Tekil Mesaj gösterimi
Eski 18.07.13, 22:56   #2
Mislina
Süper Üye
Mislina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: May 2012
Konular: 458
Mesajlar: 2,989
Ettiği Teşekkür: 4166
Aldığı Teşekkür: 9717
Rep Derecesi : Mislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzel
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Seçim Sistemleri Ve Yerel Siyaset

Türkiye’de Yerel Seçim Sistemleri

Ülkemizde yerel seçimlerde, 1960’lara kadar genel seçimlerde olduğu gibi çoğunluk sistemi uygulanmıştır. 1961 Anayasa’sının yürürlüğe girdiği dönemde, belediye başkanlığı seçimleri tek turlu çoğunluk sistemine göre yapılmış, il genel meclisi ve belediye meclisi üyeliklerinin seçiminde ise nispi seçim sistemine geçilmiştir. 1982 Anayasa’sının yürürlüğe girmesiyle birlikte yerel seçimlere ilişkin yasal düzenleme de yenilenmiş ve yerel seçimlere ilişkin usul ve esasları düzenleyen 18.01.1984 tarih ve 2972 sayılı ‘’Mahalli idareler ile mahalle muhtarlıkları ve ihtiyar heyetleri’’seçimi hakkında kanun çıkarılmıştır. Bu kanuna göre: “Belediye Başkanlığı’’ ile “Muhtar, ihtiyar heyeti’’ ve “İhtiyar meclisi’’ seçimleri çoğunluk sistemine göre yapılmakta, “İl genel meclisi’’ ve “ Belediye meclisi’’ seçimlerinde ise nispi seçim sistemi uygulanmaktadır.

2972 sayılı Kanun’un 22. maddesine göre: “Belediye Başkanlığı seçimlerinde en çok oy alan aday Başkanlığa seçilmektedir.” Aynı kanunun 32. maddesinin 4. fıkrasında da “Muhtar, İhtiyar Heyeti ve İhtiyar Meclisi seçimlerinin ekseriyet sistemine göre yapılacağı” belirtilmektedir.

İl Genel Meclisi ve Belediye Meclisi üyeliklerinin seçiminde, “Onda Birlik Baraj Uygulamalı Nispi Temsil Sistemi” uygulanmaktadır.

2972 sayılı Kanunun 23. maddesine göre, bu sistemde, “Bir seçim çevresinde kullanılan geçerli oy toplamının onda birine tekabül eden sayı, bütün partilerin ve bağımsız adayların aldıkları oy sayısından ayrı ayrı çıkarılmakta, bu çıkarmadan sonra geriye oyu kalmayan siyasi partiler ve bağımsız adaylar üye tahsisinde hesaba katılmamaktadır.”

Kanunun 23. maddesinde hesaplama şu şekilde tarif edilmektedir: “Bir seçim çevresinde kullanılan geçerli oy toplamının onda birine tekabül eden sayı, bütün partilerin ve bağımsız adayların aldıkları oy sayısından ayrı ayrı çıkarılır. Bu çıkarmadan sonra geriye oyu kalmayan siyasi partiler ve bağımsız adaylar üye tahsisinde hesaba katılmaz.

Yapılan çıkarmadan sonra geriye oyu kalan siyasi partilerin ve bağımsız adayların isimleri alt alta, kalan oyları da hizalarına yazılır. Bu sayılar önce bire, sonra ikiye, sonra üçe ... şeklinde devam edilmek suretiyle o seçim çevresinin çıkaracağı asıl üye sayısına ulaşıncaya kadar bölünür. Elde edilen paylar, siyasi parti ayırımı yapılmaksızın, en büyükten en küçüğe doğru sıralanır.

Belediye ve il genel meclisi üye tamsayısı kadar üyelikler, bu payların sahibi olan siyasi partilere ve bağımsız adaylara, sayıların büyüklük sırasına göre tahsis olunur.

Son kalan asıl üyelikler için birbirine eşit rakamlar bulunduğu takdirde bunlar, aralarında ad çekmek suretiyle, tahsis yapılır.”

