Tekil Mesaj gösterimi
Eski 15.10.13, 22:36   #1
Aristo
Müdavim

Aristo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Feb 2013
Konular: 984
Mesajlar: 10,464
Ettiği Teşekkür: 45984
Aldığı Teşekkür: 39550
Rep Derecesi : Aristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Hedef Narkozlanmış,Uyutulmuş Halkı Mücadeleye Kazanmak Olmadı | Ali Eralp



Adam, yedi bin yıllık TÜRK adını, Türklüğü ortadan kaldırıyor… Halkta çıt yok.
Ne bir Ses, ne bir nefes…
Adam, modern Türkiye cumhuriyetinin kurucusu, kurtarıcısı Atatürk’ü kitaplardan, tarihten, yaşantımızdan silmeye çalışıyor… Halkta çıt yok.
Adam, Cumhuriyeti yıkıyor… Ulusal bayramları yasaklıyor. Halkta çıt yok.
Adam, elinde Türk bayrağı taşıyanları copluyor, üzerlerine gaz bombaları yağdırıyor, basınçlı sular sıkıyor, yerlerde sürüklüyor… Cinayetler işliyor. Halkta çıt yok.
Adam, elinde PKK paçavraları, APO posterleri taşıyan canileri tankları, TOMALARI, panzerleri ile koruma altına alıyor, “Onların kılına zarar vereni yakarım” diyor. Halkta çıt yok.
Ne bir Ses, ne bir nefes…
Adam, 40 bin kişinin katili, terörist elebaşısı APO ile kapalı kapılar arkasında mücadele yerine müzakere yapıyor, Türkiye’nin geleceğini belirliyor… Halkta çıt yok.
Adam, Hizbullah katillerini, PKK canilerini serbest bırakıp, yıllarca bu ülkeye hizmet etmiş, dağlarında terörist kovalamış, vatanın birliği, bütünlüğü yolunda canını ortaya koymuş komutanlarını, ülkesinin Genel Kurmay Başkanını terörist, çete başı diye zindanlara atıyor. Müebbet hapislere mahkûm ediyor. Halkta çıt yok.
Adam, emeklinin, yetimin, işçinin, köylünün, memurun aşından, işinden, ekmeğinden, çocuğunun nafakasından kesiyor, götürüp Suriyeli canilere, muhaliflere yardım, destek adı altında hibe ediyor; sevgili yurdumuzun her yanını ne idüğü belirsiz serseri, eşkıya takımı, El Kaide, El Nusra militanlarıyla dolduruyor; kamplar kuruyor, halkının mutluluğu, geleceği için harcanması gereken parayı vatansızlara, bayraksızlara harcıyor. Halkta çıt yok.
Adam, ulusun ormanlarını, derelerini talan ediyor, vatan toprağını yabancılara parsel parsel satıyor, yurdun en görkemli, en güzel yerlerini elinden çıkarıyor; yılların birikimi, göz nuru, el emeği kamu mallarını, bir pula yandaşlarına ve haçlı kodamanlara peşkeş çekiyor. Halkta çıt yok. .
Ne bir Ses, ne bir nefes…
Daha da kötüsü halkımız, dünyanın en pahalı benzinini kullanıyor. En çok vergisini veriyor. Çocuğunu istediği okula gönderemiyor; özgür, hür, çağdaş bir eğitimden, öğretimden geçiremiyor. Dilediği gibi yönlendiremiyor…
Ama yine de yüzde 70 çoğunluk, adamın yüzde 30’luk partisine tabi oluyor; kuzular gibi, koyunlar gibi güdülüyor…
Gidip oyunu adamın partisine atıyor. Sanki acı çekmekten zevk alıyor, mazoşist gibi…
Afyonlanmış, narkozlanmış, uyutulmuş gibi…
İşte çözülmesi gereken bilmece, asıl sorun budur. Araştırılması gereken konu budur? Bir insan niçin darbe yediği kimseye kul, köle olmakta ısrar eder? Niçin kendisine acılar çektiren bir kimsenin peşinden gider?
Sorun, muhalefet sorunu mudur? Muhalefetin yetersizliğinden mi kaynaklanmaktadır? Öncülük, lider ve örgütlenme sorunu mudur? AKP Başkanının hitabet yeteneği ya da tüm Türkiye üzerinde korku imparatorluğu kurması mıdır? Yalancılık, şantaj, tertip, tehdit, ayak oyunları mıdır?
Yoksa kitleleri onun peşinden sürükleyen din sömürüsü müdür? Cemaat etkinliği midir? Yarı feodal kalıntıların halkımız üzerindeki baskısı mıdır?
Sorun nedir?
Sorun, yandaş medyanın yalan yanlış, iktidar lehine haberler vermesi, yalan makinesi gibi çalışması, dizilerle, eğlence, izdivaç programları ile halkı uyutması mıdır?
Sorun, sadaka ekonomisi midir?
Yani valilerin kamyonlarla kömür, nohut, şeker, çamaşır makinesi dağıtması mıdır?
Sorun, ABD’nin AKP’ye yardım ve yataklık yapması mıdır?
Yoksa yıllardan beri ulusal, demokrat, devrimci, yurtsever güçlerin emperyalizmin “BÖL – YÖNET” oyununa gelerek, birleşememesi, güç birliği yapamaması, “Küçük olsun benim olsun” anlayışı ile hareket etmesi midir?
Devrimci mücadelenin başarıya ulaşması için her şeyden önce bu sorulara yanıt verilmesi, çözüm bulunması, çözüm üretilmesi, yeni taktik ve stratejiler ortaya konulması, zehire karşı panzehrin bulunması gerekir…
Bu konuda tüm yurtseverleri, tüm devrimci ve demokratları tartışmaya çağırıyoruz.
Er meydanına davet ediyoruz.
Herkes düşüncesini ve görüşünü ortaya koysun… Çözüm üretsin…
Hedef tez zamanda Türkiye’yi AKP iktidarından kurtarmak; mutluluk, güzellik, aydınlık dolu, özgür, hür, demokrat günlere ulaştırmaktır.
Hedef, tüm halkın göğsünü gere gere “Ne mutlu Türküm Diyene” diyebileceği bir ortamın yeniden yaratılması; hangi dil, din, ırk ve mezhepten olursa olsun, insanların dostça, kardeşçe bir arada yaşaması, tam bağımsız ve gerçekten demokratik Türkiye’nin inşa edilmesidir…
Bir kez daha vurgulayalım:
Gezi Direnişleri ile halkta uyanış başlamıştır. Nazım’ın dizesi ile “Onlar ki ağır ve nasırlı ellerini toprağa basıp
doğrulmak üzeredirler.”
Bundan sonraki hedefimiz, devrim sürecini hızlandırmak, emperyalizm ve işbirlikçilerini alaşağı etmek olmalıdır.
Bundan sonraki hedef afyonlanmış, narkozlanmış, uyutulmuş halkı bir an önce mücadeleye kazanmaktır…
Hiçbir zaman bu konuda umutsuz ve karamsar olmadık…
Hiçbir zaman halkı küçük ve aşağı görerek mücadeleden sıyrılmadık. Kaçmadık.
Atatürk’ün deyişi ile, “Bu millet sabırlıdır, kolayca ayaklandıramazsın, ama bir kere ayağa kalktı mı da asla durduramazsın…
İLK KURŞUN

http://www.ilk-kursun.com/haber/159086
__________________
zafere kadar devrim
Aristo Şu Anda Forumda.   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Aristo'in Mesajına Teşekkür Etti.