Tekil Mesaj gösterimi
Eski 27.06.13, 22:01   #1
Boray
Gerçek Üye

Boray - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: May 2013
Yaş: 23
Konular: 109
Mesajlar: 730
Ettiği Teşekkür: 407
Aldığı Teşekkür: 3102
Rep Derecesi : Boray muhteşem bir gelişmedeBoray muhteşem bir gelişmedeBoray muhteşem bir gelişmedeBoray muhteşem bir gelişmedeBoray muhteşem bir gelişmedeBoray muhteşem bir gelişmedeBoray muhteşem bir gelişmedeBoray muhteşem bir gelişmedeBoray muhteşem bir gelişmedeBoray muhteşem bir gelişmedeBoray muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: Bulutlarda
Standart Divan Edebiyatı Savunucusu | Muallim Naci (1850 - 1893)















Asıl adı Ömer olan Muallim Naci, 1850’de İstanbul’da doğar. 1857’de babası ölünce, annesiyle birlikte Varno’daki dayısının yanına gider. Varno Medresesi’nde öğrenimini yaptıktan sonra 1867’de Varno Rüştiyesi’nde öğretmenliğe başlar. Bu arada, Naci mahlasıyla şiirler yazar. Mutasarrıf Sait Paşanın yanında Rumeli ve Anadolu’da çeşitli yerlerde memurluk yaptıktan sonra İstanbul’a döner ve 1883-1885 yıllarında Tercüman-ı Hakikat gazetesinin edebi yayınlarını idare eder. Daha sonra Saadet ve Vakit gazetelerinde çalışır, ayrıca Mekteb-i Sultani ve Mekteb-i Hukuk’ta öğretmenlik yapar. 1891’de vakanüvis olan Muallim Naci ilk yazıları “Tuna” gazetesinde çıkar. Bazı manzumeleri açık, duru bir dille yazılmış olması dolayısıyla sevilir. Bütün eserlerinde Doğulu bir ruh ve biçim görülür. Divan şiiri akımına yeniden hız verir. Yeni edebiyatın o günkü temsilcileri Recaizade Mahmut Ekrem ile Abdülhak Hamit Tarhan’a karşı koyar. Yazdığı bir anı kitabı, çağı için üstün bir sadeliktir. Ayrıca Arap, Fas, Fransız edebiyatlarından çevirileri de vardır. Kitaplarının sayısı kırkı bulur. Muallim Naci, 13 Nisan 1893’te henüz kırk üç yaşında iken İstanbul’da ölür. Mezar taşında nesih hatla kendinin şu beyti yazılıdır :

Hak perestim arz-ı ihlas ettiğim dergah bir
Bir nefes tevhidden ayrılmadım Allah bir.
Muallim Naci, Divan edebiyatı şiirinin terk edilmesine razı değildir. Yeni bir çaba ile Divan şiirinin canlandırılmasını ister. Divan şiirinin geleneklerinden uzaklaşmaya başlayan Tanzimat şairleriyle bu yüzden tartışmaya girişir. Öğretmen olduğu için, kusurlara ve hatalara karşı tepkisi vardır. Şiirlerinde bu tepkilerini fırsat buldukça yansıtır. Eski biçim şiire Divan şiirine bağlılığını sürdürürken, duru sayılabilecek bir Türkçe’yi şiirlerinde kullanmaya çalışmaktan da geri kalmaz.

Muallim Naci Varno’da öğrenim yıllarında Ahmet Mithat Efendi’nin eserlerini okuduğu bilinmektedir, bunun yanında Namık Kemal, Ziya Paşa ve Hamid’i de okumuş olacağı tahmin edilmektedir. Ahmet Hamdi Tanpınar, Naci’deki açık ve sade anlatım kapılarının bu yıllarda okuduğu eserler, özellikle Ahmet Mithat Efendi sayesinde açıldığını söyler. Böylece ondaki sadeliğin daha işin başında var olduğunu görürüz.

Naci’nin sanat dünyasının ve şiirindeki gurbet, yalnızlık, hüzün ve küskünlük şeklinde görünen belli başlı üç-dört ana temanın oluşumunda Rumeli ve Anadolu’nun birçok yerlerinde dolaşmasının olumlu, olumsuz birçok etkisi olur. Şiirlerinin, devrinde o kadar çok tartışma konusu edinilmesinin iki nedeni vardır. İlkini Naci kendisi belirtir: “Şimdi herkes öyle külfetli ifadeden hoşlanmıyor. Külfetten azade sade sözü seviyor. Onun için benim vakalarım da sevildi.” (Yazmış bulundum mukaddimesi) İkincisiyse, yenileşme gibi yabancılaşma akımının örneklerine karşı, onun eski şiirin üstatlarını andırır gazellerle çıkışıdır. O kendi şiirlerinde değişik denemelere gidebildiği halde, onu gençlere ve devrin bazı üstatlarına önemseten şey eskiyi devamlı olarak öne almasıdır.

