Tekil Mesaj gösterimi
Eski 09.11.13, 12:41   #1
alamancı
Tam Üye

alamancı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2013
Konular: 132
Mesajlar: 239
Ettiği Teşekkür: 234
Aldığı Teşekkür: 834
Rep Derecesi : alamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzel
Ruh Halim: Depresyonda
Standart Türkiye, İran’a Benziyor mu?



2002'de Bismillah, gömlekleri değiştirdik geliyoruz dediler, daha o gün Türkiye’de çok şeyin değişeceği sinyalini verdiler. Krizden yeni çıkmış bir ülkeyi en başta ekonomik vaatlerle kandırdılar. Kendilerinden önce uygulamaya sokulmuş, ABD’den ithal neoliberal ekonomik politikaları izlemeye devam ettiler ve bugüne dek sürdürdüler.


***

Yasama ve yürütmeyi elinde bulunduran AKP, iktidara geldiği günden beri gözünü yargıya dikmişti. Fethullah Gülen’in özellikle işgal edilmesini istediği yargı
12 Eylül referandumu ile “darbecilerle hesaplaşıyoruz” maskesi altında yargıyı ele geçirdiler.

***

“Türkiye ekonomisi uçuyor” dediler, Cumhuriyetin kurulduğundan 2002 yılına kadar 79 yılda toplam cari açık 48 milyar 800 milyon dolar iken, sadece 2010 yılında 48 milyar 557 milyon dolar ile 79 yıla eşit cari açık verdiler. Yani Cumhuriyet tarihinin rekoru kırıldı. 2012 verilerine göre Türkiye cari açığın gayri safi milli hasılaya oranı bakımından dünyada en kötü durumdaki 4. ülke oldu. Daha kötü durumdaki ülkeler %12,7 ile Mozambik, %13 ile Kenya, %15 ile Moğolistan.

***

“Toplumun gelir düzeyi arttı” dediler, Koç’un, Sabancı’nın geliri ile vatandaşınkini toplayıp ortalamasını kişi başına gelir diye verdiler. Gelir dağılımıyla ilgili olarak resmi rakamlar açıklandı, en yüksek gelir dilimine sahip en üstteki yüzde 20, toplam gelirden yüzde 47.6 pay alırken en düşük, en alttaki yüzde 20'lik dilim milli gelirden sadece yüzde 5.6 pay alıyor. Arada 8.5 kat fazlalık oluştu.

***

“Açlığı, sefaleti ortadan kaldıracağız” dediler, Diyarbakır’da bir anne çocuklarına kahvaltı hazırlayamadığı için intihar etti. Samsun’un Tekkeköy İlçesi Cumhuriyet Mahallesi’nde oturan Necla ve Murat Bakırcı çiftinin 2.5 aylık bebekleri yeteri kadar beslenemediği için açlıktan öldü. Safranbolu’da 71 yaşındaki emekli fizik öğretmeni evinde açlık sebebi ile ölü bulundu. Buca’da oturan 14 yaşındaki Sercan Borduk karşıdan karşıya geçerken “Açlığın verdiği dalgınlıkla” trafik kazası sonucu öldü. Yani Türkiye’nin dört bir yanını açlığa, sefalete mahkûm ettiler.

***

“Biz hak yolunda Mücahit’iz” dediler, birden müteahhit oluverdiler, tüm şehir mimarisini imamlara bırakıp yüzlerce insanın hayatı ile oynadılar, kentsel dönüşüm projesi adı altında rantsal dönüşüme atıldılar, “ya rab” dediler “ya rant” buldular.

***

“Özgürlüklerin önünü açıyoruz, askeri vesayeti kaldırıyoruz” dediler, polis devletini kurdular, vatandaşa 12 yılda tam 628 tonluk biber gazı ve göz yaşartıcı gaz sıktılar, Ergenekon ile Kemalistleri, Devrimci Karargah ile sosyalistleri, KCK ile Kürtleri kısaca kendine muhalif olan herkesi düzmece operasyonlar ile hapse tıktılar.

