Tekil Mesaj gösterimi
Eski 30.11.13, 14:44   #1
Inatci
» İsyankar Zır Deli «

Inatci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jun 2013
Konular: 126
Mesajlar: 2,526
Ettiği Teşekkür: 8542
Aldığı Teşekkür: 13093
Rep Derecesi : Inatci işlenmemiş cevherInatci işlenmemiş cevherInatci işlenmemiş cevherInatci işlenmemiş cevherInatci işlenmemiş cevherInatci işlenmemiş cevherInatci işlenmemiş cevherInatci işlenmemiş cevherInatci işlenmemiş cevherInatci işlenmemiş cevherInatci işlenmemiş cevher
Ruh Halim: Meskul
Standart Yolun Sonundaki Okyanus – Neil Gaiman


Kitap Tanıtım

Bir kelebeğin kanatları kadar narin ve hüzünlü.
Karanlıktaki bir bıçak kadar tehditkâr ve korku verici.

Yolun Sonundaki Okyanus, ödüllü yazar Neil Gaiman’dan, çıktığı ilk hafta çok satanlar listesinin zirvesini zorlayan, yepyeni bir roman. Gaiman’ın kendi tabiriyle; Anansi Çocukları’ndan sonra yazdığı ilk yetişkin romanı. İthaki Yayınları tarafından yayınlanan ve çevirisi Zeynep Heyzen Ateş tarafından yapılan kitap, fuar boyunca İthaki standında olacak. 7 Kasım’dan itibaren ise tüm kitapçılarda.

Neil Gaiman, sarsıcı eseri Yolun Sonundaki Okyanus’ta, insanı insan yapan tüm duyguları ortaya çıkarmakla kalmayıp, okurlarını onları çevreleyen karanlıklardan korunmaları için geçmişin sığınağına davet ediyor.

Hikâye, kahramanımızın çocukluğuna dönmesi ve evinin yanındaki gölün aslında bir okyanus olduğunu iddia eden Lettie Hempstock’a dair anılarının canlanmasıyla başlıyor. Bu andan sonra; küçük bir çocuğun fazlasıyla ürkütücü, garip ve tehlikelerle dolu geçmişine doğru bir kapı açılıyor.

Artık, yolun sonunda neyle karşılaşacağını kahramanımız da bilmiyor…

Yazar: Neil Gaiman
Çevirmen: Zeynep Heyzen Ateş
Sayfa Sayısı: 177
Dili: Türkçe
Yayınevi: İthaki Yayınları
Yayın Tarihi: Kasım 2013
Tür: Fantastik / Korku
Goodreads Puanı: 4.07/5
Amazon Puanı: 4.20/5

“Yetişkinler, yolları takip eder. Çocuklar keşfe çıkar.”

Neil Gaiman’ı ne kadar sevdiğimi sanırım artık herkese anlatabilmişimdir, onun kadar başarılı bir öykü anlatıcısı daha görmedim sanırım; onun akıl almaz hayal gücü ve sizi esir alan kaleminin tarifi yok. Yolun Sonundaki Okyanus’ta da durum değişmiyor ve Gaiman bize, okuyanı peşinden sürüklediği karanlık bir rüyayla, çocukluğun büyüsünü, korkularını ve güçsüzlüğünü hatırlatıyor.

Uzun bir aradan sonra yazdığı bu yetişkin romanı, Sussex’te büyüdüğü eve cenaze – ki biz bu kimin cenazesi tam olarak hiç öğrenemiyoruz – için geri dönen bir adam ile başlıyor. Bu adam, evlenip ayrılmış, çocukları olan, orta yaşlı bir sanatçı.

Cenaze sonrası etrafta gezinmeye başladıkça eski anılarını ve yolun sonundaki eve yaklaştıkça Lettie Hempstock adlı eskiden tanıdığı bir kızı hatırlıyor. Burada belli belirsiz derecede tanıdık gelen yaşlı bir kadınla karşılaşıyor ve evin ardındaki göle geldiğinde aniden sekiz yaşında yaşadıklarını hatırlıyor. Ve garip çocukluğunu orta yaşın getirdiği bir melankoliyle ve olgunlukla anlatmaya başlıyor.

Önce bu kitap kurdu, çekingen ve yalnız çocuk bir ceset keşfediyor; ailesinin arabasını kaçırıp göl kenarında, arabanın içinde intihar eden pansiyonerlerinin cesedi. Göle – ki bu göle çocukken okyanus diyorlar, malum çocukken her şey gözümüze kocaman görünür – yakın yaşayan Hempstocklar çocuğu ortamdan uzaklaştırıyor ve bir süreliğine evlerinde oyalıyorlar. Böylece hikayenin iskeletini oluşturan, garip Hempstocklarla tanışmış oluyoruz; Lettie, annesi Ginnie ve onun annesi yaşlı Mrs. Hempstock.

Bu intihar şeytani bir varlığın serbest kalmasına neden olmuştur, ilk başlarda Hempstocklar bu yaratığın varlığını yoksaymaya çalışsalarda, bu yaratık kendini hikayemizi anlatan ürkek çocuğa bağlamayı başarır ve işte ürkütücü olaylar böylece başlar. Ve Gaiman bunu nasıl başarıyor bilmiyorum, ama onca gerçeküstü öğeye, onca ürkütücü yaratığa, onca hüzünlü anıya rağmen gözünüzü kırpmadan içine girdiğiniz, kendinizi kaptırdığınız bir hikaye okurken buluyorsunuz kendinizi, tabii bir de nereden geldiği belli olmayan, dünyanın en kötü, en korkunç dadısı Ursula Monkton’la burun buruna… Hem yetişkin hem de çocuk bakış açısının içiçe geçmesi sayesinde hem çocukluğunun olaylarını nasıl yaşadığını görüyor, hem de bunun yetişkin yaşantısına etkilerine şahit oluyoruz. Hikayeden bu kadar bahsetmek yeter de artar bile, zira her Neil Gaiman romanında yaptığım gibi, yine kaptırdım gittim; neredeyse tüm kitabı anlattım

“Kimsenin içi dışı bir değildir. Senin de değil, benim de. İnsanlar bundan çok daha karışıktır. Herkes için geçerli bir kural bu.”


Yazarın hemen hemen tüm romanlarında olduğu gibi, bu hikaye de tam olarak tanımlanmamış, efsanevi yaratıklarla bezenmiş, hem ürkütücü hem sevimli bir peri masalı. Ve bu masalı okumaya başladıkça, içinizde hem bir sıcaklık ve güven duygusu hem de korkunun yarattığı endişe duyguları çarpışmaya başlıyor. Bana okurken karanlık yanlarıyla Koralin’i, sevimli yanlarıyla Mezarlık Kitabını çağrıştırdığını söyleyebilirim, ama tabii burada anlatıcının bir yetişkin olması ve bizim aslında onun anıları arasında dolaşıyor olmamız ciddi anlamda farklı bir etki yaratıyor kabul ediyorum. Kitabın oldukça kısa olması, konunun hızlı akmasını, çabuk toparlanmasını ve türün hayranı olmasanız bile bir çırpıda okunabilmesini sağlıyor. Ve tabii ki hiç netlik kazanmayan gizem de kitabın bence en güçlü yanı. Ciddi olarak aklıma takılan tek yer açıkçası Lettie’nin niçin bu ürkek çocuğu korumaya karar verdiği… Ve sonunda bize kalan soruysa; büyüdüğümüzde, çocukken bize sunulan koşulsuz sevgiyi hakedecek yetişkinler olabiliyor muyuz?

Kaynak
__________________
Inatci isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz Inatci'in Mesajına Teşekkür Etti.