Tekil Mesaj gösterimi
Eski 13.07.13, 17:18   #17
SerseriGezgin
Cehennem Yolcusu

SerseriGezgin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2011
Yaş: 33
Konular: 1431
Mesajlar: 7,317
Ettiği Teşekkür: 29585
Aldığı Teşekkür: 32418
Rep Derecesi : SerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Ruhsuz
Standart Cevap: Günde İki Litre Şarap İçiyorum - Tezek(Blog Yazısı)

Chapter; ilkel korkular

Bir ormanda yürüyorsunuz, sessiz bir orman, herkes gibi sizde tedirgin olursunuz bundan. Bu esnada biri dibinizde balon patlatsa ödünüz bokunuza karışır. Ama aynı ormanda yürürken 10 km ötenize atom bombası düşse sole bir döner bakarsınız. Peki hangisi öldürücüdür. Elbetteki atom bombası, ama ödünüzü bokunuza karıştıran balonun patlamasıdır. Bunu iyi sorgulamanız lazım.

Başarı içimizdeki vahşi atı nasıl sürmeyi öğrenmemizle alaki bir durum. Herkesin içinde, böyle bir vahşi at var. Eğer gemleri elinize almazsanız sizi taştan taşa vuracak, gitmek istemediğiniz yerlerde bulacaksınız kendinizi. İçimde ki o vahşi atı mutfakta çok kontrollü bir şekilde ortaya çıkarıyordum. Ve giderek sorumluluklarım artmakta idi. Mutlumuydum hayır, çünkü bu yasa geldikten sonra, ne yapmak istediğimi kendime sorunca, karşılığı para kazanma değildi. Yada iyi bir kariyer. Bunca yıl karşısında ezildiklerimin kölesi olacak kadar aymaz değildim.

Azgın dalgaların arasında tutunacak bir kütük bulmuştum. Hala dalgaların arasındaydım ama, tütünacak bir kütüğüm vardı. Ve yaşam çağlaya çağlaya akıyordu. Sizinde bildiğiniz gibi o ırmak durmayacak, sakin bir ırmakta iseniz, sırtı üstü uzanırsınız. Ama azgın dalgalar arasındaysanız, tütünacağız kütüğünüz yoksa olursunuz. O kütük aslında kendinizsiniz. Çalkantıdaysan kendini ara tutunmak için, çünkü diğerleri seni dibe çeker.

Chapter; depresyon

Bir gün içinde ikisiyi yaşayan birisi olarak, depresyonun şefkatli olmayan kollarına doğru düşüyordum. Üst benlikle alt benliğin çatışmasının malum sonu yani. Ortaya her iki yanımı da kabullenmeyen sabah uyanmak istemeyen akşam sarhoş olmak istemeyen bir başka ben çıkmıştı. Yeğen her şey boş diyordu bana. Ölmeyecekmişin a..a koyayım. En çok yaşayan kaç sene yaşıyor ki diyordu. İşi sallamaya başlamıştım kendi yerime başkalarını yolluyordum. Kendimin bile inanmadığı bahaneler uyduruyordum. İçimden hangisi haklıydı acaba, köyün olan mı kürt olan mı yoksa hacı şikerim böyle dünyanın ızdırabını diyen mi. 3 e bölünmüştüm. İtaatkarlık, hırs ve boşvermişlik. Her biri yarımdı, hangisinden tutsam yolda kalacaktım. Fırtına öncesi sessizlik durumundaydım. Ve hangi yanıma sahip çıksam bilmiyordum.

Chapter; roketler

Uzaya çıkan roketleri bilirsiniz, kademe kademe tanklarını arkalarında bırakırlar. Bu saatten sonra diyeceklerim. Liselileri, hayatta bir kitap bile açıp okumamışları, kızdıracak nitelikte olacak bu aşamaya kadar gelmiş kişiler, bırakmaları gerekiyorsa bırakmalılar. Çünkü atmosferin dışında herkese yer yok. Acı dinleyip mazoşizmin bağrında orgazm olanlar sizleri bu durakta bırakmak zorundayım. Bundan sonrası eksici piçlerin bile katlanamayacağı bir derinlikte olacak.

