Tekil Mesaj gösterimi
Eski 18.07.13, 22:54   #1
Mislina
Süper Üye
Mislina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: May 2012
Konular: 458
Mesajlar: 2,989
Ettiği Teşekkür: 4166
Aldığı Teşekkür: 9717
Rep Derecesi : Mislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzel
Ruh Halim: none
Standart Seçim Sistemleri ve Yerel Siyaset

Seçim Sistemleri Ve Yerel Siyaset

Demokrasi açısından seçim ise; “yönetilenlerin kendilerini yönetecekleri belirleme işlemi ve eylemidir.” Seçimler, özgür ortamda olmak kaydı ile siyasi partiler gibi demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır. Demokratik rejimlerde gerek siyasi partiler ve gerekse adaylar, savundukları düşünce ve idealleri gerçekleştirmek için seçmenlerin desteğini almaya çalışırlar. Çünkü demokratik rejimlerde yöneticileri seçme hakkı seçmenindir ve demokratik rejimlerde yönetim yetkisinin meşruiyetinin temeli de seçimlerdir.

Dar anlamda seçim sistemleri, seçmenlerce kullanılan oyların değerlendirilmesine ve seçim konusu kamu görevi için seçilen kişi veya kurul üyelerinin belirlenmesine ilişkin yöntem ve tekniklerdir. Geniş anlamda seçim sistemleri ise, seçim çerçevesinde seçme ve seçilme hakkı, seçim çevreleri, seçim sürecinin başından sonuna kadar, yani adaylık başvurusundan seçmenlerin oy kullanmasına ve sonuçların açıklanmasına kadar yapılan tüm işlemler, bunları yapan kişi ve kuruluşlar (siyasal partiler), seçim sürecini yöneten ve denetleyen kurumlar (seçim kurulları) ile ilgili kuralları kapsamaktadır. Geniş anlamda seçim sistemi, bir ülkedeki siyasal sistemin, bu arada özgürlükler rejiminin bir parçasıdır; ondan bağımsız olarak düşünülemez.

Her ne kadar ülkemizde seçim sistemi denildiğinde genel olarak dar anlam ele alınmakta ise de biz bu yazımızda seçim sistemini geniş anlamda ele alacağız.


Seçim Sistemleri


Emre Kongar’ın belirttiği gibi “Her demokrasi mutlaka seçime dayanır. Ama her seçim zorunlu olarak demokrasi getirmez! Bir seçimin gerçekten "demokratik" olabilmesi için en azından dört biçim koşulu gereklidir:

1-Seçimlerin adil ve şeffaf olması, seçmen listelerinin önceden ilan edilmesi ve bunlara itiraz edilebilme olanağının tanınması, oy verme işleminin kapalı oy açık tasnif biçiminde gerçekleşmesi gerekir.

2-Seçimlerin belli aralıklarla tekrar edileceğinin güvencede olması, "ömür boyu" seçilebilme gibi koşulların bulunmaması gerekir.

3-Seçmenlerin önünde, gerçekten birbirinden farklı seçeneklerin bulunması, oy verenlerin, ülkedeki farklı eğilimleri ve çözüm önerilerini temsil edenler arasında tercih yapabilmeleri olanağı sağlanmış olmalıdır.

4-Seçimlerde verilen oylarla, parlamentoda temsil edilme oranları arasında adil bir oransal ilişki bulunmalı, her parti aldığı oy oranıyla bağlantılı olarak adaletli bir temsil gücüne kavuşmalıdır.”

Ancak “her parti aldığı oy oranıyla bağlantılı olarak adaletli bir temsil” ilkesi istikrar ilkesi ile çatışabilmektedir. Çünkü seçimler sonucunda seçilecek hükümetin ülkeyi istikrar içinde yönetmesi beklenir. Bunun için de parlamentoda “çoğunluk” sağlanması gerekmektedir. Seçilecek hükümetin parlamentoda güçlü olarak yer alabilmesi için de değişik formüller uygulanarak seçimleri kazanan partinin mecliste oy oranının üstünde temsili sağlanmaya çalışılır. Buna “istikrar” ilkesi adı verilmektedir.

Farklı amaçlarıyla ters yönlerde işleyen, dolayısıyla birine üstünlük verildiğinde diğerinin etkisi zayıflayan bu iki ilke, her ülkenin siyasal özelliklerine uygun bir sentez içinde bir araya getirilmek istenir. Bu sentezde “fayda” ve “adalet”, başka bir deyişle, “yönetimde istikrar” ve “temsilde adalet” ilkelerinin yer aldığı ölçülere göre değişik seçim sistemleri ortaya çıkmıştır. Seçim sistemleri çok farklı olmakla birlikte genel olarak “Çoğunluk Sistemi” ve “Nispi Temsil Sistemi” olarak iki ayrı grupta incelenmektedir. Ayrıca bu iki sistemin karma uygulanmasından oluşan sistem bulunmaktadır.



