Tekil Mesaj gösterimi
Eski 12.01.14, 08:56   #1
Mustafa Akten
Abdülmelik Hankendi

Mustafa Akten - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2013
Yaş: 74
Konular: 532
Mesajlar: 2,782
Ettiği Teşekkür: 21541
Aldığı Teşekkür: 11270
Rep Derecesi : Mustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Yalniz
Standart Zengin Olmak Zengince Yaşamak

ZENGİN OLMAK ZENGİNCE YAŞAMAK


Konu başlığına bakıldığında aslında zengin olmak ve zengin yaşamaktan ne anladığına bağlı olarak bir soru ve beraberinde yorum çıkabilir. Zenginliğin tarifini, para ve mal çokluğu olarak yorumlayanların çoğunun gönül zenginliğinden mahrum oldukları bilinir. Bize ve rahmetli olmuş aile büyüklerimizin anlayışına göre zenginlik; para , mal, mülk çokluğunu beşeri erdemler ve ahlaki değerler ile harman etmiş, paylaşımda sınır tanımadan aç ve açıkta kalanlara, hastalara sakatlara, alil durumda olanlara, dul ve yetimlere, gerçek manada hayır kurumu hüviyetinde olanlara himayesini ve yardımlarını esirgememiş, yolda kalana, aşsız ve işsiz kalana, soğukta kalana, zalimlerin zülmüne uğramış olanlara her tür paylaşımla katkı ve destek sağlayanlar gerçek manada zengin olarak tarif edilebilir. bu tanımın dışında kalanlar ancak malı mülkü çok olarak tarif edilir ve gerçek zenginlerin sahip olduğu nitelikli katagöriye girmezler.


Tarif edilen zenginlik her malı mülkü çok olanın erişemeyeceği müstesna ve nev'i şahsına münhasır bir haslet ve meziyet.


Bazı devletlerde var olduğunu bildiğimiz, çok imrendiğimiz sosyal devlet ilkeleri acaba Türkiye cumhuriyeti devletinde, kuranların var ettiği ile kalmamış, terakki ederek gelişimini sürdürmüş olsaydı, aydın cahil, fakir zengin, işi olan olmayan, ekmeği olan olmayanların dara düştüğünde bir zengin yardım eli arayacağına, ilkeleri ve gelişmiş tüm kurumları ile birlikte en sıradan vatandaşın birinci sınıf sayıldığı sosyal devlet nitelikleri ve kurumları karşılarına çıksaydı iyi olmazmıydı?


Türkiye'de sosyal devlet sağlıktan eğitime, sosyal yaşamdan sosyal kültüre, sosyal konut paylaşımına kadar sosyal devlet olma hükmünü icra etmiş olsaydı, sosyal dayanışmaya ve sosyal yardıma ihtiyaç duyanlar, yardıma muhtaç olanlar, şeref bildikleri oylarını bir gıda kolisine, kömür çuvalına oyu çok olan haneye bırakılan 100 dolara oylarını satarmıydı? duçar olduğu açmazların halli için hayırsever zengin eli ararmıydı?


Gerçek manada sosyal devlet olan Almanya, Hollanda, Danimarka, Norveç, İsveç, İsviçre vb ülke insanlarının, üretim ve tüketim dengesini, sosyal yaşamda, yaşam çıtasının nitelik açısından ne kadar yüksek olduğunu, fert başına düşen milli gelirlerinin hangi seviyelerde olduğunu, sağlık ve eğitim sistemlerini vakit buldukça lütfen bir inceleyiniz irdeleyiniz! Ve Anayasasında sosyal devlet olduğu yazan sosyal devlet olması gereken Türkiye ile mukayese ediniz! Ediniz ki, son 11 yıldır Akp hükümeti eliyle Türkiye'de sosyal devlet ilkelerinin nasıl iflas etmiş olduğunu görünüz!


Akp'nin il ve ilçelerdeki idari kadrolarının belirlediği kişilere dağıtılan gıda ve kömür kolileri ile sosyal devlet sadaka kültürüne irca eylemiştir.


Şimdilerde yeni yaratılan Akp zenginliği ile özellikle son 12 yıla yaklaşan dönemde tipik giyimleri, 4 çeker ultra lüks Jeep'leri, en pahalı restorantlarda bu arabaları ve ilkel kıyafetleri ile endam etmeleri, çok görülür ve eleştirilir hale geldi. Yaratılan bu zenginlik türü ne İslam öğretilerine, ne Türk milletinin sosyal yaşam anlayışına uymayan bir yaşam biçimi olarak tezahür ediyor... Merak edenler, değirmene su nerden geliyor?Diyenler şunu bilmelidirler ki, kaynak Akp ve hükümeti ve onun himayedarlığıdır.


