Tekil Mesaj gösterimi
Eski 17.09.13, 21:08   #4
Aristo
Müdavim

Aristo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Feb 2013
Konular: 982
Mesajlar: 10,450
Ettiği Teşekkür: 45973
Aldığı Teşekkür: 39539
Rep Derecesi : Aristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Türkiye Solunda Yöntemler

Bana göre Türkiye solunda da dünya solunda da radikal bir kafa değişikliği gerekiyor.

Marksizm, maalesef bu günün dünyasına teorik önderlik edemez bir durumda. Lenin' in de ölümüyle artık Marksizm diyalektik devamlılığını ve evrimini yitirmiş, kendini marksist sananlar ise hala bir asır önceki teorik zemin üzerinde patinaj yapıp duruyorlar. Yüz sene önceki doğruları da bugünün dünyasına ikame etmeye çalışınca çuvallamaları kaçınılmaz oluyor. Ki marksistlerin en büyük hatası, ''işter artık önümüzde marksizm gibi bir rehber var'' rehaveti içinde, marksizmi her geçen gün değişen dünyanın yeni koşullarına adapte edememeleridir.

Marksistler bu rehavet içersinde kalıp, marksizmin diyalektik ruhunu yadsıdılar ama burjuva ideologları, bizzat marksimi kaynak alarak, kapıtalizmi insanlık için daha kabul edilebilir ya da başka bir değişle daha rahat çekilebilir hale getirdiler.

Ne demek mi istiyorum?

Marksizm kapıtalizmin temel özelliğini yanlış hatırlamıyorsam ''artı değer sömürüsü; kar için üretim; üretimde rekabet ve anarşi'' olarak koyuyor ve üretim araçları üzerindeki özel mülkiyetin toplumsal mülkiyete dönüşmesini savunuyordu; ki kapitalist sistemin çözülüşü ve çöküşünün esasları da bunlardı.

Marksistler (!) marksizmin diyalektiğine uygun davranmadılar ancak burjuva ideologları Mark ve Engels' den önemli dersler çıkararak kapitalizmi ''reformize'' ettiler bunu da Mark ve Engel' in teorileri temelinde başardılar. İşte zaten bu süreçte 1917' de temelleri fiilen atılan sosyalist sistem çökerken, kapitalizm hala egemenliğini alternatifsiz bir şekilde sürdürebiliyor.

Bugün artı değer sömürüsünün ve kar faktörünün daha dengeli ve kabul edilebilir düzeylere çekilmesi, üretimdeki rekabet ve anarşinin hem ulusal, hem de uluslararası kurallara bağlanması boşuna değildir. Hele sınıf olarak işçi sınıfının karekterinin değişmesi gözlerden kaçmamalıdır. Artık geçmişte olduğu gibi hergün 15-16 saat boğaz tokluğuna çalışan, tabut misali barakalarda uyuyan, çalışamaz olduğunda anında kapı önüne bırakılan ve ''zincilerinden başka kaybedecek şeyleri yok'' diye tarif edilen bir işçi sınıfı yok. Tersine isterlerse üretim araçlarına özel mülkiyet sahibi olabilecek bir işçi sınıfı (mı?)var. Evet; isterlerse tekellerin, holdinglerin ve kartellerin hisse senetlerini de alabiliyorlar, onlara ortak olabiliyorlar... Yani kapitalizmin kendi karşısındaki siperlerden çıkarıp, arkasına yedeklemeyi de büyük ölçüde başardığı adı işçi olan ama bizim o kartpostallardan tanığımız sınıfla ilgisi olmayan işçiler var...

Sadece işçi aristokrasisi yaratmadılar; bunun da üzerine işçiyi de, memuru da, emekliyi de hisse senedi sahibi yapmak suretiyle üretim araçlarının ortakları ettiler... Şimdi o üretim araçlarının kırıntılarına da sahip olsalar (ki bu onlar için önemli bir gelir kaynağıdır da) General Motor' da çalışan ve çalıştığı şirketin hisse senetlerine her ay örneğin maaşının yüzde beşini yatıran işçi, General Motor' a kaşı grev yapabilir mi? Tersine tek istediği şirketin daha fazla kar etmesi ve hisse senetlerinin değerinin artmasıdır.

Aslında yazacak çok şey var. Konuyu görünce ilk aklıma gelenleri dökebildim sadece.

Ancak kendini marksist addedenler marksimden gereken dersleri çıkarmadıkları gibi, marsizmin diyalektiğini de yok etmiş, onu bir dogmaya çevirmişlerdir. Burjuvalar ve ideologları ise marksimden gereken dersleri fazlasıyla çıkarmış ve hala dünya üzerindeki egemenliklerini sürdürebilmekteler.

Marksistlerin elinde de onu hala marksizm sandıkları ve bu dünmya gerçeklerine artık cevap veremeyen bir teori... Ve hala o teori üzerinden parça parça olmaya devam ediyorlar... SSCB, miymiş, Çin' miy miş, Arnavutluk' muy muş... Milli Demokratik Devrim miy miş, Sosyalist devrim miy miş... Ya da halk savaşı mı, genel ayaklanma mı... Faşizm tırmanıyormuş, gizliymiş, açıkmış, örtülüymüş... Devlet burjuva devleti miymiş, oligarşik miymiş, burjuva demokrat mıymış...

Bana ne devletin oligarşik mi, faşist mi, burjuva demokrat mı olduğundan! Karşı mısın; tamamdır...

Bana ne faşizm açık mıdır, gizli midir, tırmanmakta mıdır yoksa bilmem ne midir? Faşizme karşımısın; tamamdır...

Adam İbrahim Kaypakka' ya nın iki misli yaşa gelmiş hala İbrahim' i aşamamış; hatta aşacağına inanmıyor... İbo' nun toplu yazılarda bitmiş hayatın ve mücadelenin diyalektiği...

Adam Mahir' in yaşını katlamış ama hala 40 yıllık Kesintisizler' de... Aşamamış!

MDD, SD, halk savaşı, genel ayaklanma, kırlardan mı şehirlere, şehirlerden mi kırlara... Milli kriz, suni denge menge, yengeeeee.....Öncü savaşı, silahlı propaganda, TRALALLA LALLA YANDI HÖTÜM KETEN HELVA MİSALİ.

Bu soldan fazla bir halt olmaz, kısacası...
__________________
zafere kadar devrim
Aristo isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Aristo'in Mesajına Teşekkür Etti.