Tekil Mesaj gösterimi
Eski 09.02.14, 11:06   #1
Deniz
Müdavim

Deniz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Sep 2013
Konular: 389
Mesajlar: 3,914
Ettiği Teşekkür: 14441
Aldığı Teşekkür: 15355
Rep Derecesi : Deniz parlak bir geleceği varDeniz parlak bir geleceği varDeniz parlak bir geleceği varDeniz parlak bir geleceği varDeniz parlak bir geleceği varDeniz parlak bir geleceği varDeniz parlak bir geleceği varDeniz parlak bir geleceği varDeniz parlak bir geleceği varDeniz parlak bir geleceği varDeniz parlak bir geleceği var
Ruh Halim: none
Standart Kabede ihale duvası

Hikâyeyi kısaca tekrar edeyim. CHP liderinin açıkladığı Sabah-ATV fezlekesinde, Bilal Erdoğan’ın kurduğu TÜRGEV Vakfı’nın Başkanı Ahmet Ergün ile bir kamu bankasının bölge müdürü olan Cengiz Soykan arasında bir konuşma geçiyor. Bu konuşmada Cengiz Soykan, Ahmet Ergün’e İstanbul-Ankara Hızlı Tren Projesi kapsamında inşa edilecek bir tünelin yapım ihalesinin bildik bir yükleniciye verileceğini müjdeliyor. Ergün de “Elhamdülillah, Kâbe’de (bu iş olsun diye) dua etmiştim; demek ki duam kabul edilmiş Elhamdülillah” diyor.
Dua nedir?
Sözlüklerde dua, Tanrı’ya yalvarma, niyaz diye açıklanıyor. Herkes de böyle biliyor. Gerçekte dua bu mudur? Ben aynı kanıda değilim. Dua, bir dine iman etmiş kişinin, Tanrı’nın kutsal kitapta yazılı olan veya olmayan öğüt ve emirlerini kendi kendine tekrarlayarak içselleştirmesidir. “Beddua” ise duanın bu tanımına aykırıdır. Dolayısıyla dinde beddua olamaz. Dua, insanın Tanrı’ya yakarışı olsa bile, burada kul, Tanrı’ya sipariş veya görev veremez.
Tanrı kullarına nasıl yardım eder?
Tanrı’nın kullarına yardımı, kulun kendisi üzerindendir. İnsan, doğru yoldan sapmadığı sürece veya saptığının farkına varıp tekrar doğru yola döndükçe, başkalarına hayrı dokunur. Başka insanlara hayrı dokunan insanlardan kurulu bir toplumda, Tanrı’nın yardımı hayırlı kulların eliyle, kendiliğinden ortaya çıkar.
Kâbe’de dilekçe sunmak
Herhangi bir dine mensup bir mümin, tavır ve hareketleriyle Tanrı’nın rızasını kazanmaya çalışır. Kâbe gibi, dince kutsal kabul edilen bir mekânın ziyaretinde amaç, herhalde her tür dünya nimetinden ve bencillikten uzaklaşarak “kendini bulma-aslına dönme” olmalıdır. Tam bu sırada kişinin Tanrı’ya (Allah’a) “ihale kazanmama yardımcı ol” dilekçesi vermeyi aklından geçirmesi, benim gibi laik bir insanın iman tanımıyla bağdaşamaz.
Niyaz
Tanrı kullarının bireysel “dünyevi taleplerini” hiç kaale almaz mı? Benim inancıma göre almaz. Peki, insan, Tanrı’dan hiçbir şey istememeli midir? Hayır! Tam aksine istemelidir. İnsan, Tanrı’dan;
1) Kendine “akıl ve fikir” ihsan etmesini,
2) Adaletten ayrılması ve doğru yoldan sapması için çevreden gelen dünyevi teşviklere kapılmayacak irade gücü vermesini,
3) Başkalarına hayrı dokunacak gönül zenginliği bahşetmesini niyaz etmeli ve bunun için dua etmelidir.
Tanrı’dan kızına zengin koca, oğluna hayırlı gelin, kendisine de bol kazanç, milli piyangodan büyük ikramiye, ballı bir ihale, hastalara şifa, sınava girecek öğrenciye zihin açıklığı istemek anlaşılabilir insani davranışlardır.
Ama bunların olması veya olmaması, Tanrı’nın o kulunu sevip sevmediğini göstermez veya imanın ölçüsü değildir.
SON SÖZ: İman, servete dönüşmez.

09.02.2014
Ege Cansen
__________________
Bağımsızlıktan yoksun bir ulus,Uygar insanlık karşısında uşak olmaktan kurtulamaz.


MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Deniz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla