Tekil Mesaj gösterimi
Eski 13.07.13, 16:59   #10
SerseriGezgin
Cehennem Yolcusu

SerseriGezgin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2011
Yaş: 33
Konular: 1426
Mesajlar: 7,248
Ettiği Teşekkür: 29577
Aldığı Teşekkür: 32264
Rep Derecesi : SerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Ruhsuz
Standart Cevap: Günde İki Litre Şarap İçiyorum - Tezek(Blog Yazısı)

Evrensel ahlak

Karşımıza çıkan en büyük şey ahlaktır. Ve kağıda yazılması gerekmiyor. İnsan olan her bireyin içinde taşıması gereken ahlaktır. Beyni olanların, yani doğru ile yanlışı ayırt edebileceklerin, yazılı hiç bir kanuna gereksinim duymadan insani var edecekleri platformdur. Gerekli olan tek şey evrensel ölçülerde doğruyu ve yanlışı ayırd edebilecek bir beyindir. Kağıtlar üzerine birşeyler yazmaya gerek yok. Çünkü yargıç ınsanlığınız olacak, ve beyniniz de var olan sizi yargılayacak olandır. Devletlerin yazdığı kurallardan dinlerin yazdığı kurallar gibi bir çok kuralımız var. Ve hiç birine uyamadık. Evrensel ahlak çok daha ağırdır. Devletler ve dinler kaçmaya çalıştığımız noktalardı. Yanlış yaptığının kötü hissedisini bunlarla söndürmeye çalışan insan, dünyayı ve kendini yakmakta. Evet zamanınız geldi, daha fazla kaçamazsınız bundan. Hiç bir yazılı kurala ve cezaya ihtiyacınız yok. İnsan olduğunuzda size en büyük cezayı içinizdeki o huzursuzluk verecek.

Gençler bu gün başlamadan önce bir kaç şey diyeceğim size. Yazmak o kadar kolay bir şey değil. Götü kalktı ****nin diyenler de var. Ama inanın kolay değil. Size aha bunu bunu yaşadım diye yazmaktansa, bazılarını yaşarken bile fark etmediğim ayrıntıları çıkarmaya çalışıyorum. Zaten buraya yazmaktaki amacım aslında eş geçtiklerinizin değerini size göstermeye çalışmak. Size içi boş 10 sayfa yazı yazmaktansa, 3 satır ama anlamlı birşeyler yazmayı tercih ederim. Dediğim gibi hikaye uzun, kısa bir sürede bitmeyecek de. Şu nu da eklemek isterim ki, tüketmenin mutluluk olarak aşılandığı bu yaşamda, beni de okuyup bitirmek size mutluluk getirmeyecek.

Çünkü bilinç altınızda besledikleri şey, aslında sizi iyi tüketen bir müşteri yapmak. Bu hikaye mutlu sonla bitmeyecek. Dediğim gibi sonu ölüm olan bir hayatta mutlu son diye bir şey yoktur. Satın almanın sizi mutlu ettiği bir yaşam, aslında koca bir kandırmaca. Felsefe yapma diyen liselilere diyeceğim şey; benden çok daha zor durumda olan insanlar var bu hayatta, eğer ağlamaktan zevk alıyorsanız, bu mazoşist yanınıza demeniz gereken şey, başkalarının acılarına ağlarken, aslında neden ikiyüzlü bir tavır içindeyim. Çünkü bir başkasına ağlayabilmek, ikiyüzlü bir avuntudur. Ulan aslında ne iyi konumdayım demektir. Ve bu üzüntüden ziyade sevinç gözyaşlarıdır.


Günde 2 işte çalıştığım ve okula gittiğim süre içerisinde, zaman benim için en değerli seydi. Okulda öğle arası olduğunda, evden getirdiğim yemeği 5 dakika da yiyip. Geriye kalan süreyi (55 dk) uyuyarak geçiriyordum. Bu durumu sınıftaki arkadaşlarım da fark etmişti. Kimse ben uyurken sınıfa gelmiyordu beni uyandırmamak için. Dersleri dinlemeye çalışırken, yanımdaki kızla birbirimize yazmaya başladık ( hiç ağzınızın suyu akmasın seks yapmadık) kız isviçreden di dünyanın en zengin ülkelerinden birinden.

Yazmaya başladık derken ufak notlar yazıyorduk. Konuşamayacağımız için, yazmak zorunda idik. Benim yaşımda bir kızdı. Bana neden hep yorgunsun neden hep kaygılışın diye soruyordu. İçinde bulunduğum durum öğretmenlerin de dikkatini çekmeye başlamıştı. Okuma parçaları veriliyordu, herkes sırası geldikçe okumaya başlıyordu. Bana sıra gelince, ya tel çalmış gibi yapıp yada acil isim varmış gibi dışarı çıkıyordum. Çünkü sosyal fobi de başlamıştı. Topluluk içinde konuşamıyordum. Aslında x.a li iken, sınıfın a...a koyuyordum ama, x..xi idareli kullanmak lazımdı. Çünkü henüz doktora gidip x.. alacak kadar ingilizcemin olmadığını düşünüyordum.

Ama stok eriyordu, bu da ayrı bir yusuf sebebi idi. Şişman bir öğretmen karı vardı tam bir o.rsp , zamanında kendisininde topluluk önünde konuşamadığını sonra onu nasıl yendiğini anlatıyordu. Tabi taşlar bana idi. Bir gün birden, şimdi sıra sende haydi oku dedi. Hayır okumayacağım dedim. Tüm gözler bana çevrildi. En son istediğim şeylerden biri ilgi odağı olmaktı. Ayağa kaltım. Dışarı çıkıyordum, sınıfı böyle terk edemezsin dedi. Karıya öyle bir baktım ki başka bir şey demedi. Anladığım bir şey vardı. Yaşadıklarımı söylemezsem rahat edemeyecektim sınıfta. Sonuçta müşteriydim, neyi istiyorsam onu satın almam benim sorunumdu. Gittim karının müdürü ile konuştum. Durumumu anlattım, beni gereksiz yere zorladığını bunun beni çok rahatsız ettiğini söyledim.

