Tekil Mesaj gösterimi
Eski 11.09.13, 09:40   #1
Cansuyu
« Gün Batımı »

Cansuyu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2013
Konular: 1857
Mesajlar: 7,734
Ettiği Teşekkür: 20107
Aldığı Teşekkür: 34522
Rep Derecesi : Cansuyu şöhret ötesinde bir itibarı vardırCansuyu şöhret ötesinde bir itibarı vardırCansuyu şöhret ötesinde bir itibarı vardırCansuyu şöhret ötesinde bir itibarı vardırCansuyu şöhret ötesinde bir itibarı vardırCansuyu şöhret ötesinde bir itibarı vardırCansuyu şöhret ötesinde bir itibarı vardırCansuyu şöhret ötesinde bir itibarı vardırCansuyu şöhret ötesinde bir itibarı vardırCansuyu şöhret ötesinde bir itibarı vardırCansuyu şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Neseli
Standart Hayata "Elveda" derken | Rahmi Turan

Hayatta her zaman tatlı ile acı karışıktır.
Mutlulukları acılar, ya da acıları mutluluklar takip edebilir.
Ergenekon davasında yargılanan ve ömür boyu hapse mahkûm edilen Emekli Orgeneral Hurşit Tolon’u, albaylığı döneminden beri tanırım.
Orgeneralliği sırasında iki orduya komuta eden Tolon Paşa, tüm görevlerinde başarılı olmuş, ülkesine, milletine ve devletine içten bir bağlılıkla, dürüstçe hizmet etmişti.
Süleyman Demirel, Başbakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı dönemlerinde, yurt dışı gezilerine beni de davet ederdi.
Aynı seyahatlerde Hurşit Tolon Paşa da bulunurdu. Zaman zaman sohbet ederdik. Tanışıklığımız oradan geliyor. Yurtseverliğine o sohbetlerde tanık oldum.

* * *

Cumhurbaşkanı Demirel’in uçağının düşme tehlikesi atlattığı Brezilya gezisi dönüşünde Hurşit Paşa ile beraberdik. Aynı heyecanı, aynı dehşetli dakikaları birlikte yaşadık!
Uçak, 500 metre kadar, korkunç sarsıntılarla irtifa kaybetmiş, o anda ayakta bulunanların kafaları tavana çarpmış, uçağın içi altüst olmuştu.
Arkamızdaki koltukta oturan muhafazakâr bir milletvekili:
“Eşhedü en la ilâhe illallah” (Şehadet ederim ki Allah’dan başka ilah yoktur) diye tekbir getiriyordu… Sarsıntılar arasında gür sesi uçağın içinde çınlıyordu.
Tam umudumuzu kestiğimiz ve “Artık ölüyoruz. Hayata elveda!” dediğimiz sırada bir mucize oldu ve uçak pilotun da gayretiyle kendisini toparlayarak düzgün uçuşa geçti…
Cumhurbaşkanı Demirel, Hurşit Paşa, ben, yanımda oturan şimdiki Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, Ankaralı gazeteci arkadaşım İsmet Solak ve diğer tüm yolcular, hayata yeniden gelmiş gibi olduk!

* * *

Hurşit Paşa’nın Silivri Cezaevi’nden Emin Çölaşan’a yazdığı mektubu bir kez daha okudum:
“Geriye doğru baktığım zaman, 71 yıllık yaşantımda bugüne kadar milletimin ve devletimin güven ve saygısını yitireceğim, başımı eğecek, hukuka ya da yasalara aykırı hiçbir eylemde bulunmadığımı, göğsümü gere gere Yüce Türk Milleti’ne haykırmak istiyorum.
Yaşantım boyunca ülkem, milletim ve devletim için inandığım doğrular ve değerlere uygun hareket ettiğim için de, bugün suçlu addedilip cezalandırılmayı asla ve asla hak etmedim.” diyor.

* * *

Ben kendi adıma Hurşit Paşa’ya inanıyor “Er veya geç, adalet tecelli edecek ve hak yerini bulacak” diyorum.
Doğruluk sarsılır ama yıkılmaz!
Hayatın olduğu her yerde, her şeyin yok olduğu anda bile bir umut vardır.

* * * *

Oh be! En geveze millet biz değiliz!

Yolda, vapurda, otobüste, hemen her yerde cep telefonu ile konuşan konuşana…
Özellikle gençlerin elinde son model birer telefon… O kadar uzun konuşuyorlar ki, ben “En geveze millet galiba biziz?” diye düşünmeye başlamıştım.
Yanılmışım… Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün (OECD) üye ülkeler arasında cep telefonu kullanımı üzerine hazırladığı rapora baktım.
Oh be!
Dünyada en geveze millet biz değilmişiz, neyse ki…
“Buna da şükür” dedim.
Demek ki, insanlarımızın telefonda fazla konuştuğu düşüncesi, bizim yanılgımızmış!
Her olumsuzlukta şampiyon olurken, gevezelikte 17’nciyiz…
Ulusların cep telefonunda yaptıkları gevezelik sıralaması şöyle:
1) ABD), 2) İspanya, 3) Kanada, 4) Çek Cumhuriyeti, 5) Slovakya, 6) Meksika, 7) Almanya, 8) Yunanistan, 9) İtalya, 10) Fransa, 11) Portekiz, 12) Güney Kore, 13) Avustralya, 14) İrlanda, 15) Macaristan, 16) İngiltere, 17) Türkiye, 18) Polonya, 19) Japonya, 20) İsviçre.

Tebessüm

Eşeğin akıllısı!

Adam, eşeğiyle köyüne dönerken yolda gördüğü elma bahçesindeki elmalardan yemek ister. Bahçeye girer ve eşeğin üzerinden kolayca eriştiği elmalarla karnını doyurur. Bu arada eşeğine de birkaç tane verir.
Tam gideceği sırada, iri yarı bahçe sahibi ikisini de görür ve yakalar. Önce bir güzel eşeği döver, ardından da adamı sille tokat pataklar.
Yüzü gözü şişen adam şaşkınlıkla sorar:
“Tamam, dövdün, anladık da, neden önce beni değil de eşeği dövdün ha?
Bahçe sahibi:
“Eğer seni önce dövseydim” der, “Ben seni döverken eşek kaçardı da ondan!”

Sözcü
__________________
“Gittin mi büyük gideceksin!
Ayrılık bile gurur duyacak seninle..



Cansuyu isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Cansuyu'in Mesajına Teşekkür Etti.