Tekil Mesaj gösterimi
Eski 13.07.13, 16:11   #2
SerseriGezgin
Cehennem Yolcusu

SerseriGezgin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2011
Yaş: 33
Konular: 1431
Mesajlar: 7,317
Ettiği Teşekkür: 29585
Aldığı Teşekkür: 32418
Rep Derecesi : SerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Ruhsuz
Standart Cevap: Günde İki Litre Şarap İçiyorum - Tezek(Blog Yazısı)

Chapter 7 jack london ( demiryolu serserileri)

Jack amca diyordu ki, zengin olupta birşeyler paylaşanlara yardımsever diyemeyiz. Gerçek yardım severler bir köpek kadar açken ekmeğini bölebilenlerdir. Çok ağır bir söz neresinden tutarsan tut, günlük yaşama sokamayız bunu, en büyük önceliğimiz kendi götümüzü kurtarmaktır. Bu yüzden hiç birimiz bir tinerci olup ekmeğimizi bölecek cesarete sahip olamadık. Ben o tinercilerin yanından geçerken kendimden utandım çünkü, biliyordum bir gün bende onlara acıyarak bakacağım. İşte o gün aslında acınılması gereken ben olacağım. Köpek kadar açken, paylaşamamış ben, zengin olduktan sonra günah çıkartır gibi iyilik yapmaya çalışacaktım. Oysa dünyaya gelmiş en kötü benim. Bir yerlerde kar yağıyordur şu an, ve biz sıcaksak gerisini sallamayız.


Meydanda ki kurd kardeşlerin hepsi geçmiş olsun dedi. Ormanda tecavüze uğrayan polyannaya bari k.çı kaybetmedin tesellisi idi bu ama, anladımki sistemle savaşamazsın, sistem ananı beller. Seni itin k.çına sokar. Posanı çıkarır seni sokağa atar. Sistem acımaz birey olarak da bir anlamın yoktur sistem için. Sus ve yalamaya devam et der sistem sana.

Sisteme uymak lazım anladım, yani susup yalamaya devam edecektim. Yani sesimi çıkaracağım bir hoşgörü yoktu karşımda.

Gümüşçü abi geldi, sana demiştim dedi. Abi başka çarem yoktu dedim. Anlıyorum dedi. Düşünün bu konuşmaları elazığ şivesi biri ile yaşıyorum. Zaten bir sonraki duruşmaya gittiğimde, beni göz altına alan polisler birdaha bunu sana yapamayız. Birşey imzalamadın. Bizde seni hatırlamıyoruz diyeceğiz. S.ktır git burdan. Bir daha gözümüze görünme dediler.

Mahkemeye tekrar çıktım. Elemanlar. Hatırlamıyoruz çok kargaşa vardı. Emin değiliz bu elemandan dediler. Hulusi kentmen olmayan hakim amca tamam şimdilik s.ktir git bir daha bununla karşıma gelirsen a... s... dedi..

Eğer ceza yiyecek olsa idim bile, bana yardımcı polisler yüzünden çok az ceza yiyecektim. Ve bu para cezası olacaktı. Zaten o aşamadan sonra polise de bakış açım değişti. Yine işsizdim. Ve ev kirası 350 milyon idi. Bu kısımdan sonra.

Gümüşçü olan abi, artık köprüye felan çıkma sadece bana cd ver bu sana yeter dedi. Zaten köprüye çıkmak başlı başına bir sorundu benim için. Başka çarem olmadığı için tamam abi dedim onada. Eve kapandım yine, deli gibi cd basıyordum. Pc ye bağlı 4 tane ld cd room vardı. Amd 2800+ athlon işlemci vardı. Bilenler bilir device manager den herşeyi ide olarak ayarlayıp 8 dk 4 cd basıyordum. Bazen gümüşçünün dükkanına gidip, programlar hakkında bilgi veriyordum. Çünkü hepsinin crack ı farklı idi.

Tabi bana ister istemez soruyolardı neden bu işi yapıyorsun. Git memur ol vs diye tavsiyelerde bulunuyorlardı. O gümüşçü abi benden çok çıkarı olsa da oğlum senin derdin ne? Neden bu kadar risk alıyorsun. Git memur ol, yazın 2 ay tatilin olur. Ssk an olur. Lan bi şıktır git diyordu. Bende hep abi boşver, diyordum. En az 500 cd yapıyordum. Ve her birinin kapağında açıklaması bile vardı. Gümüşçü abimiz sattığının ne olduğunu bilmeden satıyordu.

