Konu: Polis Farkı
Tekil Mesaj gösterimi
Eski 31.07.13, 10:02   #1
Mustafa Akten
Abdülmelik Hankendi

Mustafa Akten - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2013
Yaş: 74
Konular: 532
Mesajlar: 2,784
Ettiği Teşekkür: 21564
Aldığı Teşekkür: 11276
Rep Derecesi : Mustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Yalniz
Standart Polis Farkı

POLİS FARKI

Akp ba
şbakanı Erdoğan, 2 gün önce Ankara'da Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü'nde verilen iftar yemeğine katıldı. Erdoğan burada yaptığı konuşmada, polisin Gezi olayları boyunca demokratik bir tavır gösterdiğini savundu. Demek ki adamın demokrasi anlayışı bu! Bu anlayıştaki bir insanın başbakanlık koltuğunda oturarak ülke insanının % 50 sinden fazlasının kendisine muhalif olduğu, hiç bir tutum ve davranışını benimsemediği, hatta kendisini başbakan olarak dahi görmediği Türkiye'de bir başbakan, bir başbakan! Söylemi içinde gerim gerim kasılması kabul edilecek bir durum değildir.
 
İşte Başbakan Erdoğan'ın konuşmasından satır başları:

"
İnsanı yaşat ki devlet yaşasın"

Anlayışıdır.

"
İnsanların gözlerini kör edercesine gaz sıkmak, copla, tekmeyle, dövmek, sözle aşağılamak, saçlarından sürükleyip öldürüseye dövmek, iç organlarını patlatma amacına ve öldürmeye yönelik karın boşluğuna atılan tekmelerle insanları hastahanelik etmek, bu anlayışlamı insan yaşayacak? Yaşayanlarda devleti yaşatacak öylemi?


İnsanların varlığı, huzuru, sağlığı, emniyeti, can güvenliği ve millet olarak milli ve manevi değerlerinin savunulması ve korunması için devlet vardır.

Devlet insan içindir. Devlet kendi idaresi ve gücü ile insanları öldürüseye dövüyor elini ayağını kırarcasına büküyor, en hayati noktalarına tekmeler ile saldırıyor 8 bin kişiyi yaralıyor, 6 kişiyi öldürüyor ve polis bunları kendi içinden yapan görevliyi veya görevlileri bünyesinde barındırıyor saklıyor, bunları yapanları başbakan yemekle, maddi ödülle taltif ediyorsa o devlet ve onu idare edenler olmaz olsun. Bu devletin tarifi ileri demokrasi değildir.

Muhalefet edenlere tahammül edemeyenler, demokrasinin vazgeçilmezleri olan sivil toplum kurulu
şları, siyasi partilerin deklare ettiği muhalif görüşlere anlayış ve ders alma mantığı ile yanaşmayanlar bu ülkede siyaset yapmasın idareye gelmesin bu anlayışın adı demokrasi değil faşizan ve buyurgan idaredir.

Bir kendi polis te
şkilatınızın iç dinamiklerine, bu dinamiklerin ortaya koyduğu anti demokrat tavır ve davranışlara, tarikat ve cemaat bölünmelerinde ortaya çıkan polis içindeki tabloya bakınız! Birde ileri demokrat ülkelerin polis teşkilatlarını A dan Z ye inceleyiniz! Hangileri devletin? Hangileri hükümetlerin siyasi anlayış polisidir görünüz ve polis farkını anlayınız.

Demokrasilerde her kurum, her kurulu
ş başbakan cumhurbaşkanı herkes eleştirilebilir tutum ve davranışları tenkit edilebilir bunu hazmedemeyenler zatan demokrat değillerdir.

Hazret yemekte yapt
ığı konuşmada; yaptığımız her reforma itiraz edenler oldu demiş. " Doğrusu hangi reformlar olduğu çok merak konusu?

Cumhuriyetinin ve kazandırdığı ilkelerinin altında yaşayacaksın, o ilkeleri statükoculuk olarak niteleyecek, aşağılayacaksın, cumhuriyetin kurucusu, Türk milletinin atası olmuş Atatürk'e ehvenleşerek ayyaş diyerek dil uzatacak bayağılaşacaksın, cumhuriyetin tüm kazandırdıklarını mali ve ekonomik değerleri, iç ve dış çevrelere satacaksın bumudur reform dediğin?