Ertesi gün kadını bizim sınıftan almışlardı. Tr den en önemli farklarından biriydi bu avustralyanın. Yeni gelen hocanın ismi suzane di ( bizim suzan diil karıştırmayın aman diim) ilk tenefüste hocanın yanına gittim durumumu anlattım. Gönüllü olmadığım sürece ne bana bir şey sorun, ne de sınıfta varmışım gibi davranmayın dedim. Teşekkür etti, açıklamasaydın seni zor durumda bırakabilirdim dedi. İsviçleri kızla baya yakınlaşmıştık, gelmeyeceksin biliyorum ama deyip beni partilere davet ediyordu.

Bir resmi tatilde isviçreli kız (kyra) beni yine bir partiye davet etti. O gün çalışmayacağım için tamam dedim. Partideyim, tr de manken olabilecek hatunlar karşımda giymişler kuşanmışlar her türlü çılgınlık eğlence olarak algılanıyor. Yiyişenler ayak üstü seks yapanlar. Alkolde olsa sindiremeyeceğim bir ortam. Birbirini becermeye çalışan 6 milyar insanın bulunduğu bu dünyada, seks yapmayı çılgınlık sanan mal sürüsü var karşımda. Aklımdan madem seks çılgınlık nüfusumuz neden 6 milyar geçiyor. Partiler seks için bir nevi havaalanı, eşini alan uçmaya kalkışıyor. Olay penisin vajinaya girmesi, insan seks yaparken neden dünyanın en büyük hazzını alır sonradan çözecektim bunu.

O parti de dans edenleri izlerken notlar alıyordum. Sabah okuduğum da şunlar yazıyordu, notumda.

Tufandan yeni çıkmış bir köylü gibi toparladım çulsuz düşlerimi, sarındım yamalı pelerinime. Ah aman şen bilmezsin bir köylü için hiçlik nerde nasıl başlar. Kaşınan kirli bedenimle samanlığa girdim. Her zerre yapıştıkça bedenime, aslında ne kadar az kirlenmiş olduğumu gördüm. Bir el atsam bedenime, tırnaklarımın arası kır dolardı. Bu devrilmeyen zamanların birikmiş kirleri.

Kayaları bol bir dağa doğru, her şeyi kavramış bir bilge gibi elim belimde, belirsiz adımlar atmaya başladım. Dağ mağrur ben dağdan daha mağrur. Beynimi tırmalayan bir köy sessizliği, kabullenmişliğe dair. Yumuşak toprakta var olmaya çalışan dikenleri eze, eze ellerim belimde ilerledim dağa.

80’lik bir ihtiyarin bilmişliği var yüzümde. Ve arkamdan zorla yetiştiriyorlar azığımdaki eksikleri. Yemeye değil yıkanmaya gidiyoruz. O dağdaki tüm keskin kayalar bedenimizi yırtarak, kanımızı akıtarak temizleyecekler bizi.

Uzak düşler değil bunlar olması gerekenler…

Bir senin tırnakların izinlidir parçalamaya bu bedeni. İşsiz bir çölde susuz olan bu bedeni senin akbaba gagaların parçalar ancak. Hani nerde pençelerin neden dağıtmadı kemiklerimi.

Şu yerine kum doldur ağzıma, kandır beni seraplarınla.
Ölecek olan bedenin şu diye kumu avuçlaması gibi bir şeysin sen. Bakamaz oldum güneşe. Tüm damarlarımı jiletle ikiye ayır öldür beni….

Terk edeni hala unutamamıştım. Her birinizin yaşadığı gibi ilk olanı en sancılışı idi. Beni terk edenin adı güneşti. Kim bilir o nerelere savrulmuştu. Sıradan birşeyler yapabilsem bende bir aileye sahip olabilecektim. Ama yine yaşam merhametli değildi. Uzak bir diyarda, bir partide aklımda terk edilmişliğim vardı. İnsan bazı yaraların çukurunu dolduramıyor. Kabullenmenin yemek zorunda olduğumuz bir yemek olması da kabullenilemezdi ama. Ama yaşam seve seve olmazsa ... .. olur diyordu.

Oysa insanlar ne güzel eğleniyordu. Ben ise seksin bile analizi derdin de idim. Lan git sende becer işte sürüye katil türünü devam ettir. Herkesin zevk aldığından zevk al. Ama olmuyordu. Alkollü x.. li değilken, acı çeken ben, alkol ve x...la gevşeyince, uzağında kaldıklarımın içine girmektense, nefret besliyordum. Analizlerim salak bir intikamdi. Sıradan olanı yaşayamayan birinin, biraz rahata kavuşunca sıradanı aşağılaması, ince bir öç almaktı. Sizlerin normalde, elinizde bulunanlara ben kendimi uyuşturduğumda eriştiklerim. İçimde ki nefreti açığa çıkarmakta idi. Millet deli gibi eğlenirken, ben kadın neden topuklu ayakkabı giyer onu sorguluyordum.
__________________











Geçen zamanın cevapları, bugünün sorularına ışık vermiyor, geleceği de belirsiz kılıyor.

SerseriGezgin Şu Anda Forumda.   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz SerseriGezgin'in Mesajına Teşekkür Etti.