Tekil Mesaj gösterimi
Eski 29.11.13, 18:43   #1
SerseriGezgin
Cehennem Yolcusu

SerseriGezgin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2011
Yaş: 33
Konular: 1431
Mesajlar: 7,317
Ettiği Teşekkür: 29585
Aldığı Teşekkür: 32417
Rep Derecesi : SerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Ruhsuz
Exclamation Muhalefet Rahatını Bozmak İstemiyor - Mümtaz İdil

Bir aralar televizyona manken kılıklı dilberler çıkar, ekrana süzük gözlerle bakarken, kendisini programa davet eden kişiye de küçük bakışlar fırlatırlardı. Hala bu tür programlar oluyor mu bilmiyorum, ama o programlarda en hoşuma giden şey, sunucunun konuğu manken kılıklı kişiye sorduğu sorular olurdu:

“En sevmediğiniz şeyler?”

Sıralardı dilberimiz: “Yalan söylemek, dedikodu yapmak, başkası hakkında kötü konuşmak, riyakârlık, aldatmak, sözünde durmamak...”

“En sevmediğiniz huyunuz?”

“Ay şekerim, çok iyi niyetliyim. Bu yüzden de başıma çok şey geliyor...”

Dikkat edin, yukarıda “dilberimizin” saydığı tüm sevmediği şeyler, bir insanda olmazsa olmaz koşullardır zaten. Yani bunlar zaten olmayacak ve bunun üzerine siz insanlığınızı ve insana özgü erdemleri inşa edeceksiniz.

Ama bu yalnızca IQ’su yerlerde sürünen “dilberlere” özgü bir şey değil. Siyasette bir modadır çıktı son on yılda: “Tamam da, adam namuslu, iyi niyetli, yalan söylemiyor...”

Yani bunlar zaten bir insanda olması gereken özellikler değil mi, öyle. Peki siyasetçide olması gereken özellikler değil mi?

Beceriksiz, ama iyi niyetli diye bir siyasetçinin arkasında durulur mu? Öbürüne “yalancı, riyakar, sözünde durmayan” diye suçlamak yerine, dönüp buradakini, “iyi niyetli, dürüst ama politikayı bilmiyor” gibi bir savunmaya geçilebilir mi?

“Namusundan ve dürüstlüğünden zerre kadar şüphe etmediğimiz...”

diye başlayan, “ama...” ile devam eden binlerce cümle bulabilirsiniz arşivde.

Kim demişti anımsamıyorum, ‘ama’ sözcüğüyle bölünen cümlelerde ‘ama’ kelimesinden önceki tüm tanımlamalar, varsayımlar, öneriler, iyi niyetler yok hükmündedir.

Deneyin, göreceksiniz.

Dikkat ettiniz mi bilmem, Marks’ın, Hegel’in, Lenin’in, Atatürk’ün ve daha bir çok dünyayı etkilemiş kanaat önderlerinin kurduğu cümlelerde “ama” sözcüğü hemen hiç yer almaz.

Alırsa da bir önceki cümleciği yok saymak için değil, onu açıklamak veya örneklemek için kullanılır.

ECEVİT PAHALI ARABAYA BİNMİYORDU AMA...

Dürüstlüğü dillere destan merhum Bülent Ecevit, meclise de başbakanlığa da eski model “Renault” arabayla gelirken, tüm meclis son model Mercedeslerle kaynardı. Güya Ecevit örnek olmaya çalışır, “siz de benim gibi yerli malı kullanın” demeye çalışırdı, ama meclis bütçesinden alınan pahalı arabaları yasaklama gibi bir hamleyi hiç yapmadı. Koltuklar ceylan derisi ile değiştirilirken de ses çıkarmadı.