İsimde profesyonel olmuştum. Sizler işlerin arkasında büyük mafya var diye düşünürken, ben evde cd basıyordum, ne mafya idim nede arkamda sağlam abiler vardı. Başkalarının emeklerinden çalıp, fakir olana ulaştırıyordum. Cd verdiğim adam en çok parayı gülben ergenin *****şundan kazanıyor du. İkinci sırada ise ben vardım. Dünyanın en zengin insanı bill gates in programlarını satıyordum.

Bir gün gümüşçüdeyim yine, bazen arka platformda eksici piçlerle (ki kesin eksici idiler) stanley kubrick filmleri üzerine konuşuyoruz, yada hacı ben kırmızı beyaz maviyi arıyorum diyen kimlik bunalımındaki liseliler gelmekte. Bazen françois ozon bazen uzaklara bakıp dalınan fransız filmleri tavsiye ediyorum. ( kumun altında izleyin lan ) zaten bir iki entel cümle kurunca karşımda ki kişi sus ulan alıyorum diyor. Ve bir sonraki gün verdiğin filmle hayatım değişti diyor. Tabi ben sırıtarak bakıyorum. Ulan başlamayan şey nasıl değişir ki demek istiyorum ama müşteri oldukları için dilimi geri sokuyorum.

İşte o sıralarda, içimdeki ölü olan şeyler yavaş yavaş uyanmaya başlıyordu. Bir gün gümüşçü abi geldi. Kardeş yan tarafta bir net cafe açıldı, bu adamların 4 gündür interneti yok dedi. Hayırdır abi dedim. Walla ben anlamam, teknik sorumluları var ama çözemiyorlar dedi. Galiba sorun telekomdaymış dedi. Ama yazık adamlar çok yatırım yaptı yazık lan dedi. İyi abi dedim zaten bir iki programı denemek için, bir net cafeye gitmemiz lazımdı. Aldım cd leri yanıma gümüşçü abi ile yan tarafta açılan cafeye gittim.

Cafe çok lüks döşenmiş. Özamanlar lcd diye bişi yok tüm monitörler lcd. 100 kusur pc var. Hiç bir pc de cd room yok. Patron ana masada oturuyor. İsmini veremeyeceğim, ünlü bir takımızda oynamış eski bir futbolcu. Tabi benim futbolla alakam olmadığı için patronu tanımıyorum. Teknisyen dedikleri kişi de orda. Cafe de sadece üst katta kantir oynayan liseliler var. Herkes çözüm için bekliyor. Neyse bir pc ye oturdum. Program denicem, bu sırada cmd den ipconfig yaptım/ pc nin local ipsine baktım. Pc nin ulaşabildiği bir gateaway yok. Abeyler burda cd room yok dedim. Beni anamakınaya aldılar.

Anamakına da cd room var. Ve anamakınanın altında 48 lik 3 tane swicth var. Ve modem bu switch lerden birine bağlı, programı kurarken modemi. Switçlerden söküp direk ana makineye bağlıyorum. Ohaaaaaaaa net var. Sesimi çıkarmıyorum ama. Client olanlara bakıyorum local ip static verilmiş. Modemin ip havuzu ile diğer makinelerin havuzu aynı değil. Masadan kalkıyorum abi sizin net var ama küçük bir hata yapmışsınız diyorum. Bakıyorlar yüzüme aval aval. Abi diyorum. Modem 10.0.0.1 ile başlıyor sizin makineler 192.168.0.1 ile bu yüzden net yok diyorum. Futbolcu olan patron ayağa kalkıyor, birader ben 35 yaşımdan sonra ilk pc mı aldım. Ne diyosun anlamıyorum diyor. Abi diyorum, client ve ana pc de ip yi değişirsek herkesin neti olacak. Kuşkulu bakıyorlar bana. Zira adamların 4 gündür interneti yok.