Chapter; gündelik yaşam

Hepimizin patrona eywallah çektiği sınavları kazanmak zorunda olduğu, annesine babasına iyi bir evlat olduğunu kanıtlamaya çalıştığı platform. İşe giderken otobüs arıza yapar, bozuk paranız çıkmaz bilet almaya, yada sigara içmek için taş bir simiti ( izmirliler için gevrek) ısırırsınız. Sizden olmayanlarla bir gün geçirmek için, sizden olmayan yanınızı hazırlarsınız. Aslında karşımızda ne var biliyormusunuz. Kendisini yaşayamayanların, günlük yaşamdaki var oluşlarının yakınından bile geçmeyenlerin, günlük yaşamda var ettikleri var. Kravat takip, işe giderken, kendine ne kadar yakınsın. Otobüste terleyen kişi sen misin? Yoksa sana dayatılan mı? Ulaşmak istediğin şeyi sen mi istedin yoksa birileri önüne koyduda sen bir köpek gibi koşuyor musun? Sen nesin lan kimsin bu hayatta, sana dair ne var. Etrafına bak, sen nerdesin. Üretemeyen kişi entelektüel olur, üretilmişlere ağzının salyası akanlardır onlar. İsimler ağızlarından düşmez. Madem kendinle mutlusun isimleri neden ezberliyorsun?

Chapter; ait olamama

Farkındalılık denilen şeyin yan etkisidir. Sürekli sorgularsın gündelik yaşamı, neden erken kalkıyorum, neden konuşmaya bile tenezzül etmeyeceklerimin emirlerini yerine getiriyorum. Neden bu insanlarla aynı atmosferde kalmak zorundayım. Köyün olabilmekten gurur duyanlar arasında bir keçisindir artık. Sistemin dediklerini, kutsal bir buyrükmüş gibi yerine getirip ve bundan aşırı derece de haz duyan, kıdemli koyunların arasında huzursuz olursun. Bir koyunun farkında olmadığı en büyük şey, sistemin işleyişinin belirleyicisi olmamasıdır. Bulunduğu konum, sistemin işlemesi için bulunması gereken konumdur. Köyün hiç bir kuralı belirleyemez, var olanı uygular. En büyük ödülü ise görevini yerine getirdiğinde önüne dökülen öttür yemesi için. Yiyeceği otlarla mutlu olabilecek milyarlar var, herkes arabası evi ve kariyeri için götünü yırtmakta. Mutluluğunuz bunlara endeksli, bunlara sahipseniz mutlu bir koyunsunuz demektir. Geriye kalan ise umud eden koyunlardır.

Sana memur ol derler, hiç şikayet etmeden 40 yıl sabah 7 de kalk, traşını ol. Yapman gerekeni yap. Mutlu bir ailen olsun. Para kazan, o kağıt parçalarını biritir, onlar senin satın alma potansiyelini arttırsın, sen satın aldıkça daha mutlu ol. Ölmen gerektiği zaman da ise ol. Benim bunları sorgulayabilmemin en önemli faktörü bunlara bile ulaşamamış olmamdi. Yani bu halkanın dışındaydım. Akan hayati kenardan izlemenin, getirdiği şeyler vardı.

Yılın 11 ayı taşmalar boğazınızdayken, 1 ay tatil yapacağım diye hayal kurarsınız. O 1 ay da ise diğer bir taşma geçer boynunuza, aman dikkat et çok açılma, çok para harcama. Aman standarttan çıkma, çıkarsan sıkılırsın. Görünmez bir kırbaç üstünüzde sallanır. Sizi sürü de tutmak için. Bunalım bu yüzden lükstür. Sürüden ayrılmanın bedelini acıyla ödemen bu yüzdendir. Herşey seni hizmet etmen gerekenin yolunda diye tutsun diyedir. İşte bu yüzden acılı bir süreçtir bunalım. Olmadı hapları dayarlar önünüze xanaxlar cipramlar anafraniller prozaclar lustrallar. Geri dön sürüye geri dön. Bak çok canın yanacak olmadı bir kayadan kendini atacaksın.

