Tekil Mesaj gösterimi
Eski 02.02.14, 18:11   #1
Basakca
Yönetici

Basakca - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Aug 2009
Konular: 2209
Mesajlar: 13,401
Ettiği Teşekkür: 85359
Aldığı Teşekkür: 82599
Rep Derecesi : Basakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Ruhsuz
Standart Türkiye’nin en merak edilen ailesi: Topbaşlar | Soner Yalçın

17 Aralık’tan itibaren sık sık bir aile karşımıza çıkıyor: Topbaşlar! Gözaltına alınmak istenen işadamları arasında Topbaşlar var.

Sümeyye Erdoğan’ın sızdırılan telefon görüşmesinde Topbaşlar var. “Paralel devlet” Topbaşlar’ı niye hedefe koydu? MİT belgesinde haklarında ne yazıyor? Topbaşlar hangi Nakşibendi cemaatin üyesi?
Türkiye’nin en zengin ailelerinden Topbaşlar’ın ticari hayatları nasıl doğdu, nasıl gelişti? Tekmil-i birden Topbaşlar.

Önce iki soru:
“Paralel devlet”, Nakşibendi Erenköy Cemaati’ne niye düşman?
“Paralel devlet”, Nakşibendi İsmailağa Cemaati’ne niye düşman?

Yanıtlardan önce bilindik hikayeyi yazayım:

Hintliler, hayatlarında fil görmemiş insanları karanlık ahırda toplar. İnsanlardan dokunduklarının neye benzediğini anlatmalarını isterler. İnsanlar ellerini file sürmeye başlarlar. Kim elini filin neresine sürerse fili öyle tarif eder.
Ne demek istediğimi sanırım anladınız; konuyu “paralel devlete” yani “Okyanus Ötesi” merkezli cemaate getireceğim.
Cemaatin hışmına, komplosuna uğramış kişiler, bir dönem salt kendi başına gelenlerle “paralel devleti” kavramaya çalıştı. AKP çevreleri de meseleyi “17 Aralık darbesi” olarak görüyor! Kurulan tezgaha makro bakamıyor.
Örneğin; Odatv davasının, 17 Aralık operasyonuyla ilgisini biliyorlar mı; hiç sanmam!
Oysa, 17 Aralık’ta neler olacağı bu davanın ek klasörlerinde var!

Şöyle…

“Maharetli polis”

Zalim kötülük ortaya çıktı:
“Paralel devletin” polisi, Odatv bilgisayarlarına virüsle dosyalar yerleştirdi.
Amaçları birkaç gazeteciyi Silivri Cezaevi’ne atıp susturmak değildi. Tezgah büyüktü; MİT‘e de operasyon yapacaklardı!
Ve ardından AKP’ye yakın işadamlarına ve dolasıyla en sonunda Erdoğan’a!..

Anlatayım…

Önce Ergenekon operasyonlarının başladığı o günleri anımsayınız:
“Ergenekon’un işadamları kim” diyen çömez yandaş gazeteciler vardı. Bu dünkü çocuklar büyük oyunu hiç anlamadı. Oysa…
“Ergenekon’un işadamları” dedikleri, 17 Aralık’taki Erdoğan’a yakın işadamları olacaktı!
Şaşırdınız mı? Bunu nereden mi çıkarıyorum?
Elimde belgeler var…

Önce bir tespit yapayım:
“Çok becerikli” polislerimiz var! Odatv‘ye yapılan operasyonda, 35 ayrı bilgisayar harddiski, 3095 DVC kaseti, 471 mini DV kaseti, 1906 CD-DVD ve 21 VHS kaseti bir günde “incelediler” ve “pat” diye yasak “belgeleri” buldular! Bu kadar harddiski, kaseti bir yılda ancak inceleyebilirlerdi. Demek ki neymiş; koyan çabuk buluyormuş!
Odatv‘ye virüsle konulan dokümanlar arasında MİT belgeleri de vardı.
İşte bunlar 17 Aralık operasyonunun ipucunu veriyordu.
Erdoğan ve şurekası bunları hiç göremedi. Anlamadılar. Hep çabuk kandırıldılar.
Odatv operasyonundan iki ay sonra, 13 Nisan 2011’de Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi‘nde, cezaevine atılmamızla ilgili sorulara Erdoğan, kitabın bombadan tehlikeli olacağı açıklamasını yaptı. “Paralel devlet”in polisleri Erdoğan’ı parmağında oynattı. “Size suikast yapacak Ergenekoncuları/askerleri yakaladık” diye korkuttu.

MİT belgesi

“Paralel devlet” polisinin Odatv bilgisayarlarına kendi koyup kendi bulduğu MİT belgelerinde ne vardı?
17 Aralık operasyonunda kimin adı varsa, o belgelerde de işte o isimler vardı:
Suudi Arabistan’lı işadamı Yasin Abdullah el Kadı vardı…
Turgay Ciner‘in sağ kolu Mehmet Fatih Saraç vardı…
Erdoğan’a en yakın işadamı Mustafa Latif Topbaş vardı…
Vs…
Virüsle yerleştirilen belgelerde; El Kadı ile Mustafa Latif Topbaş’ın, 1997’de kurdukları Ahsen Plastik Kağıtçılık ve Temizlik Ürün San. Tic. AŞ ortaklığı gibi ticari ilişkiler ayrıntılarıyla yazılıydı.
Yine MİT belgesinde; AKP’ye “AK” adını veren Mustafa Latif Topbaş‘ın sahibi olduğu AKGIDA San. Tic. AŞ hakkında ayrıntılı bilgiler mevcuttu. Topbaşlar, Ülkerler, El Kadı bu şirkete de ortaktı! (Mustafa Latif Topbaş’ın kızı, Ülker Grubu’nun kurucusu Sabri Ülker’in kızından torunu; Yıldız Holding Başkan Yardımcısı Ali Ülker ile evlidir. 17 Aralık operasyonu ayakkabı kutusuna indirgenemez. Çok daha derindir.)
Topbaşlar’ın El Kadı’yla ticari ilişkileri Türkiye’nin ilk faizsiz finans kuruluşu Al Baraka Türk döneminde 1980’lerde kurulmuştu.
Benzer ortaklık BİM mağazalarında da vardı.
Belgelerde çok bilgiler var; müteahhit Mustafa Hanoğlu’nun Erdoğan’ın kasası olduğu iddiası gibi…
Odatv soruşturması sürerken belgelere MİT talebiyle yayın yasağı geldi. Bu nedenle fazla ayrıntı veremiyorum. Anlatmak istediğimi yazdım; şuraya gelmek istiyorum:
“Paralel devlet” bu MİT belgelerini Odatv’ye niye koydu?
“Efendim, size yakın işadamlarını MİT fişlemiş ve
haber yapması için Odatv’ye vermiş” diyerek, Başbakan Erdoğan’ın oluruyla MİT’e operasyon yapılmasını mı sağlamaktı?
SÖZCܑde yazdım; Odatv kapsamında tutuklanan MİT Müşaviri Kaşif Kozinoğlu Silivri Cezaevi’nde ölmeseydi; MİT’e operasyon, 7 Şubat’ta KCK üzerinden değil, Odatv üzerinden yapılacaktı. (8 Ocak 2014 tarihli yazım)
Odatv, büyük bir operasyonun ilk adımıydı; gazeteciler, MİT görevlileri, işadamları, akademisyenler bu davaya eklenecekti.

Peki, bu elde bir. Gelelim ikincisine:

Cemaat polisinin, bu MİT belgesini Odatv’ye yüklemesinin başka amacı olabilir mi? Şu nedenle soruyorum:
“Paralel devletin” Odatv’ye koyduğu MİT belgesindeki işadamlarıyla, 17 Aralık‘ta operasyon yapılan işadamlarının aynı kişiler olması tesadüf mü?
Hedefte aynı işadamları…
Avlayan aynı Cemaatçi polisler…
Şimdi…
Poyrazköy/Kafes komplosundan da biliyoruz ki; Cemaat, devlet içinden bilgi topluyor; “bilgi bankası” oluşturuyor; ve zamanı gelince kullanıyor. Yani…
Cemaat 3 yıl önce niyetini belli etmişti. MİT’ten o belgeyi çalıp Odatv’ye koymasının amacı buydu.
Cezaevinden bağırdık, “Ey AKP seni de takip ediyorlar, fişliyorlar, zamanı gelince kullanacaklar” diye. Sesimizi duyuramadık.
Evet, Topbaşlar’ın “paralel devletin” hedefinde olduğu 3 yıl önceden belliydi.
Peki Topbaşlar neden Cemaatin hedefi oldu?
Soruyu, Cübbeli Ahmet Mahmut Ünlü‘nün başına gelen “seks kaseti” tezgahıyla biraz daha açalım. Çünkü asıl hedefte olanlar, Nakşibendiler!..




Mustafa Latif Topbaş, Forbes dergisine göre Türkiye’nin en zengin 13’üncü işadamı. Ağabeyi Ahmet Afif Topbaş ise 46’ncı zengini.



