte kimi gönüllü kimi de sürgün olarak oraya gitmişiz. İşte orada yaşayan insanlardan biri de benim. Ama şöyle ifade edebilirim; Türk, dünyanın neresine giderse gitsin Türk’tür. Bu hiç değişmez. Kafkaslar'da, Türk cumhuriyetlerinde, hatta Afrika'nın bir bölümünde yaşayan Türkler var. Bunların sayısı, Türkiye'de yaşayanların neredeyse iki katı. Türkiye'nin dışında yaşayan 180 milyon Türk var yani. Bunlar anavatan Türkiye'yi daima yüce bir devlet olarak görmüşlerdir. Nasıl ki İslam’ın kalbi Kâbe ise Türk dünyasının ana merkezi de Türkiye’dir. Bugün Türkiye'de yaşanan olumsuzluklar Batı Trakya ve dünya Türklerini de üzmektedir. Çünkü Türkiye onlar için bir güvencedir. Türkiye ne kadar sağlam ve güçlü olursa, dünyanın her yerinde yaşayan Türkler de kendini güvencede hissediyor. Türkiye’mizin çok güçlü olması ve büyük devletleri içerisinde yer alması lazım ki, dışarıda yaşayan Türkler de refah içinde yaşasın. Çünkü Türkiye güçlü olursa dışarıda yaşayan Türklere baskı yapılamaz.”






Yusuf Yavuz

Odatv.com

__________________











Geçen zamanın cevapları, bugünün sorularına ışık vermiyor, geleceği de belirsiz kılıyor.

SerseriGezgin Şu Anda Forumda.   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz SerseriGezgin'in Mesajına Teşekkür Etti.