Tekil Mesaj gösterimi
Eski 09.11.13, 14:39   #1
Mustafa Akten
Abdülmelik Hankendi

Mustafa Akten - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2013
Yaş: 74
Konular: 532
Mesajlar: 2,784
Ettiği Teşekkür: 21564
Aldığı Teşekkür: 11276
Rep Derecesi : Mustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Yalniz
Standart Akıl, Demokrasi ve Atatürk

Akıl, Demokrasi ve Atatürk
Aklı kullanmaktır demokrasi! Demokrasinin sağladığı aydınlıktır akıl!.. İnsanların kendilerine yaratılış fıtratı ve kazanımı olan izan, izan sahipliği ile insan hak ve özgürlükleri karşısında gösterdiği ve yaptığı mizan! İnsanın sahip olduğu akıl ile demokrasi ve aydınlığın murakabesinde kullandığı mizan! Bu hasletlerden yoksun olanlara, akletmeyip aklını çalıştırmayanların üzerine Kur’an Yunus suresi 100 ayetinde buyrulduğu gibi Tanrı tarafından üzerlerine pislik yağdırılırmış.

İnsan olmanın yolu demokrasi nimetlerinden istifade ederken, insan hak ve hürriyetlerinden istifade ederken izan ve vicdan sahibi olmayıda gerektirir

Sevdalar, aşklar, dostlar muhabbeti, sevecenlik, hoş görü demokrasi aydınlığının olmadığı yerde yaşanmaz ve gerçek manada yerini bulmaz.

Demokrasi sadece aydınlık sağlamaz ayrıca insana çağdaş ve medeni olmanın hazzını da tattırır. Aydınlanmacı çağdaşlık, aydınlanmacı milliyetçilik, aydınlanmacı uygarlık, aydınlanmacı devrimcilik, aydınlanmacı halkçılık, aydınlanmacı Cumhuriyetçilik dendiğinde, demokrasi ve insan hakları dendiğinde aklımıza daima Atatürk ve ilkeleri gelir.

Atatürk’den fiziki yoksunluğu yaşamanın 75. ci yılını idrak edeceğiz. 10 Kasım 2013 tarihinde. Emanetlerini yeteri kadar koruyamadık, ilkelerine ve devrimlerine karşı çıkanları, anti Atatürkçü olanları Atatürk’ün makamlarına oturttuk Türkiye Cumhuriyetine hükümet ettik, utanmadık, Cumhuriyet kurucusu iki ender ve önder olan insana iki ayyaş diyecek kadar alçalan insanları Atatürk Türkiye’sine başbakan yaptık, keza Çankaya köşküne Cumhurbaşkanı yaptık.

O Cumhuriyet ki, bin bir meşakkat ve zorlukların, Çanakkale’de kefensiz yatan 240. bin olduğu ifade edilen şehitlerin kanları, uzuvsuz kalan Gazilerin sayesinde kurulmuş, Atatürk etrafında kenetlenen Türk milletinin direnişi ve diklenişi sayesinde yurt topraklarından düşman atılmış ve Cumhuriyet kurulmuştur.

Kurtuluş savaşına yalan diyen, dindarlığından, soyundan kuşku duyulan adı akit olan bir iftira yuvasında yazılar yazan Faruk Köse adındaki Müslüman geçinen ama asla Müslüman olamayacak bir müfteri bakınız Kurtuluş savaşı için neler diyor;

“Kurtuluş Savaşı”nın koskoca bir yalan olduğunu söyleyip doğrudan konuya gireceğim: Öyle yedi düvele karşı verilmiş bir “Kurtuluş Savaşı” yoktur. Çünkü millet hakikatleri bilmiyor, hatırlamıyor. Çünkü millet, “Kurtuluş Savaşı” denilen süreç sonunda sadece “İslam Devleti”ni ve topraklarının çok büyük kısmını değil, hafızasını da kaybetti. Diyor

Çünkü milletin siyasi, sosyal, kültürel, hukuki, ameli, tarihi, coğrafi ve hatta imani ve İslami hafızası silindi. Bu yüzden hakikatler hatırlanamıyor. Diyor..