a-Çoğunluk Sistemi:
Çoğunluk sistemi bir seçim çevresinde seçmenlerin yarıdan bir fazlasının veya çoğunun oyunu alan adayın veya partilerin seçimi kazanması esasına dayanmaktadır. Çoğunluk sistemleri içinde de, tek-turlu basit (nisbi) çoğunluk, iki-turlu basit veya mutlak çoğunluk alternatif oy gibi alt tipler ayırt edilebilir. Bunlardan en yaygını, İngiltere, ABD, Kanada, Yeni Zelanda ve Hindistan'da uygulanan tek-turlu basit çoğunluk sistemidir. Bu sistem, adı geçen tüm ülkelerde halen tek-isimli seçim çevreleriyle birlikte uygulanmaktadır. Tek-turlu basit çoğunluk sisteminde bir seçim çevresinde en çok oy alan aday, seçimi kazanmış olur. İki turlu sistemlerde, eğer birinci turda hiçbir aday veya parti gerekli çoğunluğa ulaşamamış ise bu durumda, ilk turda en yüksek oy alan iki aday veya parti arasında bu sefer ikinci tur seçim yapılır. Ancak bazı yerlerde en çok oyu alan değil belli oranda oy alan adaylar ikinci tura katılmaktadır. Örneğin Fransa’da ilk turda % 12.5 oy alanlar ikinci tura katılmaktadır. En az iki adayın bu orana ulaşamaması durumunda en çok oy alan iki aday ikinci tura girmektedir.

Çoğunluk sisteminde güçlü iktidar sağlanabilmektedir. Çünkü en yüksek oyu alan aday veya parti seçimi kazandığı için parlamentoda güçlü olarak yer alabilmektedir. Ancak kazanamayan parti o seçim çevresinden hiç temsilci çıkaramadığı için de “temsilde adalet” ilkesine açıkça aykırıdır. Bu sistem kolay ve basit olmakla birlikte özellikle iki turlu olması durumunda daha masraflı olabilmektedir.

Çoğunluk sistemi genellikle partiler arasında ittifakı zorunlu kılmaktadır. Gerekli çoğunluğu alabilmek için partiler arası ittifaklar yapılmakta, bu sayede de daha ılımlı listelerin çıkması sağlanabilmektedir. Bunun yanı sıra radikal-marjinal partiler de temsilci çıkarma şansını kaybetmektedirler. Bu da “temsilde adalet” ilkesi ile çelişmektedir.

Çoğunluk sisteminde dar veya geniş seçim bölgesi kullanılmaktadır. Dar bölge sisteminde her seçim çevresi bir temsilci çıkaracak biçimde bölünmektedir. Geniş bölge sisteminde ise birden fazla temsilci seçilecek biçiminde seçim bölgeleri oluşturulmaktadır. Dar bölge sistemi, alanın darlığı sebebi ile seçen ve seçilen arasında daha güçlü iletişim kurulmasına imkân sağlamaktadır. Bu durumda seçmenler genelde partilere değil adaylara oy vermektedir. Böylece daha güçlü temsilcilerin seçilmesi sağlanmaktadır.



b-Nispi Temsil Sistemi: Nispî temsil veya orantılı temsil, siyasal partilerin güçleri oranında, başka bir deyişle, seçimde aldıkları oy oranında parlâmentoda temsil edilmelerine olanak veren bir sistemler grubunun ortak adıdır. Nispî temsil sistemlerinde “adalet” ilkesi ön plândadır. Çoğunluk sistemlerinden farklı olarak, nispî temsil sistemlerinde her seçim çevresinden birden çok milletvekili seçilir; dolayısıyla bu sistemler, seçim çevreleri itibariyle her zaman çok adlıdır, geniş bölgelidir, liste usulü ile uygulanır. Nispî temsil sistemlerinde listelerdeki aday sıralaması, çok önemlidir. Çünkü her partinin aday listesinden o partinin kazandığı milletvekilliği sayısı kadar aday, oradaki sıraya göre milletvekili seçilir. Ancak eğer tercihli sistem kullanılıyorsa, bu durumda listedeki isimler tercih sayılarına göre ve en fazla alandan en az alana doğru sıralanır ve bu sıraya göre o partinin kazandığı milletvekilliği sayısı kadar aday seçilmiş olur.

Nispi temsil sisteminde çok farklı formüller söz konudur. Dünyada yaygın olarak kullanılan formüllerin üç yüzden fazla çeşidinin geliştirildiği iddia edilmektedir. Formüllerinin bu kadar çok farklılaşmasının altında yatan neden, oyları sandalyelere çevirecek matematiksel formüller konusunda bir anlaşma olmamasıdır. Bu formülleri genel olarak ikiye ayırmak mümkündür:

1) En Yüksek Ortalamalar (EYO) formülleri

Bu formüller arasında en yaygın olanı ülkemizde de kullanılmakta olan D’Hondt formülüdür. Bu formüle göre partilerin aldıkları oylar sırasıyla 1,2,3 gibi tamsayılara bölünerek “ortalama”lar bulunur. Her aşamadan sonra en yüksek “ortalama”ya sahip olan parti bir sandalye kazanır. D’Hondt formülünde bölenler serisi 1,2,3,4... gibi tamsayılardan oluşurken, Sainte-Lague sisteminde bu seri 1,3,5,7 gibi tek sayılardan oluşur.