Nakşibendiler hedefte

Tespit 1) Nakşibendiler 1826’daki “Hayırlı Olay” ile Yeniçeri ve Bektaşi kıyımında büyük rol oynadı. İktidara ortak oldular.
Tespit 2) Cumhuriyet döneminde Necmettin Erbakan’ın MNP ve MSP’si ile partileştiler ama Turgut Özal’la iktidar oldular.

Gelelim günümüze:

Cübbeli Ahmet’in önce seks kaseti internete sızdırıldı.
Ardından, “yeraltı dünyasıyla işbirliği yapıyor; kadın pazarlıyor” diye 9 Aralık 2011’de Cübbeli Ahmet’i cezaevine attı.
Tam bir itibarsızlaştırma operasyonuydu. AKP iktidarında bir din adamı seks hayatı nedeniyle cezaevine konulabilir mi? Cübbeli’nin seks hayatından kime ne? Mesele başkaydı. Cemaat, Cübbeli Ahmet’i neden Metris Cezaevi’ne attı?
Çünkü Cübbeli; Türkiye’de hayli etkili Nakşibendi İsmailağa Cemaati’nin önde gelen isimlerinden biriydi.






Şeyh Mahmut Ustaosmanoğlu hastaydı ve postnişe Cübbeli’nin oturması güçlü ihtimaldi. Ayrıca Cübbeli, tv programlarında, vaazlarında açıkça Cemaati eleştiriyordu. Önce “Ergenekoncu” diye yazıldı. Ardından polis operasyonu geldi.
Cübbeli Ahmet komplosunu anladık!
Cemaat, işadamı Topbaşlar’ı niye hedefe koydu?

Çünkü:
Topbaşların sadece işadamı kimliği yok. Nakşibendi Erenköy Cemaati’ne mensuplar.
Ve dikkat ediniz, Cübbeli de Topbaşlar da Nakşibendi!
Nakşibendiler hedefte.
Cemaat, “seks düşkünü, hırsız” diye Nakşibendileri itibarsızlaştırmak istiyor! (Cemaat’in, Büyük Birlik Partisi vasıtasıyla bir başka Nakşibendi Adıyaman Menzil dergahını ele geçirdiği iddia ediliyor!)

Ara not: Bu yazı Cübbeli’nin ya da Topbaşlar’ın seks düşkünü ya da hırsız olup olmamalarıyla ilgili değil. “Paralel devletin” neden bunları hedefe koyduğunu anlatmak istiyorum.

Derin kapışma var! Bu bir güç savaşı! Basit bir tarikat ayrılığı/kavgası olarak değerlendirmeyin.

Nakşibendiler ticarette ve siyasette çok güçlü. Örneğin, 17 Aralık operasyonuyla muhtemelen cezaevine atılacak olan Mustafa Latif Topbaş, Forbes dergisine göre Türkiye’nin en zengin 13’üncü işadamı. Ağabeyi Ahmet Afif Topbaş ise 46’ncı zengini. Aile Erdoğan’a çok yakın.

“Paralel devlet” işte Nakşibendilerin parasal ve siyasal gücünü yok edip; tek kuvvetli dini cemaat olmak istedi!
Bu nedenle Topbaşlar hedefe konuldu.
Bu nedenle Topbaşlar’ı adım adım takip ettiler. Telefonlarını dinlediler. Muhtemelen gizli çekim yaptılar. Ve zamanı gelince düğmeye bastılar.
Cemaat’in hedefindeki Topbaşlar kim?..

Erenköy Cemaati’nin gücü…

Topbaşlar, Konya/Kadınhanı (Saideli) ilçesinden.
Alman Friedrich Sarre yazdığı “Küçükasya Seyahati (1895 Yazı), isimli eserinde Saideli’de Müslümanlar ile Ermeniler’in iç içe yaşadığını anlatıyor.




