Tekil Mesaj gösterimi
Eski 26.11.13, 18:19   #2
Psişik Tırtıl
Tam Üye

Psişik Tırtıl - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Nov 2013
Konular: 59
Mesajlar: 218
Ettiği Teşekkür: 698
Aldığı Teşekkür: 1300
Rep Derecesi : Psişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmedePsişik Tırtıl muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: none
Standart Cevap: 20. Yüzyılın Yalnızı / Fernando Pessoa

Kitapları


Şeytanın Saati (Can Yayınları, 2006)




"dünyanın başlangıcından beri bana hakaret yağdırıldı ve iftira edildi. Beni savunan şairler bile -ki yaratılış olarak dostlarımdır - beni iyi savunmadılar. İçlerinden biri - Milton denen bir İngiliz - asla çıkmamış belirsiz bir savaşı, yandaşlarımla birlikte bana kaybettirdi. Bir diğeri -Goethe denen bir alman - bir köy trajedisinde bana muhabbet tellalı rolü verdi ama ben, onların sandığı kişi değilim. Kiliseler benden tiksiniyor. Müminler adımı duyunca titriyor ama onlar isteseler de istemeseler de, bu dünyada bir görevim var. Ben ne Tanrı'ya başkaldıran kişiyim, ne de inkâr eden tin. Ben imgelem Tanrı'sıyım, yitik, çünkü yaratmıyorum. Çocukken, oyuncaklardan oluşan düşleri benim sayemde görüyordun; kadın olduğunda, bu düşlerin dibinde uyuyan, geceleyin seni kucaklayacak ve fatihlere benim sayemde sahip oldun. Ben sesi esriklik, ruhu yanılgı olan, yaratmadan yaratan tin'im. Tanrı beni, geceleyin kendisini taklit etmem için yarattı. O güneş'tir, ben ay. Benim ışığım uçucu ve sonlu olan her şeyin, bataklıklarda ve gömütlerde geceleri görülen hafif parıltının, nehir kıyılarının, bataklıkların ve gölgelerin üzerinde gezinir."


Sırların Cebri (Nisan Yayınları, 1995)



"hangi ses bize ulaşır dalgaların uğultusunda
okyanusun sesi olmayan?
bu, bizimle konuşan birinin sesidir
ama kulak verdiğimizde susan
biz dinledik diye.

ancak, uyuklarken,
farkında olmadan işittik,
bize umut dilediğini
o sese, uyuyan
bir çocuk gibi, gülümsedik uyurken.

talihli adalar bunlar,
yerleşilmemiş adalar bunlar,
kralın beklenti içinde yaşadığı.
ama uyanır da gidersek,
ses susar, okyanus kalır sadece."


Denize Övgü ( İyi Şeyler, 1999)



Ah, kim bilir, kim
bir zamanlar, daha ben ben olmadan önce, benim de
böyle bir limandan yola çıkıp çıkmadığımı, gün doğarken
güneşin eğik ışınları altında bir gemiyle
bir başka limandan ayrılıp ayrılmadığımı?
kim bilebilir, şimdi gördüğüm gibi
benim için vaktinden önce aydınlanmış,
tıpkı böyle, zaman'ın ve uzam'ın ötesinde,
yarı uyuyan koca bir kentin,
mantar gibi büyüyen felçli bir ticaret limanının
üç beş kişi toplanmış rıhtımını geride bırakıp bırakmadığımı?


Düşsel ve Gerçek (Dünya Kitapları, 2005)



Modern Portekiz şiirinin öncülerinden Pessoa'nın yarattığı çoğul kimlikler Düşsel ve Gerçek adlı bu kitapta bir araya geliyor. 'Yitik ben'i aramak için yola çıkan Pessoa, kendi ifadesiyle "perdeler yerine insanlara bölünmüş bir oyun"da yer aldı.


Anarşist Banker (Can Yayınları, 2006)




Sosyalizmin ve komünizmin hedefi emekçiyi yükseltmek değil, burjuvayı indirmektir. emekçi ise aynı noktada, hatta söylediğim gibi, daha kötü noktada kalır. Burjuvanın yitirdiği şeyden yararlanan aslan emekçi değildir. Anarşizm ise tersine bir sevgi rejimidir, sevilen insanlara baskı uygulamaya çalışılmaz.


Huzursuzluğun Kitabı (Can Yayınları, 2006)




"kalp düşünebilseydi atmaktan vazgeçerdi." (syf:27)

"yaşamak başkalarının niyetleriyle örgü örmektir." (syf: 41)

"bir köşeye atılmış her şey. Sokağa atılmış bir bez parçası olan iğrenç varlığım, hayatı görünce kılık değiştiriyor." (syf: 66)

"anlamak için kendimi yok ettim." (syf: 79)

"fakir insanın bir imparatorluğu var. Güçlü olanın ise altı üstü bir tarlası." (syf: 151)

"biz aslında insanları sevmeyiz. Sevdiğimiz, bir insan hakkında oluşturduğumuz fikirdir." (syf:161)

"tanrı ruhumu bir süse çevirdi." (syf:185)

"hayat tecrübesi insana bir şey öğretmez, tıpkı tarih gibi." (syf: 187)

