Tekil Mesaj gösterimi
Eski 30.01.14, 03:16   #3
SerseriGezgin
Cehennem Yolcusu

SerseriGezgin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2011
Yaş: 33
Konular: 1426
Mesajlar: 7,248
Ettiği Teşekkür: 29577
Aldığı Teşekkür: 32264
Rep Derecesi : SerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Ruhsuz
Standart Cevap: Beklenen oldu. Faizler Fırladı...



Merkez Bankası Para Piyasası Kurulu’nun olağanüstü toplantısından piyasacıların isteklerinin ötesinde bir faiz artımı çıktı. Merkez Bankası, piyasanın baskısına karşı koyamadı. Ekonominin iplerinin gerçekte kimin elinde olduğu bir kez daha ortaya çıktı.

Turgut Özal imzalı 24 Ocak 1980 operasyonundan ve 2001 krizi sonrası Kemal Derviş’in altın dokunuşundan sonra piyasa bir kez daha zor durumdaki siyaseti esir aldı. Gelinen bu noktanın sorumluluğunun, esas olarak siyaseti esir alan piyasa güçlerine değil, piyasacıların aklına uyarak ülke ekonomisini, yerli ve yabancı para babalarının rant alanı haline getiren siyasetçilere ait olduğunu söylemeye dahi gerek yok.

PİYASACILARIN YÜZÜ GÜLÜCÜKLER SAÇIYORDU

Gelelim esas konumuza. Önce, dün gece neler yaşandı onu aktaralım.
Dün akşam saatlerinde gerçekleştirilen ve sonuçları saatler tam geceyarısını gösterdiği anda açıklanan toplantıda; Gecelik faiz oranları: Marjinal fonlama oranı yüzde 7,75’ten yüzde 12’ye, açık piyasa işlemleri çerçevesinde piyasa yapıcısı bankalara repo işlemleri yoluyla tanınan borçlanma imkanı faiz oranı yüzde 6,75’ten yüzde 11,5’e, Merkez Bankası borçlanma faiz oranı yüzde 3,5’ten, yüzde 8’e, bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı yüzde 4,5’ten yüzde 10’a, çıkarılırken, Geç Likidite Penceresi uygulaması çerçevesinde, Bankalararası Para Piyasası’nda saat 16.00–17.00 arası gecelik vadede uygulanan Merkez Bankası borçlanma faiz oranı yüzde 0 düzeyinde sabit tutulurken, borç verme faiz oranı yüzde 10,25 düzeyinden yüzde 15 düzeyine yükseltildi.

Bu artış sayesinde, TL’nin rekor kıran değer kayıplarının durdurulabileceği, döviz cinsinden ciddi bir açık pozisyon taşıyan özel sektörün, kur artışı kaynaklı olarak ekstradan yüklenmek zorunda kaldıkları zararların azaltılmasının mümkün olabileceği ve sorunun özel sektör döviz borçlarını krediler yoluyla finanse eden finans sektörünü etkiler hale gelmesin engellenebileceği varsayılıyor.

Karar sonrası piyasa kanallarında arzı endam eden piyasacıların yüzü tam da yukarıda belirttiğimiz nedenlerle, gülücükler saçıyordu.

EKONOMİK MUCİZENİN DUVARINA TOSLAMA NOKTASINA GELİNDİ

Kimsenin beklemediği, bizce telaş göstergesi bu faiz artışıyla, yurtdışından gelecek paraya daha çok faiz vermeyi öngören yani ülke ekonomisinin daha çok kan kaybetmesine, toplumun refahından fedakarlık ederek yabancı finans şirketlerinin daha da semirmesine katkı yapacak bir karar, eğer kronik bir mazoşizm söz konusu değilse, niçin bu denli memnuniyet yaratır?

Bunun nedeni, uygulanmakta olan neo-liberal, borçlanmaya ve kamusal varlıkların satılıp savılmasına, kamusal hizmetlerin piyasalaştırılmasına, hiçbir hesaba kitaba ve tabi ki plana dayanmaksızın yapılan, üretime ve istihdama katkısı sadece yapıldığı süre ile sınırlı olan altyapı ve inşaat sektörü ile sağlanan ekonomik mucizenin duvara toslama noktasına gelmiş olmasıdır.

