Tekil Mesaj gösterimi
Eski 17.10.13, 07:04   #1
Mustafa Akten
Abdülmelik Hankendi

Mustafa Akten - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2013
Yaş: 74
Konular: 532
Mesajlar: 2,784
Ettiği Teşekkür: 21564
Aldığı Teşekkür: 11276
Rep Derecesi : Mustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Yalniz
Standart Cumhuriyetin Önemli İcraatlarından Biri

CUMHURİYETİN ÖNEMLİ İCRAATLARINDAN BİRİ

Cumhuriyetin ilk önemli işi yeni devletin en stratejik kurumları olan Genelkurmay ve Diyanet’in teşkilat yasasını çıkarmak olurken, bunun bir sonraki adımı olarak, “resmi” din (İslam) modeli dışındaki dinsel ekoller ve bu kapsamda TARİKAT vb. İslam adına aykırı görülen ne varsa kapatıldı. Tabi başta bunların adına tekke ve zaviye dedikleri şeyh ve mürit esasına göre çalışan dergâhları da resmen yasaklandı. O zaman herhalde İslam=Tevhid ve Takva öngörüldüğünden resmi kimlik bilgileri hanesine mensubu oldukları mensubiyeti, örneğin; Kadiri, Nakşibendî vb. Tarikat isimleri yazılmayarak kimlik cüzdanı üzerinde de olsa İslam birliği korunmaya çalışılmıştır.

Diyanet teşkilat yasası ile herkesin din konusunda daha sağlıklı, hurafe ve saplantılardan uzak, kişilerin tevil yöntemine ihtiyaç duyulmadan Kur'an emri olan, tavsiyesi olanları, tarikat ve fırkalara bölünüp din esasına zarar vermeden herkesin mensubu olduğu dini sağlıklı şekilde öğrenmesi hedeflenmiştir.

Diyanet İşleri Başkanlığı Atatürk tarafından kurulmuş, kurdurulmuş, ama bu gün Atatürk karşıtı insanların idaresinde, adeta kendi ihdas ettikleri bir dinin temsilcileri gibi davranan insanların elinde ve idaresinde kişilik kaybına uğramıştır.

Prensip olarak herkesin inandığına, dinine, inanç biçimine saygı duyarız, her inancın ibadethanesine saygı duyarız, inanılan ister din, ister yaşam biçimi olarak algılansın, inançlar bizim için saygıdeğer ve kutsaldır. Nereye kadar? Cumhuriyet devrim ve ilkelerine aykırı olmamak, devrim kanunları ile giyilmeleri yasak sayılanları giymemek, Laiklik umdesini zedeleyecek hareket içinde olmamak kaydıyla.
 
Genel Kurmay teşkilat yasası ile TSK komuta kademesi şekillenmiş prensip olarak, vatan evlatlarının barış zamanında, gerektiğinde olabilecek bir savaşta harp sanatının Türk çocuklarına öğretilmesi sağlanmıştır. TSK asli görevleri içinde sayılan iç ve dış düşmanların yanında, Cumhuriyetin korunması ve kollanması da asli görevleri içinde sayılmıştır. Çünkü TSK Cumhuriyetin kurucularının başında gelen bir kurumdur. Kurduğu kurumu korumak kollamakta en tabi hakkı ve görevidir.

Bu gün yukarıda TSK ile ilgili anlatımlara uyan bir TSK kalmışmıdır? Bir komuta kademesi kalmışmıdır? 11 yıldır Cumhuriyeti ve kurumlarını ve ilkelerini yok etmeye yemin etmiş, kendisini milli iradenin yerine koymuş bir idarenin fiili tasallutu, işbirlikçiliğini yaptıkları emperyalistlerin oyun ve planları ile TSK fiilen saf dışı kalmıştır. Türkiye'nin koruma ve kollamasına memur olanların komutanları çeşitli ceza evlerinde zindan bekçiliği yapıyor. Bunun adı Cumhuriyete karşı irtica devrimidir.

Bir konu varki bu saydığımız değer verdiğimiz konu dışındadır. Varlığı ne islam'a mal edilebilir ki, İslam öğretilerinde zaten böyle bir şey yoktur, ne laik düzen içinde hoşgörü ile karşılanır, insan hak ve hürriyetleri, din ve vicdan özgürlüğü ile alakası da yoktur. Bunun adı türban, bunun adı çarşaf, bunun adı tekke, bunun adı zaviye, bunun adı tarikat, bunun cemaattır. Cemaat, tarikat, tekke ve zaviye İslam temel esası olan TAKVA ve TEVHİT'e aykırı olduğundan, Kur'an ayetleri ile bölünmüşlük ve tefrikalara ayrılma aşağıdaki ayetler tarafından yasaklanmıştır.