Belediye meclis seçiminde ayrıca istikrar adına kontenjan sistemi kullanılmaktadır. “Buna göre birinci gelen partinin belli bir kontenjan sayısı kadar meclis üyesini fazladan alması sağlanır. Kontenjan adayı gösterilen belediye meclis üyesi seçim çevrelerinde bu maddeye göre yapılan bölme işlemi kontenjan sayısı çıkarılmak suretiyle yapılır. Kontenjan adayı gösterilen bu seçim çevrelerinde geçerli oyların en çoğunu almış olan siyasi partinin kontenjan adayları belediye meclis üyeliğini kazanmış olurlar.” 2972 sayılı Kanun uyarınca belediye meclisleri seçimlerinde “Siyasî partiler, belediye meclis üye sayısı 9 ve 11 olan beldelerde bir, 15 olan beldelerde iki, 25 ve 31 olan beldelerde üç, 37 olan beldelerde dört, 45 olan beldelerde beş, 55 olan beldelerde altı adet kontenjan adayı gösterirler.” Kontenjan adayları, aday listelerinde nispî temsil sistemine göre seçilecek diğer adayların “sıralamasına dahil edilmeyerek kontenjan adayı” olarak ayrıca yazılırlar. Kontenjan adayı gösterilen seçim çevrelerinde “geçerli oyların en çoğunu almış olan siyasî partinin kontenjan adayları belediye meclis üyeliğini kazanmış olurlar.” Böylece belediye meclisleri seçimlerinde nispî temsil yanında 1’den 6’ya kadar “kontenjan adayı” için tek adlı veya çok adlı kontenjan sistemi, çoğunluk sistemine göre uygulanmaktadır. Yani en fazla oyu alan parti listesinde kontenjanda yer alanlar doğrudan meclis üyesi olmakta ama kontenjan dışındaki meclis üyeleri ise nispi temsil sistemine göre seçilmektedir. Dolayısıyla belediye meclis seçiminde nispi ve çoğunluk sistemleri karma olarak kullanılmaktadır.

Ülkemizde 1963 yılına kadar belediye başkanı halk tarafından seçilmemiştir. Belediye meclisi kendi içerisinden bir belediye başkanı seçmekte idi. Ancak bu yapıda belediye başkanları güçsüz konumda idiler. Bu sebeple 1963 yılında çıkarılan 307 sayılı Kanun ile belediye başkanlarının doğrudan halk tarafından seçilmesi yöntemi uygulanmaya başlanmıştır.

Belediye başkan seçiminde çoğunluk sistemi uygulanması istikrar ve güçlü başkan uygulaması açısından önemlidir. Ancak bu sistem her zaman güçlü başkan seçimine imkân veremeyebilmektedir. Birden fazla adayın yüksek oy aldığı durumlarda % 25-30 oranı ile başkan seçilmektedir. Oysa belediye başkanının güçlü olabilmesi için daha yüksek oy oranı alması beklenmelidir. Bu sebeple belediye başkan seçiminin de iki turlu olması düşünülebilirdi. İlk turda hiçbir adayın belli bir oranı örneğin % 50’yi aşmaması durumunda en fazla oyu alan iki aday arasında ikinci tur seçimleri yapılabilir. Ancak bu sefer de başkanın bir partiden, meclis çoğunluğunun ise başka bir partiden oluşması söz konusu olabilir. Çünkü ikinci turda oluşacak parti ittifakları meclis dengesinin dışında gelişebilir. Bu olumsuz ihtimali azaltmanın yolu da ikinci tura girecek partilerin ilk turda en çok oyu alan adaylar değil de belli bir oranın üzerinde (Örneğin % 15) oy alan adaylar arasında yapılmasıdır.

Belediye meclis üyeleri seçiminde kontenjanda çoğunluk, diğer liste üyelerinde ise nispi temsil sisteminin kullanıldığı yukarıda açıklanmış idi. Kontenjan sistemi mecliste istikrar açısından önemlidir. Ancak meclis üyelerinin liste usulü ve nispi temsil sistemine göre seçildiği durumlarda güçlü meclis üyesi sıkıntısı yaşanmaktadır. Liste usulü sebebi ile meclis üyeleri ile seçmen arasında güçlü iletişim olamamaktadır. Özellikle Marmara Bölgesinde olduğu gibi, ilçe nüfusunun 500.000’i aştığı belediyelerde seçilen 45 meclis üyesi ne kadar gerçek anlamda seçmenin temsilcisidir? Listeler partilerin ilçe, il ve hatta bazen de genel merkezlerinde oluşturulmakta, o ilçede oturmayan kişiler bile meclis üye listesine girebilmekte ve meclis üyesi olabilmektedirler. Seçim sistemleri tartışmalarında genellikle % 10’luk baraj, kontenjan gibi hususlar eleştiri konusu olmaktadır. Oysa meclis aday listelerinin nasıl oluşturulduğu kanaatimizce daha önemlidir.

Aşağıdaki bölümlerde demokratik ve etkin bir belediye meclisi oluşturulabilmesi için değişik sistem önerileri yer almaktadır. Bu öneriler elbette geliştirilmeye muhtaçtır ama en azından yeni açılımlar bulunmasında fikir verebilir diye düşünmekteyiz.