Bu yasa
ğı kaldırırsanız devlet zayıflar dediler. Bu devlet sizin uygulamalarınız ve idarenizle belki zayıflamadı ama zaafiyet geçirdi, zaafiyetden hastalandı, tedavi edilecek devlet haline geldi.
Biz bireylere en tabii özgürlüklerini tek tek teslim ederken birileri bu hakları savunacağı yerde ceberrut devlet anlayışını savundu. Bu cümle ile hazret imam Tayyip kendilerini tarif etmiş oluyor ve tüm söylemleri ile polisi yönlendirmeye, muhalif halka karşı cephe oluşturma gayreti içine giriyor.

10 yılda hayal gibi görünen birçok reformu gerçekleştirdik. Sonuçta devlet daha da güçlenmiştir. İşkence, dayak, kötü muamele devletin bekası adına bir güvenlik aracı olarak görülüyordu. Biz bu insanlık dışı anlayışa son verdik. Bu kadar yalan ve takiyye ancak erbab olanlar tarafından yapılır hazret bu cümle ile aynısını yapmıştır.

Bu büyük te
şkilat, içinde yanlış yapanların öne çıkarılması suretiyle öne çıkarılmasını doğru bulmayız. Bugün batı, AB başta olmak üzere onların polislerinin vatandaşlarına yaklaşım tarzı bizim çok gerimizde kalmıştır. diyerek bir büyük yalanın daha altına imza atmıştır.

Polis gazda kullanır copda kullanır gerektiğinde muhalif görüşte olanların hakkında düzmece cd ler de yapar, cep telefonlarına kişi ile ilgili olmayan numaralarda yükler, evlerde arama yaparken kanunlarla yasak kılınmış bir takım materyalleri aranılan şahsın evine koyar, Savcılar noktasına virgülüne dokunmadan polis tutanaklarını iddianame yapar.

Hukuk devleti yok olmu
ş, kanun adına kanunsuzluk hukuk adına hukuksuzluk imam Recep Tayyip iktidarı ile genel kural haline gelmiştir.

Yaşatılması gereken devletin rehabilitasyona ihtiyacı vardır.

DEVLETİN YANLIŞ İDARE EDİLDİĞİNİ, devletin gücü olan polisin yanlış yönlendirildiğini gören iç ve dış entelektüel mihraklar olaya müdahale edilmesi gereğini duyuyor ve ardından açıklamalar; (The Tıme Gazetesine verilen tam sayfa ilan!)
 
ONLAR LAİK CUMHURİYETİN KALMASINI İSTEYEN GENÇLERDİ


Sizin hapishanelerinizde Çin ve İran hapishanelerindeki sayının toplamından daha fazla gazeteci var. Buna ek olarak, göstericileri çapulcu, yağmacı, holigan olarak nitelendirdiniz, hatta bu göstericilerin yabancıların yönlendirdiği teröristler olduğunu söylediniz. Oysa gerçekte, bu göstericiler sadece Türkiye’nin kurucusu Kemal Atatürk’ün öngördüğü şekilde laik bir cumhuriyet olarak kalmasını isteyen gençlerdi. Sonuç olarak, bir yandan ülkenizi AB üyesi yapmaya çalışırken, bir yandan Türkiye’nin bir egemen Devlet olduğunu söyleyerek, AB liderleri tarafından size yönelik tüm eleştirileri reddediyorsunuz.

YARGILANABİLİRSİNİZ


Size 9 Ağustos 1949’da imzalanmış Konvansiyon uyarınca Türkiye’nin Avrupa Konseyi’nin bir üyesi olduğunu, 18 Mayıs 1954’te Avrupa İnsan Hakları Konvansiyonunu imzaladığını ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yetkisini tanıdığını saygıyla hatırlatıyoruz. Bunların sonucunda, beş masum gencin ölümüne neden olan emirleriniz, Strasbourg'da bir davaya dayanak teşkil edebilir.

Saygılarımızla...Demişlerdir.

30.07.2013
Mustafa Akten 
 


__________________
Mustafa Akten isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz Mustafa Akten'in Mesajına Teşekkür Etti.