1-Dinlerini parça parça edip hiziplere bölünenler var ya, senin onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Onların işi Allah’a kalmıştır. Allah onlara yapıp ettiklerini haber verecektir. (Kur'an Enam suresi ayet 159)



2-Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra çekişmeye girip fırkalar (mezhepler) halinde parçalananlar gibi olmayın.(Kur'an Ali İmran suresi ayet 105)

3-Hep birlikte Allah’ın ipine sarılın, fırkalara bölünüp ayrılmayın.(Ali İmran suresi ayet 103)


Türban çarşaf İslam anlayışına uygun görülmez. Türban Çarşaf dini ritüellerin içinde yoktur, İslam'da saçı sakalı kutsama yoktur, Nur 31 Ahzap 54 ayetleri giyim kuşam konusunda emir mahiyetinde değil tavsiye mahiyetindedir. Ayrıca içeriği açısından saçın kutsanacağına ilişkin bir mana içermez. İslam öğretilerinde edep yerleri bellidir tesettür abdest uzuvları ile sınırlıdır.
Cumhuriyeti kuranlar, mensubu olunan dine daha fazla zarar verilmesin çıkarcı dinciler elinde kutsal din oyuncak olmasın diye,
1925 yılında çıkarılan tekke ve zaviyelerle türbelerin kapatılmasına karar vermiş ve türbedarlıklarla (türbede hizmet edenler) birtakım unvanların men ve ilgasına dair kanun çıkarmıştır. Bu kanun şöyle demektedir:

“Madde” l;
Türkiye Cumhuriyeti dâhilinde gerek vakıf suretiyle, gerek mülk olarak Şeyhinin tasarrufu altında, gerek diğer suretlerle tesis edilmiş bulunan bilumum tekkeler ve zaviyeler, sahiplerinin diğer şekilde temellük ve tasarruf hakları baki kalmak (yani başka maksatlar için kullanılmak) üzere kâmilen kapatılmışlardır. Bunlardan mevzu usulü dâhilinde halen cami veya mescit olarak kullanılanlar ipka edilir.

Bilûmum tarikatlarla, Şeyhlik, Dervişlik, Müritlik, Dedelik, Seyitlik, Çelebilik, Babalık, Emirlik, Naiplik, Halifelik, büyücülük, üfürükçülük, falcılık ve gaipten haber vermek ve murada kavuşturmak maksadıyla nüshacılık gibi unvan ve sıfatların istimaliyle, bu unvan ve sıfatlara ait hizmet ifa ve kisve iksâsı (elbise giyilmesi) memnudur. Yasaktır.
Türkiye Cumhuriyeti dâhilinde Selâtine (Padişahlara, Sultanlara) ait, veya bir tarikata (dini tarikata) ve yahut cerri menfaata (Çıkarcılığa) müstenit olanlarla, bilûmum sair türbeler mesdut (kapatılmış) ve türbedarlıklar (mülgadır.)= (Kaldırılmıştır.)

Kapatılmış olan tekke ve zaviyeleri veya türbeleri açanlar veya bunları yeniden ihdas edenler veya tarikat âyini icrasına mahsus olarak velev muvakkaten olsa bile yer verenler ve yukarıdaki unvanları taşıyanlar veya bunlara mahsus hizmetleri ifa veya kıyafeti iksâ edenler (elbise giyenler) üç aydan eksik olmamak üzere hapse ve elli liradan aşağı olmamak üzere para cezasına çarptırılırlar.

Bu gün İstanbul cadde ve sokaklarında bu kanun hükümlerine, Cumhuriyet devrim kanunlarına aykırı, çarşaf ve türban, bu olayların farkında olmayan hanımlar tarafından namus ve ahlak nişanesi olarak telakki edilmiş, İstanbul caddelerinde bu kıyafetlerle arzı endam edilmektedir. Keza merdiven altı tekke ve zaviyeler her gün her cadde ve sokakta faaliyet göstermekte sarıklı cüppeli adamların bolluğu ile ileri demokrasi sayesinde gayri çağdaşlığa terfi edilmiş durumlar ortaya çıkmaktadır.
Ek 1: RESMİ GAZETE Yıl: 3. Sayı: 248 Sayfa: 765 19 Kanuni evvel 1341 (Rumi) 2 Cemaziye’l-âhir 1344 (Hicri)

Bu kanun ekinde sonradan birde genelge yayınlanarak kapatılan yerlerin mal ve mülklerinin nerelere verileceği hangi kurumların bünyesine intikal edeceği, illerde kafa karışıklığını gidermek üzere çıkarılmış ve dağıtılmıştır.

Önemine dair hassasiyet ve tarafımdan gerekli görüldüğünden bu konuyu yeniden irdelemek ve paylaşmak istedim. Umarım sürç-i lisan ederek kimseyi kırmamış ve rahatsız etmemiş olurum.

17.10.2013
Mustafa AKTEN
__________________
Mustafa Akten isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla