Tekil Mesaj gösterimi
Eski 17.08.13, 21:15   #3
Dilaver
Moderator

Dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2012
Konular: 413
Mesajlar: 3,680
Ettiği Teşekkür: 18755
Aldığı Teşekkür: 20033
Rep Derecesi : Dilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Uykucu
Standart Cevap: Anadolu'da ve Balkanlar'da Sarı Saltuk



Tunceli’nin Hozat ilçesinin sekiz kilometre kuzeyindeki 2276 rakımlı Sarı Saltuk tepesinde aynı adla anılan bir makam bulunmaktadır. Tepenin güney ve güneybatısındaki Karaca ve Akviran (Akören) köylerinde Sarı Saltuk soyadını taşıyan bir aile de yaşamaktadır. Sarı Saltuk’a mal edilen kerametler sonucunda bu makam, bir adak yeri ve Kızılbaşlarca kutsal bir ziyaretgâh haline gelmiştir. Çevredeki köylüler, Sarı Saltuk’un gerçek mezarının burası olduğuna inanmaktadırlar. Akviran (Akören) köyünde Sarı Saltuk ailesinden birine ait bir türbe ile yüzyıllık bir mezarlık bulunduğunu belirten N.Sevgen, bu mezarlıktaki eski mezar taşlarının yurdumuzun her tarafında bulunan mezar taşlarıyla aynı olduğuna ve bunların yardımıyla Dersim (Tunceli)’deki mezar taşlarının Türk kültür ve folkloru bakımından aynı değer ve anlamı taşıdığına dikkat çekmektedir.







Diyarbakır şehir merkezindeki Urfa Kapısı yakınlarında Gülşeniler Tekkesi olarak adlandırılan tarihî yapılar arasında Sarı Saltuk’un bir türbesi de bulunmaktadır.




Kesme taştan yapılan sekiz köşeli bir yapı olan türbe, içeriden bir kubbe, dışarıdan da yüksek bir kasnak üstünde piramit biçimi çatıyla örtülüdür. Türbe, dört bir yanı duvarla çevrili külliyenin içindedir. Külliyede halen ibadete açık bir mescit bulunmaktadır. Türbe, girişin hemen sağındadır. Türbenin eskiden iki pencereli olduğu anlaşılıyor. Sonradan bu pencerelerden biri örülerek iptal edilmiştir. Mescidin yanında ayrıca iki de mezar bulunmaktadır.





Halk, türbede yatan kişiyi Sarı Saltuk, Sarı Sadık, Seyyar Saltuk gibi adlarla anmaktadır.

Sarı Sadık Camii imamı Sadık Özbağlar’ın anlattığına göre türbede gömülü olan kişi alplar döneminde yaşamış bir alp-eren olan Sarı Saltuk’tur. Ölümü yaklaştığında adamlarına şöyle bir vasiyette bulunmuştur:

Ben öldüğüm zaman yedi tabut hazırlayacaksınız. Bu tabutlardan birinde ben olacağım, altısı ise boş olacak. Boş olanları küffar diyarlarına gömeceksiniz. Tabutumun bulunduğu ülkeleri Türkler küffardan alacak.

Birinden kötülük gören kişinin türbeye gelerek kendisine kötülük yapana kılıç çalması için duada bulunduğu da oluyormuş.





Hastası olan, kocası işsiz olan, evlenmemiş kızı bulunan kadınlar türbeye gelip dertlerine deva bulmağa çalışırlar, türbeye mum dikerler. Sarı Sadık Camii imamı, kadınların türbeye mum dikmesinin dinimizce uygun bir iş olmadığını söylüyor, ancak buna mani olamadıklarını belirtiyor. Sarı Saltuk’u rüyasında görenler gelip adakta bulunurlarmış. Dilekleri gerçekleştiği takdirde türbede horoz, koyun, keçi gibi hayvanları adak olarak keserlermiş. Çevredeki cami ve binaların duvarlarını sarmaşıkların sarmasına, hatta tamamen kaplamasına rağmen Sarı Saltuk türbesini yıllardır hiçbir sarmaşığın sarmaması da Sarı Saltuk’un manevî gücüne bağlanmaktadır.






Bor’daki Sarı Saltuk makamı, Saltuk-nâme’nin bir nüshasının da bulunduğu Halil Nuri Yurdakul Kütüphanesi ile aynı cadde üzerindedir.





Bu kütüphanedeki Saltuk-nâme nüshasını incelemek üzere 1982 yılında Bor’a gittiğimizde ziyaret etme fırsatı bulduğumuz bu makamın harap durumunu görerek üzülmüştük. Daha sonraki yıllarda yaptığımız ziyaretlerde makamın onarıldığını görmek bizleri sevindirdi.





Binanın 1732’de bir onarım gördüğü türbede bulunan kitabeden anlaşılmaktadır. Bunun gerçekte bir makam olduğu Hacı Mahmut Hoca’nın 1869’da basılan Nesayih-i Amme adlı risalesinde belirtilmektedir. Buna karşılık Sarı Saltuk’un Bor’daki bu makamının öteden beri bilindiği edebî kaynaklardan anlaşılmaktadır. Ahmet Kuddûsî bir şiirindeki;

Belde-i Bor’daki Saltuk türbesi


Kim ziyaret itse kalmaz kürbesi


dizeleriyle, Konyalı halk şairi Lemi de ;

Geç Akşehir’den uğra Nevşehir’e


Niğde’de Kesikbaş Kemâl Ümmî


Bor’da Sarı Saltuk pünhana yalvar

dizeleriyle Bor’da Sarı Saltuk’a ait bir ziyaretgâh bulunduğunu göstermektedirler.





