Tekil Mesaj gösterimi
Eski 25.08.13, 09:38   #1
Basakca
Yönetici

Basakca - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Aug 2009
Konular: 2209
Mesajlar: 13,401
Ettiği Teşekkür: 85359
Aldığı Teşekkür: 82599
Rep Derecesi : Basakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Ruhsuz
Standart Bu Köşe Özgürlükler Meydanı! | Rahmi Turan

Ülkemizde bugün hâkim olan genel duygu “Korku”dur.
Kimileri buna “Korku imparatorluğu” diyor.
Korkunun olduğu ülkelerde mutluluk olmaz.
Ben, şartlar ne olursa olsun doğruları yapacağım.
“Doğru olanı görüp de yapmamak korkaklıktır” diyen bilge kişiler haklıdır.
Ayrıca, korkunun ecele faydası olmadığını da bilenlerdenim.
Umudunu ve cesaretini kaybeden uluslar, her şeylerini kaybeder.
Ülkemiz için iyi günleri, güzel yaşamı, mutlu hayatı umut etmek benim itici gücümdür.
Lügatimde asla ve asla pes etmek sözcüğü yoktur!

* * *

Londra’nın en büyük parkı olan ünlü Hyde Park’ı bileniniz çoktur.
Uzun yıllardır, toplumun her kesiminden çeşitli insanların serbestçe konuşabildiği yer olan “Speakers Corner” Hyde Park’ın Kuzeydoğu köşesinde bulunur.
Burası, sınırsızlıklar meydanıdır.
Bir iskemle veya bir portakal sandığı üzerine çıkan herhangi bir konuşmacı, İngiltere Başbakanı’nı ve İngiliz Hükümeti’ni yerden yere vurabilir, kafası kızarsa İngiltere Kraliçesi’ni bile en ağır sözlerle eleştirebilir!
Konuşmacının çevresinde bulunanlar onu coşkun bir şekilde alkışlayabilir, tempo tutabilir…
Peki, polisler ne yapar?
Onlar da sadece dinler. Konuşmacı hakkında hiçbir takibat yapılmaz.
Konuşmacıyı alkışlayıp Başbakan’ı protesto edenlere tazyikli su ya da biber gazı sıkılmaz! İnsanlar tekme tokatla ya da copla dövülmez!
İngiltere’ye özgü tam bir özgürlük meydanıdır orası…
“Speakers Corner” (Konuşmacılar Köşesi) dışında bunlar yapılamaz. O zaman yasalar işler!

* * *

Tüm bunları neden yazdım?

İşte bu “TOKMAK-2” sütunu da Hyde Park gibi olacak. Okurlarımın tüm düşünceleri, dertleri, sıkıntıları, eleştirileri bu sütunda yer bulacak.
“TOKMAK-2”, hak edenlerin tepesine tokmak gibi inecek!
Tabii ki burası İngiltere değil! Tüm bu söylediklerim yasaların izin verdiği ölçüde olacak!
Burası, bir çeşit er meydanı…
Cesaretin varsa, yüreğin yetiyorsa, sen de konuş, sen de yaz!

Cumhuriyet alerjisi!

Utanç verici olaylarla karşı karşıyayız!
Cumhuriyet değerleri bir bir yok edilmeye çalışılıyor.
Nedir alıp veremedikleri, bilmiyoruz ama istedikleri belli!
Bunların Türkiye Cumhuriyeti ile aralarında bir husumet, bir kan davası var sanki! Nedense Cumhuriyet’e alerji duyuyorlar!
Üzücü olaylara tanık oluyoruz!
Sağlık Bakanlığı’nda başlayıp, valilik tabelalarına geçen “T.C.”yi silme operasyonu, İçişleri Bakanı Muammer Güler’in açıklamalarıyla daha da hazin bir hal aldı.
Türkiye Cumhuriyeti’nin simgesi olan “T.C.” harfleri tabelaya sığmamış!
90 yıldır her tabelaya sığan “T.C.”, bu iktidar döneminde nedense birden bire sığmaz hale geldi. Bunların “Cumhuriyet”e karşı bir alerjileri var.
Oysa tüm mevcudiyetlerini Türkiye Cumhuriyeti’ne borçlular!
Türkiye Cumhuriyeti olmasaydı, onlar ne olurdu? Birer hiç!
İçişleri Bakanı Muammer Güler’i İstanbul Valiliği sırasında tanıdık. Aydın bir insan, iyi bir devlet memuru idi. Ancak, İçişleri Bakanlığı koltuğuna oturunca huyu değişti, o da “Laik Cumhuriyet karşıtları” arasında yer aldı.
Muammer Bey “Tabelalarda yer dar olduğu için T.C. harflerini koymadık” demiş. 90 yıldır o tabelalarda şerefle yer alan iki harf artık fazla geliyor, sığmıyor ha?
Affedersiniz ama bu sözlere yalnız kargalar değil, ördekler, kuşlar, koyunlar, kuzular bile güler.
Muammer Bey’in soyadı “Güler”… Kendi gülsün ama ne olur herkesi güldürmesin!

Tebessüm

“İnsanlar yenilik istiyor!”
Arkadaşım Mali Müşavir Yüksel Yılmaz anlattı:
“Şişli’de, geçen hafta para verdiğim kör bir dilencinin, önceki gün kolunun sakat olduğunu gördüm. Ertesi gün aynı yerden geçerken, dilenci bu defa sağır ve dilsizdi…
Artık tanışık olmuştuk. Dayanamayıp sordum:
“Sen her gün sakatlığını değiştirir misin?”
Adam boynunu büktü:
“Ne yapayım beyim? İnsanlar yenilik istiyor!”

Günün Sözü

Saf olma aslanım, her gözyaşına kanma!
Ağlarsa anan ağlar, gerisi yalan ağlar!




Basakca isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Basakca'in Mesajına Teşekkür Etti.