Tekil Mesaj gösterimi
Eski 13.07.13, 16:47   #7
SerseriGezgin
Cehennem Yolcusu

SerseriGezgin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2011
Yaş: 33
Konular: 1430
Mesajlar: 7,316
Ettiği Teşekkür: 29585
Aldığı Teşekkür: 32406
Rep Derecesi : SerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Ruhsuz
Standart Cevap: Günde İki Litre Şarap İçiyorum - Tezek(Blog Yazısı)

Chapter avustralya.

Çantada bir sürü x.. var ve belli bir miktarın üzerinde avustralyaya sokmak yasak. Singapurda elimize tutuşturulan kağıtta da ne götürüyosan yazmak zorundasın. Zaten ingilizce az, bende bişi yok diye yazdım doldurdum. Ama avustralya da hava alanına varınca bir şey dikkatimi çekti. Eli eldivenli polisler çantanızda ki dönünüza kadar bakıyorlar. Uçaktan çıkanlar ikiye ayrılmakta, bir kısmı direk x ray den geçip gidiyor diğerleri, donuna kadar aranmakta. İşte boku yediğimin resmi dedim. Çünkü genelde 3. Dünya ülkesinden gelenler, çok sıkı aramaya tabi tutulmakta. Ne kadar 3. Dünya ülkesinden adam varsa götüne kadar aranıyordu. O ara bir polis yanıma geldi. Bişiler sordu anlamadım. Elimdeki evrakları verdim. Pasaportu aldı gitti. Bekliyorum. Başka bir polis daha geldi neyi bekliyorsun gir sıraya hacı diyordu galiba. Pasaport u aldılar demeye çalıştım. Neyse pasaportu alan polis geldi. Geç şurdan dedi. Çantada 7 kutu x.. 2 adet 70 lik rakı, 2 karton marlboro sigara ile direk kontrole girmeden geçtim.

Kayıt olduğum okuldan beni karşılamaya gelecek olan biri bekliyordu.(100 Dolar ödemiştim bunun için) bekleyen kişi beni homestay e ( kalacağım aile yanına) götürecekti. Hava alanının garajına indik. Bagaja attım bavulları, arabaya binmeye çalışırken, sürücü koltuğuna oturmak için hamle yapmıştım. Fark ettim ki, direksiyon sağda. Akşam 8 gibiydi. Sokakta kimseler yoktu. Apartman kavramı yoktu. Tüm evler müstakil, ve her yer yemyeşildi. Bu kadar mı ağaç olurdu bir ülkede. Aklıma şirinevlerdeyken, deprem olursa binalardan kaçacak boşluk bulmanın bile mucize olduğu geldi.

20 dk sonra koca bahçeli bir eve geldik. Bahçede çadır bile vardı. Kim yaşıyor lan bu çadır da diye sordum kendime. Çünkü orda kalacaksın derlerse eğer kalacaktım. Eve bavulu taşıdım. Yaşları 60 kusur olan asya kökenli bir kadın ile kocası (avustralyalı) karşıladı beni. Kısa bir tanıştırma faslından sonra, okul dan gelen eleman gitti. Bana odamı gösterdiler. Aynanın karşısına oturdum. İşte sonunda kaçmıştım. Başarmıştım. Cennetteydim. Tr de sabahtı, avustralya da ise akşam. Uykum yoktu ama, uyumayıp düşünecek sabrım da yoktu. Elemanlarla ayak üstü az sohbet etmeye çalıştım. Yes demekten başka çarenizin olmadığı bir durum yabancı bir dili dinlemek.

Uzun süredir pc kullanıyor olduğumdan dolayı, yüzünü açmadığım günlüğü açıp şu satırları karaladım.

Çok alkol aldım çok içtim kafam kıyak denilen tavdayım. Bir çok şey önemsiz gelmekte, demekki alkoliklerin tek derdi de bu.

İçimin derinliklerine doğru salladığım, alkolden dolayı daha az önemsediğim bir sorunlar yumağım var. Kimin yokki. Herkes birşey le mücadele etmiyor mu yahu. Yensek yada yenilsek çok mu önemli. Kimisinin tek derdi yenmek. Hani şu sokağa çıkınca dertsiz insanla karşılaşmak mümkün mü? Neden meşgulüz bunca yaşamsal sıradanlıklarla, bunlar bize neyi unutturuyor. Bu koduğumun yaşamında neden bana bu türden bir unutturan yok. Her sabah kıçımda bu acıyla neden uyanıyorum.

Kaçmak sonu gelmeyen, bir süreçti. Serçe telaşsızsa olmuştur. Hapisten kaçmak huzuru getirmemişti. Bazen düşünüyorum kaçmayı bıraksam belki de biraz olsun huzur bulacaktım. Sırada anami felan arayıp aslında ne kadar mutluyum demekti. Yabancısı olduğum kuş sesleri vardı dışarda, yabancısı olduğum düğmeler. Ama anladığım, insan herşeyden kaçarken kendinden kaçamıyormuş. Cehennemin dibine gitsende ensende nefes alan sensin. Zaten o sıralar anlıyordum kaçtığım şey aslında kendimdim.

En zoruymuş insanın kendisine yüzünü dönmesi, en büyük hapishane kendimizi hapsettiğimiz kendimizmiş.
__________________











Geçen zamanın cevapları, bugünün sorularına ışık vermiyor, geleceği de belirsiz kılıyor.

SerseriGezgin Şu Anda Forumda.   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz SerseriGezgin'in Mesajına Teşekkür Etti.