Tekil Mesaj gösterimi
Eski 20.11.13, 10:26   #1
Cansuyu
« Gün Batımı »

Cansuyu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2013
Konular: 1857
Mesajlar: 7,734
Ettiği Teşekkür: 20107
Aldığı Teşekkür: 34522
Rep Derecesi : Cansuyu şöhret ötesinde bir itibarı vardırCansuyu şöhret ötesinde bir itibarı vardırCansuyu şöhret ötesinde bir itibarı vardırCansuyu şöhret ötesinde bir itibarı vardırCansuyu şöhret ötesinde bir itibarı vardırCansuyu şöhret ötesinde bir itibarı vardırCansuyu şöhret ötesinde bir itibarı vardırCansuyu şöhret ötesinde bir itibarı vardırCansuyu şöhret ötesinde bir itibarı vardırCansuyu şöhret ötesinde bir itibarı vardırCansuyu şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Neseli
Standart Yenilmez Armada... | Rahmi Turan



Yukarıda 1965’li yılların en popüler spor yazarlarından olan ve Akşam Gazetesi’ne birçok ödül kazandıran ekipten beş spor yazarı görülüyor. (Soldan sağa) Doğan Koloğlu, Talay Erker, Nazif Oturgan, İslam Çupi ve Rahmi Turan. Bir Doğan Koloğlu vardı…
Yıl 1965 idi…
Kimler yoktu ki o serviste?
Doğan Koloğlu, İslam Çupi, Aydın Öztürk, Talay Erker, Turgut Dinsel, Nazif Oturgan, Orhan Menemencioğlu, Aydın Bakanoğlu, Mahmut Küçük, Meftun Olgaç, Rahmi Turan…
Ben 26 yaşında o yenilmez armadanın şefi (Spordan Sorumlu Müdür) idim.
O muhteşem ekipten bugün hayatta 3 kişi kaldık. Aydın Öztürk, Talay Erker ve ben…
1966 yılında Türkiye Spor Yazarları Derneği’nin düzenlediği yarışmada ödüllerin önemli bir bölümünü biz kazanmıştık.
Rahmetli İslâm Çupi, eşi benzeri olmayan bir spor yazarı idi. Futbola edebiyatı sokmuş, onun maç yazıları bir efsane haline gelmişti.......

* * *

Geçen hafta içinde Doğan Koloğlu da aramızdan ayrıldı.
Ona “Doğan abi” derdim. Benden on-on beş yaş kadar büyüktü.
İlginç bir gazeteci idi…
Hem spor servisinde çalışır, hem Galatasaray futbol takımına antrenörlük yapar, ayrıca maç yazıları yazıp, futbol yorumları yapardı.
Hani “On parmağında on marifet var” denir ya… O da öyle bir insandı.
Oğlu Sina Koloğlu’nu da gazeteci olarak yetiştirdi. Sina, başarılı bir şekilde gazeteciliğe devam ediyor.

* * *

Doğan Koloğlu, bir zaman geldi, gazetede çalışan herkesin sevdiği patron Malik Yolaç tarafından spor servisinden alınarak Akşam Gazetesi’ne Yazı İşleri Müdürü yapıldı.
Hepimiz tebrik ettik onu… Fakat yazı işleri müdürlüğünde başına bir sürü dert açılacağını ve hapse düşeceğini nereden bilelim?
O yıllarda Akşam, Çetin Altan, İlhami Soysal gibi çok keskin yazan solcu yazarların mekânıydı…
Doğan Koloğlu, hayatında hiç siyasi yazı yazmadı. Yazdıkları hep futbolla ilgiliydi ama siyasi bir yazı nedeniyle tutuklanıp hapse girdi.
Kader!

* * *

O dönemde şimdiki gibi felsefi yazılar yazmayan ve zıpkın gibi köşe yazılarıyla halkı coşturan, iktidarı rahatsız eden bir Çetin Altan vardı. Her yazısı olay yaratıyordu ve Akşam Gazetesi’nin güçlü bir kalemşoruydu.
Doğan Koloğlu yayından sorumlu olduğu için, Çetin Altan’ın sert bir yazısı nedeniyle yargılandı ve Çetin Altan’la birlikte hapse mahkûm oldu, bir yıl Sağmalcılar Cezaevi’nin C-16 Kaçakçılar Koğuşu’nda, ünlü kaçakçılarla birlikte yattı. Gazeteciler için ayrı bir koğuş yoktu…

* * *

Son yıllarda hastalanıncaya kadar gazeteciliğe devam eden Doğan Koloğlu, hem futbolcu, hem antrenör ve teknik adam, hem yönetici, hem de yazar ve yorumcu olarak ülkeye hizmet eden nadir kişilerden biriydi…
Cenazesine katılamadım. Çünkü o tarihte Londra’daydım.
Çok sevdiğim gazeteci arkadaşım Behiç Kılıç’ın da cenazesine katılamamıştım. Çünkü o gün yüksek ateşle yatıyordum.
İki dostumun cenazelerine katılamadığım için hâlâ üzülüyorum.
Nur içinde yatsınlar.

Tebessüm

Yobazın hikâyesi!

Son zamanlarda yaygın bir şekilde anlatılan fıkra gibi olay (aslında gerçekten fıkra sanıyorum) günümüzdeki yobaz tipleri hicvediyor.
İstanbul’da sakallı ve şalvarlı mollaların biri taksiye biner, arka koltuğa kurulur ve şoföre “Fatih’e çek” der…
Taksim’den Haliç Köprüsü’ne doğru hareket eden taksinin radyosundan bir müzik sesi duyulmaktadır.
Sakallı ve şalvarlı adam, şoföre:
“Radyoyu kapat… Günaha giriyoruz. Dinimizde bu tür müzik yasaktır! Peygamberimiz döneminde radyo yoktu” der.
Şoför, gülümseyerek sakin bir şekilde radyoyu kapatır ve otomobili yolun kenarına doğru çekip durur. Adam şaşırmıştır.
Şoför arabadan iner, sakallının kapısını açar “İnin aşağıya” der.
Adam kaşlarını çatarak “Neden ineceğim?” diye sorunca şoför şu cevabı verir:
“Peygamberimiz zamanında taksi de yoktu… Ulaşım develerle yapılırdı… Sen de in aşağıya ve bir deve bekle!”

------ Sözcü ------
__________________
“Gittin mi büyük gideceksin!
Ayrılık bile gurur duyacak seninle..



Cansuyu isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Cansuyu'in Mesajına Teşekkür Etti.