Hemen boşta olan bir makineye geçtip dhcp olayını otomatik yaptım. Tak net geldi. Patron ağlıyacak nerdeyse adam kavga etmediği kişi bırakmamış. Telekomdan gelmişler kaç kere bir tane mal farkına varamamış. Bilenler bilir özamanlar net cafelerin kapısına 512kbs yazılırdı. Bu amcam 2048 almıştı. Her makineye aynı işlemi uyguladım. Her makina da net vardı. Sene 2003 sonları. Savaş kazanmış bir komutan gibi eve döndüm. Akşama tel geldi, bazı makinalarda yine net yok. Yine döndüm cafe ye. Bir baktım ip ler statik olmuş yine. Yahu diyorum kim yaptı. Patron diyorki teknik elemanı sen gittikten sonra kovdum ondan başka kimse bilmiyor valla. Ama o gittikten sonra oldu diyor. Düzeltiyorum herşeyi, makinayı iki kez resetledikten sonra hesey aynı oluyor. Oha amina koyayım kabus.

Deep freeze diye bir ucube varmış. Bilmeyenler bilmez özamanlar makinayı en az 2 kere resetleyince herşey başa sarıyordu. Birşey yüklüyorsun veya kaydediyorsun makineye ama 2 kez reset atınca başa sarıyor. Sonrada geliştirdiler programı. 1 kere reset atıyosun sadece. Ve makine dondurulmadan önceki haline dönüyor. Dedim aq sizin makinalarda bi sorun var. Kayıt işlemi olmuyor ne yaparsam yapayım siliniyor. Bir tane piç eleman vardı. Deep freeze var dedi. O ney lan dedim. İşte resetleyince başa dönüyor dedi. Özamanlar öle bir programın varlığından haberim yok. Bildiğim bir kart var onu pc ye takiyosun, aynen programın yaptığını yapıyor. Tabi bu işin program olarak piyasada olduğunu bilmediğim için. Hay amina koyayım diyorum. Bütün makinalarda deep freeze i deactive edip hepsine otomatik ip veriyoruz. Hepsine net geliyor fakat… bu sefer de ana makina da her pc görünmüyor. Biraz araştırınca anlıyorum ki ip çakışması.

Bir sonraki gün dinleyen bilir ( metallica çividıktan sonra i dısappear de geri dönmeye çalıştı ya ki olmadı) işte o şekilde bir gün oldu. Kendimi kahraman hissettim. Birilerinin götünü kurtarmıştım. Adamdım lan, sokakta ki en gereksiz kişi kadar bile olsa adamdım. Kalabalık içinde pelerinimle yürüyen koca bir kahramandım. Sizinde bildiğiniz gibi varlığımın farkında olan hiç kimse yoktu. Aynı sizin gibi hayellerimin baş kahramanı bendim. Sanki, binlerce pc si bulunan bir bankanın database ini kurtarmıştım. İşte başarıdan yoksun kalınca böyle boktan şeylerle bile insan gurur duyabiliyor.

İlk kez bir şeye imza atmıştım. Alkolümü alıp eve döndüm yine. 14″ lik pc nin karşısında, yine sanalda kızlara dünyada istedikleri her şeyi sundum. Ve uyudum.

Ertesi gün gümüşçü beni aradı. Cafe nin sahibi seninle konuşmak istiyor dedi. Çıktım evden. Cafe ağzına kadar dolu yaklaşık 15 kişi de sıra da pc bekliyordu. Aklımdan ulan delimi sıktı. Başka cafe ayrı bir net mi veriyor bunlara dedim. Tabi özamanlar, satın almanın aslında önemli bir şey olduğunu bilmiyordum. Satın aldığın şeyin senin değerini gösteren bir dünyadan çok uzaktım. Mc donalds da yemekle, dönerciden durum almanın ne demek olduğunu bilmiyordum. Satın aldıklarımızın bizlerin sahibi olduğunu bilmiyordum. Gönüllü köleler olduğumuzu bilmiyordum. Nike diye bir ayakkabı almak için asgari ücretimizi gözlerimizi kırpmadan. Aslında nike ın bizi satın alması için harcadığımızdan haberim yoktu. Belki var dı ama sesi mi çıkaracak yürek yoktu.

Karşına geçtim oturdum. Dedi kardeş dün bizi 1 haftalık boktan çıkardin. İstiyorsan bizle çalışabilirsin. Abi dedim benim böyle bir ortamda çalışmamın mümkünatı yok. Çok kalabalık, ben asosyal birisiyim, burda yapamam. İyi sen bilirsin dedi. Yalnız bişi daha isticem senden dedi. Cafede ki oyunları güncellememiz lazım. Bize oyun kurarmışın diye sordu. Kaç tane abi dedim. 30 civarı dedi. Yaparım abi dedim. Sana 700 milyon vericem bunun için dedi. Gözlerim yerinden çıkıcaktı. Oha lan 30 oyun 1 günde kurar sıktırır gidersin. Tamam dedim. Bana üst katta bir pc verdiler. İlk hatam, deep freeze kaldırmadan 10 kadar oyun kurmak oldu. Allahtan oyunların biri reset isteyince aslında hiç bişi kurmamış olduğumu anladım. Ne dehşet bir belaydı bu deep freeze. Bana kır pidesi söylüyorlardı. Oh oyun kur para kazan ise bak lan. Dedim allah yardım ediyor işte. Meğerse etmiyormuş.

1 günde kuracağımı düşündüğüm şey 10 gün aldı. Çünkü bir makinaya kurup imaj alıp diğerlerine atmak yeterli değilmiş. Bunun red alertinin key leri çakışır oyun patlarmış. Her oyunun yaması var mış. Kıl müşteriler yamaları da istermiş. Saati bir milyona senin ruhunu isterlermiş nerden bileyim.O Zamanlar bu knight online denilen oyun daha yeni orataya çıkmakta. Millet solucan kesmek için parti yapıyor o denli yani. 9 günlük bayram süreci idi ve cafe ağzına kadar dolu, liseliler kantir için sıra bekliyor. Benden başka pc den anlayan yok kafede. Birisi ama bu programı kapayamıyorum diyince ben gidiyorum. Kullükleri bile temizliyorum

Anam belleniyor hiç alışık olmadığım bir ortamdayım. Xanax üstüne xanax içiyorum. 700 milyon için 700 milyon kere sıktırdım. Neyse sonunda herşeyi hallettim. Bayram sonunda patronun karşısına geçtim. Ne de olsa o ortamdan kurtulacaktım. Abi dedim, bitirdim. Kardeşim eline sağlık deyip, parayı çıkardı saymaya başladı. Bana 700 söz vermişti ama sayarken 700 u çoktan geçmişti. Dedim heralde ayıracak. 1500 dedi ve durdu al kardeşim dedi. Abi dedim, 700 e anlaşmıştık. Al dedi sen 10 gündür kafede eleman gibi de koşturuyorsun. Hak ettin. Aldım parayı, bana baktı kardeşim çalışmak istiyorsan kapım her zaman açık dedi. Abi dedim inan yapamam ben dışarda duramıyorum. Kalabalık beni boğuyor. Ben bir yere bağlı kalamam yapabilsem memur olurdum. Ama yapamam dedim. Bana dedi ki kardeşim, teknik sorunumuzda olduğun da gel sadece günde 1 kaç saat uğra. Ben senden kafede başka bir şey beklemiyorum. Abi dedim bir düşüneyim. Bana bak dedi, bana düşüneyim diyen adamı bir daha karşıma almam. Ama git ne bok yiyosan ye yarın karşıma gel.

Eve gittim. Düşündüm. Dedim köprüye çıktın kurdler ananı belleyecekti, derdin ne lan bayram boyunca yaptın gerisi de gelir lan. Ertesi gün gittim tamam abi dedim. Çalışıcam ama dediklerimi unutma. Tamam dedi canın sıkıldıkça uğra. Ok dedim. 800 milyon maaş vericem dedi. Yemen içmende burdan. Ssk felan yok. Başladım çalışmaya, iş saati gibi bir derdim yoktu kafam eşince çıkıyordum. Sonra geri eserse geri dönüyordum. Bazen arıyorlardı sorun olduğunda. Gidiyordum. Bu arada amcamın bir kızı özel bir hastane de çalışıyordu. Ona yalvarıyordum. Doktorlar bana yeşil reçete yazsın diye. İlk isim cafe programını değiştirmek oldu. Easy cafe yeni çıkmıştı ona geçtik. Patronumun çok hızlı bir yaşamı olmuştu biz tanışmadan önce. Aklınıza gelmeyecek ünlülerle yatıp kalkmıştı ama biz tanıştığımız da cemaatle iç içeydi. Günde 5 vakit namaz kılıyordu.

Bir gün abi dedim bu knight online a yatırım yapmamız lazım. Liseliler için çok çekici bir oyun dedim. Tamam dedi ne gerekiyorsa yap dedi. Özamanlar knight onlide selam dersen birine wtf diyordu türkler çok azınlık durumda idi. Cafede projeksiyon vardı ve dedim tüm gün login ekranında soluk alan canavar (boynuzlu bişeydi) duvarda görünecek. Bakan geldi bakan geldi. Tabi sorunlar yaşamaya başladık. Oyun için gelen zombilerle sanal seks için gelen chatçı ler birbirlerine kem gözlerle bakmaktaydı. Oyuncu tayfası içindeki hayvanı hiç düşünmeden ortaya döken ana avrat küfür edenlerden oluşurken, chat tayfası dışardan çok saygın görünen ama özellerini okuduğumda (5000 kişiden fazlasının düzenli olarak okudum) o saygın bey yada bayanın yerine, cinsel fantezilerde sınır tanımayan, dirty talk tan hoşlanan diğer bir hayan kısmı vardı. Aslında nicelikte var olan farklılıkları, nitelikte aynı idi. Bir kısım egosunu oyunla tatmin ediyor. Diğer kısım iç güdülerini msn de törpülüyordu.

İnsanlarının özellerini okudukça, aslında nasıl bir pislikten uzakta kaldığımın farkına varmaya başladım. Yalandan başka birşey yoktu. Mesela bir kız iki tane pencere açıp hatta camera açıp. Uzun vadeli olan ilişkisindeki bireye aaa cicim ne yaptın bu gün nerelere gittin diye sorular sorarken. Diğerine şu an çok islamdım diye yazıyordu. Yada bir baba karısı ve çocuğu ile konuşurken metresi ile de konuşuyordu. Bu konuda bana kızanlar olabilir. İzlediğim hiç bir şeyin kaydını tutmadım. Ve o kişiler aleyhinde kullanmadım. Takım elbiseler içinta filinta bir genç, kafeden girince artık ne yakışıklı delikanlı çocuk diyemiyordum. Çünkü 10 dakka sonra camera da penis açtırıp oh ne güzel onu yalarım diyordu. Aynı şey çok hanım efendi gelen kızlar içinde söz konusu idi. Türbanlısı açığı kapalısı, hepsi aynı b.ktu. İlginç bir şey ortaya çıkıyordu. Hiç birşey göründüğü gibi değil.

Ulan nasıl bir dünyaydı burası. Sokakta delikanlıyı oynadığımız içimizde ise kendimizden bile utanarak dışarı çıkardığımız bir ****lik bir yavşaklık tiksinçlik vardı. Kendimi sorgulamaya başladım lan bende bunlardan birimiyim diye. Özamanlar anlıyordum aslında uzağında kaldığım gerçeklerin ne kadar bok içinde olduğunu. Şirinevlerde penislerini sallayan tinerciler bizden çok daha temizlerdi. Ortada büyük bir suç vardı ve bizler, tiner çekerek beynini uyuşturmuş, bize cevap verebilecek kadar direnci olmayan insanları günah keçimiz yapmıştık. Oysa bizdik lan en kirlisi. Buğulu gözlerler bize bakan sumuğu akan o çocuklar, inanın bizlerden daha temiz. Onların herşeyi ortada. Peki size soruyorum bu yazıyı buraya kadar okuyanlar, sizde biliyorsunuz ki penisinizi şirinevler meydanında sallamaya cesaretiniz yok. Peki ne kadar kendiniz olabiliyorsunuz lan. Size dair ne var hayatınızda. Markalarınızı arabanızı paranızı sizden alırsak geriye ne kalacak? Bunlara cevabınız var mı…

Knight online liseliler sarmaya başlamıştı. Her gün yeni bir zombi geliyordu cafeye. Abe kınayt oynicem masa lazım yarım saat açan mı? Bir sürüyü kenardan izliyordum. Bazıları cafe nin açılışından kapanışına kadar orda idi. Hepsi liseli değil dı kültür üniversitesine çok yakın olduğumuz için ordan da zengin piçleri geliyordu. Ve bu elemanlar 10 saat bu oyunu oynuyorlardı. Kendime sordum alkol niye içiyorsun? Anksiyeteyi dindirmek için. Bu adamlar neden bunu oynuyor. Unutmak için. Evet koyun sürüsü dediğimiz kitle aslında standarttan kaçmak için cafeye geliyorlardı. Okula gitmemek yada çalışmamak, yada iyi bir koca olmamak için. Aslında bilinç altlarından gelen bir tepkiydi bu. Neyse konuyu çok felsefeye vurmayacağım bu aşamada. Ama ilerki chapterlar da bu konuda birbirimizi zorlayacağız gençler. Tüm ömrünüz boyunca size adam olmanız gerektiği söylendi. İzlediğiniz filmler den tutun. Giydiğiniz elbiseye kadar size satın almak istiyorsan ( ki bu bazen bu .. olmakta) önce müşteri olabilmelisin denildi. Yani ha deyince müşteri bile olamıyorsunuz.

Zombiler artmaya başladı. Zaten konuyu biraz bilirseniz. Durum çok vahimdi. Bu oyun için eşinden ayrılanlar, birbirlerini dövenler. Her meslek grubundan insan görebilmek mümkündü, adam kafeye gelip, haftasonunu işemek ve sicmak dışında masadan kalmadan, sürekli tost ve çay söyleyerek. Gözünü ekrandan ayırmadan. Aha şimdi savaş başlıcak aha şimdi ünique item düşürecem diyerek geçiriyordu. Her yaştan her meslekten insanlar aynı yerde aynı boku yiyorlardı. Ulan inanamıyordum. Konumlarında olmak için herşeyimi vereceğim tipler, kendilerini bu oyunda kaybetmişlerdi..

Oha diyerek durumu izliyordum. Neyse zamanla oyun türklerin eline geçmeye başladı, bu arada oyun paralı oldu. Yabancılar kaçmaya başladı oyundan. Hatta oyunda iyi bir karakteriniz varsa, sürekli size pm atıyorlar ağa 1k pls şeklinde. Lan oyun baştan aşağı türk oldu. Hileler ****luklar vs. Kontrol tam anlamıyla türklerindi artık.

Evet knight online konusunda kalmıştık. Bu konuda çok fazla ayrıntıya girmeyeceğim çünkü liseliler için, gayet çekici bir yana sahip. Durumun vahametini size örneklemem gerekirse, bir gün kafenin kapısı önünde kalabalığa bakıyorum. Rüzgarlı bir sonbahar günü, çarpık yapılaşmaya en büyük örnek olan şirinevlerden. Tam buna örnek bir olay gözümün önünde yaşanıyor. Apartmanların çatısının birinden, rüzgarın etkisi ile koca tahta bir palet düşüyor, nerden baksan 50 kilodan fazladır. Ne oluyor lan derken. Güm yoldan geçen bir elemanın kafasına. Ben böyle olaylar da çok soğuk kanlı biri değilimdir. Yardım edemeyeceğimi bildiğim için, uzak durmak en azından kargaşayı artırmamak adına yapılması gereken bir şey diye düşünürüm. Tabi kafedeki tüm knight oyuncuları dışarı çıkıp durumu izliyor.

Manzara şöyle bir adam yerde can çekişiyor. Ki sonradan hakkın rahmetine kavuştuğunu öğrendik. Bu gençler espiri yapıyorlar. Knight online da ölen karakterleri geri canlandırmak için bir taş var adını unuttum. Taş yok mu beyler ekiekiekei adamı kaldıralım diyorlar. Gerçek yaşamda birisi can verirken önlerinde, adamlar hala sanaldan çıkamamışlar. Ki her gün birisi ölmez önünüzde. O aşama da bu morfinin ne kadar güçlü olduğunu anladım.

Bu olay benim için de dönüm noktası oldu. Knightan para kazanmanın yollarını düşünmeye başladım. Kısa sürede bulacaktım. Oyun artık paralı olmuştu. Aylık üyelik alamayan. Oyuna girmek için yarım saatten fazla uğraşmak zorunda kalıyordu. Benim paypal üyeliğim vardı. Ve insanlar bana gelip abi bana üyelik al 2 katını vericem diyorlardı. Herkes için yapmam mümkün değildi çünkü paypal bu işe limit koymuştu.

Oyunun yapımcıları ile iletişime geçtim. İngilizcesi iyi olan bir arkadaş yardımcı oldu. Amerikaya faks mail ne varsa çekiyorduk.Çok Sürmedi cevap geldi. Premium üyelik sistemi yapacağız ilk sizle deneyeceğiz dediler. İşte paranın kapısı açılmıştı önümde. Bu işten haftada 2000 dolardan fazla yapıyordum. Yarısı da cafe sahibine gidiyordu.