Bu türbenin halk arasında büyük bir saygı gördüğünü ve kutsal günlerde ziyaret edildiğini, türbede adaklar adandığını görmüştük. Türbenin halk arasındaki itibarının göstergesi sürekli olarak temiz tutulması, onarılması ve ziyaretçisiz kalmamasıdır.










İznik’teki Sarı Saltuk türbesi şehir merkezinin dışında, Cevdet Hersekli adlı bir kişinin bağının içerisindedir.




1963 yılındaki tadilata kadar türbenin üzeri açık durumdaydı C. Hersekli, dedesi Mehmet Hersekli’den dinlediğine göre, Sarı Saltuk «Türbemin her tarafı açık olsun rüzgâr alsın, üzeri açık olsun rahmet yağsın !» diye vasiyette bulunmuş.


Dört sütun üzerine oturtulmuş bir kubbeden meydana gelen türbenin dört tarafı da açıktır. Türbe, İznik ve çevresindeki halk tarafından saygıyla zikredilir, hacı adaylarının ilk ziyaret ettikleri türbelerden biri de Sarı Saltuk’un türbesidir. Okulların kapanmasına yakın öğrenciler de türbeyi ziyarete gelmektedir. İznik ve çevresinden, özellikle Bilecik’ten gelen kadınlar ise hemen her cuma Sarı Saltuk türbesini ziyaret ederler.


Halk arasında anlatılanlara göre Sarı Saltuk bir alp-erendir. İznik’in fethine katılmış, Türklüğü ve İslâmiyeti yaymak amacıyla Hindistan’a kadar gitmiştir. Türbeyle ilgili bazı rivayetler bulunmaktadır: Bir yaz günü türbenin gölgesinde uyuyan bir kişinin rüyasına giren Sarı Saltuk «Yolumun üzerinde yatma !» diyerek kızmıştır. Sarhoş veya izinsiz olarak bağa girenlerin, görünmez bir elle cezalandırıldığına dair rivayetler anlatılmaktadır. Bu rivayetler, ülkemizdeki pek çok yatıra ve türbeye bağlı olarak anlatılan cezalandırıcı olma özelliğini İznik’teki Sarı Saltuk türbesinin de taşıdığını göstermektedir.






İstanbul boğazının Karadeniz’e açılan en uç iki noktasından biri olan Rumelifeneri’ndeki fener binasının içerisinde Sarı Saltuk’a ait bir ziyaretgâh vardır. Karadeniz’e dik inen bir tepenin üzerine yapılmış olan bu fener 147 yaşındadır.




Fenerin giriş katında merdiven dairesinin hemen sağındaki sahanlığı kaplayan ziyaretgâhta bir sanduka bulunmaktadır.



Sandukanın baş ucunda duvara dayalı bir şekilde duran yedi satırlık kitabede şunlar yazılıdır:

1Hüvel bâkî
2Kutbu’l-ârifîn gavsu’l-vâsılîn
3Hazret-i Hacı Bayram-ı Velî kaddese (sırrıhû)
4evlâd-ı kirâmlarından Sarı Saltuk
5 Hazretlerinin merkâd-ı şerîfine el-fâtihâ 6 …….
7 Sene 1204 .


Ziyaretgâhın son derece temiz ve düzenli olması, Türkiye Denizcilik İşletmelerinin Rumelifeneri’nde çalışan görevlileri sayesindedir. Fener görevlilerinden Rasim Uçar, ziyaretgâhın bakımı ve temizliği ile yakından ilgilenmektedir. Fener 1850 yılında yapılmıştır.





Fenerin yapılacağı sırada köyde yaşayan Mehmet adındaki bir kişi, gece rüyasına bir velinin girdiğini, incir ağaçlarının olduğu yerde Sarı Saltuk'un mezarının bulunduğunu, fenerin bu mezar üzerine yapılmasının daha hayırlı olacağını söylediğini anlatır. Yapılan kazı sonucunda işaret edilen yerde gerçekten bir mezar bulunur ve mezarın olduğu yer ziyaretgâh şeklinde düzenlenerek üzerine fener inşa edilir.

Balkan ve I. Dünya Savaşı sırasında köy düşman gemilerinin bombardımanına maruz kalmış, köydeki bütün evler yıkılmıştır. Feneri hedef alan düşman topçusu bütün gayretine rağmen isabet kaydedememiştir. Fenerin eski görevlilerinden Fenerci Hafız ve daha sonra görev yapan Adem Kanyılmaz gibi kişilerin anlattığına göre mezarın yanındaki takunyalar sabah ıslak bulunurmuş. Takunyaları abdest alan Sarı Saltuk'un ıslattığına inanılmaktadır. Fenerdeki eski görevliler fenere tırmanırken zikir seslerinin duyulduğunu anlatırlarmış. R.Uçar da bu sesleri bizzat duyduğunu ifade etmektedir. Köydeki balıkçılar eskiden ziyaretgâha büyük saygı gösterirlermiş. Yirmi beş yıl öncesine kadar, balıkçılar denize açılmadan önce tekneleriyle fenerin etrafında toplanıp, avın bereketli geçmesi için Sarı Saltuk'un ruhuna dualar okuduktan sonra denize açılmak için Sarı Saltuk'tan izin isterlermiş. Balıkçılar, Sarı Saltuk'un ruhunun kendilerini koruduğuna inanırlarmış.



Resimler: http://www.bor.gov.tr
/ http://www.iznik.bel.tr / http://www.neredekal.com / http://www.panoramio.com / http://www.panoramio.com
__________________

Tanrılar, erkeklerin ''balıkta'' geçirdiği zamanı ömründen saymaz. (Babil Atasözü)
Dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Dilaver'in Mesajına Teşekkür Etti.