Tekil Mesaj gösterimi
Eski 30.07.13, 10:26   #1
Mustafa Akten
Abdülmelik Hankendi

Mustafa Akten - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2013
Yaş: 74
Konular: 532
Mesajlar: 2,782
Ettiği Teşekkür: 21549
Aldığı Teşekkür: 11270
Rep Derecesi : Mustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Yalniz
Standart Kim? Nasıl? Ne Şekilde AKP'ye Yaranıyor? Yanaşıyor?

Kim nasıl? ne şekilde? AKP yaranıyor? Yanaşıyor?


Son günlerde Tüpraş denetimi ile ilgili basında çıkan haberler, haberlere ilişkin hükümet kanadından ve muhalefet tarafından yapılan açıklamalardan anlaşılan, hükümet sadece çalışan kesim ki; işçi memur, bunların sendika ve dernekleri, meslek gurupları olarak doktor, eczacı, mimar, mühendis, iş adamı, tüccar, sanayici, küçük esnaf ve sanatkar. bunların odaları dernekleri sendikaları, birlikleri üzerinde hakimiyet kurmaya, muhalif olanları susturmaya çalıştıklarını, fikir ve düşünce hürriyeti açısından bakıldığında ise muhalif olarak bilinen yazar çizerlere uygulanan metotlar, susturma çabaları, gece yarısı kanunları gündüz çıkıyor ise sopalarla kaba güçle dayatılarak çıkarılan kanunlar, dikensiz gül bahçesi hayal edenler, bu hayal ile başkanlık sistemi ile tek adamlığı pekiştirme düşünceleri, AKP içindeki tek adam sultası ile hayat bulmaya çalıyor, genel başkanları olan Recep Tayyip düşünceleri tartışmasız kabul görüyor, siyaset hacı yatmazları ile ekonominin önde gelen hacı yatmazları, mali ve sosyal statülerini korumak adına milli değerlerin ve geleceğin heba edilmesi adına adeta biat ediyorlar.


Gezi parkı olayları devam ederken, birilerinin süfle etmesi ile birlikte hem gündem değiştirilmesinin sağlanması, hemde Divan oteli olayı yaşanmışlığından sonra imam Tayyip faiz lobisinden bahsetmeye başlıyor ve bu meyanda bazıları tehdit ediliyor, sonuçta alışık olunmayan şekilde Tüpraş denetimleri kendini gösteriyor.


Üretimin olmadığı yerde sağlıklı paylaşımın ve refahın olmayacağını, aydınlığın olduğu yerde eğitim, eğitimin olduğu yerde hürriyet ve demokrasinin gelişerek insan onuruna yaraşır hale geleceğini bilen, arzu eden birisi olarak ve sade bir vatandaş olarak, karanlık ve irtica heveslisi olan AKP hükümeti ve başbakanının ülkeyi hangi badirelere sürklediğini basiretle tahmin edebiliyorum.


Siyaset ve ekonomi;


Ülkelerin en büyük açmazlarından birisi gelir dağılımındaki adaletsizlik, bu adaletsiz durum ön adı adalet olan ve şu anda adaletsiz şekilde hüküm süren AKP hükümeti, 11 yıldır bu adaletsizliğin sosyal hayata yansıyan acı ve ızdıraplarını, (işsizlik, açlık, fukaralık, hastalık, hırsızlık, kapkaç, fuhuş, uyuşturucu, mala ve cana yönelen suçlar) önleyemedi, önleyemediğinden sosyal hastalıklar olarak arttı, polisiye tedbirler ise bu hastalıkların artmasında önleyici olarak etkin olamadı.


Sosyal devlet yerine Sadaka kültürü;


Gelir dağılımındaki adaletsizlik, yerini sosyal dengesizliklere bıraktığında, siyaseten oy avcılığının da sadaka kültürüne endekslenmesi, 11 yıldır çokça yaşanan yardım kolilerini gündeme getiriyor. Asla fakr-u zaruret içinde olanlara yapılan yardımlara karşı değiliz ama bu yardımlar bir kültür olarak ve dini vecibe olarak yapıldığında buna kimsenin diyeceği olamaz, çıkar amaçlı ve oy avcılığı dahil her tür istismara yönelik olarak meydana çıkarsa biz de böyle uzunca sayılacak yazılar ile paylaşmayı yeğleriz.


Tüpraş olayı, faiz lobisi söylemleri ortada iken bir iş adamı olan ve varlıklı bir kişi olarak bilinen Zorlu Holding sahibi Ahmet Nazif Zorlu, içinde bulunduğumuz kutsal Ramazan ayı münasebetiyle, hayır hasenatı kendi bünyesinde, sessiz sedasız veren el, alan elden üstündür dini söyleminin düsturuna uyarak yardımlarını yapmış olsaydı, tarafımdan yapılacak binlerce teşekkürü ve duayı hak etmiş olacaktı.