Birşey daha dikkatimi çekmişti, oyunda gb (gold bar) dedikleri şeyleri alıp satıyordu bu veletler. Birisi oyun içinde hile yapıp oyun parası üretiyordu. Çok geçmedi o kişiye de ulaştım. Oyunu hem legal hem illegal yoldan satıyordum. Günlük ciro bazen 2 milyarı bulmaktaydı. İstanbulun, türkiyenin heryerinden insanlar premium üyelik yada gb almak için geliyorlardı. Hatta çoğu cafe, toptan premium almak için geliyordu. Yaşadığım en ilginç olaylardan birisi, oyundaki karakterini satmak isteyen birine aracılık etmek olmuştu. Adam karakterini verdi karşılığında araba aldı.

Amerikadakilerle iletişimde olduğumuz için. Aynı zamanda karakterleri hacklenenler de bize gelip abi nolur roll back yaptırın diye yalvarıyordu. En ilginci ise trabzondan bir eleman belinde silah gelip. Benim karakteri hackleyeni bulun size 10 milyar vericem. Tek istediğim o kişiyi bulmak, diyordu. Ve adamın amacı bulursa öldürmekti. Bahsettiğim kişi 45 yasından yukarı biriydi. Sizlere şaka gibi gelebilecek bu şeyler maalesef gerçekti. Olaya bir de şu açıdan bakın, hayatında huzuru ilk kez o ortamda bulmuş. O ortam da ilk kez kendisi olabilmiş birinin. Bu şekilde davranması, çok da yadırganmaması gereken birşey.

Hack yoluyla oyunda paranın üretilmesi, aynı gerçek hayattaki gibi enflasyonu gündeme getirdi. Eskiden oyunda kurulan pazarda bir item i ( bıçak helmet vs) almak için 100 oyun parası harcarken, artık aynı item 1 milyon lira olmuştu. Çünkü para bizler tarafından basılıyordu. Türkiyede ki merkez bankasının sürekli para basması, alacağınız ürüne ödeyeceğiniz tutarı artırır. İşte bu enflasyon denen şey oyunda da yaşanıyordu. Oyunun kısmen dengesi bozulmuştu. Çünkü bazı itemleri artık oyun parası ile almak mümkün olmadığından item satmak isteyenler bunu gerçek paralarla yapıyorlardı ( bazen 200 bazen 1000 tl ) yani item ına göre.

Neyse ben hayatımda hiç sahip olmadığım paralara sahip olmaya başlamıştım. Bankaya gidince adam muamelesi görüyordum. Ama oyuna müdahele edileceğinin farkında idim. Bu iş böyle devam edemezdi. Sonradan anladım ki gerçek anlamda zengin olma fırsatını ayaklarımla tepmiştim. Burda ne hata yaptığımı söyleyeceğim. Bu işi bilmeyen pek anlamaz ama. Bilenler anlar. Yani oyuna müdahele edileceğinii anladığım sıralar yapmam gereken şuydu. Karakterlerde scroll olarak tuttuğum tüm parayı oyun parasına çevirse idim. Ve 500 karakter açıp bunu bolşe idim. Bunun için de 500 hotmail hesabı açmak gerekiyordu. Şu an zengindim. Çünkü 1gb yi 30 kuruşa satıyorduk. Oyuna müdaheleden sonra bu miktar 30 tl ye çıktı. Her karakter 80 gb para taşıyabiliyordu. 500*80= 40000 gb yapar.40 bin ile 30 u çarparsanız. 1.200 yani özamanın parası ile 1 trilyon üzerinde para yapma şansım vardı teptim.

Herneyse knight faslı burda biter. Elde ettiğim paranın, bir kısmını bizimkilere yolladım. Yolladığım para abim olacak iş bilmezin piç etmesi ile sıfırlandı(flash back yapacağız bu konuya). Patron benden borç istedi 10 bin dolar da ona borç verdim. Artık taaa zamanından beri hayalini kurduğum birşeyin, alt yapısını yapmıştım. Yurt dışına gidecektim.
__________________











Geçen zamanın cevapları, bugünün sorularına ışık vermiyor, geleceği de belirsiz kılıyor.

SerseriGezgin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz SerseriGezgin'in Mesajına Teşekkür Etti.