Tekil Mesaj gösterimi
Eski 03.04.14, 10:00   #1
Deniz
Müdavim

Deniz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Sep 2013
Konular: 389
Mesajlar: 3,914
Ettiği Teşekkür: 14441
Aldığı Teşekkür: 15355
Rep Derecesi : Deniz parlak bir geleceği varDeniz parlak bir geleceği varDeniz parlak bir geleceği varDeniz parlak bir geleceği varDeniz parlak bir geleceği varDeniz parlak bir geleceği varDeniz parlak bir geleceği varDeniz parlak bir geleceği varDeniz parlak bir geleceği varDeniz parlak bir geleceği varDeniz parlak bir geleceği var
Ruh Halim: none
Standart Düşüş ve Yeni Bir Saldırı mı?

Şu seçim sonuçlarına bir kez daha bakalım, henüz resmi olmayan, Hürriyet’te yayımlanan (yüzde 99.63) sayılarıyla... Belediye başkanlarına verilen oylar itibarıyla:
AKP, yüzde 45’lerden yüzde 44.17’ye düşmüş.
CHP, yüzde 28.62.
MHP ise 15.89.
“Büyükşehirlerde belediye meclisi, diğer şehirlerde il genel meclisi sonuçları” hesabına göre ise:
AKP 43.3.
CHP 25.61.
MHP 17.64.
Bu sayılar ise “partiye verilmiş oy” olarak genelde kabul edilir.
En güçlü muhalefet CHP ve MHP’nin belediye başkanlığı toplam oyları (yüzde 44.51) ve “partiye verilmiş” oyları (yüzde 43.45), AKP’nin biraz oylarının üzerindedir.
AKP, yüzde 49.8’den 43.3’e inmiş gözüküyor. Bu, oylarda yüzde 6.6 düşüşe, seçmen sayısı olarak da 2.5 milyona yakın oya denk gelir.
Diğer küçük muhalefet partilerinin küçük oy oranlarını da katarsanız, iktidar- muhalefet denkleminde AKP azınlıkta kalır.(*)
Yani diyeceğim, salı günkü yazımda 18 maddede belirttiğim gibi, AKP düşüştedir. Bu düşüş sü-re-cek-tir... Çabalama kaptan!..
***
Toplumda şöyle bir yanılgı var: Sanki partiler eşit koşullarda, sıfırdan yarışa giriyorlar. Özellikle gazeteleri satmayan yandaş medyanın anlı şanlı köşe yazarları ve AKP politikacıları, “gördünüz mü, CHP yine kaybetti, hiçbir zaman kazanamaz, her seçimde böyle, yine hüsran... halktan kopuk” diyor ve CHP’ye ne yapmaları gerektiği konusunda reçete veriyorlar. Bunlardan birini, muhalefetin başına geçip bu reçetesini gerçekleştirmeye çağırdım. Kendisi için yeni bir kariyer!
Şüphesiz, CHP eleştirilecektir ama öncelikle: Her ülkede seçmenin seçimlerde bir ana akımı oluyor. Güçlü bir iktidar partisi, yıllarca iktidarda kalabiliyor: Bakınız Alman Hıristiyan Demokrat Birlik Parti lideri Merkel! Geçen sonbaharda 3. kez kazandı! Çünkü Almanya’da işler iyi gidiyor! Gelecek seçimlerde de birinci parti olarak çıkacak, dörtleyecek.
Sosyal demokratlara neden çoğunluk oylarını alamadın ve iktidar olamadın, diyene rastlamadım! Çünkü siyasi, ekonomik eğilim, ortam Merkel’den yana. İşler yolunda görüldükçe, kazanır ama Merkel üçünçü kez kazandı diye, Recep Tayyip olmaz orada!
Bir anket uzmanı, TV’de iktidarda olmanın başlangıç avantajını anlatıyordu. Muhalefet iktidar oylarında en çok yüzde 20’yi dönüştürebilir, diyordu. Tabii ülkeyi çöktürmemişse...
Bunları, CHP’yi aklamak için yazmıyorum. CHP’nin çok çalışması, örgütüne dinamizm kazandırması gerekir. Ayrıca tabii ki muhalefet politikaları da var. Kemal Bey, bütün konuşmalarını ortaya çıkan rüşvet ve yolsuzluk savları üzerine kurdu. Acaba bu politika, CHP örgütünü atıl bıraktı mı?.. Nasıl olsa adamlar bununla yıkılır düşüncesi egemen oldu mu? (Bence oldu.)
Ortaya çıkan yolsuzlukların, iktidara ne kadar oy kaybettirebileceği üzerine bir hesabı - öngörüyü, dünyadaki örnekleriyle kıyaslayıp partinin önüne koyan oldu mu?
***
1) Cemaati siyasal olarak bitmiş kabul edin. Çökmekte olan bir siyasal aracın kimseye kazandıracağı bir şey olamaz. Siz de kuyruğundan gidersiniz. Cemaat politikasına küçük eleştiriler dışında, CHP’ye ağır eleştiri yöneltmedim. Seçimler bitti artık..
2) Rüşvet ve yolsuzluk konusunun iktidarı bir yere kadar etkileyeceği belliydi.
3) Türkiye’nin geçmiş ekonomik çöküşleriyle darmadağın olan seçmen ve Türkiye’nin belleği canlı. AKP’yi ayakta tutan, son 11 yılın dünya ekonomik konjonktürüydü. Ucuz milyarlar merkezden çevreye doğru yayıldı... AKP bunu yiyor hâlâ! Ve bu ekonomik “rahatlığa” da dayanarak 12 yılda önemli bir sosyal kültürel-düşünce bağımlılığı yarattı.
4) İşlerin yolunda gittiği düşüncesiduygusu seçmene egemen olduğu sürece, ülkede din-etkin konularda büyük iç çatışmalar olmadığı sürece, seçmenin genel algısı durur.
5) AKP şüphesiz kendine büyük bir seçmen kitlesi yarattı. Bunlar, bu iktidardan ekonomik ve kültürel beslenerek, iktidar çevresinde kenetlendi.
6) Şüphesiz, salt ekonomik kriz gelecek iktidarı yıkacak beklentisi içine girmek yanlıştır. AKP’nin oluşturduğu ve inandırdığı siyasal-toplumsal kültürün seçmen üzerindeki önemli gücünü de hesap etmek gerekir.
7) Muhalefetin işleri zorlaşacaktır. RTE’nin, cemaati şiddetle tasfiye edeceği kesindir de bunun tüm muhalefete yönelik etkilerini göreceğiz...
8) RTE’ye karşı yeni bir strateji geliştirilmeli, dünya demokratik kamuoyu ile birlikte. Kılıcı elinde saldıran birisi var karşınızda, uzlaşmasız ve mutlak iktidarı için durmadan savaşan... RTE diyor ki, neden yüzde 50 üzerinde almadık!.. Bu yeni bir saldırının başlangıcı mıdır?
(*) BDP’yi ayırıyorum. Kürt meselesi nedeniyle, AKP’nin yarı müttefiki durumundalar. Kürt meselesinde AKP ile değil de Türkiye ile bütünleşen bir politika izleseler, bir “Türkiye Partisi” yolunda gelişirler. Kürt çözümü süreci, onları, RTE’nin yedek atı konumunda tutacaktır. Boyunlarına geçirilmiş bir ilmik.

03 Nisan 2014
Perşembe

Orhan Bursalı
__________________
Bağımsızlıktan yoksun bir ulus,Uygar insanlık karşısında uşak olmaktan kurtulamaz.


MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Deniz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Deniz'in Mesajına Teşekkür Etti.