Tekil Mesaj gösterimi
Eski 23.09.13, 21:04   #43
CadII
Hotantu Kabilesinden

CadII - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2009
Konular: 229
Mesajlar: 5,206
Ettiği Teşekkür: 18504
Aldığı Teşekkür: 27288
Rep Derecesi : CadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzelCadII gerçekten güzel
Ruh Halim: Keyifli
Standart Cevap: 28 Şubat Davası | Davada 9 Tahliye

Veee söz savunmada. Duruşmanın bugün öğleden sonraki bölümünde, dönemin Genkur. 2. Bşk. Çevik Bir savunmasını yapmaya başladı.

28 Şubat Davası'nda savunmasını yapan dönemin Genelkurmay 2. Başkanı emekli Orgeneral Çevik Bir, "irticanın bir rejim sorunu olarak algılanması, tehdit olarak gündeme getirilmesi ve nihayet bir tehdit boyutunda adının konmasını Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) yaratmadığını" ifade ederek, "TSK'dan önce zaten MİT ve Emniyet Genel Müdürlüğü bu konuda harekete geçmiş, durum tespitleri yapmış, devletin ilgili kademelerine bu bilgileri, olguları iletmiş ve uyarılarını, tedbir önerilerini bildirmiştir" dedi.

Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki davada savunmasını ilk yapan sanık Çevik Bir oldu. İddianamede "temelsiz, hukuk dışı, birbiriyle ilgisi olmayan" hususlara yer verildiğini ileri süren Bir, "İsnat edilen suç ile ilgi kurulmaya çalışılan iddialar, tümüyle mevzuat çerçevesinde cereyan eden faaliyetlerdir" dedi.

Batı Çalışma Grubu'nun (BÇG) oluşturulması öncesindeki sürece, MGK'nın 28 Şubat 1997 tarihli kararına, hükümetin tutumuna, İçişleri Bakanlığı'nın MGK toplantısı üzerine çıkarılan 28 Mart 1997 tarihli genelgeye iddianamede değinilmediğini söyleyen Bir, "Genelkurmay Başkanlığındaki BÇG'nin, ortada hiçbir yasal zemin yokken, bir grup rütbeli tarafından kurulduğu yönünde algı oluşturmaya çalışılmıştır" dedi.

İrticai gelişmeler üzerine dönemin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı'nın, İstihbarat Başkanlığına, Cumhurbaşkanına sunulmak üzere "irtica ile ilgili gelişmeleri" içeren bir brifing hazırlanması emrini verdiğini anlatan Bir, MİT'in Eylül 1996 tarihli brifingine dayalı olarak hazırlanan brifingin, 17 Ocak 1997'de Fevzi Türkeri'nin Cumhurbaşkanına Genelkurmay'da verildiğini, brifinge Cumhurbaşkanı, Genelkurmay Başkanı ve kendisinin katıldığını ifade etti.

"İrticayla ilgili gelişmelerin Cumhurbaşkanına, başka bir ifadeyle devlete ilk kez bu tarihte arz edildiğini" bildirenÇevik Bir, brifingin, Cumhurbaşkanının emriyle 28 Şubat 1997'deki MGK'ya da sunulduğunu kaydetti.

Brifing sonrasında Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğince özel bir çalışma grubu kurularak, iddiaların takip edildiğini belirten Bir, 28 Şubat'taki MGK'da, irticanın, bölücülük ile birlikte öncelikli tehdit konumuna geldiğinin kabul edildiğini, irticayla ilgili 406 sayılı kararın alındığını ve kararın Cumhurbaşkanı ve Başbakan dahil MGK'nın tüm üyelerince imzalandığını söyledi.

-"MGK'ya sunulması aynı zamanda devlete, hükümete sunulmasıdır"
MGK kararının 4 (b) maddesi gereğince MGK Genel Sekreterliğinin belli aralıklarla Başbakan ve Cumhurbaşkanlığını bilgilendirmek üzere görevlendirilmesi nedeniyle BÇG'nin kuruluşu, bu kapsamda hazırlanan belgeler, BÇG rapor sistemi, Batı Harekat Konsepti ve Batı Eylem Planı'nın bilgi olarak MGK Genel Sekreterliğine gönderildiğini anlatan Bir, BÇG'nin tüm bilgi ve evrakının Genelkurmay yazışma usulleri ve kayıt esaslarına dayalı olarak yerine getirildiğini belirtti.