BU DOKUNUŞLA KÖTÜ GİDİŞ DURDURULAMAYACAK

Üretemez hale getirilmiş bir tarım, üretmek ve ihracat yapmak için ithalata, yurt dışından sağlanacak finansmana/borca ve dış pazarlara bağımlı, ara malı ve yüksek katma değerli ürünler üretemez hale getirilmiş, sadece düşük işçi ücretleriyle üretimini ve ihracatını sürdürmeye çalışan bir sanayi, yurtdışı tur şirketlerini zengin edip, ülke doğasını tahrip eden bir turizm yapılanması söz konusuyken, sadece faizler artırılarak ekonominin düzelmesini beklemenin yanlışlığını ise tartışmaya dahi gerek yok.

Ekonomiyi, borç paraya bağımlı hale getiren mevcut iktisat politikaları aynı kaldığı, bu iktisat politikalarında öze ilişkin radikal bir değişikliklere gidilmediği sürece, sihirli bir faiz artışıyla tüm aksaklıkların ortadan kalkacağını, kötü gidişin durdurulacağını varsaymanın gerçekçi olmadığı ortada.

Gerek bu kararı alan bürokratlar, gerekse televizyonlarda arzı endam eden piyasacılarda, bu beklentinin gerçek dışılığının farkında olmalı ki, ısrarla bu kararların geçici olduğunu söyleme gereği duyuyorlar.

BAŞBAKAN SORUMLULUKTAN KAÇMA TELAŞINDA

Söz konusu faiz artırımının, 30 yılı aşkın süredir uygulanmakta olan neo-liberal, özelleştirmeci, iktisat politikaları sonucunda, bırakın büyümeyi, pek de iç açıcı olmayan mevcut durumu sürdürmek için dahi, uyuşturucu müptelalarına benzer şekilde, borç paraya bağımlı hale getirilen ülkemiz ekonomisin, çaresizce ihtiyaç duyduğu yeni borçların önünü açacağını umut ediyorlar. Bir yandan ormanları kesip, diğer yandan yağmur duasına çıkarak yağmurun yağmasını umut etmek gibi bir şey.

Nitekim, faiz artışıyla yaratılan, mucizenin vadesinin çok uzun olmayacağı da, henüz kararın üzerinden 24 saat geçmeden ortaya çıkmış durumda. 2.20’lerin altına düşen dolar kuru yeniden 2.25’lere ulaşmış, sabah saatlerinde artan borsada, sabahki coşku yerini yeniden satışlara bırakmış durumda.

Ekonominin iyileşmesine yönelik olarak, geçici ve çok kısıtlı bir rahatlama dışında ekonominin geneline ilişkin olumlu bir etki sağlayacağını düşünmediğimiz söz konusu faiz artırımı kararının, 12 yıllık ekonomik mucize ve ödünç refah dönemine ilişkin olarak vatandaşın sırtına yıkılacak faturayı daha da artırmaktan öte bir yarar sağlamayacağı kanısındayız.

Bu karar sonrası, üretim düşecek, işsizlik artacaktır. Başbakanın, İran’a giderken yaptığı konuşmada, olacakların tüm sorumluluğu bu kararı alanlarındır diyerek, yaşananların ve yaşanacakların siyasi sorumluluğundan kurtulma çabasının altında, kaçınılmaz olduğunu düşündüğümüz bu olumsuz sonuçlar yatmaktadır.

Ekonomide, ülkenin ve vatandaşın bu günü ve geleceğini derinden etkileyeceği açık olan fırtınalar koparken, sessiz kalan, uygulanmakta olan neo-liberal iktisat politikalarını eleştirmekten kaçınan muhalefet partilerinin sorumluluğunun, iktidar partisi ve bu kararı alan bürokratlardan daha az olmayacağını söylemekle yetinelim.

Ahmet Müfit

Odatv.com

__________________











Geçen zamanın cevapları, bugünün sorularına ışık vermiyor, geleceği de belirsiz kılıyor.

SerseriGezgin Şu Anda Forumda.   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz SerseriGezgin'in Mesajına Teşekkür Etti.