"var olmuş olmayı bırakmak; işte bunun hiç yolu yok." (syf: 190)

"yüreğim çaresizce, delik bir kova gibi boşalıyor." (syf: 208)

"insanları yönetmenin temelinde iki ilke yatar; onları baskı altına almak ve aldatmak." (syf: 217)

"bir bireye bahşedilmiş olan ruh, başkalarıyla ilişki kurmak uğruna ödünç verilmemeli." (syf: 274)

"ve nihayet, ne mutlu her şeyden vazgeçene; her şeyden vazgeçtiğine göre elinden hiçbir şeyi alınamayacak olana." (syf: 297)

"ben, gerçekten ben olan ben, duvarlarla değil, duvarların yapışkanlığıyla kuşatılmış her şeyin, etrafı hiçle çevrili merkeziyim." (syf: 335)

"yalnız yaşayamıyorsan, doğuştan kölesin demektir." (syf: 355)

"yaşamayı beceremeyişime deha dedim, alçaklığıma ise incelik." (syf:381)

"mutsuzluğunun farkında olmayan bunca insanın mutluluğu beni ürpertiyor." (syf: 385)

"hepimizde aşağılık bir taraf var. hepimiz içimizde bir suç saklarız. işlemiş olduğumuz ya da ruhumuzun işlememizi isteyip durduğu bir suç." (syf: 387)

"kimsenin gelmediği bir yerden, kimsenin gitmediği bir yere uzanan bir yol için neler vermezdim." (syf: 402)

"bir bedeni olan insanlar olarak giyimli hayvanlar kategorisinde yer aldığımız gibi, aynı zamanda en temel özelliği kıyafetsiz dolaşmamak olan bir ruha sahibiz." (syf: 537)

"kendimizi gülerken hayal edebilecek kadar gürültü edebilseydik, canlı olduğumuzu zannettiğimize gülerdik mutlaka." (syf: 571)

"hayatımızı böyle öldük işte. Ayrı ayrı ölmeye o derece dalmıştık ki tek bir varlık olduğumuzu, ikimizin de ötekinin yanılsaması olduğunu, kendi içimizdeyse varlığımızın basit bir yankısı olduğumuzu göremedik." (syf: 575)

"beni dinden koru çünkü dinginliktir. İnançsızlıktan da koru çünkü güç demektir." (syf: 575)

"hayattan uzaklaşmamın kazandırdığı doğal ödül, başkalarının benimle kesinlikle uyuşamaz hale gelmesi oldu." (syf: 618)


Pessoa Pesso' yı Anlatıyor (Kırmızı Kedi Yayınevi, 2012)




''Yirminci yüzyılın hiç şüphesiz en özgün yazarlarından biri, şiirden öyküye, tiyatro oyunundan düşünce metnine dek edebiyatın her alanında binlerce sayfalık eserleri ve sayısız farklı kişiliği kısa yaşamına sığdırmış olan Portekizli yazar Fernando Pessoa'dır.

Pessoa, neredeyse okuma yazma öğrendiği andan ölümüne dek tuttuğu günlüklerle, sayısız not ve elyazmasıyla kendi yaşamını da bir sanat eserine dönüştürmüş ender yazarlardan biridir. Kendi deyimiyle "olaysız" bu yaşamöyküsü, derin ruhsal çalkantılarla dolu, sanatın, edebiyatın ve düşüncenin her alanına müdahaleleriyle şekillenmiş, başlı başına bir yaratı olmayı amaçlamış bir yaşamın öyküsüdür.

Pessoa Pessoa'yı Anlatıyor, yazarın günlüklerinden, notlarından, mektuplarından oluşan, hayali ve gerçek kişilikleriyle kurguladığı metin parçacıklarıyla süslenmiş bir özyaşamöyküsü olarak bize Pessoa'nın dönemlerini, kişiliğini, dünyasını tüm açıklığıyla sunmaktadır.

Ophelia'ya Mektuplar ( Sel Yayınları / 2009 )




"Küçük sevgilim, sevgili Bebeğim, Saat sabahın yaklaşık dördü, ağrılar içinde kıvranan bedenimin dinlenmeye ihtiyacı varken uyumaktan kesinlikle vazgeçtim. Üç gecedir bu böyle, ama bu gece hayatımda yaşadığım en berbat gecelerden biri. Bunu anlamana imkan yok küçük sevgilim, şanslısın sen. Uykumu kaçıran şey yalnız anjin ve iki dakikada bir şu berbat tükürme ihtiyacı değil. Ateşim yoktu ama sayıklıyordum, deliriyorum sanıyordum, bağırmak, haykırmak, birbirini tutmayan bin bir şey yapmak istiyordum. Bütün bunlar, hastalığın yarattığı kırıklığın doğrudan etkisiyle değil de dün bütün gün, ailemin gelişiyle ilgili olan ve çözümlenemeyen şeylerden sıkıldığım için oldu."


( Şeytan'ın saati kitabı, dolandagel blog, wikipedia, ekşi sözlük'ten derlemedir. )
__________________
ayakkabı kutusuna,
sakladım
tüm göçebeliğimi
Psişik Tırtıl isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
7 Üyemiz Psişik Tırtıl'in Mesajına Teşekkür Etti.