Tekil Mesaj gösterimi
Eski 03.09.13, 16:48   #1
Tanıdık
Uzman Üye

Tanıdık - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 71
Mesajlar: 1,969
Ettiği Teşekkür: 4465
Aldığı Teşekkür: 7540
Rep Derecesi : Tanıdık karizması günden güne artıyorTanıdık karizması günden güne artıyorTanıdık karizması günden güne artıyorTanıdık karizması günden güne artıyorTanıdık karizması günden güne artıyorTanıdık karizması günden güne artıyorTanıdık karizması günden güne artıyorTanıdık karizması günden güne artıyorTanıdık karizması günden güne artıyorTanıdık karizması günden güne artıyorTanıdık karizması günden güne artıyor
Ruh Halim: Suspus
Standart Şark Meselesi

Doğu Yakasının Hikâyesi
Petrol kavgası




On dokuzuncu asrın sonlarında zamanın devlerinin gözleri değerli olan bir nesne üzerine çevrilmişti. Artık birçok kimse biliyordu ki, gelecek petrol üzerinde yükselecektir. Üretim araçlarının çalıştırılmasından savunma sanayine kadar bütün her şey petrol denen nesneye bağlıydı. O yüzden güçlü olabilmek için petrole sahip olmak gerekiyordu. Çünkü ati, bunun üzerinde yükselecekti.


Petrole sahip olabilmek için entrikalar başlamıştı bile. İngiltere, Rusya, Fransa ve Almanya’ nın başı çektiği bu entrika düzeninin oyun yeri ise Orta Şark olarak adlandırılan Ortadoğu idi. Ama bunun önündeki en büyük engel, İmparatorluktu.


Bu yüzden sonraları Şark Meselesi konusu ortaya atılacak ve entelijans servisleri alabildiğine vahşi bir biçimde çalışmaya başlayacaktı.


Şark meselesinin ortaya atılmasından sonra Orta doğuya yönelik faaliyetler kendini azınlık hareketleri biçiminde gösterecek ve İmparatorluk içinde dinmek bilmez bağımsızlık hareketleri de başlamış olacaktı.


İmparatorluktan kopan her parçayı da o zamanın devletleri ellerine geçirecekti. Böylece Orta Doğuda ve Balkanlarda bir çok küçük ama, zayıf devletçik oluşturulacaktı.


1880 lerden sonra daha da kızışan petrol kavgası, asrın sonlarına doğru büyük oranda ajan kuruluşlarının işe karışmaları nedeniyle batılı devletlerin hesabına çözülmeye başlamıştı. Ve İngilizler, Fransızlar, Amerikan petrol şirketleri ve Almanya, Rusya imtiyazlar alarak petrol çıkarmaya başlamışlardır.


…. Hükümeti kaviyyesi ile İran Şehinşahlığı arasindaki payidar olan çok samimi münasebetlere dayanarak,……..hükümeti kaviyyesi tebasından, William….. akrabalarına, dostlarına ve yakınlarına 60 yıl müddetle İran Şehinşahının hükmettiği toprakların derinliklerinde istedikleri şekilde taharriyat ve hafriyatta bulunmak üzere selahiyetitname ile tahdit edilmeyen serbest çalışma müsadesi bahşedilmiştir.


İş bu selahiyet ve bahşedilen serbestiye binaen……..Hükümeti tebasından William…. nin veya akrabaları ve yakınları ile dostlarının tesbit ederek işleyecekleri bilumum toprak altı ve toprak üstü servetleri kendi malı olacaktı.


1901 yılında İran Şahı Muzafferuddin tarafından verilen bu imtiyaz belgesine benzer daha niceleri verilecektir. Tabi , bu belgeler, bu bölgelerin bir yerde ölüm fermanları oluyor ve gelecekte var olacak olan huzursuzlukların da ana sebebini teşkil ediyordu.


Amerikalı Yahudi olan John Rockefeller’ in Standart Mobil Oil’ i ile İngiliz-Hollanda kuruluşu olan ve Yahudi Deterting’ in yönetiminde ki Royal Dutch-Shell arasındaki çekişmeye, bir Alman petrol firması olan Union Petrolifere Eupopenne de katılmıştı. Tabi, bunların yanında Rus ve Fransız şirketleri de ekleniyordu.



Almanyanın Bağdat demiryolu imtiyazını alması ise petrol yüzünden var olan İngiliz-Alman arasındaki çekişmeyi daha da artıracaktı. Bağdat demiryolu projesini petrol yönünden zengin bölgeler üzerinden geçecek bir çizgide projelendiren Almanların, bu projeye aşırı tepki gösteren İngilizleri dikkate alarak çizgiyi biraz kaydırmaları, İngilizlerin tepkisini bir ölçüde azaltacaktı.


Petrolün değerini anlayan ve bunun ilerideki gücünü sezebilen Abdulhamid Han, petrol sahalarını Memaliki Şahane (yani padişahın mülkü) olarak ilan etmişti. Bu da Osmanlı üzerinde dönen dolapların bir anda durmasına neden olmuştu.Dolayısıyla artık, diplomatik baskı söz konusu değildi. Ama sahneye, ajanlar doluşacaktı. Ve diğerleri…


Osmanlı ile Mısır arasındaki sınır ihtilafını işleyen İngiltere, bu ihtilafı Osmanlı İngiliz-Mısır ihtilafı olarak göstermeye başlıyor ve kendisini de devreye sokarak sert bir nota veriyordu. Akabe Meselesi gibi gelecek ve bu olaylarla birinci dünya savaşının tohumlarına yenileri eklenecekti.


Kısa bir süre sonra azınlık hareketleri, Kürtçü, Ermeni hareketleri de yoğunluk kazanacaktı. Kürt ve Ermeni örgütlü hareketleri, kimi zaman İngilizlerle, kimi zaman ise Ruslarla işbirliği yapma yolunu seçeceklerdi.


Erzincanın merkezine gelen ermeni gönüllü alayı kumandanlarından Gövdinli Murat Paşa ve Rus generali Lahof, ermeni tehcir ve katliamları esnasında Ermenileri-kardeşimizdir diye- koruyan ve onlara sığınacak yer veren Dersimlilerle işbirilği yapılmasını teklif maksadıyla Kürtlere haberler gönderdiler ve Türk ordularına karşı elbirliğiyle hücuma devam ettiler.


Bu davete Elazığ vilayetinden Koruk köyünden olup, alay kumandanı vazifesiyle orduda bulunan kürt Mustafa vefa icabet etti ve taburuyla beraber Erzincan cephesinden Ruslara iltihak etti.


Tutulan yol şimdi daha kolaydı. Çünkü emperyalist ülkeler perde gerisinde kalıp, istediklerini elde edebiliyorlardı. Hemde kendinden hiçbir insanı kaybetmeden, hiçbir riskin altına girmeden.


Kürtçülerin ve Ermenilerin çıkardıkları karışıklıklardan faydalanarak, hedeflere daha kolaylıkla ulaşılıyordu. Ama bu sefer de kendi aralarında anlaşmazlığa düşüyorlardı.


Sonuçta Osmanlı ordusu zayıflamış, adeta ülkenin bütününde cepheler açılmıştı. Ve en büyüğü de hem içeride hem de dışarı da savaşmak zorunluluğu olmasıydı.

./..
__________________
Bizde bilirdik kıkırdak fıkırdak olmasını...Ama kalbe en güzel hüzün yakışıyordu, bizde onu bastık sinemize...

Tanıdık
Tanıdık isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Tanıdık'in Mesajına Teşekkür Etti.