Tekil Mesaj gösterimi
Eski 18.11.13, 23:17   #1
Lodos1
Üye

Lodos1 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Nov 2013
Konular: 21
Mesajlar: 92
Ettiği Teşekkür: 222
Aldığı Teşekkür: 427
Rep Derecesi : Lodos1 muhteşem bir gelişmedeLodos1 muhteşem bir gelişmedeLodos1 muhteşem bir gelişmedeLodos1 muhteşem bir gelişmedeLodos1 muhteşem bir gelişmedeLodos1 muhteşem bir gelişmedeLodos1 muhteşem bir gelişmedeLodos1 muhteşem bir gelişmedeLodos1 muhteşem bir gelişmedeLodos1 muhteşem bir gelişmedeLodos1 muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: Cap Canli
Standart İstiklal Marşı | And İçiyoruz




Biz korkmuyoruz !

Küçücük dudaklar, minicik eller, naif bedenler ancak kocaman yüreklerin sesidir bu kulaklarımda çınlayan ve onlardır göğsümdeki atı dört nala koşturan sesin sahipleri.
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül... Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal;
Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklal.


15 Kasım 2013, günlerden Cuma ….

Çocuklarımı okuldan almak için okula gittim. Tören var malum biraz beklemem gerekiyordu. Törene inip, öğretmeninin yanına gittim 2. Sınıfa gitmekte olan küçük kızımın. Biz konuşurken İstiklal Marşı için Rahat ! Hazır ol ! Komutlarını duymam aynı ana denk geldi. Bahçede yaklaşık 150 çocuk. Hepsi sınıf sıralamasına göre dizilmiş. Mini mini birler, çalışan ikiler, haylaz üçler, dörtler, beşler, altılar, altını aldılar, yediler, sekizler, bana cüce dediler tekerlemesi geldi aklıma dizi dizi çocukların sıcak nefeslerini arasında. Sol hizamda sekizinci sınıflardan bir öğrenci olduğu belli gürbüz bir çocuk bayrağı göbeğine dayamış durmaktaydı.

Gözlerimin 150 çocuğun yüzlerinde tek tek gezinişine engel olamadan İstiklal Marşı’nı okumaya başladım. Ne kadar şanslıyım ki en minik olanların grubunun içinde kalmıştım. Kulağıma elli minik kalbin sesi dolmaktaydı. Kalbime şelale gibi aktı sesleri. İnce, tiz , henüz ergenleşmemiş sesleriyle hep bir ağızdan ‘’ Korkma, sönmez bu şafak’’ dedikten sonra nefes alıyor ve ‘’larda yüzen al sancak ‘’ diye uzatıyorlardı müzik öğretmenlerinin el hareketlerini izleyerek ;

Korkma diyorlardı korkma!
Bu şafaklarda yüzen al sancak sönmeyecek. Söndürmeyeceğiz !
Biz varız! Bizler büyüyeceğiz. Sen korkma! Geliyoruz dalga dalga.

Bugün gözümüzün içine baka baka bizden Andımız’ ı, yeminimizi sökmüş olabilirsiniz belki. Peki bu minik dudaklardan her gün dökülen yeminimizin içindekilerini de mi göremiyorsunuz ?


Kaldırın Andımızı!

Biz marşımızla da yemin ediyoruz görmüyor musunuz ?
Hem de her dizesinde bir yeminimiz saklı. Korkma diyerek başlıyoruz yeminimize. Korkma! Biz varız. Yurdumun üstünde nefes alan tek kişi kalsak dahi mücadele edeceğiz bağnaz fikirlerinizle.


Çünkü; Sancak sevdalısıyız bizler. Vatan sevdalısıyız .
Çünkü; Sancağımızın al rengi, vatanımızı vatan yapan şehitlerimizin kanı.

Bilemediniz mi sizler ?
‘’Bayrağı Bayrak yapan üstündeki Kandır.
Vatan eğer uğrunda Ölen var ise Vatandır!‘’
Sancağımız kanlıdır bizim. Vatanımız da vatandır bizim.

O benimdir, O benim milletimindir ancak. El’in değildir o. Benimdir.
Dokundurtmam. Benim vatanı vatan yapan milletimindir.
Sadece benim milletime aittir.


Sesleniyoruz bayrağımıza hep bir ağızdan. Hepimizin tesellisi yükseliyor notasız okuduğumuz marşımızdan. Çatma diyoruz. Çatma nazlı hilalimizsin bizim. Biz hepimiz sana, senin yoluna kurban oluruz.

Sesleniyoruz ; Bizim ırkımız kahramandır. Yüreklidir. Hiddetlenme ! Şüphe etme bizlerden. Güven ! Şüphen olmasın, andımızdır biz seni hep dalgalandıracağız. Şüphe edersen bizden al rengin nasıl helaliyle dalgalanır ? Kızgınsın biliyoruz. Sen boyumuzun küçük olduğuna bakma. Yüreğimiz vatan diye atıyor bizim. Biz sana kurban oluruz. Seni korumak uğruna canımızı da verir, kanımızı da dökeriz. Sancağımızın rengine bir al da bizden gelecekse eğer gurur duyarız bundan. Sen yeter ki Çatma çehreni. Bizler ‘ O ‘ Kahraman ırkın’ evlatlarıyız. Gül bize. Biz İstiklal’in hakkımız olduğunu biliyoruz.
Korkma! Çatma! gül,
Sönmez! Benimdir! Parlayacak !
Hakkıdır İstiklal!
Hep bir ağızdan ediyoruz yeminimizi böylece. And içiyoruz…

Gözlerimde hüzün değil, mutluluk gözyaşları ile sımsıkı tuttum küçük olanın elinden. Büyük olanı gelip elini belime doladı.

