Tekil Mesaj gösterimi
Eski 13.07.13, 16:40   #4
SerseriGezgin
Cehennem Yolcusu

SerseriGezgin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2011
Yaş: 33
Konular: 1428
Mesajlar: 7,295
Ettiği Teşekkür: 29582
Aldığı Teşekkür: 32374
Rep Derecesi : SerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Ruhsuz
Standart Cevap: Günde İki Litre Şarap İçiyorum - Tezek(Blog Yazısı)

Chapter felsefik duruş.

Bütün bu boktanlıklar içinde, beni ayakta tutan günlük yaşamımda herkesten sakladığım bir yanım var. Nietzsche amca sesleniyor gerilerden ‘öldürmeyen şey güçlendirir’ acılarımın anlam bulan tek mekanı, benden öncede bunları yaşamışların bana miraaş bıraktıkları.

Kafe serüvenim son bulurken, ben artık herkese kuşkuyla bakan, hayatı, kendi deneyimlerim çerçevesinde sorgulayan, artık hayvsansal var oluşumuza kızamayan biriyim. O sıralar ataköy pandost ta (panik ataklılar yardımlaşma derneği) tanıştığım boğaziçi psikoloji yi bitirmiş bir kişi ile yaşam ve anlamı üzerine derin tartışmalardayım. Yanlış hatırlamıyorsam 100 den fazla mail yolladım. Durun birini burda paylayasayım sizlerle. Biraz zaman alır ****ler. Sabırlı olun.

Mail 1

Hayatın bütün değerlerini yeniden anlamlandırmak isteyen ve anlamlandırdığı anda anlamsızlıklarla karşılaşan insan eninde sonunda bunalıma girer ..sürü insanının yeniden anlamlandırma yeteneği yoktur ve ben bu anlamda özelim galiba.

Her ne olursa olsun ne kadar akıllı olursan ol. Yaşamın sana dediği yegane gerçek şu; parasız adam gereksiz adamdır. Ya parayı elde edecek şeyler üreteceksin. Ya da sistem senin ananı hiç acımaz beller. Cebinde ki kadar adamsın. Satın aldığın kadar bireyşin. Bu süreçten sonra bende dedim ki gidiyorum lan. Yine kaçıyorum. O sıralar prison break ı izliyordum. Hapisaneden kaçan elemanlar t-bağ reyiş vs. Ulan dünya da dünyaya geldim başka yerleri de görmek istiyorum ama benden öncekilerin, var etmiş olduğu kurallar var. Hacı dur yerler yaş nereye gidiyosun sen öyle vize nedir bilir misin?

Vize bizim gibi 3. Dünya ülkelerindeki bireylerin sorunu. Sistemini oturtmuş her ülke, yeğen kusura bakma ülkemi turist olarak bile görmek istiyorsan, bana göstermen gerekenler var. Ulan uzaydan bakınca dünya koca bir yuvarlak devletlerin sınırlarını da göremiyorsun. Torstop bişi, hepimiz insanız, ben senin gördüğün yerleri görmek için neden bedel ödemeliyim? Yök yeğen bak siz geri kalmışsınız bir dilim ekmek için birbirinizi kesiyorsunuz ben kapıları açarsam benim burda ki mutlu kitleyi de şikersin ki ben bunu hiç istemiyorum. 3. Dünya ülkesinden çıkmadan aslında yaşam denen şeyin, bizim ülkemizde var olmadığını bilmiyordum.

Anladım ki hapisanedeyim. Hemde hapisanemde bir sürü t-bağ var. Zor duruma düşene gel cebimi tut diyorlar. Üniversite bir yandan yazılar yolluyor. Yavrum derslere katılmıyorsun bak atarız seni diyorlar. Askeriye polis yolluyor cafeye, yeğen bak vatan borcu ödemen lazım diye. Herşey üst üste geliyor. Ulan zaten adam gibi yaşayamıyorum bir sktirin gidin diyemiyorum. O sıralar hasdal askeri merkezinden yazı geldi yeğen 3 dönem bakaya kalmışsın bir gel konuşak diye. El mahkum gideceğiz.

Gittim. Kapıda beklettiler, 4 saat sonra içeri girdim. İçerde bir astek ve astsubay var. Astsubay büyür otur dedi. Neden 3 dönem bakaya kaldığımın mazeretini sunacağım. Astek kardeş de benden genç. Astsubay oturuyor astek ayakta. Birden astek kalk lan ayağa dedi. Kalktım. Savunma vereceksin burası mahkeme lan dedi. Astsubay bıyık altından gülüyor. Durum düzmece yani öyle bir action a gerek yok. Astek sordu lan niye 3 kere bakaya kaldın. Ben saymaya başladım. Üni ye başladım da onlar evrakları geç yolladı bende işlemleri çok iyi bilmiyordum vs. Astsubayda yazıyor ifademi. Hani götü toparlasam sorsam kardeşler nietzsche kimdir bilirmisiniz diye aklımdan geçiyor ama. Tabi çok yürek isteyen bir durum olduğu için susuyorum. Hem tutanağa geçerler mecerler. Susmak mazlumu oynamak en iyisi. Ben üniformasızdım, onların üniformaları vardı. Ben kurallara karşı gelendim onlar sistemin parçaları idi.

Astek kardeşe kin besleyemedim. Bitirmek zorunda olduğu 12 aya renk katmasa eğer o zamanı nasıl geçer orda. Ne olacak dedim? Savunman askeri mahkemeye gidecek onlar karar vericekler dediler.

