Tekil Mesaj gösterimi
Eski 06.01.14, 13:21   #1
Hasat
Süper Üye

Hasat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jun 2013
Konular: 153
Mesajlar: 2,507
Ettiği Teşekkür: 8748
Aldığı Teşekkür: 12916
Rep Derecesi : Hasat gerçekten güzelHasat gerçekten güzelHasat gerçekten güzelHasat gerçekten güzelHasat gerçekten güzelHasat gerçekten güzelHasat gerçekten güzelHasat gerçekten güzelHasat gerçekten güzelHasat gerçekten güzelHasat gerçekten güzel
Ruh Halim: none
Standart Masumiyet Karinesi ve Büyük Acı

Evet başbakan yardımcısı; ne yalan söyleyelim, haklısınız . Bir baba için çocuğunun gözaltına alındığını televizyondan öğrenmek büyük acı.
Hatta annesi için daha büyük acı. Belki kadın olduğu için söylemeyi unutmuşsunuzdur diye ben ekleyeyim dedim. Haber alamama korkusu, ne olacağını bilememenin getirdiği gerginlik, savcılığa götürülürken gördükleri 30 saniye dışında görememek, sesini duyamamak, dokunamamak... Uzun uzun sıralanabilir. İnsan tanıdıklarının başına gelince ne de güzel empati kurabiliyor değil mi ? Hatta o kadar içerliyor ki yıllardır ağzınıza almadığınız masumiyet karinesi lâfını bile söyletebiliyor bir çırpıda. Ne gereği vardı sabahın beşinde alınmalarına, çağrılsalardı gelirlerdi dedirtiyor. İnsan hep kendi başına gelince anlıyor işte. Cumartesi Anneleri’ni bilir misiniz sayın başbakan yardımcısı? Hani gözaltına alındıklarını kimseler televizyondan bile öğrenemeden ortadan yok olan (!) insanların anneleri…

Bu cumartesi 456. kez toplandılar Galatasaray Lisesi’nin önünde ve yine sarılamadılar çocuklarına ve yine haber alamadılar çocuklarından… Peki Uğur Kaymaz’ı bilir misiniz ? Hani bir ev baskınında babasıyla birlikte, kalaşnikoflarla ateş açtığını iddia ettiğiniz ve 8 yerinden kurşunlanan 12 yaşında bir çocuk… İktidarınızın başlarındaydınız. İleri demokrasi çığlıkları atıyordunuz ve televizyonlar sürekli sizi gösteriyordu ama Uğur’u ancak satır aralarında görebildik. Devletine ateş açan 12 yaşında azılı bir terörist(!) olarak…

Masumiyet karinesi mi demiştiniz? O zamanlar pek aklınıza gelmemiş olsa gerek… Peki ya 1 Mayıs’ta bir ara sokakta polis tarafından kafasından vurulan Dilan… Vali tarafından marjinal örgütlere üye bir azılı militan (!) olduğunun açıklanması kaç dakika sürmüştü? Hem de yaşını büyütecek kadar emindiniz örgüt üyesi olduğuna… Halbuki Başbakanınız yaşı büyütülerek idam edilen Erdal Eren için ne de çok gözyaşı dökmüştü. Fakat ne önemi vardı ki? Zor durumda kalacağınıza Evren’leşirdiniz daha iyiydi. Tabi bir de yaşını büyütemeyeceğiniz kadar küçük olan bir çocuk vardı, Berkin E... Umudun çocuğu Berkin E… Sabah kahvaltısı için ekmek almaya giden, koca gözlü çocuk… Onun da cebinden patlayıcı çıkmıştı size göre, hatırlar mısınız? Huyumuz kurusun; biz pazar sabahı kahvaltıları için bakkala giderken yanımızdan patlayıcıyı hiç eksik etmeyiz zaten… Peki; Abdullah Cömert’in, Ali İsmail Korkmaz’ın babalarını gördünüz mü? Bir babayı, fotoğrafa sarılıp ağlatacak acının ne olduğunu bilir misiniz ya da bir annenin oğlunun heykeline, oğluna sarılır gibi sarılmasının ne demek olduğunu? Fakat valiniz çözmüştü işi değil mi? Ne de olsa Ali İsmail’i arkadaşları dövmüştü, Abdullah da eylemlerde aktif rol alıyordu. Size karşı çıkacak cesareti göstermiş olmaları yeterdi yaftalanmaları için…

Ethem Sarısülük bu ülkenin başkentinin en önemli meydanında binlerce kişinin önünde sizin kahraman(!) polisiniz tarafından vurulduğunda hiçbir televizyon vermiyordu, hatta mobese kameraları bile yüzlerini çevirdiler cinayeti örtmek için… Cenazesine bile saldırdı kolluk kuvvetleriniz. Oğlunun tabutuna sarılan Sayfi Ana için gaz bombalarınızın, saldırınızın acısının, evladının acısı yanında bir hiç olduğu bilir misiniz? Ethem de teröristti (!) zaten. Ölmeyi hak etmişti. Artık kalekolların gölgesinde yaşamak istemiyoruz diyen Medeni bir asker tarafından vurulduğunda uyuşturucu satıcısıydı. Mahallelerini uyuşturucu ve kentsel talan mafyalarından korumak için uğraşırken öldürülen Hasan Ferit; çete içi hesaplaşmanın kurbanıydı. Tam 3 gün cenazesini bile kaldırtmadınız. Annesinin, babasının, kardeşinin ve hatta torununun fotoğrafının yanında bir dizini yere koyup polise eyvallah diyen dedesinin acısını hissettiniz mi?

Münferit bir trafik kazası kurbanıymış gibi göstermeye çalıştığınız Mehmet Ayvalıtaş’ın annesi Fadime Ana’nın; kalbinin dayanamayacağı kadar büyük bir acı yaşadığını fark etmiş miydiniz? Ahmet Atakan cesurca mahallesini savunma çalışırken öldürüldüğünde; zaten Esad’çı olduğunu, damdan güneş enerjisi paneli atmaya çalışırken öldüğünü söylemek hangi masumiyet karinesi örneğinize uyuyordu acaba? Sırf sabahın beşinde çağrıldıkları için çok içerlediğiniz bakan çocukları kadar, hesabını veremeyeceği hiçbir şey olmadığını bildiğinden yurtdışından gelen Selçuk Kozağaçlı’nın, arkadaşı Taylan Tanay’ın yaka paça onlarca polisle gözaltına alınmaları, uğradıkları işkence de yaraladı mı sizi?

Bir yatak odasından çıkan milyon dolarlar ve 6 çelik kasanın görüntüleri olmasına rağmen aklınıza gelen masumiyet karinesi, ÇHD avukatlarına yapılan baskını haklı göstermek için uydurulan 11 çelik kapı yalanı da aklınıza geldi mi? Peki ya 3 saatte Reyhanlı saldırısını yaptıklarını iddia ettiğiniz, tutukladığınız insanların Esad’ın adamı, Roboski’de katledilenlerin terörist olarak yaftalanması, gazetecilerin gazetecilikten alınmadıklarının söylenmesi, KCK, Ergenekon ve aklınıza gelebilecek bir sürü davada delil üretilerek insanların yıllarca tutuklu kalması hiç rahatsız etti mi sizi?

Masumiyet karinesi öyle mi? Boşverin karineyi. 26 kişinin tecavüzüne uğrayan N.ǒnin, Pozantı cezaevinde yıllardır taciz edilen çocukların masumiyeti? Onlar aklınıza gelmez değil mi? Ne de olsa erkle ilgileri yok, babaları bakan değil onların. Ali Avcı’nın baklava çaldığı için 6 yıl ceza alması, bir güvenlik görevlisinin 4 kişiyi turnikeden ücretsiz geçirip devleti 4.9 lira zarar uğrattığı(!) gerekçesiyle 7 yılla yargılanması, milyarlarca dolarlık yolsuzluğun ortaya çıkmasının bozduğu kadar bozdu mu moralinizi ?

Ucu size dokununca ne de kolay çıkıyor ağzınızdan masumiyet karinesi ve acı! Kusura bakmayın Başbakan Yardımcısı… Ne kadar hüzünlü gözlerle yutkunarak söylemiş olsanız da, sizin girişimci işadamı çocuklarınız için üzülemeyeceğiz.

izim büyük acılarımız var hepimizin faillerini bildiği ve emin olun, sizin oyununuzun, rahatınızın bozulmasından çok daha acı…

Barış Atay
__________________
Bazen su olmak lazım sessiz sakin ...!!! Bazen sel olmak lazım öfkeli ve hırçın...!!!
Bazen mum alevi olmak lazım; sabırla tükenmeyi bekleyen, bazense volkan olmak lazım; önüne gelen herşeyi hızla tüketen...!!!
Kimine SU oLacaksın, kimine SEL ...!!! Kimine MUM olacaksın, kimine VOLKAN ...!!! Ama kimseye asla ve asla KUL oLmayacaksın... !!!
Hasat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Hasat'in Mesajına Teşekkür Etti