M. Kemâl Hükümetinin yaptığı tek savaş, Yunanlılarla yapılan savaştır. Hatta “Büyük Taarruz” bile savaş değildir. Yunanlıların çekildiği bölgelere, peşinden Türk Ordusunun girmesinden ibarettir. Yani “Kurtuluş Savaşı” değildir diyor.

Cumhuriyet kuruluşundan sonrasını tarif ederken.bazı camilerimiz yıkılır, satılır, başka amaçlarla kullanılırdı. Ezanımız yasaklanırdı. Dilimiz, alfabemiz değişirdi. Kültürümüz, geleneğimiz terk edilirdi. Kadınlarımızın tesettürü açılır, kılığımız-kıyafetimiz yasaklanırdı. Ahlâkımız, sosyal yapımız bozulurdu. İslam siyasal, sosyal, hukuki, iktisadi ve benzeri alanlarda hayattan uzaklaştırılırdı.

Yerine ne gelir di? İslam Hukuku yerine Avrupalıların hukuku, İslami yaşantının yerine Avrupalıların yaşantısı getirilirdi. Kur’an İncil’e, cami kiliseye, imam papaza benzetilirdi. Devlet Laikleştirilir, insan dinsizleştirilirdi. Peki, kurtulduk da ne oldu?
Zaten tam da bunlar oldu:
Hilafet’ten kurtulduk.
Kur’an’dan kurtulduk.
İslam hukukundan, Şeriat’tan kurtulduk.
Kültür ve geleneklerimizden kurtulduk.
Kılık kıyafetimizden kurtulduk.
Alfabemizden kurtulduk.
İslam’dan kurtulduk!
Özgürlük bilincinden, İslam kardeşliğinden, Ümmetin diğer toplumlarından kurtulduk.

İşgalcilerin kanatları altında bir başımıza kaldık.

İşgalciler kalsaydı bundan kötüsü olmayacaktı. Demek ki işgalciler, zaten istediklerini elde etmeyi garantiledikleri için gitmişler.
Sahi, bunun neresi kurtuluş? Diyor Akit denilen paçavrada yazı yazan soysuz!

İşte bu zihniyetin temsilcileri olan insanlar Atatürk Cumhuriyeti Türkiyesi”nde hükümet ediyor, militanları da bu kabil yazılar yazıyor. Militan bakanlar bunlara benzer bildirileri Radyo Televizyon kanallarından halka okuyor.

Cumhuriyet, kuruluşunu hafife alan, Kurtuluş savaşını sulandırıp yok sayan, Atatürk ve devrimlerini hafife alan ve yok sayan, vatandaş olmaktan ziyade birilerine kul olmayı yeğleyenlerin varlığı ta Cumhuriyetin kuruluş yıllarından beri vardı var olmaya devam ediyorlar. Anti Atatürkçü olup, toplumsal yanılgı ile kin ve nefretle dolu olan insanların Türkiye’de erkler haline getirilmesi, sosyal ve toplumsal yanılgı oyları büyük bir talihsizlik. Aynı zamanda Cumhuriyetin yıkılmasına vesile olacak çalışmaların başlangıcıdır. Aydınlanmamış kafa, kul olmaya, kullanılmaya mahkûmdur… En çirkin olanı da, kula kul olduğunun farkında olmayan, vatandaş ve yurttaş olmanın bilincine ve hazzına varamayan Faruk Köse ve benzeri soysuz, dinsiz gayri Müslimlerdir.

Tabi Atatürk’ün kurduğu ülkü de, açtığı çağdaş yolda, sağladığı demokrasi ve özgürlükler ortamında yaşamak, karanlığın militanlarına kazık olmuş batıyor.

Tüm olumsuzluklara, demokrasi nimetlerinin tırpanlanmasına, Atatürk Cumhuriyetini hak etmeyenlerin varlığına ve idarede olmasına rağmen, bunların geçici birer araz olduğunu düşünerek, ülkemizde Atatürk ilkelerinin yok edilmeye çalışanlarının yerine konulacağı ve irticanın top yekun ülkemden yok edileceği günlerin umudu ile, bizlere bu günleri sağlayan Atatürk ve silah arkadaşlarının tümüne Tanrı rahmeti ve cenneti diliyorum.

----09.11.2013---
__________________
Mustafa Akten isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Mustafa Akten'in Mesajına Teşekkür Etti