Tekil Mesaj gösterimi
Eski 09.11.13, 11:05   #6
Mustafa Akten
Abdülmelik Hankendi

Mustafa Akten - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2013
Yaş: 74
Konular: 532
Mesajlar: 2,782
Ettiği Teşekkür: 21541
Aldığı Teşekkür: 11270
Rep Derecesi : Mustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Yalniz
Standart Cevap: Biz Kadınları Hiç Sevmedik...

Biz kadınları hiç sevmedik.
Saçlarını sevdik, hele bir de sarışınsa daha çok sevdik
Ağızlarını sevdik, hele bir de şehvetli ve dolgun ise daha çok sevdik.
Göğüslerini sevdik…
Bacaklarını sevdik, hele bir de sütun gibiyse bayıldık.
Kalçalarını sevdik…
Gerçekten güzel vücutlu ve “çıtırsa” daha çok sevdik…
Yolda, arabada, televizyonda, internette onlara hep “baktık”
Her yerlerine iyice ve dikkatle baktık.
Pek iyi görememiş olacağız ki bir daha baktık.
Bir daha ve bir daha…
Kadınların her yerlerine baktık ama gözlerine ya hiç bakmadık ya da baktığımızda çok geç olmuştu…

Bakınız buraya bir ara koyalım. Tüm yukarıda sıralananları ben siz onlar yapmış isek, yapmışısızdır. Eğri ve doğru olmayan bir şey yapmışsak, bir feminist kadar feminist olan bendeniz özür dilerim. Burayı böyle geçtik.


Biz kadınlara çok dokunduk! Onlar istese de istemese de dokunduk.

Hangi anlamda dokunduğumuz bir vuzuha kavuşmuş olsaydı, yanıtı daha kolay olacaktı ama, kadına dokunmayan karşı cins kaldı mı? Siyaseten dokunduk, dinen dokunduk, toplumsal olarak dokunduk, işin en garip tarafı en doğal olanı cinsel olarak dokunduk! Yetmedi onları kıskanma adına çula çaputa doladık gerekçesini cehennem zebanilerine bağladık, ama erkekleri ihya etmenin yolunu hurilere bağladık. Hurilerinde bir diş olduğu söyleniyor.. Ne dersiniz halvet olurken yüzüne birden dokunacağız!


Son yıllarda dini motiflerden güç bulanlarımız oldu.
Eh! yozlaşan toplum ve geç gelen hatta hiç gelmeyen adalet olunca da 13-14 yaşındaki çocuklara bile dokunmaya başladık! Sapık damgası yemeyi göze alanlar bile şaşırdı çünkü sapık diye haykıran ne kadar azdı!

Bakın burası yürek dağlayacak kadar doğru.


Kadınlara dokunmada dünya sıralamasında üst yerlere geldik… 2009 itibariyle rakamlar oldukça “umut verici!!!”

Burayada bir ara.
Umutlar daha çok artacak, idareyi İslam ülkeleri yönetimleri ile eşitledikmi bak sen o zaman dokunmalara

% 40’ını sürekli dövdük

Ayıp etmişsiniz ne yani severken iyi döverken kötümü oldu, ne demişler kadının karnından sıpayı, sırtından sopayı eksik etmeyeceksin!




Ama bu ders o kadar acıdır ki biz erkekler bilemeyiz. Bizlere sorduklarında %25 imiz “bazı durumlarda kadın dövülür” demeyi doğal bir şey gibi dile getirdik. İslami öğreti yalanları ile kadınları, kız çocuklarını bizlerin kölesi yapmaya başladık ve bu çabalar sonuçlarını vermeye başladı. Artık kadınlar o bildiğiniz kadınlar değil!.

% 51′i erkekler ile tartışmayı bile “saygısızlık” sanıyor artık. %36′sı kendisi para kazansa bile parasını nasıl harcayacağına karar veremeyeceğine inanmış ya da inanmak zorunda kalmış. % 52′si “erkek kadından sorumludur” diyecek kadar kadınlığını unutmuş ya da unutturulmuş. % 49′u “erkek ne zaman isterse bana sahip olabilir benim itiraz hakkım olamaz” diyecek konuma gelmiş ya da getirilmiş!

Hal böyleyken kabul edelim biz kadınları kullanmayı çok sevdik. Evde, işte, siyasette, okulda kısacası her yerde…

Parti kongrelerinde sözde liderler konuşurken arka fonda 3-4 kadın vardı hep. Onlardan vitrin yaptık, imaj yaptık. Başörtülü, normal türbanlı, modern türbanlı ve türbansız..