Chapter; uçan balıklar

Okyanustaki bir balık, var olan herşeyin okyanusta olduğunu düşünürken, bir gün sıçramayı öğrendiğinde, aslında var olan herşeyin okyanus olmadığını anlar. Yüzgeçleriniz sizi dışarda uzun süre tutacak kadar gelişkin değildir, yüzgeçleriniz kanat değildir. 2 dakika dan fazla okyanus dışında kalamazsınız, çünkü ciğerleriniz dışarıya göre değildir. Başka bir dünyadır uçtuğunuz ama uzun süre orda kalmanız ölümdür. Çünkü hazır değilsiniz oraya. İşte bunalımlarınız, bir an için uçup duyumsadıklarınız da böyledir. Ama hapları verirler size, onlar rüyaydı derler. Sizde zaten o koşulları çok sevmediğiniz için geri dönmeye, korunaklı yuvanıza geri dönmeye can atarsınız. Paralar ödersiniz terapilere, size aslında okyanusun dişinin olmadığını anlatırlar. Sizde her seansta buna inanmak için elinizden geleni yaparsınız. Siz acılarınızdan kaçsanızda. İçindeki dünyanızdan çıkmak acı veriyor olsa da. Burada kalmak için elinizden geleni yapıyor olsanızda. Varoluş sancınız sizi en azından bir kere bununla yüzleştirecektir. Ve çoğunuz allaha şükür, kabus gibiydi, bir daha yaşamadım. Şimdi çok mutluyum. Kendimi düzene soktum diyeceksiniz.

Kendinden kaçan insanın koyun olması kaçınılmazdır. Acıyı tadan ve ondan korkan birey en büyük koyun adayıdır. Kimileri yalılarda otururken, siz gecekondu da oturursunuz, kimileri ise giderken jiplerine binerler siz metrobüse bu yüzden eywallah dersiniz. Derdiniz zengin bir koyun olmaktır. Ama yaşam bu kadar bonkör değil maalesef çok azımıza bu şansı veriyor. Gerçeklikten kendini sakınan bireyin, sığınacağı en büyük yücelti standarttır. Sürüden ayrılmak için, yatırım yapılması gereken tek bir şey var. O da farkındalılık bilinci, her koyunun buna sahip olma lüksü yok. Zaten bu lükse sahip olanlar, bu başlık altında yazılanlara bakınca kimin var kimin yok anlarlar.

Bir mutfakta bulaşık yıkarken, ve dışardakilerin naralarını duyarken, sığınabileceğiniz tek şey; çok az koklama fırsatını bulduğunuz, büyük çoğunluğun tadamadığı, gerçekliği bile tartışmalı, başka bir boyut oluyor. Ama korkmayın okyanustaki balığa yön bulan uçan balıklardır. Sürü tereddütsüz takip edecektir sizi.

İnsan neden bunalımlarından kaçar, çünkü tutunacağınız dalınız kalmazsa ölümle sonuçlanacak kadar standarta aykırıdır bunalım. Karla kaplı bir yolda son sürat araba sürmeye çalışmak gibi birşeydir. Hız adrenalinizi yükseltirken, ölecek olma ihtimalinizide yükseltir. Ve karlı kaplı yolu standart olarak belirlersek, yüksek hızda yoldan çıkarsınız. Şimdilik, yoldan çıkarsanız ölümden öte neyle karşılaşırsınız söylemek istemiyorum. Sizi özendirmek istemediğimden değil, zaten bunu yapabilecek çok az kişi var aranızda. Üzerinde olduğu yolu mutlak yol kabul eden zaten yüksek hız yapamaz.

Bütün bunları bulaşık yıkarken düşünürken, tava lazım a.. koduğumun oğlu diyen şefin sesi ile kendime geldim. Evet tava lazımdı onlara, tepsileri bıraktım tavalara başladım. Herkes birşey istiyordu. Bulaşık teli ile daireler çizip tava yüzeyinde, duruladıktan sonra götürüp veriyordum. Aynı tava 10 dk sonra yine pis bir şekilde önüme geliyordu. Ve ben yine yıkıyordum, yine geliyordu. Günlük yaşam, uyandırıyordu beni. Zenginlerin masalarına gidecek kızarmış etlerin tavaları elimde idi. Ve ben ne salak saçma düşünceler içindeydim. Tava lazımdı, ve yıkayacak olan kişi bendim.
__________________











Geçen zamanın cevapları, bugünün sorularına ışık vermiyor, geleceği de belirsiz kılıyor.

SerseriGezgin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz SerseriGezgin'in Mesajına Teşekkür Etti.