Tekil Mesaj gösterimi
Eski 15.10.13, 14:29   #1
Mustafa Akten
Abdülmelik Hankendi

Mustafa Akten - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2013
Yaş: 74
Konular: 532
Mesajlar: 2,782
Ettiği Teşekkür: 21541
Aldığı Teşekkür: 11270
Rep Derecesi : Mustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Yalniz
Standart Gölge Etme Başka İhsan İstemez

GÖLGE ETME BAŞKA İHSAN İSTEMEZ


Önümüzde seçimler var. Bazen öyle zamanlar yaşarız ki, ihsan dedikleri inayet ve iyilikler ile sizi güzelliklere gark edeceğini sandığınız politikacı insanlar karşınıza dikilir, sizden alacağı bir nimet olan oy ile güya size yapacaklarını sıralar, çoğunun yanlış yalan olduğunu bilir, kişiliksiz ve silik bir insan olduğuna kanaat getirdikten sonra senden gelecek Allah'tan gelsin der, ve onun ihsanına ihtiyacınız olmadığını anlar, güneşin sağlık saçan sıcaklığına kendinizi bırakmış iken, bu tip adamlara "gölge etme başka ihsan istemez" der başınızdan savmaya çalışırsınız. Kimi zaman baştan savma olayını gerçekleştirir, bazen Hasan Celal Güzel el enseleri misali, oydaşı bulmuşken, herkesi kendine çekerek öpmeden bırakmayan politikacılardan, bazen Kasım Gülek misali oydaşı bulmuşken, herkesle kasaplık hayvan alırken üçüncü kişinin yardımı ve araya girmesi ile uzun uzun aşağı yukarı tokalaşmayı yapmadan bırakmayan politikacılar ile karşılaşır, baştan savma işinde başarılı olamazsınız.

Güneşten yeteri kadar bedeva olarak yararlanmış sağlıklı ışınları bünyenize kanalize ederek vucudunuzda absorbe etmiş, gölgelenecek gerçek bir dost aramaya başlar, hemen 50 metre arkanızda bütün haşmeti ve koyu gölgesi ile çınar ağacı gözünüze ilişir, çınarı gördükten sonra gelen politikacıların ne için geldiğini bilirsiniz, onlar dost değillerdir. Dost çınar gibidir, meyvesi olmasa da gölgesi yeter. Ama imam Tayyip ve şürekası benzeri politikacıların ne kendinize kanalize edeceğiniz sağlıklı ışınları, ne de sıcaktan bunalıp altında oturarak sağlık bulacağınız Çınar ağacı misali koyu gölgesi vardır.

Bunlardan ne cami olur ne kilise! Ne köy olur ne kasaba!

Günümüz politikacılarının sizlere oy istemek üzere gelenlerinin bir çoğu mal mülk peşinde, kimi şan şöhret, makam mevki peşinde, kimi karizma peşinde, kimi gemicikler peşinde, kimi evlad-ı ayala dünyalık sunabilmenin peşinde, ama bilmiyorlar ki Azrail hepsinin peşinde.

Türkiye politikacılarının uzun yıllardır bir alışkanlığı vardı, seçildikten sonra şimdilerde imam Recep Tayyip gibi halka tepeden bakar, halkı Osmanlı hayranlığından kaynaklı tebası ve malı gibi görmeye çalışır, devlet de işi olanlara hamili kart yakinimdir pusulası yazarak devleti ve halkı malları sayarlardı. Bu anlayışta da üç aşağı beş yukarı hiç değişme olmadı.

Yağmur nereye yağarsa tarlayı oraya taşıyan kişiliksiz vekiller büyük vaatler ve paralar karşılığında futbolcu misali partiden partiye transfer olur dünyalığı doğrultmuş olurdu. Kendileri seçilmiş seçkin, elit, dokunulmaz zırhlar içinde olur, sık sık istediğini yapmayan memurları azarlar sen benim kim olduğumu biliyormusun tehditleri ile memur sürdürülürdü, bu anlayışta da üç aşağı beş yukarı bir değişim olmadı.

Esasen politikacı ile siyasetci birbirinden ayrılmış, ayrıma en güzel açılım, güzel deyimi ile "George Pompidou" olaya son noktayı koyarak siyasetçi ile politikacı ayrımını şöyle vurgulamıştır:

"Kendisinin ulusuna hizmet etmesi gerektiğini düşünen insana devlet adamı siyasetçi, ulusun kendisine hizmet etmesi gerektiğini düşünen insanlara da politikacı denir."

Bütün bunlar niçin yazılıyor? Çünkü; Türkiye Atatürk'ün ölümünden itibaren siyaseten rahatsızlıklar dönemine girmiş, 1946 yılında çok partili sistem ve arkasından kurulan siyasi partiler! 1950-1960 dönemi Menderes dönemi ki, yakamızı ancak 1960 devrimi ile kurtarmış olduk derken, gel gitler dönemi ile yaklaşık 9 yıl Süleyman Demirel başbakanlığı artı Cumhurbaşkanlığı, Cephe hükümetleri ile ardından 11 yıl Recep Tayyip Erdoğan!
Türkiye daima sağ kesim dediğimiz ve Amerikan güdümünde ve tanziminde hükümet eden insanların varlığı ile tam bir politikacılar dönemi yaşamış, (içinde böyle olmayanları muaf tutarak ve tenzih ederek) elanda yaşamaktadır.

Cumhuriyet değerlerinin ve varlıklarının üçüne beşine bakmadan nasıl satıldıkları ortada, Cumhuriyet ve değerlerinden yana taraf olanların hali ortada, demokrasi dediğimiz olgu sadece sandık dediğimiz araçtan ibaret bir çözüm yolu olmadığı kabul edilen bir gerçek, halkımızın siyaseten ve demokrasi konusunda algılama yeteneği eğitim seviyemizdeki genel düşüklük, dolasıyla ve siyaseten gelişmemişliği, siyasi erginliğe ulaşamamışlığı, seçimlerde kimlere oy verdiği ile belli değilmidir?
 
Üç aşağı beş yukarı, yukarıda ifade ettiğimiz menfiliklerde bir değişim görülmedi ki, biz hala Türkiye'de imam Tayyip Erdoğan başbakanlığına katlanıyoruz.. Silkinip, yeter Ya Hu deyip sizden de aslı olmayan vaatlerinizden de bıktık usandık gölge etmeyin başka ihsan istemez diyemedik. Diyemediğimiz içinde koskocaman Türkiye Cumhuriyeti devleti küçüçük, minnacık imam Recep Tayyip Erdoğan tarafından yönetiliyor.
 
15.10.2013
Mustafa AKTEN
__________________
Mustafa Akten isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Mustafa Akten'in Mesajına Teşekkür Etti.