Zaman daralıyordu anladım. Askeri mahkeme bana yawrum sende yapmayıver demeyecekti. Hapisaneden kaçmakta olan bir mahkum gibi tüneli kazmayı hızlandırmam bütün riskleri göze almam lazımdı. İzmirden çıktığımda ya ayakta olurum ya da diz çökerek demiştim. Aradan geçen 4 yıl sonra yine aynı kararı vermek zorundaydım. Sokakta bile yürürken zorlanan ben, çok daha zorlu bir karar alıyordum. Gidecektim. Çoğunuzun anlamadığını biliyorum ama. Tr de kalıp standart bir yaşama sahip olup memur olmak oysa ne cazipti. Oysa bende skindirik bir koltuk takımında kızımı kucağıma alıp tv seyretmek istiyordum. Ama kaçmak lazım di ve duygusallığa yer yoktu bunda. Her an nöbette ve tetikte olmak lazımdı. Oysa biri çıkıp deseki kollarını ve bacaklarını keseceğiz sen daha bunları hissetmeyeceksin. Ama askere gitmek zorundasın. 4 yıl yapın derdim 4 yıl benden olsun size. Ama bu hayatın öyle sihirli deynekleri yok.

Beşiktaşa gidiyorum. Bir eğitim acentasına, yusuf, yusuf. Bakırköyde olabilir metro değışıtırıyorduk. Yine bir panik atak öyle böyle değil. Terliyorum. Nefesimi kıçımdan alıyorum. Ve kendime ulan kendi ülkende bile ayakta duramıyorsun. 17 bin km ötede ne bok yiyeceksin. Kim sana sahip çıkacak diyorum. O an aklıma istanbulda yaşadığım bir anım geldi. Belimde sorun vardı. Çok pis ağrıyordu. Switch lerde sorun olmuştu. Yere eğildim bir daha doğrulamadım. Koluma girdiler. Beni eve taşıdılar. Belimi hissetmiyordum. Hissettiğim tek şey ağrıydı. Beni eve getirip yatağa uzattılar. Kafecinin çaycısına ben daha zor kalkarım dolapta skoll lar var getir onları bana dedim. Çocuk vanlı idi (asi vanlı derdi kendine) biraları yanıma bıraktı herkes kafeye döndü.

Kımıldayamıyorum yatakta. Biraları aldım. Her biri bir litrelik. Nefes almadan içiyorum. Acı ve alkolün etkisi ile uyuşmuştum. Gözlerimi açtığımda. Belimdeki ağrı hala orda idi. Ve işemem lazımdı. Tam 2 metre ötemde telefon var ulaşmaya çalıştım. Ama beceremedim. Sonra anladım ki ulaşsam o tele kimi arayacaktım lan. Arayacak kimse yoktu. En zoru buydu, kimi arayacaktım? Amcamın oğlunu mu patronu mu kafede çay satan asi vanlıyı mı? İşte gençler yalnızlık budur. Gözümden gelen yaşlar minderin a.ına bile koymuştu. Son bir gayretle yorganı torstop ettim ve içine işemeye başladım. Koca istanbulda şirinevlerde, bir odada yorgana işiyordum.

Yorganı savurdum kenara, tavana bakarak ağlamaya devam ettim. Uyumuştum yine, ve beni uyandıran tel sesi idi. Kardeşim nasılsın diyen patron. Abi iyi değilim dedim. Ne kadar sürer kalkman dedi abi heralde 1 ay dedim. Geçmiş olsun dedi kapadı. Benle konuştuktan sonra ilan vermiş, teknik eleman aramak için. Yerdeki yorganı elimle alamadığım için, bir çubuk yardımıyla dişlerimin arasına aldım ve banyoya attım. Elim belimde, buz dolabına ulaşıp bir şeyler yedim. Yalnızım diyenlere sesleniyorum burdan, yalnızlık öyle sizin melankoli yaşayacağınız kadar merhametli bir platform değil.

En zoru sicmaktı. Heleki alaturka bir tuvaletiniz varsa, sicmayı ayakta halletmeniz gerekir. O yüzden banyoya gidiyordum. Yıkanırken sicma işlemini yapıyordum. Bir asi vanlı abey skoll aldım sana diye gelip ziyaret ediyordu.

Asi vanlı her bira getirisinde bana haberler taşıyordu. Abey, senin yerine bir eleman aldı patron diyordu. Eleman senden çok daha iyiymiş, konuşup gülüyorlar diyordu. Onca emek yine bok olmuştu. Bu sefer yürüyemiyordum bile. Neresinden tutsan elinde kalacak, boktan bir son. Bir gece böyle herşeye var oluşundan tut var edenine kadar küfürler ederek sızarken. Sabaha uyandığımda, belimi tutarak yürüyebilecek kıvama gelmiştim. Amacım ulan burda ruhumu sattım size 1 haftada beni sildiniz mi demekti.

Kıçımı tuta tuta yürüdüm. Kafeye geldim. Yine sorunları vardı. Makinaların hiç biri birbirini görmüyordu. Tüm sistemi resetliyorlar, ama değişen bir şey olmuyordu. Ama bu sefer erken davranmadım. Abi yeni işçi almışsın dedim. He eleman dedi. Şifrelere ihtiyacı var dedi, ok dedim yazdım hepsini. Sesimi çıkarmadım asi vanlı bir çay getir lan dedim. Tamam abey dedi. Asi vanlı deyip geçmeyin ha az kız düşürmedi i.ne

Ben sırıtarak izlerken aslında sorunun, ne olduğunu bildiğimi biliyorlardı. Çayımı içtim, etrafı izledim. Abi nasıl oldun diyenleri cevapladım. Ama kara murat olmaya hiç niyetim yoktu. Olmadım da…

__________________











Geçen zamanın cevapları, bugünün sorularına ışık vermiyor, geleceği de belirsiz kılıyor.

SerseriGezgin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz SerseriGezgin'in Mesajına Teşekkür Etti.