Parti çalışmalarında kapı kapı dolaşanlar hep kadınlardı. Koşturan ve çabalayan hep kadınlardı. Miting olduğu zaman onları ön sıralara toplayıp karanfiller attık üzerlerine ve iki lafın birinde anam, bacım edebiyatı yaptık ama “ananı da al git” demek bize daha çok yakıştı!

“Cennet anaların ayakları altında” diye diye büyütüldük ama anaları hep ayaklarımız altında çiğnedik, ezdik, tepikledik…

14 şubat sevgililer günü ya da anneler gününde bir kaç saat ara verdik ama sonra yine ezmeye devam ettik.

İş verirken bile onları hep düşündük! İş yerinde gözümüz gönlümüz açılsın ya da malum niyetler ile bayan eleman aranıyor ilanı vermeyi çok sevdik.

Bu ülkede kadın olmanın ne kadar zor olduğunu biz erkekler bilemeyiz. Çünkü artık konuşmuyorlar, konuşamıyorlar, konuşturulmuyorlar.

Dini sömüren ve kullanan karanlık zihniyet kendi kadınlarını yetiştiriyor. Susan, itaat eden ve kaybolmuş kadınlar… Kızlar… Hatta çocuklar… Arada vizyon ya da imaj için ortaya “sürülen” kadınlara bakmayın siz onlar da biliyor “kullanıldıklarını” ama artık düzen kurulmuş.

Bu ülkenin kurucusu Atatürk 1930′lu yıllarda Türk kadınına dünyadaki birçok çağdaş ülkeden önceden hak ettiği hakları verdiğinde umutlanmıştık. Çünkü o Atatürk’tü ve Kurtuluş Savaşında bebeğinin kundağında mermi taşıyan anayı ya da cephede erkeği ile göğüs göğüse savaşan bacısını unutmamıştı. İhanet edemezdi ve etmemişti de. Ama biz ihanet ettik! Türkiye nereye gidiyor? diye soruyor herkes birbirine.

Oysa cevap ne kadar da açık değil mi? Türkiye hızla ve şevkle karanlığa gidiyor. Hatta koşuyor…

Çünkü kadın yok oluyor, yok ediliyor…
Benim annem, kız kardeşim, sevgili kızım yok oluyor…

Kadını yok olan ülkenin gideceği yol bellidir. Karanlık ve onursuz bir gelecek…

Bu işi planlı yürütenler İSLAMİ motifler ya da örnekler ile kadının ikinci sınıf konuma gelmesini doğal karşılamamızı bekliyorlar. Bu işe Kuran-ı Kerim’i ortak koşmaları ne acı… Belli ki burada büyük bir istismar var. Çünkü tüm Tanrı’nın kendi yarattığını aşağılaması söz konusu bile olamaz değil mi? Kur-an’ı kendi amaçları için yorumlayanlar kadını ikinci plana atmayı çok seviyor olabilir ama biz hiç sevmedik.

Lütfen artık kadınlara beyinleriniz ve gözlerinizle bakmaya başlayın ……. !!!!

Eray AYBAR


Buraya da bir ara koyarak bu güzel tespitlerin aralarına ve sonuna düşüncelerden azıcığına koyarak sonlandıralım.

Bütün bu dokunmaları biz erkekler yapmış olacağız ki, bunları yapan erkekleri tu kaka ilan ediyorum. Tuzu kuru yediği önünde yemediği kilerinde dolabında, giydiği sırtında giymediği gardrobunda olan hanımların hemcinslerine dokunulurken çıkarmış olduğu sesler kapı gıcırtısı kadar az ki, kadınlara dokunan erkeklerin yanında onları gönül gözü ile görüp bakıp seven ve dokunan erkekler, korumacılığına soyunan erkekler var!

Keşke hiç cinsiyet ayrımının, cinsiyetlerin çektiği acı ve ızdıraplar olmasaydı, cinsiyet ayrımcılığı yerine yapılan insan hakları ihlallerini konuşsaydık daha iyiydi.

Şu yazışmalarımız bile adeta cinsiyet ayrımcılığı çağrıştırır ölçüde.

Kadın sevilmeye, kadın çiçek gibi tutulmaya naif ve kırılgan yapısı ile estetiğinin iç açıcı oluşu ile, analık şefkati ile korumacı ruhu ile daima başımızın tacı, hakkını ödeyemeyeceğimiz bize göre karşı cins yaratılmışlardır.

Onlara saygı ve sevgim sonsuzdur.
__________________
Mustafa Akten isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Mustafa Akten'in Mesajına Teşekkür Etti