Tekil Mesaj gösterimi
Eski 13.07.13, 17:39   #23
SerseriGezgin
Cehennem Yolcusu

SerseriGezgin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2011
Yaş: 33
Konular: 1428
Mesajlar: 7,268
Ettiği Teşekkür: 29582
Aldığı Teşekkür: 32319
Rep Derecesi : SerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Ruhsuz
Standart Cevap: Günde İki Litre Şarap İçiyorum - Tezek(Blog Yazısı)

Sene 2007

Avustralya hazırlıkları en azından teorik anlamda başlamış durumda. Hiç hesapta olmayan bir durum ortaya çıkıyor. Bir hatun kişi ile tanışıyorum. Kendisi benden yaşça küçük, almanya da büyümüş. Aynı köylüyüz. Bu sefer tamam diyorum aradığım kişi bu. Hastalıkta ve sağlıkta iyi günde kötü günde beraber olacağız. Ee zaten içgüdüsel anlamda da artık çocuğun olsun yaşlarındayım. Tam 3 yıl bu konuda savaşarak geçirdim.

Ağustos

Havaalanından aldığım sevgili ile etrafımızda bir devin kolları gibi bizi sarmalamış şirinevlerin nefes aldırmaz binaları altında yürümekteyiz. İnsan sevince mekan şirinevler de olsa mutlu olacak birşeyler bulabiliyor. Anlatıyorum şurda göz altına alındım, burda yenildim burda zaferler kazandım vs. Kadın bünyesi böyle birşey işte, seni terk edene kadar sana dünyanın fatihi gözüyle bakıyor.

Çok sonraları bir bilim adamının kuşlarla alakalı bir makalesini okumuştum. Belkide anlatmışımdır hatırlamıyorum. Özetle şöyle idi. Kuşların(cinsini hatırlamıyorum) 1 kilometrekare lik bir alanları vardır. Erkek kuşlar savaşırlar kaybeden gider. Dişi kazananı seçmiş gibi görünür ama dişinin asıl yatırımı o alanadır. Dişi erkeği seçmez alanı seçer, ve o alanın sahibi olan dişiyle beraber olur. Bu ilkel açılımdan ferrarısı olan erkeğin neden şanslı olduğunu anlamak mümkün. Dişi senin nasıl olduğuna değil neye sahip olduğuna bakar.

Bizim oralarda bir laf vardır ” taze sipa sert ossurur” bende aynen öyle idim. Avustralyaya gidecektim. Süper bir gelecek bizi beklemekteydi. Sert ossuruyordum, çünkü daha götüm sıkılmemişti au da. Ben au ya gidecektim o da üniversitesini bitirip gelecekti. Ne kadar engel varsa beraber aşacaktık. Hiç ayrılmayacaktık. Hastalıkta ve sağlıkta.

Bir şeyi eş geçmiştim. Ben hep hasta idim. Bunun sağlık kısmı hiç olmuyordu. Sonsuz özveri beklemek saçmalık olurdu. Ama umut denen şey yok mu? Adamın anasını sıkıp herşeye inandırıyor. Oysa en büyük tokadı ben kendim atmalıydım kendime.

İlk yıl

Çok zorlu geçti, yüreğini eline alıp rendeye sürüyorsun. Hafızamda ki en derin şey; bir telefon kulübesindeyim. Annemi arayacağım. Ne yapın yapın bana 20 bin dolar gönderin diyeceğim. Vizenin bitmesine 10 ay var. Cepte 5 kuruş yok. Kendimi hazırlıyorum tüm yükü onların boynuna bindireceğim. Evlatları değil miyim? Yollasınlar. Deli danalar gibi dolanıyorum telefon kulübesinin etrafında. Cesaretimi toplayıp, arıyorum. Ama hesaptaki gibi olmuyor çarşıdaki. Nasılsın yavrum iyimisin diye sorunca, zor durumdayım diyemiyorum. Ben iyiyim beni düşünmeyin sizler nasılsınız yalanına başlıyorum. Karşı taraftan aynı yalanla cevap geliyor biz iyiyiz sen bizi düşünme. Annem birşeyler anlatıyor, ben önümde uzanan yola bakıyorum. Yeşillikler içinde evler, yandaki restorantan yükselen kahkahalar. Dünyadayım, bir telefon kulübesinde, birşey diyemiyorum ama hala aklımda batarsam bizimkiler bana el atar var.

Senden beklenileni karşılayamamak

Uzaklara gitmiştim. Paranın a..ına koyulacağı yere. Ürkek bir beklentinin içinde buluyorsun kendini. Telefonda titrek bir sesle konuşamazsın, kendi umudunu yaşayamadan başkalarının umudu olmaya çalışırsan bu çekingenliği yaşaman kaçınılmaz. Ben kötüyüm bir omuz bulsam ağlayacak, içim dışıma çıkar diyemezsin. Hastayim diyemezsin. Çünkü sen umudu olmuşsundur umutlarını tüketenlerin. Bir bayrak gibi şanlı şanlı dalgalanmak zorundasındır. Kötü, hasta,umutsuz, korkak olamazsın. Çünkü sen bayrağı eline aldın kosma sırası sende düşemezsin! Bilirsin ki annen gün yaptığında senin nasıl da buralara geldiğinle övünür. Olmayan başarılarına bire bin katip anlatırlar. Ve sen yenilemezsin. Hayal alemi devreye girer özaman, paranın amina koymuşsun ananın babanın alnı ak. Mağrur yürüyorlar bize hayvan olmamızı diretilenlere. Oysa kimseye zarar vermedik yetmez miydi? Bu. Yök yetmiyor toplumuda doyurmak lazım. Öyle bir büyük karındır ki bu bir türlü doymak bilmez.

Anamın babamın bekletilerine sevgilimin anasının babasının beklentileri de eklenmişti. Gel askerliğini yap diyorlardı. Kaçtığın hapisaneye gardiyan olmadan kız yok diyorlardı. İlk yıl zorlu geçmişti. Geçemi gündüzüme katip, yaz tatilinde sevgilimi 2 aylığına au ya getirttim. Ama daha ödediğim bu bedellerin bir hiç uğruna olduğunu bilmiyordum. Daha 2 yıl vardı bunu öğrenmeme.

Anneme evlenip mutlu olacağımı anlatıyorum ama gözden kaçırdığım bir şey var. Peder ortalarda pek yok! Annemi biraz sıkıştırınca, yavrum bu sene çok düşkün diyor. 15 yılı almanya da sonrasını tr de çeşitli işlerde geçirip, iş bilmezliğinden dolayı akranlarının aksine sokakta piyango bileti satıyordu. Utanıyordu geçmişinden birileriyle buluşmaya, o yüzden kısme gelmezdi bize. O kadar varlık içinden ulaştığı nokta buydu. Kamerada görünce içimden ruhum çekildi sanki, gözlerini kaçırıp yere bakıyordu. Benim babam değildi sanki, küfürü ve tokadı eksik etmeyen adam gitmişti. Ulan şen değilmiydin trt de “bir başka gece” yi izliyoruz diye bizi tokatlayan. Anneme dünyayı zindan eden şen değil miydin? Orospu çocuğu öyle durmasana kalk bir küfür et bir şey desene. Senin hiddetin ne büyük bir limanmış baba, iki tokat çaksana. Dış bileyip büyüyünce sana göstericem diye iç geçirerek ağlayalım. Hüznün, korkundan bin kat ağırmış. Yine yutkunmak var, bir memur bile olmadım. Oğlun bulaşık yıkıyor diyemiyorum. Aynı onun arkadaşlarından utandığı gibi ben de ondan utanıyorum diyemiyorum bulaşık yıkıyorum diye. Hiddetini bile özlediğim bir adama bir babalık yapmadın diyecek lüksüm yok. Bağkurdan aldığı 600 kusur liranın 400 unu kiraya veren aileme gidin bana kız isteyin demek; çok büyük bir lokma!

Yanılsama

Kulağına bir kulaklık takarsın duymak istediklerini duymak için. Kendini dış dünyadan izole edersin, aynı zamanda hissettiklerini hissetsinler istersin. Yeni bir dünya açmışsındır kendine, ve başkalarına beğendikleri taktirde yer vardır burda. Eğer sendense dinlediğin, bütün dünya üzerine akar sanki. İşte evrenin merkezine güzel bir örnek ” sadece kendi olan insan” merkeze başkalarının yarattıklarıyla düşerken, kendimizi merkezde hissetmek ne güzeldir. Bizi merkeze iten başkalarının yarattıkları araçlarla akıntıya bırakırız kendimizi.

Benim sormak istediğim kuyuya inerken neden yanımıza başkalarının ipini alıyoruz. Madem kendini çok seviyosun, tütünmak isteyişin neye gebe? Kendi kör kuyusuna inemeyenlerin, avuntusudur. Başkalarının yarattıklarına sarılmak. Kendinden korkan yukarı bir kazık çakar ve eline ipi alır inmeden önce.

Terk edemediğimiz parıltılı dünya, bize her daim derki kuyuya inerken ipini yanına al. Ben şimdi size nasıl anlatırım, kulaklıklarınızdan akan müziklerin sizlerin ipleri olduğunu. Bunu kaçınız kabullenir. Oysa çoğunuz özgürlükleriniz sandınız. Onlar sizlerin sağlam ipleriniz sizi kuyunun dibiyle yüzleştirmeyip geriye çeken.
__________________











Geçen zamanın cevapları, bugünün sorularına ışık vermiyor, geleceği de belirsiz kılıyor.

SerseriGezgin Şu Anda Forumda.   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz SerseriGezgin'in Mesajına Teşekkür Etti.