Tekil Mesaj gösterimi
Eski 13.12.13, 11:02   #1
Cansuyu
« Gün Batımı »

Cansuyu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2013
Konular: 1857
Mesajlar: 7,734
Ettiği Teşekkür: 20107
Aldığı Teşekkür: 34522
Rep Derecesi : Cansuyu şöhret ötesinde bir itibarı vardırCansuyu şöhret ötesinde bir itibarı vardırCansuyu şöhret ötesinde bir itibarı vardırCansuyu şöhret ötesinde bir itibarı vardırCansuyu şöhret ötesinde bir itibarı vardırCansuyu şöhret ötesinde bir itibarı vardırCansuyu şöhret ötesinde bir itibarı vardırCansuyu şöhret ötesinde bir itibarı vardırCansuyu şöhret ötesinde bir itibarı vardırCansuyu şöhret ötesinde bir itibarı vardırCansuyu şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Neseli
Standart F. Gülen’in Sevdiği Solcu | Soner Yalçın

Bugün öyle bir hava estiriliyor ki; “hoşgörü abidesi” Fethullah Gülen sanki ilk kez bir siyasal liderle /Erdoğan’la “kavga” ediyor.

Fethullah Gülen’in, Turgut Özal’a kızıp neler yazdığını biliyor musunuz? “Sızıntı” dergisinin “Milletin Önünü Kesen Kanlı Kabul” başlıklı başyazısında Fethullah Gülen, Turgut Özal’a seslendi:

“Sen ‘çağdaşlık’, ‘çağ atlama’ nakaratıyla kendi kendini avutadur, kazanç, gelir dağılımı, refah, mutluluk, keyif, neşe gibi gevezeliklerle teselli olmaya devam et… Aslında senin, çağdaşlığın da çağı yakalaman da sadece züğürt tesellisi ve kendi kendini aldatma; senin icraatın sırf bir taklit, idaren de, kurtları çobanlığa yükseltip çobanları da sürüleştirmekten ibaret.” (Sayı 151, Ağustos 1991)

F. Gülen, eleştirisini öyle sözlerle sürdürüyor ki şaşmamak elde değil:
“Sen karanlık düşüncelerin esiri, ikide bir zamanın çıkmazına düşen ve elli defa burnunu yerlere sürtmeden kendine gelmeyen içi geçmiş ruh!.. Sürekli ufuksuz!.. Bilinmezlere yelken açan sarhoş ve şaşkın kaptan!..”

Devam edelim:

“Ey, kinin, nefretin, garazın, muhakemesizliğin azat kabul etmez kölesi! Ey, kendi tarihinin sayfalarını kanla kirleten tarihin kanlı delisi, cinnetinin de bir sınırı olmalı değil mi?”
F. Gülen niye bu kadar öfkeliydi?..


Özal’a niye çok kızdı?

Cemaat gazetecisi Faruk Mercan’ın Pensilvanya’ya gidip Fethullah Gülen ile görüşerek yazdığı “Fethullah Gülen” kitabından öğreniyoruz ki; bu ağır başyazıdan sonra Cumhurbaşkanı Turgut Özal kardeşi Korkut Özal’ı hemen F. Gülen’e gönderiyor. Kitapta ilgili bölüm şöyle:
“Gülen’in başyazısında Özal’a verdiği mesaj, Mesut Yılmaz’ın parti lideri olmasıyla ilgili değildi. Mesele, ANAP’ta oluşan bu yeni yapılanmanın etkisiyle bazıbürokratların sadece dindar oldukları için devletteki görevlerinden alınmalarıydı.” (s. 136)


Kimdi bu “dindar bürokratlar?”
“Sızıntı’nın başyazısındaki tavrı, İçişleri Bakanlığı ve Emniyet gibi kurumlarda bazı devlet görevlilerinin sadece dindar oldukları gerekçesiyle görevlerinden alınmalarıyla ilgiliydi.”


“Dindar” yerine “cemaat” koyabilir miyiz?
Şöyle: F. Gülen’in bu ağır yazısından bir buçuk ay önce/15 Haziran 1991’de Mesut Yılmaz ANAP Genel Başkanlığı’na seçildi ve dolasıyla Başbakanlık koltuğuna oturdu. İlk ataması da 8 Temmuz 1991’de oldu; Emniyet Genel Müdürlüğü’ne ÜnalErkan’ı getirdi. Ümit Erdal ise Polis Akademisi Başkanı yapıldı.

Ardından polis okulları, akademi ve emniyetteki cemaatçi kadrolaşmayla ilgili soruşturmalar başladı.
Kızgınlığın asıl nedeni işte buydu…
F. Gülen sonra Turgut Özal’la barıştı; “Babama ağladığım kadar ağladığım ikinci insan Özal oldu” dedi. (s 152)
Çünkü o yapılan soruşturmaların, müfettiş raporlarının çöpe gitmesini Özal sağladı!


Erbakan ile kavgası

Fethullah Gülen, dönemin en etkili cemaati Nurcular ile Adalet Partisi’nin Nurcu milletvekili Osman Demirci ve Erzurumlu Mehmet Kırkıncı hoca aracılığıyla tanıştı.


Necmettin Erbakan liderliğinde Milli Nizam Partisi’nin (MNP) kuruluşu Nurcuları böldü. Bazıları hem partiye hem de Nakşibendiler’le ortak harekete etmeye karşıydı. F. Gülen onlardan olmadı.

İstanbul’daki Nurcular, F. Gülen’i dışladı. Hakkında “ajandır”, “paraya-gösterişe düşkündür” söylentileri çıkarıldı.

F. Gülen, 12 Mart 1971 darbesinden sonra da MNP yerine kurulan Milli Selamet Partisi’ne yaklaştı. Cemaatinin tabanını MSP’liler oluşturmaya başladı. Cemaat koalisyon ortağı MSP desteğinde gelişmeye başladı.
Fakat zamanla cemaat içindeki MSP’liler huzursuz olmaya başladı. Çünkü yurt-dershane gibi sorumluluklar MSP’lilerden alınıp Işık Evleri‘nde yetişenlere veriliyordu.


F. Gülen, 24 Haziran 1980’de verdiği vaazında MSP ve partinin yayın organı Milli Gazete’yi eleştirince yollar ayrıldı: “Cübbeyle sarıkla bu işler olmaz, paçavra gibi bir gazeteyle bu iş yürümez.”

Kavga büyük oldu. Yeni Devir gazetesi F. Gülen’e sert eleştiriler yöneltti.
Araya 12 Eylül 1980 askeri darbesi girdi.


Susurluk Çetesi listesi

F. Gülen’in, “12 Eylül ihtilalinin en güzel yanı Müslümanları, Erbakan gibi kendini bilmez bir adamdan kurtardı” dediği iddia edildi.
Erbakan’ın siyasete tekrar girmesiyle eski çatışma kaçınılmaz oldu. Irak Savaşı sırasında, F. Gülen’in “İsrailli bebelerin durumuna ağladığını” söylemesi, Milli Gazete’de Mukadder Başeğmez tarafından sertçe eleştirildi. Zaman gazetesi ise “Erbakan’ı iki yüzlü davranmakla” itham etti.


Tabanı, F. Gülen’e haddini bildirecek sözler etmesini istedi ama Erbakan konuşmadı. Sadece ev toplantılarında, “Allah onu ıslah etsin, dünyayı da kaybediyor, ahretini de” dediği söyleniyor.

Asıl kavga Erbakan başbakan olunca çıktı.
Susurluk kazasında siyaset-mafya-devlet ilişkisi ortaya serildi ve F. Gülen’in adı geçirildi. Çankaya Köşkü zirvesine getirilen MİT Raporu’nda F. Gülen’in adı vardı. Zaman gazetesi Başbakan Erbakan’ı topa tuttu, “Liste kimin” diye sordu.


Bugünkü MİT kavgası o dönemden kalmadır…
28 Şubat sürecinde F. Gülen, Başbakan Erbakan’dan “listenin” intikamını aldı. Yalçın Doğan’ın Kanal D’deki programında şöyle konuştu:


“Bugün Türkiye’yi idare edemeyenler, ‘bu işi beceremedik yüzümüze gözümüze bulaştırdık’ demeliler. ‘Ben bu emaneti götüremiyorum, emaneti al’ diyerek millet adına bu fedakarlığı yapmalıdır.” (16 Nisan 1997)

Ardından RP kapatma davası sırasında, “RP davası bitmeden seçime gidilmeli; o zaman fazla oy alamazlar” diyecekti!
Evet. F. Gülen ilk kez R.T. Erdoğan’la kavga etmiyor.
Fakat sevdiği de var, üstelik solcu!


Ecevit’i niye sevdi?

Fettullah Gülen en çok hangi lideri seviyor:
Bülent Ecevit’i!..
Aktif siyaseti bıraktığında, gazetelere “Onuruyla Yaşayan, Onuruyla Ayrılan Devlet Adamı’na” başlıklı mesaj yayınlattı. (Zaman, 26.7.2004)
Ve Pensilvanya’daki yakın çevresine hep şöyle dedi: “İki kişinin cenazesine katılmak isterdim. Biri Ecevit diğeri Aydın (Bolak) Abi.”
Çünkü: “Ecevit okullara çok sahip çıktı. Önüne bir dosya getirildiğinde elinin tersiyle itti.”
Sevmesinin ölçüsü bu…


--Sözcü--
__________________
“Gittin mi büyük gideceksin!
Ayrılık bile gurur duyacak seninle..



Cansuyu isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
7 Üyemiz Cansuyu'in Mesajına Teşekkür Etti.