En yüksek ortalamalar formülleri İskandinav ülkeleri, Lüksemburg, Hollanda, İspanya, Portekiz, İsrail ve Türkiye’de uygulanmaktadır.

2) En Yüksek Kalanlar formülleri

EYK formüllerinin temelinde daha önceden hesaplanmış bir kota yatar. İlk aşamada daha önceden belirlenmiş kotayı aşan partiler sandalyeleri kazanırlar. Daha sonra aldıkları oy toplamından kazandıkları sandalye sayısı çarpı kota işleminin sonucundaki rakam çıkarılır. Kalan rakamlar en yüksekten en düşüğe göre sıralanır. Ve işlemin ilk aşamasında dağıtılamamış sandalyeler bu sıralamaya göre dağıtılır.

En yüksek kalanlar formülünün ikinci aşaması seçim çevresi ya da ülke ölçeğinde uygulanabilir. Ülke ölçeğinde uygulandığında partilerin seçim çevrelerindeki kalan oyları ve dağıtılamayan oylar toplanır. Daha önce bahsedilen yöntemle sandalyeler partilere dağıtılır. Bu dağıtım işleminden sonra kalan oylar sıralanır ve iki aşamada da dağıtılamamış sandalyeler dağıtılır. Milli Bakiye adı verilen bu sistem 1961-1965 seçimlerinde ülkemizde uygulanmıştır.

Nispî temsil sistemleri, toplumdaki çeşitli siyasal görüşlerin, bunları savunan siyasal partilerin parlâmentoda –farklı derecelerde de olsa– çoğunluk sistemine oranla daha adil bir biçimde temsilini sağlar.

Nispi temsil sisteminde küçük partilerin, radikal partilerin de temsilci çıkarma imkânları olduğu için bunların sistem içinde tutulması sağlanmış olur. Böylece değişik görüşler, düzenin dışına itilmeksizin yasal zeminlerde temsil edilir.

Nispi temsil sistemi, temsilde adaletin sağlanması açısından önemli ise de özellikle küçük partilere seçilme imkânı sağladığı için parti enflasyonuna yol açabilmektedir. Ayrıca genel olarak hiçbir partinin tek başına iktidar olacak kadar temsilci kazanamamasına ve koalisyonlara yol açmaktadır. Bu olumsuzluğu en aza indirmek için de genellikle baraj uygulanmaktadır.

Barajlı nispi temsil sisteminde iki tür baraj söz konusu olabilmektedir. Bunlar ulusal ve bölgesel barajlardır. Sadece ulusal baraj veya sadece bölgesel baraj veya her ikisi aynı anda uygulanabilir. Ulusal baraj, bir partinin temsilci çıkarabilmesi için ülke genelinde belli bir oranda oy alma şartıdır. Örneğin ülkemizde bu oran % 10’dur. Bölgesel baraj ise, seçim bölgesinde temsilci çıkarabilmek için belli bir oranı alma zorunluluğudur. Ulusal baraj uygulanması durumunda seçim bölgesinde gerekli oranı aşsa bile partiler temsilci çıkaramazlar. Bölge barajı uygulanmadığı durumlarda genellikle bölgeler daraltılarak fiili olarak baraj uygulanmaktadır. Örneğin 20 temsilci seçilecek bir il iki seçim bölgesine bölünmekte ve böylece 10 temsilciye göre hesap yapıldığı için temsilci çıkarabilmek için gereken oranın artması sağlanmaktadır.

Barajlı sistemler istikrar ilkesine uygun ise de adalet ilkesine aykırı olmaktadır. Birçok ülkede baraj istikrar adına uygulanmakta ise de % 10 gibi yüksek bir oran sadece ülkemize has bir durumdur. Bunun sonucunda da birçok partiye verilen oylar mecliste temsil edilememektedir.



c-Karma Sistem: Bu sistemi uygulayan ülkelerde seçilecek temsilcilerin bir kısmı çoğunluk, bir kısmı da nispi temsil sistemine göre seçilmektedir. Örneğin Federal Almanya’da Federal Meclis’in 656 üyesinin yarısı, tek adlı çoğunluk sistemine göre 328 seçim çevresinden; diğer yarısı ise, küçük partilerin sandalye kazanmasını kolaylaştırmaya, böylece onlara sınırlı ölçüde bir prim vermeye yönelik olarak nispî temsil sistemine göre partilerin eyalet listelerinden seçilmektedir. Seçim, her seçmenin kullandığı iki oyla gerçekleştirilir. Birinci oy, tek adlı seçim çevresindeki bir aday, ikinci oy ise bir partinin eyalet listesi için kullanılır.

Kaynak
__________________
"Ama gerçek, aziz dostum, can sıkıcıdır."

Mislina isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Mislina'in Mesajına Teşekkür Etti