Ama bakınız öyle olmamış;


AKP'ye Zorlu Holding'ten 1 milyon 844 bin lira ba
ğış yapılmış. Zorlu Holding, 40 bin yardım kolisi hazırlatarak AKP Kadın Kolları'na teslim etmiş.


Hükümet, Gezi eylemlerinin arkas
ında "faiz lobisi"nin olduğunu iddia etmiş fakat bu iddia bir türlü kanıtlanamamış, faiz lobisinin içinde olanlar kimlerse? Açıklanamamıştı.


Şimdi Zorlu Holding'in kıyağının nasıl yorumlanacağı merak konusu deniyor ya!
İşte bizde sade vatandaş olarak yorumlamış olduk.


Temsil kabiliyeti, istikrar, demokrasi;


Varl
ık sahibi ve ülke ekonomisine dinamo olanlar, üretenlerin başında yer alanlar, kazandıklarını vergilendirip, kazancı kutsal hale getirdikten sonra, sosyal yaşamlarında ki nitelik ne olursa olsun buna saygı duyarız. Ancak sahip oldukları mali değerleri siyasete endeksleyerek varlıklarını sürdürmeye çalışıp, bir dönem Bülent Ecevit'e ve hükümetine yaptıkları gibi sermayelerini kullanıp hükümet düşürme ilanları verenleri Bülent Ecevit hak etmediği için hala yadırgadığımzı ve hak eden bir hükümet olan Recep Tayyip aleyhine ve ülke yararına olacak şekilde kullanmayışlarını da yadırgamış oluruz.


Bülent Ecevit hükümeti dü
ştü, düşürüldü. Aynı sermayedarlar AKP hükümeti ve başbakanı için yapılması gerekeni neden yapmıyor? Demokratik yollardan sermayesini kullanarak ülke hayrına olmayan bu hükümetin düşürülmesine yönelik çalışma içinde olmuyor sus pus olarak paralarından bir kısmını AKP kadın kollarına teslim ediyor...
 

Bir nebze olsun biraz daha değinelim
ve uzamış olan bu yazıyı sonlandıralım.


1977 Seçimlerinde Bülent Ecevit liderli
ğindeki CHP % 41.38 oy oranına rağmen 213 milletvekili çıkartabilmiş; dolayısıyla o zamanlar parlamentoda 450 olan toplam milletvekili sayısının yarısından bir fazlasını sağlayamadığı için de bir “çoğunluk hükümeti” kuramamıştı.
1977 seçimlerinde, 2002 seçimlerindeki sistem uygulanmış olsaydı CHP 450 sandalyenin 300’e yakınını alıp rahatlıkla iktidar olabilecekti. Bu şanstan mahrum olan CHP, üstelik de “kumar borcu olmayan” AP’li bir kaç milletvekili takviyesi ile kurmak zorunda kaldığı hükümet, ne tesadüftür ki, TÜSİAD gibi bir “İş adamları derneği veya kulübü”nün “sivil darbesi”ne maruz kalacaktı!

Konuya uzman gözüyle ve yorumlar
ı ile bakıldığında;


AKP’nin % 34.28 oy oran
ı ile 550 milletvekilliğinin 363’ünü sağlayarak tek başına iktidara geldiği 2002 seçimleri, aynı zamanda oy kullanan seçmenlerinin iradesinin en az meclise yansıdığı seçim olarak siyasi tarihimizdeki yerini almıştır. TBMM’ne giren ikinci parti CHP ile birlikte temsil edilebilen oyların oranı % 53.7’de (Bu oran, Doğu ve Güney Doğu illerinden bağımsız olarak seçime giren ve milletvekili olanlara verilen % 1 oy oranı eklenirse % 54.7’ye yükselmektedir) kalırken, 4 parti (DYP, MHP, GP ve ANAP) % 5-9.5 arasında oy almasına rağmen meclise girememiş ve diğer bir anlatımla % 0.2-9.5 oranı arasında oy alan 16 partinin % 45.3 oranındaki oyu temsil dışı kalarak, çöpe atılmıştır.

Böyle bir seçim sistemi ile parlemento da çoğunluk olanlar hangi milli iradeden söz ediyorlar?

Bu gerçeğin böyle olduğunu bilen siyaset hacı yatmazları, sorular karşısında, gündemimizde % 10 olan ülke seçim barajının düşürülmesi yok diyebiliyorlar.

% 10 barajı savunmaları dahi ne kadar demokrasi kültürü ve eğitiminden ve nezaketinden yoksun olduklarının, ve ileri demokrasiyi bırakın sahte demokrat olduklarının bariz kanıtıdır.


30.07.2013
Mustafa Akten
 
 
 
 
 
__________________
Mustafa Akten isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
7 Üyemiz Mustafa Akten'in Mesajına Teşekkür Etti.