Öneri 1:

Büyük yerleşim yerlerinde seçmenin blok oy kullandığı, belediye başkanı, meclis üyeleri ve il genel meclis üyeleri için aynı partiyi seçtiği bilinmektedir. Bunun aksi ancak 3,5,10 bin nüfuslu küçük yerleşim yerleri için söz konusudur. Büyük yerleşim yerlerinde ise farklılıklar çok ender görülmektedir. Meclis aday listeleri de bu tür tercihi teşvik etmektedir. Bunun sonucunda da gücünü seçmenden değil de kendisini o listeye yazan parti teşkilatından veya belediye başkanından alan meclis üyeleri gerçeği karşımıza çıkmaktadır. Bunun doğal sonucu da kentliyi değil belli siyasi yapılanmayı temsil eden meclis üyeleri gerçeğidir.

Belediye meclis üye ve il genel meclis üye seçimlerinin liste usulü yapılmasının yol açtığı sıkıntılardan birisi de büyük nüfuslu yerleşim yerlerinde bağımsız meclis üyesi seçilmenin adeta imkânsız hale gelişidir. 200.000 seçmenin olduğu bir ilçede bir bağımsız adayın 20-30 bin oy alması adeta imkansızdır.

Belediye meclis üyeleri seçiminde tercih sistemi getirilebilir mi? Yani partiler seçilecek meclis üye sayısından daha fazla aday gösterir ve seçmen de bunlar içinde tercihte bulunursa bu durumda daha güçlü meclis üyeleri ve daha demokratik seçim söz konusu olabilir mi? Bu durum küçük ve orta ölçekli yerleşim yerleri için mümkündür. Ama nüfusu yüz binlerle ifade edilen yerleşim yerlerinde tercihli sistem sağlıklı yürümez. Çünkü seçmenin çok büyük bölümü tercih kullanmayacağı için özel çalışma yapan kişiler tercih sayesinde aslında hak etmeden meclis üyesi olabilirler.

Meclis üye seçiminde seçim bölgelerinin daraltılması daha etkin seçim için çözüm olabilir. Meclis üye seçiminde dar bölge çoğunluk sistemi uygulanabilir. Bunun için de seçilecek meclis üye sayısına göre mahalle nüfusları da dikkate alınarak seçim bölgeleri oluşturulabilir. Bu durumda daha dar bölgede, daha az seçmenle muhatap olunacağı için sadece partinin popülaritesi yeterli olmayacak, meclis üye adayının kişiliği de önem kazanacaktır. Bu da seçmenle iletişimi daha güçlü olan ve tekrar seçilebilmek için de sadece belediye başkanını ya da partisini memnun etmeyi yeterli gören değil, yanı sıra seçmenini de memnun etmeyi gerekli gören meclis üyelerinin oluşumunu sağlayacaktır. Bu sistemin aynı zamanda tercihli sistem ile birlikte uygulanması durumunda daha demokratik bir sistem söz konusu olabilecektir. Böylece partiler örneğin bir meclis üyesi seçilecek bölgede/mahallede en az iki veya üç aday gösterecek, en çok oyu alan listeden, en fazla tercihi alan kişi meclis üyesi olacaktır. Bu sistem hem seçmen katılımını artıracak, hem partilerin dayatma gücünü azaltacak ve hem de daha güçlü meclis üye seçimine imkân sağlayacaktır.



Öneri 2:

Seçim sisteminin temsil yönünden güçlü ve demokratik bir meclis oluşumunu sağlayabilmesi için öncelikle partilerin aday belirleme yöntemleri üzerinde durulmalıdır. Burada da iki temsil önem kazanmalıdır. Birincisi seçmeni temsil, ikincisi ise partiyi temsil olmalıdır. Çünkü bir parti listesinden aday olacaklar doğaldır ki o parti adına da siyaset yapacaklardır. Aksi takdirde bağımsız olarak aday olmaları gerekir. Ama parti listelerinden aday olanların sadece o partiyi temsilleri de demokratik sistem açısından uygun olamaz. Çünkü seçilecek olanlar nihayetinde o kentlileri belediye meclisinde temsil etmek üzere seçileceklerdir. Her iki temsili de sağlamanın yolu ise liste belirleme yönteminin demokratik olması ve seçimlerin de yukarıda belirtildiği gibi tercihli dar bölge sistemi olmasını gerektirmektedir.

Meclis listeleri seçilirken parti teşkilatlarında ön yoklama yapılması, ancak nitelik sorununa yol açmamak için de belli sayıda parti ilçe/il teşkilatlarına kontenjan verilmesi gerekmektedir. Örneğin; 45 meclis üyesi seçilecek yerlerde alt seçim bölgelerinin 3’er meclis üyesi seçilecek biçimde belirlenmesi, adayların 1/3’ünün parti ilçe/il teşkilatlarına kontenjan olarak ayrılması, 2/3’ünün ise parti üyelerinin katılacağı ön yoklama ile belirlenmesi mümkündür. ilçe/il teşkilatları her seçim bölgesi için bir olan kontenjanına karşılık iki aday, üye ön seçiminde de iki aday için dört aday seçilmelidir. Toplam altı aday ise seçimlerde alacakları tercihlere göre belirlenmelidir.

Belediye meclis seçimlerinde tercihli dar bölge sisteminin uygulamada zor olacağı aşikardır. Gerek seçmenin oy kullanması, gerek oy pusulalarının hazırlanması ve gerekse oy tasnif işlemleri bir hayli zor olacaktır. Buna karşılık daha demokratik ve daha güçlü meclislerin oluşmasına imkân verecektir.



Öneri 3:

Belediye meclis seçimlerinde bir başka yöntem daha radikal düşünmek sureti ile geliştirilebilir. Bu yöntem de belediye meclislerinde ilçe genelini temsil etmek üzere az sayıda belediye meclis üyesinin tercihli nispi temsil sistemi ile belirlenmesi, buna karşılık mahalle muhtarlarının bu görevlerinin yanı sıra belediye meclis üyesi olmalarının önünü açmak olabilir.

İlçe genelini temsil edecek meclis üyeleri partilerin aday listeleri sunmaları ve nispi temsil sistemine göre seçilmelidir. Burada tercihli sistem de düşünülebilir. Mahalle muhtarları da halen uygulanmakta olan çoğunluk sistemine göre seçilebilirler. Mahalle muhtarlıkları mevcut halleri ile yerel seçilmişler olmaktan ziyade, ikametgâh, nüfus sureti gibi bürokratik ve rutin işleri yapan “seçilmiş bürokrat” konumundadır. Oysa muhtarlar mahallelerin demokratik seçimlerle gelmiş yöneticileridir. Bu yöneticilerin aynı zamanda belediye meclis üyeleri olmaları durumunda hem mahalle yöneticileri olarak konumları güçlenecek ve hem de bu konumdaki meclis üyelerinden oluşan belediye meclisi güçlenecektir.



Ya İl Genel Meclisi?

İl Genel Meclisleri yerel yönetimler reformu kapsamında yapılan düzenlemelerle ciddi anlamda güçlendirilmiş, meclis başkanının merkezi idarece atanmış bürokrat olan Vali yerine meclis içinden seçilmesi ile nispeten daha demokratik hale gelmiştir. Ancak meclisin daha etkin olması, temsil kabiliyetinin artırılabilmesi için muhtarların ilçe belediye meclisi üyesi olmaları gibi belediye başkanlarının da il genel meclis üyesi olmalarının önü açılmalıdır.

İl Genel Meclisi üyelerinin bir bölümü il genelinde partilerin aday listelerinden nispi temsil sistemine göre seçilmeli ve kalan üyeleri de ilçe belediye başkanları oluşturmalıdır. Bu sayede İl Genel Meclisleri çok daha etkin konuma gelebilecek ve bu meclisler sadece İl Özel İdaresinin karar organı olmakla kalmayacak, demokratik yerel yönetimler olan belediyelerle İl Özel İdaresinin de koordinasyonuna katkı sağlayacaktır.



Değerlendirme

Seçimler demokratik ülkelerde halkın kendisini temsilciler yolu ile yönetmesinin bir aracıdır. Seçilecek yönetimin bu anlamda halkın temsilcisi olma vasfı çok önemlidir. Ne var ki gerek partilerin aday belirleme süreçleri ve gerekse seçim sistemleri sebebi ile bu temsilde ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Katılım imkânının genişliği sebebi ile demokrasinin okulu olarak görülen, demokratik kültürün gelişiminde çok önemli rol oynayan yerel yönetimler ülkemizde bu misyonunu yeterince gerçekleştirememektedirler. Çoğu zaman yerel seçimler, ülkemizdeki genel siyasetin etkisi altında ve onun gölgesinde gerçekleşmektedir. Seçmenin yerel seçimlerde çoğunlukla adaylara değil partilere göre oy vermesi de bu durumun açık bir göstergesidir.

Ülkemizde demokratik kültürün ve kurumların gelişmesi için yerel yönetimlerin demokrasinin okulu olma misyonunu yüklenmeleri gerekmektedir. Ancak bunun için de halkın yerelde siyasete katılım kanalları genişletilmelidir. Bunun yolu da yerel seçimlerde adayları öne çıkarmakla, seçim yapılan makamların güçlendirilmesi ile mümkündür.


Hulusi ŞENTÜRK Sayı:34

Kaynak
__________________
"Ama gerçek, aziz dostum, can sıkıcıdır."

Mislina isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Mislina'in Mesajına Teşekkür Etti.