Çevik Bir, "Bu husus, Genelkurmay Başkanlığınca, konu ile ilgili olarak yapılan tüm çalışmanın koordine maksatlı olarak gönderilmiş olsa bile tümüyle açık olduğunun, yasal olduğunun gerekçesi ve göstergesidir. MGK'nın yapısı dikkate alındığında ise bu çalışmaların MGK'ya sunulmasının aynı zamanda devlete, hükümete sunulması demek olduğu da bir başka gerçektir" diye konuştu.

Çevik Bir, 28 Şubat 1997'deki MGK kararlarının Başbakanlığa gönderilmesinin ardından konunun Bakanlar Kurulunda görüşülerek, konuyla ilgili gereğin yapılmasının 14 Mart 1997'deki direktifle emredildiğini söyledi.

Buna ilişkin ilk somut uygulamanın, İçişleri Bakanı Meral Akşener imzasıyla 28 Mart 1997 tarihli "Anayasa ve Yasaların Uygulanmasında Uyulacak Usul ve Esaslar" konulu genelge olduğunu belirten Bir, şöyle konuştu:
"Genelgede kısaca, ülke sorunlarının çözümünü millet kavramı yerine ümmet kavramı bazında ele alarak sonuçlandırmayı amaçlayan girişimlerden söz edilerek, devamında komşu ülkelerden bazılarının rejim aleyhtarı faaliyetlerinden, ülkemizi çağ dışı bir rejime itme gayretlerinden, radikal dinci terör örgütlerine, bazı tarikat ve gruplara yapılan parasal yardımlardan söz edilerek, açıkça İran'ın tutumuna yer verilmiş, yasa dışı öğrenci yurtları, yasalara uymayan özel okullar ile tarikatların faaliyetlerine dikkat çekilmiş ve bunlarla ilgili yasal işlemlerin yapılması zarureti belirtilmiştir. Yine isim belirtmemekle birlikte bazı komşu ya da bölge ülkelerinin büyük ölçüde finansman sağlayarak tarikatlar kurmak, kurulmuş tarikatlara destek vermek suretiyle ülkemizi çağ dışı bir rejime sürüklemek amacıyla insanlarımızın din duygularını istismar ettikleri vurgulanarak, İran'ın faaliyetleri açıkça ifade edilmiştir. Ayrıca valilerin her gün yaptıkları asayiş ile ilgili toplantılarının belli bölümünün konulara göre MİT, Milli Eğitim ve diğer kamu görevlilerinin de katılımıyla sağlanabileceğini emrederek, rapor sistemine dayalı çalışmasını başlatmıştır. Bu aşamaya kadar özetlenen hususlardan çıkarılacak en önemli husus, irticanın bir rejim sorunu, tehdit olarak devlet tarafından kabul edilmiş olmasıdır."

Çevik Bir, 28 Şubat'taki MGK'nın ardından İsmail Hakkı Karadayı'nın kendisine toplantıdaki kararları özetleyerek, bu kararlar çerçevesinde hükümetin kararlarını ve alınacak önlemlerle ilgili hususların takip edilmesi talimatını verdiğini söyledi ve "TSK'nın, devletin tüm reflekslerinin, tedbirlerinin, uygumalarının, anlayışının resmen ortaya çıkmasını beklediğini" kaydetti.

-"TSK'dan önce MİT ve Emniyet Genel Müdürlüğü..."
Çalışma grubunun büyük, müşterek ya da uluslararası karargahlardaki bir çalışma anlayışı olduğunu, bunun Genelkurmay Başkanlığı Karargahında da uygulandığını anlatan Bir, BÇG'nin de bu kapsamda kurulduğunu bildirdi. BÇG tarzı çalışma grubunun sadece 28 Şubat kararlarının takibine özgü değil, ihtiyaç halinde uygulanan bir yöntem olduğunu ifade eden Bir, BÇG'nin tamamen açık ve yasal bir çalışma olduğunu savundu.

"İrticanın bir rejim sorunu olarak algılanması, tehdit olarak gündeme getirilmesi ve nihayet bir tehdit boyutunda adının konmasını TSK'nın yaratmadığını" savunan Bir, "TSK'dan önce zaten MİT ve Emniyet Genel Müdürlüğü bu konuda harekete geçmiş, durum tespitleri yapmış, devletin ilgili kademelerine bu bilgileri, olguları iletmiş ve uyarılarını, tedbir önerilerini bildirmiştir" dedi.

(Sürecek)
Muhabir: Mehmet Tosun
Yayınlayan: Hasan Öymez
__________________
Bu güzel ülkede elbette özgürlük türküleri söylenecektir. Ve yine kardeşçe paylaşım olacaktır. Görsek de, görmesek de...

H.
CadII isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz CadII'in Mesajına Teşekkür Etti.