Yukarda ifade ettiğimiz kendini zengin sanan insanlar yokken de ülkemizde miras yedi hayatı yaşayanlar vardı ve yaşam biçimlerinden dolayı yoğun eleştiri alırlardı, bu gün onların yaşamıda eleştirilere hedef olarak Reyna vb eğlence yerlerinde vur patlasın çal oynasın devam ediyor.


Öykünenler, imrenenler, kredi ile ev araba alanlar, kredi kartı ile tatil yapanlar, yiyeceğinden giyeceğine reel kazançları yetmediğinden, her şeyi kredi ile alıp, suni zenginlik yaratanlar, Türkiye'yi kağıt üzerinde dünya 17 ci ekonomisi yapmakla övünenlere kaynak teşkil etmişlerdir.
Bir Afrika şehri olan Bogata Belediye Başkanı olan zat diyorki; “Gelişmiş bir ülke fakir insanların araba kullandığı değil, zenginlerin toplu taşıma kullandığı yerdir.’’ Varın manasını siz çözün.


Mal mülk çokluğu zengini olanlar her nedense bir israf ve sorumsuz bir harcama hastalığına düçar olur, gözleri kimseyi görmez, kendilerinden sadir olan sonradan görme çocukları markacı gençlik olur, mahalle pazarlarında 10 TL ye alınan tişörte marka satan mağazada 300 Tl ödeyerek alır. Üretimden ve paylaşımdan nasipsiz olanlar, Norveç zenginlerinin söylediği şu sözden de haberdar değildir; "İşi olduğu halde çalışmayan, çalışarak milli prodüktiviteye katkı sağlamayan bizden değildir."


Üretmeden, reel kaynaklara sahip olmadan, sağlanan zengin yaşam, sonu daima fiyasko ile biten yaşamdır. Dikkat edilmediği takdirde aile yuvalarının yıkılmasına, Türkiye'de çok önem verilen ve ulvi kurumlar statüsünde olan ailelerin dağılmasına yılda 700.000 evlilik yanında 800 bin boşanma ve % 95 nin boşanma sebebi ekonomik!


Elden gelen öğün olmaz, olsada zamanında bulunmaz. Büyük Atatürk, cumhuriyetimizin kurucusu ve banisi diyor ki; "Türk milleti zekidir, Türk milleti çalışkandır" Hiç şüphemiz yok. Ama Çalışmak isteyen 13 milyon işsize istihdam yaratamayan, milli istihdamı her gün daraltan, işyerlerinin uygulanan vergi ve siyasi politikalar ile kapanmasına sebep olan bir hükümet ile 12 yıla yaklaşan bir zamandır ülke karşı karşıyadır. Reel işletmeler, yerine, sosyal haklardan yoksun insanların omuz vermesi ile merdiven altı işletmeler Akp döneminde çok daha revactadır.


Yolsuzluğu, yoksulluğu, yasakları yok edeceğini, söylerek siyaseten iktidar olan Akp, yolsuzluk hortumlarını başkalarından keserek kendi yandaşlarına bağlamakta bir beis görmemiş, yoksulluğu issizliği artırarak çoğaltmış, demokratik hakların kullanılmasına mani olan yasaklar yok edilmemiş, aksine hegemonyalarının sürmesi için mevcut yasaklara binleri eklenmiştir.


Son 12 yıla yaklaşan Akp hükümetleri döneminde zengin olmak, zengince yaşamak isteyenler ya Akp saflarında olacaklardı ve çoğu oldu, karadan denize gemicikleri yürüttüler, bu zenginliği yeğlemeyenler de onurlu her Türk vatandaşının yaptığı gibi şerefli kulvarlar içinde yerlerini buldular. Şimdi bu kulvar içinde olanlara da baskıların ardı arkası kesilmiyor, zorla yandaş yapılmanın yolları aranıyor.


Ne mutlu gerçek manada zengin olup, gerçek zenginler gibi yaşayanlara.


12.01.2014
Mustafa AKTEN
__________________
Mustafa Akten isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz Mustafa Akten'in Mesajına Teşekkür Etti.