Tekil Mesaj gösterimi
Eski 13.09.13, 20:31   #1
No Pasaran
« Çapulcu »

No Pasaran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Nov 2012
Yaş: 28
Konular: 197
Mesajlar: 821
Ettiği Teşekkür: 1866
Aldığı Teşekkür: 4393
Rep Derecesi : No Pasaran has a spectacular aura aboutNo Pasaran has a spectacular aura aboutNo Pasaran has a spectacular aura aboutNo Pasaran has a spectacular aura aboutNo Pasaran has a spectacular aura aboutNo Pasaran has a spectacular aura aboutNo Pasaran has a spectacular aura aboutNo Pasaran has a spectacular aura aboutNo Pasaran has a spectacular aura aboutNo Pasaran has a spectacular aura aboutNo Pasaran has a spectacular aura about
Ruh Halim: Meskul
Standart Haber Diye Yayınladılar: Erdoğan Hayranı Nedret Nine ve Korkunç Taksici!



Bir internet sitesinde yazılar kaleme alan Süleyman Özışık bugün, Erdoğan'ı sevdiği için taksici tarafından dövüldüğünü iddia ettiği 75 yaşındaki Nedret ninenin hikayesini yazdı. Sosyal medyada günün dalga konusu olan hikaye için seçilen fotoğraf, haberi okuyanları gülmekten kırıp geçirdi.

Internethaber.com sitesinde yazılar yazan Süleyman Özışık bugün bir hikaye kaleme aldı. Özışık'ın hikayesindeki 75 yaşındaki Erdoğan hayranı Nedret nine, Özışık'ın iddiasına göre, Tayyip Erdoğan hayranı olduğu için bir taksici tarafından yumruklanarak feci şekilde dövülüyor. Özışık hikayesinden bazı ilginç sonuçlar da çıkarıyor.

Mağdur AKP'liler
Özışık mağduriyet edebiyatının eşsiz bir ürünü olan hikayesine şöyle başlıyor:

"Bu ülkede herşeyi, ama herşeyi savunabilirsiniz. Ensesti, ahlaksızlığı, namussuzluğu ve hatta terörü göğsünüzü gere gere savunabilirsiniz. Ama başörtüsünü ve başörtülülerin eğitim hakkını savunamazsınız.

Bu ülkede herkesi, ama herkesi sevebilirsiniz. Öcalan'ı, darbeci Sisi'yi, katliamcı Esed'i darbeci paşaları, darbeye çanak tutan holding sahiplerini, gazetecileri ve 200 TL karşılığında ayaklanan vandalları ve daha nicelerini.. Ama Recep Tayyip Erdoğan'ı sevemezsiniz.

Bu ülkede her partiye oy verebilir, oy verdiğinizi de göğsünüzü gere gere söyleyebilirsiniz. Darbe ve ayaklanmaların koşulsuz destekçisi CHP'yi, PKK'nın emir eri görevini yürüten BDP'yi, Perinçek'in İşçi Partisi'ni, MHP'yi, ÖDP'yi ve daha aklınıza hangisi gelirse.. Ama AK Parti'ye oy veremez, verdiyseniz de söyleyemezsiniz.

Bunları yapıyorsanız hainsiniz ve bu hainliğin bir cezası vardır. Kimi "Kömürcü, makarnacı, Bidon kafalı, göbeğini kaşıyan adam, koyun sürüsü" diyerek psikolojik işkencelerden geçirir, kimi ise işkenceyi bizzat fiziki olarak uygular.

Bu fiziki işkenceye maruz kalanlardan biri de Nedret Gökçe... Nedret Nine tam 75 yaşında... Önceki gün evinden çıktığında sonu tüyler ürperten bir yolculuğa çıkacağından habersizdi."


Ve taksici sahneye girer...
Özışık'ın hikayesindeki kötü karakter olan taksici, sorular sorarak nineye yem atıyor. Özışık şöyle yazmış:

"Hemen kapısının önünden geçen bir taksiye bindi ve gideceği adresi söyledi. Yolculuk daha başlarken ters giden birşeyler olduğu belliydi. Sürücü koltuğundaki adam radyoda haberleri dinliyordu ve o sırada Fethullah Gülen ile ilgili bir haber yayındaydı.

Sürücü dikiz aynasından bakarak, "Bu adamı seviyor musun? Ne düşünüyorsun bunun hakkında?" diye sordu. Nedret nine ansızın gelen bu soruyu, "Seviyorum evladım bana bir zararı yok" diye geçiştirdi.

Biraz sonra haberlerde bu kez Başbakan Erdoğan hakkında bir haber çıktı. Sürücü bir kez daha dikiz aynasından bakarak, bu kez daha nezaketsiz bir şekilde "Sen şimdi bunu da seversin!" diye sordu. Tavırlarında, tuzağı kurup avını bekleyen bir avcının kurnazlığı vardı. Nedret nine bir kez daha aynı cevabı verdi: "Ülkeye hizmet ediyor. Seviyorum niye sevmeyeyim. Allah ondan razı olsun..."