***

“Zamanında çok dışlandık, zulüm gördük, o yüzden kimsenin yaşam tarzına karışmayız” dediler, birçok bölgede içki satışını engellemek ve yasaklamak için çaba sarf ettiler. En son Bilgi Üniversitesi’nin Eyüp’teki Santral Kampusu’nda gerçekleştirilen One Love festivalinde içki yasağı için bizzat kendilerinin üniversiteyi aradığını itiraf ettiler. Öğrencileri de ”Okulda kafayı mı bulacaklar?” diyerek uyardılar!

***

Dergilere demeç verirken “Sansür, sadece edebiyatta değil, sanatta, medyada, siyasette ve diğer alanlarda da kabul edilmez bir engelleme yöntemidir” dediler, henüz basılmamış kitaplara sansür uyguladılar, yüzlerce internet sitesine erişim engellendi, onlarca dergi toplatıldı, muhalif gazete ve televizyonlara mali operasyonlar düzenlediler. Açıktan medya patronlarını tehdit ederek yazarlar hakkında çağrıda bulundular, sansürü ilk önce başbakanlık uçağında uyguladılar. Türkiye tutuklu gazeteci sayısı bakımından dünyada birinci sıraya yükseldi!

***

AKP’nin en çok “icraat” gösterdiği alanlardan biri de dış işleri oldu. “Yeni Osmanlıcılık” edası ile ortaya atılan ve kendini her defasında Ortadoğu’nun yeni lideri ilan edenler aslında bu topraklar için planlanmış senaryolarda lider değil ancak “kukla” olduklarını gösterdiler.

***

Dışişlerinde “komşularla sıfır sorun” dediler, “sorunlarla sıfır komşu” aşamasına geldiler. Ortadoğu’da istikrar isteriz, hiçbir ülkenin iç işlerine karışmayız dediler, BOP’un eş başkanı olup “Arap baharı” adı altında bölgedeki birçok ülkeye emperyalist saldırıda bulunanlara destek verdiler, NATO’nun ne işi var Libya’da açıklamasının hemen ardından Kaddafi’nin devrilmesi için milyonlarca dolar harcadılar, Suriye ile dostluk köprüsü kuruyoruz derken Esad rejimine karşı ayaklanan paralı askerlere ülkenin kapılarını açtılar.

***

İsrail’e karşı “van minüt” dediler, İsrail’in korunmasına yönelik oluşturulan füze kalkanını gönüllü kurdular. Filistinli yüz binlerce Müslüman katledildi diyerek isyan ettiler, Irak başta olmak üzere tüm Ortadoğu’da katliam yapan ABD askerlerine hitaben “kahraman Amerikan askerlerinin evlerine sağ salim dönmesi için dua ediyorum” açıklaması yaptılar.

***

“Kadınlar önemli, cennet anaların ayakları altındadır” dediler, kadınlara hayatı cehenneme çevirdiler, çocuk gelinler arttı, tecavüz vakaları arttı, kadın cinayetleri yüzde 1400 oranında arttı! Kürtaja yasak getirilmeye çalışılarak “vajina bekçiliği” yapıldı. 13 yaşında 26 kişinin tecavüzüne uğrayan ve açılan davası 8 yıl süren kız çocuğu hakkında mahkeme “sanıklarla kendi rızasıyla birlikte oldu” dedi. HSYK “tecavüze uğrayan kişinin tecavüzcüsü ile evlendirilmesi” anlamına gelen bir öneride bulundu!

***

Din ve mezhep eksenli dünya görüşü, Millî Eğitim’i içinden çıkılmaz bir hale getirdi ve okullarda kara çarşaflı kadın öğretmenler boy göstermeye başladı!
Çocuklarımız, bu kara çarşaflı öğretmenlerin ileri (!) görüşleriyle ülkeye yararlı, çağdaş gençler olarak yetişecek, öyle mi?
Millî Eğitim’i yöneten kafalar, Bakanlığın görev tanımındaki “Atatürk inkılap ve ilkeleri ve Anayasa’da ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı öğrenci yetiştirme” ifadesini yok etti!
Peki, Atatürk milliyetçiliğine bağlı öğrenci yetiştirilmeyecek de ne yapılacak?
Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı, yeni öğretim yılının açılışında minik öğrencilere Afganlı lider Gülbeddin Hikmetyar’ı öven kitap dağıttı.

