Tekil Mesaj gösterimi
Eski 09.12.13, 07:10   #1
Mustafa Akten
Abdülmelik Hankendi

Mustafa Akten - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2013
Yaş: 74
Konular: 532
Mesajlar: 2,782
Ettiği Teşekkür: 21541
Aldığı Teşekkür: 11270
Rep Derecesi : Mustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Yalniz
Standart Görgü Kuralları Ama Nereye Kadar?

GÖRGÜ KURALLARI AMA NEREYE KADAR?

Öyle zamanlar olur ki, muhtelif sebepler ile karşı karşıya kaldığınız insanlara saygınlık yüklemek adına, görgü kuralları ve çağdaş medeni toplum bireyi olarak sn. diye başlamak isterseniz ama beklemediğiniz davranışlar karşısında, kaba, nobran, seviyesizlik içeren mimikler, beden diline yansıyan niteliksiz insan davranışlarının tezahürü sizi ne yapacağını, ne söyleyeceğini bilemez hale getirir. Karşıdaki insana sn. diye başlamak isterken gördüğünüz muamele, beklemediğiniz davranış karşısında nezaket kurallarını bir tarafa bırakarak istemiyerek de olsa, Galata ve yüksek kaldırım ağır delikanlılarının kullandığı dili kullanmaya mecbur kalırsınız tabi meşveret uslubunuz buna müsait ise.


Siyasetçi ve politikacı kimlere denir? Kim siyasetçi kim politikacı sayılır çeşitli yazı ve yorumlarımızda buna açıklık getirmiş idik. Ama bir kez daha açalım siyasetçi, devleti ve milleti için çalışan, politikacı ise, 11 yıldır Türkiye'de örneği görüldüğü üzere, hükümet edenler ve parlamento içinde çoğunluk ekibi olarak arzı endam edip, kendisi, yandaşları ve akrabay-ı taallukat için çalışanlardır.
İstisna olanları bu deyimden muaf tutarak!


Sıradan politikacı çıkıyor, hem eleştiri yağmuruna tutup üstü kapalı en usturuplu küfürleri adama yağdırırken bile sn. demeyi ihmal etmiyor.. Ne riyakarlık! Eleştirdiğin adam ya sayındır yada ettiğin küfrü hak edendir. İktidarı ve muhalefeti ile kimlere nasıl hitap edeceğimizi biliyoruz, kimseyide kolay kolay saygın insan mertebesine koymuyoruz. Kendimizle ihtilafa düşmüyoruz.


Günümüz politikacılarını özellikle devleti dönüştürme, Atatürk ilke ve inkılaplarını, devrimlerini yok etme adına iktidar olup Atatürkçüler sayesinde muktedir olamayanları, başbakanları, cumhurbaşkanları kabine üyeleri ve devlet katmanlarına atadıkları kadroları ile tahlil ve analiz ettiğimizde, uygulamalarına ve metotlarına bakdığımızda içimizden saygınlık ifade eden kelimeleri ifade etmek gelmiyor.


Geçmişleri kirli, gönülleri kirli, dilleri kirli, siyasetleri kirli, siyasi geçmiş secereleri şaibeli, dindarlıkla, demokratlıkla, yurt sevgisi ile mütenasip geçmişe sahip olmayan, sevgi ile yad edilecek bir geçmişe sahip olmayan ekip ve kadroları sevgi ve saygı ile yad etmek içimizden gelmiyor.

Kaba, nobran, ayak takımı halleri ile birlikte, bilgisizlikle, cehaletle, içten pazarlıklı halleri ile inatla, halkın gözünün içine bakarak eğitim, sağlık, savunma, can ve mal güvenliği, kişi hak ve hürriyetleri, kuruluş ve kurumların özgürlüğünü zaman zaman yok sayan, kendi yarattıkları manzumeler ile İslam dinine benzer bir din yaratan, bunları saf ve sufi olan vatandaşlara dayatmaları nedeni ile sevgi ve muhabbetle yad etmek içimizden gelmiyor..