- Neden ağlıyorsun anne? Üzgün müsün?
- Hayır oğlum üzgün değil, gururluyum. Sizleri İstiklal Marşı okurken dinlemek beni çok mutlu etti. Sizi çok seviyorum. Hepinizi. Sizler bizim geleceğimizsiniz.

İçimde tarifi mümkün olmayan bir huzur ile yürüdüm okulun çıkış kapısına doğru. Günlerdir canımı sıkan onlarca düşünceden biraz olsun uzaklaşmış olarak.

Benim gördüğüm gözlerle İstiklal Marşı okuyan çocuklarımızı göremeyenlerin aciz çırpınışlarına gülüyordum içimden. Yanağımdan süzülen damlalar dudağımın gülümseme çizgisi ile birleşiyordu. Onlar görmüyorlardı. Evlatlarımızın Atatürk’ün izinde, vatan sevgisi ile perçinlendiklerini farkedemiyorlardı. Bizleri bölüp yönetmeye çalışanlar gerektiğinde tek vücut olabileceğimizi farkedemiyorlardı.

Bizim evimizin adı vatan. Bir olunca kırılamayacağımızı bilenlerin aramıza nifak sokmaya çalıştığı geçici bir zaman dilimini yaşıyoruz sadece. Aileyiz biz. Aynı kandanız. Öyle dokunur ki kanımıza; Kardeşine dil uzatanın dilini kopartırız.

Bir olunca ezilmeyeceğimizi bilenlerin ucuz oyunlarının figüranları gibi görünsek de gizliden yazılmaktadır başrol günü gelince sahnenize son perdeyi indirmeye. Bekleyin. Bu vatan tüm etnik gruplara saygı, anlayış, hoşgürü ve sevginin beşiği olmuştur yüzyıllardır.
Kimi kimden çıkartıp, Kimi kime böldürüyorsunuz?
Farkına varın!
Milliyetçi kimliğimizi bizden her çıkartma çabanızda bizi bizle topluyorsunuz.
Hani Osmanlı’yı sözüm ona sahiplenirken Osmanlı’nın da Türklükten duyduğu gururu görüyorum ki bilmiyorsunuz. Hatta kulaklarınız da sağır duymuyorsunuz.
Mehter Marşlarının da sözlerini buyurun kaldırın en kısa sürede. Sadece melodisini bırakın ki içindeki sözler yalanınızı açık etmesin hala uyumakta olan kesime.
Ceddin deden neslin baban
Hep kahraman
Türk milleti orduların pek çok zaman
Vermiştiler Dünyaya şan

Türk milleti Türk milleti
Aşk ile sev milliyeti
Kahret vatan düşmanını
Çeksin o mel’un zilleti
Dini devlet işlerine karıştırıp Atatürk’e kafir diyen zihniyet !
Kafir dediğiniz Atatürk’tür Suudilerin 1926 yılında sınırları içindeki tüm mezarlıkları yıkarken çektiği telgrafla Hazreti Muhammed’in kabrine dokunulmasını engelleyen.

‘Eğer bir tek taşına bile dokunursanız ordumu aşağı gönderirim’ demişti. Ama bu telgraf yok edildi.

Din’i kullanarak Atatürk’ü kafir ilan eden zihniyet!
Şehitlik mertebesi değil midir Cennet’i müjdeleyen ?
Bir değil, bin defa şehit olmamış mıdır Vatan uğruna savaşan ?

Senin kimin dölü olduğunu bilmene sebeptir kafir diye dil uzattığın Atam.

Kafir dediğiniz Atatürk’tür dinimizin ilk emrini en aziz bilen.

“Oku! Yaradan Rabbinin adı ile! O, insanı bir kan pıhtısından yarattı. Oku! İnsana bilmediklerini belleten, kalemle yazmayı öğreten Rabbin en büyük kerem sahibidir.” (Alak,96:1-5)

Bir millet eğitim ordusuna sahip olmadıkça, savaş meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin kalıcı sonuçlar vermesi ancak eğitim ordusuyla mümkündür.(Atatürk)


15 Kasım 2013, günlerden Cuma ….

Seni sadece 10 Kasım’da hatırlamıyorum Atam. Emanetini en kutsal sayan nice evlatlar doğuran analardan biriyim sadece. Başaracağız Atam.

Küçücük dudaklar, minicik eller, naif bedenler ancak kocaman yürekler

And İçiyor !!

Onlar gereken cevabı haykırıyorlar sağır kulaklara …

__________________
Hayat hediyedir ama kurdelasını açmayı unutmamalı...
Lodos1 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
10 Üyemiz Lodos1'in Mesajına Teşekkür Etti.