Bu istenmeyen cevap biraz sonra yaşlı kadının hayatında kavrayamayacağı kadar büyük, onaramayacağı kadar derin yaralar açacaktı.

Direksiyondaki insan kılıklı adam bir anda çileden çıkıp "Bu o.. pu çocuğunun nesini seviyorsun. Ülkeyi ne hale getirdi" diyerek ağzına gelen galiz küfürleri sıralamaya başladı. Yaşlı kadın kısa bir süre dili tutulmuş gibi öylece izledi. Bu şoktan yararlanan mahluk, işi o kadar ilerletti ki, ağzını her açtığında dudaklarının arasında iğrenç bir küfür savruluyordu.

Erdoğan'ı ve Fethullah Gülen'i geçip bu kez yaşlı kadına kağıda kaleme gelmez, yakası açılmamış küfürler savurmaya başladı. Beti benzi solan kadın çaresizlik içinde sadece, "Seni polise şikayet ederim. Beni burada indir" demekle yetindi.

Gelen cevap kan donduracak cinstendi:

"Seni indireceğim. Öyle bir indireceğim ki, asla unutmayacaksın!"

Olanlar karşısında yaşlı kadının yüzü adeta kireç kesmişti. İtiraz etmesine fırsat dahi verilmeden araba kuytu bir sokağa girdi ve sağa çekip parketti."


Aile kavgası sandılar
Özışık hikayesine şöyle devam ediyor:

"Dakikaların yıl olduğu, korkunç işkencenin başladığı da anlar başlamak üzereydi. Sürücü, oturduğu koltukta ters dönerek yüzünü arkaya döndü ve sarkarak arka koltuktaki cılız, çelimsiz bedenin sahibine gözünü kan bürümüşcesine yumruklar savurmaya başladı.

Yaşlı kadın, kıstırıldığı arka koltukta gözü dönmüş bir şehir korsanının yaşattığı işkenceyi tüm dehşeti, bütün acısıyla yaşıyor ve civardaki esnaf olanları sadece ama sadece izliyor, bu vahşete aile kavgası olduğu gerekçesiyle müdahale etmiyordu.

"Sen Tayyip Erdoğan'ı seversin ha?.." sözleri eşliğinde atılan her bir yumruğu bir diğeri izleyordu. Ta ki suratı kanlar içinde kalıncaya kadar. Nedret ninenin yapabildiği tek şey dermansız bir fısıltıyla "Yapma, vurma!" demek oldu. Yüzünü koruyacak mecali bile yoktu ve yumruklardan kaçamayacak kadar bitkin düşmüştü.

Arabadan atıldığında kendinde değildi. Biraz önce kendisini izleyen esnaf tarafından apar topar hastaneye kaldırıldı. Kuyruğunun yarısını kapanda bırakmış fare gibi kaçan sürücünün kullandığı arabanın plakası alındı ve polise bildirildi. Bu aşağılık yaratık gözaltına alındı ama ifade verdikten sonra serbest bırakıldı.

Serbest bırakıldı çünkü Nedret nineyi öldürmeyi başaramadı. Siz bu satırları okurken belki de İstanbul'un bir ilçesinde polisle çatışıyor."


Direniş için: 'Yeniden azdılar'
Özışık'ın hikayeden çıkardığı sonuçlar ise iktidar yalakalığının insanı ne kadar alçaltabileceğini gözler önüne seriyor. Özışık, direnişte ölen gençlere şöyle dil uzatıyor:

"Uzunca zamandır "Eylül ayı eylem ayı" diyorduk. İşte yeniden azdılar. Amaçları diktatörü devirmek! Kara lordların paralı askerleri olarak diktatörü devirirken diktatörlük nasıl yapılır dersleri veriyorlar milyonlara. TV başında maç seyredip çekirdek çitleyenlerin kendilerini enayi yerine koyduklarının bile farkında değiller.

Dün Hatay'da polise kiremit atmaya çalışırken düşen Ahmet Atakan'ın Facebook ve twitter sayfasını inceleme şansı buldum. Mısır'da keskin nişancıların kurşunuyla kırılıp yere düşen Esma için, "B.k çuvalı gibi yere yığıldı" diyerek kahkahalar atmış. "Kahraman Esad seni seviyoruz" diyerek katledilen 100 binin üzerindeki masuma acımadığını yazmış.

Boşuna dememişler, "Kimse yaşattığını yaşamadan bu dünyadan ayrılmaz" diye...

"Bu ülkenin gençleri ölüyor" diye yas tutuyorsunuz ya hani... Haydi şimdi bize şu soruların cevaplarını verin minik diktatörler!"


Özışık'ın haberi için kullanılan görsel, sosyal medyada dalga konusu oldu:



Kaynak
__________________
''Işık, daha çok ışık!''
No Pasaran isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
6 Üyemiz No Pasaran'in Mesajına Teşekkür Etti.