Erdemli olmak, dürüst olmak kendine dönük bir eylem değildir, hele de siyaset denilen Amazon ormanında yalın kılıç dolaşıyorsanız. Küçük beyaz yalanlardan kaçıp da, en büyük yalanlara ortak olmak, bundan da habersizmiş gibi davranmak, kanımca ihanetin de, erdemsizliğin de en üst noktasıdır. Siyasetçi, bu yola adım attığı andan itibaren kamuya ait bir “metadır”. Evet, biraz kabaca bulabilirsiniz, ama öyledir. Kendine fiyat biçemez, kendini değerlendirme hakkı yoktur, bireysel tutumlarını ve isteklerini toplumun isteği gibi görüp uygulamaya kalkamaz. Kendine yönelik tüm “duygusal ve ahlaksal” değerlerini bir kenara koymak ve üstlendiği görevi yerine getirmek zorundadır.

Herkese hoşlandığı insan tipini, sevdiği yaşam biçimini, içselleştirdiği siyasetçi tipini dayatamaz. O zaman Wiliam Saroyan’ın babasına döner.

Hikaye şöyle: Ünlü Nobel Ödülü sahibi yazar William Saroyan, bildiğiniz gibi Türkiye’den ABD’ye göç etmiş bir ailenin çocuğudur. Baba Saroyan, ABD’ye, Manhattan civarındaki banliyölerden birine yerleştikten kısa süre sonra, Türkiye’deyken yemeye doyamadığı, unutamadığı nar meyvesinin ABD’de olmadığını fark eder. Nar yetiştirmeye kalkar. Bütün ABD’nin narı görünce çılgına döneceğini, kapış kapış alacağını düşünür ve bahçesinde nar yetiştirmeye başlar. Seneler sonra narlar meyvesini verip de ürünü kasalara dolduran baba Saroyan, soluğu Manhattan sebze pazarında alır.

Ne olur biliyor musunuz? Tek bir nar bile satamadan hüsran içinde evine döner.

Bu, dünyaya kendi gözlüğünüzden bakmanın yarattığı hüsrandır elbette. Kendi duygularının, beğenilerinin, isteklerinin karşısında da olduğuna inananlar, bulamadıklarında perişan olurlar.

Dürüst olmak, namuslu olmak da bu pencereden bakıldığında, biz sıradan insanlar için çok büyük “kâbuslara” neden olmayabilir, ama bunu Türkiye’yi yönetmeye kalkan kişiler yaptığında iş “kâbusların” da ötesine geçer.

MUHALEFET RAHATINI BOZMAK İSTEMİYOR

Şu anda Türkiye’yi yönetme iddiasında olan hemen tüm lider ve yakın çevresinde bu eğilim var. Başbakan Erdoğan bunu en bariz biçimde ortaya koyuyor zaten. Üç çocuk istiyor, dörde çıkarıyor, gençleri dindar yetiştirmeyi istiyor, kendi beğenilerini topluma empoze etmeye çalışıyor.

Kemal Kılıçdaroğlu’na gelince, “dürüst, namuslu” diye hep kollanıyor, ama kendine dönük namusluluk veya dürüstlüğün ne partisine ne de ülkeye bir yararı oluyor.

Devlet Bahçeli mazbut hayatını partisine de tavsiye ediyor, evinden çıkmak istemediği kadar iktidara ortak olmak da istemiyor. Rahatlarının kaçmasını iki muhalefet lideri de istemiyor. Sorumluluk almak korkutuyor. Bulundukları konumda sırtlarında yumurta küfesi taşımadıklarından da bireysel bazı uyduruk niteliklerle günlerini ülkenin kafa üstü çakılışına kaptırarak sürdürüyorlar.

Burada en zor durumda olan Başbakan Erdoğan, zira onun sırtında bir değil birkaç yumurta küfesi var ve sık sık da terliyor, sinirleniyor ve dayatıyor.

Mümtaz idil
Odatv.com
__________________











Geçen zamanın cevapları, bugünün sorularına ışık vermiyor, geleceği de belirsiz kılıyor.

SerseriGezgin Şu Anda Forumda.   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz SerseriGezgin'in Mesajına Teşekkür Etti.