Aileyi anlatmak için çok gerilere gitmeye de gerek yok:
Ahmed Kudsi Efendi‘nin dört çocuğu var: Mehmet Hulusi, Mustafa İsmet, Musa İzzet ve Ümmühan Afife.
Bugün “Topbaş” soyadını taşıyan aile, Mehmet Hulusi’nin; “Büyüktopbaş” soyadını taşıyan aile de Mustafa İsmet’in soyundan geliyor.
Mehmet Hulusi, 1848’de Kadınhanı’nda dünyaya geldi. Aynı yöreden İkbal Hanım’la evlendi. Ahmet Hamdi adlı oğlu ve Zahide, Sabire ve Muhlise adında üç kızı oldu.
1909’da vefat ettiğinde arkasında 22 parça gayrımenkul bıraktığı belirtiliyor.
Ama nedense tek oğul Ahmed Hamdi, ailesiyle birlikte 1917’de İstanbul’a göç etti. Aksaray-Laleli semtine yerleşti ve sonra Erenköy’de ikamet etti.
Esnaf oldu; Eminönü Sultanhamam’da manifaturacılık yaptı.
Tasavvufa ilgi duydu. Elmalılı Hamdi Yazır; Şeyhülislam Mustafa Sabri ve (İslam Konferansı Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu’nun babası) Yozgatlı Müderris İhsan Efendi ile arkadaş oldu.
İttihatçıları sevmiyorlardı. İttihatçılardan korkup 1.5 yıl Almanya’da yaşadı.
1944’te vefat etti.

Musa, Abidin, Muammer, Nuri, Hulusi, Müşerref (Çelebi), Aliye (Aydın), Fatma (Keçebaş) adlı çocukları vardı.
Erkek evlatları tekstil işini devam ettirdi. 1950 yılında Bahariye Mensucat’a Sadıkoğulları’nın ortağı olarak girdiler. Sonra Sadıkoğulları’ndan kalan diğer hisseyi satın alıp fabrikayı büyüttüler.

1960 yılında, kardeşler arasında ayrılık gerçekleşti:
Nuri ve Hulusi Topbaş Bahariye’de kaldı. Musa, Muammer ve Abidin, “Kader Mensucat”ı kurdu.

1970’de bir ayrılık daha yaşandı:
Musa Topbaş, “Kader Mensucat”ı kardeşi Muammer Bey’e bıraktı. (Muammer, tekstilci Kiğılılardan A. Fikret Hanım’la evliydi. Üçüncü kuşaktan Ayşe Vildan Kiğılı da, Hayat Holding’in sahibi Ahmet Yahya Kiğılı‘nın eşi.)

Musa Topbaş 1975’te oğulları Osman Nuri, Ebubekir ve kardeşi Abidin Topbaş ile “Hisar Mensucat”ı kurdu.

Topbaşlar’ın bu ayrılmaları, hiçbir zaman küsme ya da kırılmayla sonuçlanmadı. Onları birbirine bağlayan başka bir ağ vardı: Nakşibendilik!

1970’li yıllara kadar ticari hayatla yoğun bir şekilde ilgilenen Musa Topbaş. Erenköy’de yaşayan Şeyh Mahmut Sami Ramazanoğlu’na bağlandı. İrşad faaliyetlerini Erenköy Zihnipaşa Camii‘nde sürdüren Şeyh Sami, aynı zamanda Tahtakale’de bir şirketin muhasebe hesaplarını tutuyordu. 1984’te ölünce dergahın başına Musa Topbaş geçti. O da ölünce postnişe oğlu Osman Nuri Topbaş geçti.

Ailenin bu kolu Erenköy dergahını büyütürken, diğer kolu ticarette çok büyüdü.

Abidin Topbaş’ın oğlu rahmetli Eymen Topbaş (ANAP İstanbul İl Başkanı’ydı) ve Faruk Topbaş ticarette ve siyasette başarılı oldular.

Fakat Nuri ve Hulusi Topbaş’ın oğulları üçüncü kuşak Topbaşlar Türkiye’nin en zengin işadamı oldular. Dördüncü kuşak da ticari hayata başladı.

Topbaşlar hakkında kitap yazılmalıdır. Aile hakkında; İlim Yayma Cemiyeti kuruculuğundan mason üyeleğine; solculara saldıran “Babıali’de Sabah” gazetesi sahipliğinden Muradiye-Ensar-İlim ve Hizmet-Aziz Mahmud Hüdai gibi vakıflara, okullara, Yahudi ve Suudi Arabistanlı işadamlarıyla ticari ortaklıktan sosyetik gelinlere kadar yazılacak çok bilgi var. Bir bölümünü “Beyaz Müslümanlar’ın Büyük Sırrı, EFENDİ-2” kitabımda yazdım. Merak edenler okuyabilir.


---Sözcü---




__________________
"Ey egosu boyundan büyük insan..
Bir gün ölüp toprak olacaksın. Bir tohum filizlenecek ot olacaksın, bir öküz seni yiyecek ve sıçtığı bok olacaksın.. Yani hep aynı kalacaksın."

Basakca isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Basakca'in Mesajına Teşekkür Etti.