Tekil Mesaj gösterimi
Eski 21.11.13, 22:22   #18
Psişik Tırtıl
Tam Üye

Psişik Tırtıl - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Nov 2013
Konular: 59
Mesajlar: 218
Ettiği Teşekkür: 698
Aldığı Teşekkür: 1300
Rep Derecesi : Psişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Geçmişten Günümüze Mizah Dergileri - Karikatür Tarihi


Eşşek Mizah Dergisi






Vaktiyle “Eşek” isimli bir mizah dergisi çıkarılıyor ve bundan zamanın yöneticileri çok rahatsız oluyor. “Eşek”i kapatıyorlar adı “Malum” oluyor. O da kapatılınca “Hımar” çıkıyor. Onu kapatıyorlar “Merkep” çıkıyor. Onu kapatıyorlar “Har” çıkıyor. Onu da kapatıyorlar. En sonunda dergi yöneticileri başlık yerine “iki kulak” resmi koyup, “O’dur O” yazıyorlar.

“Eşek”, baskılara mizahla direnmenin en çarpıcı örneği olarak karşımızda duruyor. Yani insanların inançları ve kimlikleri kolay kolay yok edilemiyor. Baskı yaptıkça gülünçleşen ve çirkinleşen zalimler, zorbalar oluyor ve tarih bunları hiçbir zaman affetmiyor.


Meşrutiyetin ilanından sonra, oluşan hürriyet ortamı içinde Osmanlı toplumunda peş peşe gazete ve dergiler yayınlanmaya başlar. Meşrutiyetten sonra Baha Tevfik (1881–1916) tarafından yayınlanan mizah dergilerinden en ilginci de, 1910 yılında yayınlanmaya başlayan “Eş şek” ismindeki haftalık mizah dergisidir. Eşek ve eşeklik konusu mizah edebiyatımızın ana maddelerinden biridir.
“Eşek” dergisinin ilk sayısı, 16 Teşrinisani (Kasım) 1326 (1910) da çıkmıştır. Başında imtiyaz sahibi, yani şimdiki “sorumlu yazı işleri müdürü dediğimiz kişiler şöyle belirtilmişti:


“Sahibi imtiyaz: Merzifonî
Müdiri mesul: Halil”
Merzifoni, bilindiği gibi, Merzifonlu demektir. Merzifon da cins eşekleriyle tanınmış bir yerdir.


Derginin idarehane adresi olarak da şu beyit yazılmıştır:
“Babıali Caddesindedir ahır,
Numro dörttür, iş düşerse gel anır”.
Notaya muafık her türlü anırtı kabul edilir.
İnsanlara ders-i edep verir. Sahiplerinin eşekliği tutunca neşrolunur, muti, mütehammil ve beynelmilel hayvan gazetesidir.”


Sermuharriri (başyazarı) Kıbrısî Don Kişot.
Müdir-i edebî: Çimenderzade Faik.
Heyet-i tahririye (yazı kadrosu): Topal eşek, tırnağı karıncalı eşek, kaba kulak.


“Eşek” ismiyle bir dergi imtiyazı almak o zaman kolay olmamıştır. Sahipleri de sansür heyetinin bu isimde bir yayına müsaade etmeyeceklerini bildiklerinden bir hileye başvurmuşlardır.

Eski yazıda, eşek ile gözyaşı anlamına gelen “Eşk” diye imtiyaz vermiş, sonra kelimenin üzerine bir şedde koyarak dergi, “Eşşek” adı ile çıkarılmıştır.

Eşek kapış kapış satılır. İlk baskı 10.000 adettir ve hiç kalmaz. Yeniden basılır bu baskı 42.000 adete kadar çıkar. Fakat Eşek’in ömrü uzun olmaz. 16 sayı sonra kapatılınca, sahibi bu sefer (Malûm) adı ile yeni bir imtiyaz alıp “Eşek”i bir süre böyle devam ettirir.

“Malûm” un başlığında şöyle bir resim vardı: Bir masa, arkasında bir eşek… Masanın üstünden, eşeğin yalnız iki uzun kulağı görünüyor.





Şüphesiz, eşeği ne kadar gizlerse gizlesinler, “Malûm” da “Eşek”in akıbetine uğramış, birkaç sayı sonra kapatılmıştır.


“Eşek” in ilk sayısında, başyazı yerine çıkan şu fıkra da ilginçtir:
“İLK ANIRTI: Gayet açık fikirli bir zat, bir gün bir arkadaşına demiş ki:
—Yahu, bir oğlum doğarsa, ismini eşek koyacağım.
Arkadaşı cevap olarak:
-Tuhhaf!.. Dünyada bu kadar isim varken, eşek ismine ne lüzum var?
O zat da cevap vermiş:
-Evet lüzum var. Çünkü bu memlekette büyük adam olmak için eşek olmaktan başka çare yok.


“Eşek” dergisinde çıkan bir manzume aynen şöyle:
“Vay mübarek yine dörtnala şitadan geldi,
Gemi ağzında, param parça küheylan geldi,
Yık, dağıt, her ne dilersen onu yap hiç korkma,
Artık alemde uğursuzlara meydan geldi!
Üç buçuk yılda dokuz ay seni ancak gördük.
Üst yanı eski devirden bile zindan geldi.

***



Neyzen’den “Eşşek” Gazetesinde Mülakat: “Sövme Hürriyeti” gibi garip iddialarda vardır.

9 Ağustos 1912 günlü “Eşşek” gazetesinde “sövmek” üzerine bir anket açılır.
Neyzen Tevfik(1879-1953) ankete şu cevabı verir: “Küfür lisanın tuzu biberidir. Sövmek müsekkin-i asaptır. Bazı kimseler, bilhassa matbuat sövmenin fena olduğundan bahsediyor. O büyük adamdır, sövülür mü? Diğeri küçük sövme cahildir. Sövme o ihtiyardır, sövme kadındır… O halde kime sövmeli? Sövme hürriyet olduğu gibi, sövme müsavatı da olmalı. Herkes bi kaderi imkân sövmelidir”.



(Ustura Dergisi/Türk Edebiyat tarihi ansiklopedisi/ Google group)
__________________
ayakkabı kutusuna,
sakladım
tüm göçebeliğimi
Psişik Tırtıl isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Psişik Tırtıl'in Mesajına Teşekkür Etti.