Gelecek nesiller hangi lanetli sözcükler ile bunları anacaklar şimdiden kestirmek mümkün değil.
Sevgi ve saygı ile yad edilmeleri niçin mümkün olmaz? Bazen önlerine konan yazılı metinleri okurken, cümleler düzgün kurulduğunda bile, mantıklı gibi hareket ettikleri sanılırken, toplum yararına olmayan gidişatları, akıl dışı abesle iştiğal davranışları, haksız uygulamaları ile halkı canından bezdirmelerine bakınca, bunlardan ne siyasetçi, ne politikacı ne de bürokrat olur diyor insan. Onun için sevgi ve saygı ve saygınlıkla ile yad edilecek bir durumları yoktur. Tarih bunları yazacak, yazdığı zaman bazıları gibi saygıyla, Atatürk gibi mukaddes bilinen değerler gibi anılmayacak kimbilir hangi lain kelimeler ile ifade edileceklerdir.


Mahkemenin kadıya mülk olmadığını, iktidar olanların bir gün mutlaka gideceklerini bilmeleri gerekir, başbakanlık, bakanlık, cumhurbaşkanlığı makamında oturanlar, bu makamların koridorlarında asılı kendilerinden önce gelmiş geçmiş olanların resimlerine bir baksınlar! Mahkemenin kadıya mülk olmadığını idrak etsinler. Aradan yıllar geçse bile kimsenin yaptığı yanına kar kalmayacak, edindikleri haksız servet yanlarına kar kalmayacak, kendileri başkalarına nasıl yaptılar ise aynı şeylerin kendilerine yapılacağını unutmasınlar.
Gelmiş geçmiş başbakanlar ve bakanlar içinde en bilgi yoksunu, emperyalist işbirlikçiliğinde en daniska örnek olan insanların bir arada olduğu bir kadro karşımızdadır ve ne acıdır ki ülkeyi yönetmektedir. Yetkili kılınanlar bilgisiz, bilgili olanların yetkisiz olduğu cumhuriyet tarihinin çok özel 11 yılını Akp hükümeti ve başbakanı eliyle Türkiye yaşamaktadır.


Şahsen hiç bir din, mezhep, ırk, inanış, ibadet ve yaşam biçiminin özgürlüğünün karşısında değiliz ama nereye kadar? Eğer yaşam biçimi dediğiniz, din ve siyasetle harmanlanmış, Atatürk ve ilkeleri karşıtlığına dönüşmüş, idari rejim karşıtlığına dönüşmüş ise buna karşı oluruz, dini kisve ve belli bir inanışın ünüforması haline getirilmiş, türban, çarşaf vb lerinin kamuda ve okullarda etkin olmasını sağlamaya çalışanlara, bu yolla değişmez idari ilkelerimizden laiklik karşıtı odaklar yaratılmaya çalışılırsa buna karşı oluruz. Zaten bütün meselede bu yazdıklarımızın özünden kaynaklanmıyor mu? Türkiye eğitim sistemi, sosyal yaşamı, sahip oldukları özgürlükleri ile dinci çevreler tarafından normal algılanmıyor. Algılanma anormalliği Türkiye'nin bir din devleti olmadığını kabullenmek istemeyen, din eksenli bir idari yapıya dönüştürülmesi için çabalayan Akp ve yöneticilerinin çarpık, ilkel, ve irticai idari anlayışından kaynaklanıyor. Bunu Atatürk ilkelerine inanmış insanlara dayatmaya kalkmaları Türkiye'de huzur siyasi ve mali istikrarı bir türlü getirememiştir.


Bizzat irticai faaliyetlerin odağı olan meşruiyetini yitirmiş ve mahkum olmuş bir siyasi partinin başkanı olan kişi, bu gün başbakanlık makamında oturmaktadır. Bütün sorunların başında aslında bu gelmektedir. Hem mahkum olacaksın, hem idare etmeye devam edip ilkel anlayışını geniş halk kitlelerine kabul ettirmeye çalışacaksın hemde her karşı çıkanı örgütlü terörist safına yakıştıracaksın, senin terörize ettiklerini halktan gizleyeceksin. İşte faşizim budur!


Atatürk ilkelerinden yana olanlara statükocu diyor hazret! Şahsen Atatürk ilkelerinden, devrimlerinden, öngürülerinden yana olmak statükoculuk ise şahsen evet statükocuyuz.


Tüm bu yazılanlar insanlarımız tarafından bilinebilir ama biz ısrarla ve inatla yazmaya paylaşmaya ve yapılanların unutulmaması adına sıcak ve gündemde tutmaya devam edeceğiz.

9.12.2013
Mustafa AKTEN
__________________
Mustafa Akten isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz Mustafa Akten'in Mesajına Teşekkür Etti.