Naci, çağdaşları olan Yenişehirli Avni Bey, H. Arif Hikmet Bey, Kazım Paşa ve diğerlerinin yanında eski şiiri sürdürürken, onlardan ayrı olarak da batı edebiyatını kendine göre değerlendirir. Onun sanat hayatına bakıldığında, zaman zaman kavgasını da yaptığı Türk dilini sadeleştirme, grameri doğru kullanma çabalarını da göz önünde bulundurmak gerekir. O, Türkçe’de yeni yeni öğrenilmeye başlanan ve zevk alınan gramerin kahramanıdır. Kendinden hemen sonra değilse bile daha sonra edebiyatımızda bütün dallarda topluca gerçekleşen sadeleşme olayında Naci’nin büyük etkisi vardır. Ayrıca döneminde önemli bir yer dolduran, nesline ve sonrakilere kadar uzanan hocalığı da vardır. Onun şiir tekniği ve aruzu kullanmadaki ustalığından Tevfik Fikret başta olmak üzere İsmail Safa, Nabizade Nazım; sonraları Mehmet Akif ve Yahya Kemal önemli şekilde yararlanır.

Muallim Naci’nin şiirinden hemen sonra denemeleri ve deneme yazarlığı gelir. O denemelerinde bazen bir hoca, bazen de bir eleştirmen tavrını takınır. Denemelerinde en çok değer verdiği ve üzerinde ısrarla durduğu şey, ahlak kavramı ve bu kavramın toplumdaki uygulanışıdır.

O, kendi denemelerini “külfetsiz makaleler” diye nitelendirir. Onun bu tür yazılarında sadelik kadar canlılık, akıcılık ve modern denemedekine benzer bir biçimde okuyucuyu konuya kolayca sokabilme, dar bir çerçevede; ele aldığı konu içinden rahatça çıkabilme başarısını da görebiliriz. İ. Habip ve Tanpınar gibi bazı edebiyat tarihçileri onun bu türden sade düz yazıları için “hali yırtarak istikbali gösteren bir nesir” tanımını yapar. Onun denemelerinin içinde en önemli ve en güzel yeri olan, bugün bile zevkle okunan Ömer’in Çocukluğu’dur. Ahmet Hamdi Tanpınar kitabın dönemindeki sadeliği için: “En mühim tarafı kendi çocukluğunun arasında bize, imparatorluğun o zamana kadar bel kemiği olan, dindar ve çalışkan haysiyetli bir zümrenin, esnaf sınıfının hayatını vermesidir.(…) Kitabın o kadar beğenilmesi ve hemen neşrinin senesinde Almanca’ya tercüme edilmesi bu sıcaklığındandır.” Der. Genellikle büyük şehri konu edinen ve kendi ardından Ahmet Rasim’in, daha sonraları Hüseyin Rahmi’nin çıkışını hazırlayan şey, yine onun “külfetsiz” nesridir.

Hayatının son yıllarında yazdığı manzum destan denemesi Ertuğrul Gazi ile arzuladığı bir mutluluğa ulaşan yazar için bu imkan, onun, eserini tamamlayabilmesi için iyi bir fırsattır; ancak ölümüyle birlikte bu isteği gerçekleşemez. Dönemindeki yabancılaşmaya yerli kültürün ana kaynakları üzerindeki çalışmalarıyla karşı çıkan, yeri geldiğinde bunun kavgasını yapan, henüz oluşum halindeki Tanzimat sonrası edebiyatına büyük emeklerini geçen, küçüklü büyüklü ellinin üzerinde kitabına rağmen asıl eserini tamamlayamadan ölen Muallim Naci devrinde önemli bir iz bırakır.




Şiirleri:

  • Terkib-i Bend-i Muallim Naci
  • Ateşpare
  • Şerâre
  • Fürûzan
  • Sümbüle
Eleştirileri :
  • Muallim
  • Demdeme
Anıları :
  • Medrese Hatıraları
  • Ömer'in Çocukluğu


Sözlükleri :

  • Lügat-ı Naci
Araştırmaları :
  • Osmanlı Şairleri
  • İstilahât-ı Edebiyye
  • Esâmi
Mektupları :
  • Muhaberat ve Muhaverat
  • Şöyle Böyle
  • Mektupları
Kaynak 1
Kaynak 2
Boray isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz Boray'in Mesajına Teşekkür Etti.