Bir zamanlar Tayyip Erdoğan’ın çökerek dizi dibinde oturduğu Hikmetyar, 1977’de kurulan “Hizb-i İslâmi”nin kurucusu ve önderidir.

ABD, onu “Azılı” diye tanımlıyor ve Afganistan’daki savaşta çoğunluğu sivillerden oluşan, en az iki bin insanın ölümünden sorumlu tutuyor.

Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın dağıttığı kitapta Hikmetyar:

“Liderimiz bizim. Allah adıyla konuşur, Allah için savaşır. Biz küçük mücahitler, tüm ülke gibi, seviyoruz onu.” diye övülüyor ve genç dimağlara böyle yerleştiriliyor.

Demek ki bu iktidar, çocuklarımıza Atatürk milliyetçiliği yerine “Gülbeddin Hikmetyar milliyetçiliği”ne bağlı öğrenci yetiştirecek!

***
"Müslüman kadınların yanında orospuların yeri yoktur" denilerek kadınlara örtünme zorunluluğu getirildi. Özellikle üniversitelerde bu yüzden çatışmalar çıktı.

Peçesiz, başörtüsüz sokağa çıkan kadınlar artık açıkça, gözümüzün önünde dövülüyordu. Bazı kadınların yüzüne kezzap atılıyordu.

Örtünmek moda oldu!

***

Oysa toplum hızla dincileştiriliyordu. Alınan her kararda "Tamam bu sonuncusu" diyorduk. Ama arkası hep geliyordu.

Üzerinde durmadık.

Tüm bu olanları protesto etmek için mitingler düzenlemeye başladık. Ama iş işten geçmişti artık; insanlar yılmıştı, korkuyordu.

Özgürlük, demokrasi ve bağımsızlık için ayaklanan halkın, bu kadar kısa sürede değişeceğini düşünememiştik.

Sanmıştık ki,AKP'nin gerici yasalarına/kurallarına halk karşı çıkacak. Halbuki tersi oldu;AKP yasak, sansür getirdikçe arkalarından gidenlerin sayısı arttı.

***

Kız erkek karışık yurt dönemini kapattıklarını söyleyen Başbakan Erdoğan, “Kişilerin müstakil özel evlerinde bir farklı kız, bir farklı genç ikisinin aynı evde kalması ne denli acaba uygun olabilir. Ciddi şikâyetler var. Yasal düzenleme gerekiyorsa yaparız.

Dedi.!!!

Diktatörün ağzından çıkan kanundur.

Adana valisi gerekeni yapacağız, dedi.

İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, kanunsuz olarak faaliyet gösteren 40'a yakın yurt, apart otel ve pansiyonu kapattıklarını açıkladı.

***

Meclis’te bir ilk yaşanırken AKP’li 4 kadın milletvekili Sevde Bayazıt Kaçar, Gönül Bekin Şahkulubey, Nurcan Dalbudak ve Gülay Samancı, Genel Kurul’a başörtüsü ile katıldı.

CHP sıralarından tepki gelmedi.(Ecevit'in kemiklerini sızlattılar)

MHP iyi oldu dedi.

BDP için zaten farketmez.

Mecliste muhalefet partisi kalmadı,hepsi AKP'nin yan kuruluşu haline geldi.

***

İran’a da şeriat, ’demokrasi’ ve ’özgürlük’ vaatleriyle geldi

Tüm bunlara "gelip geçici bir fırtına" diye bakıp,üzerinde durmadık.

Şimdi Soner Yalçın'ın,23 Eylül 2007 tarihine sorduğu bir soruyu sizlere soralım:

Türkiye, İran’a benziyor mu?

Kaynak
__________________
alamancı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
8 Üyemiz alamancı'in Mesajına Teşekkür Etti.