Tekil Mesaj gösterimi
Eski 03.04.14, 12:00   #2
Mislina
Süper Üye
Mislina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: May 2012
Konular: 458
Mesajlar: 2,989
Ettiği Teşekkür: 4166
Aldığı Teşekkür: 9717
Rep Derecesi : Mislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzel
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Ünlü Kimyagerler






Marcelin Berthelot (1827 - 1907)



Fransız kimyacı (Paris 1827 - ay.y. 1907). Bir doktorun oğludur. Araştırma yapmayı Pelouze laborarıvarı'nda öğrendi. 1851'de Balard'ın asistanı olarak College de France'a girdi; metil alkolün bireşimini yaptı.

1854'te gliserin ile asitlerin bileşimleri ve doğal yağlı maddelerin üretimi üzerine verdiği bir tezle fen bilimleri doktoru oldu. 1859'da Eczacılık Yüksekokulu'nda, 1865'te de College de France'da görev yaptı.

1873'te Bilimler Akademisi'ne, 1901'de Fransız Akademisi'ne girdi. Senatör seçildi (1881). Milli Eğitim ve Güzel Sanatlar (1886) ve sonra Bourgeois kabinesinde (1895-96) Dışişleri Bakanlığı yaptı.

Bütün gücüyle atomsal simgelemeye karşı koydu. Deneysel araştırmaları daha çok organik kimyaya yönelmiştir. Péan de Saint - Gilles ile alkollerin esterleşmesini inceledi ve tepkimenin tersinir tepkimeyle sınırlı olduğunu kanıtladı. Böylelikle kimyasal dengeleri ve tepkime hızı kavramını buldu. Ama özellikle yaşayan varlıklarda bulunan kimyasal türlerin yapay üretimiyle ilgilendi. Böylece etil alkol (1855), formik asit (1856), metan (1858), asetilen (1859) ve benzenin (1866) bileşimlerini yaptı.

İkinci önemli faaliyeti tepkimelerde rol oynayan ısı miktarlarının incelenmesidir (ısıl kimya). Vieille ile birlikte kalorimetri bombasını keşfetti. Bunun aracılığıyla, patlayıcıları organik bileşiklerin oluşum ısılarını vb. inceledi. Yaşamının sonlarında yayımladığı Desorigines de Alchimie (1855) adlı yapıtında eski kimya tarihinin bazı bölümlerini aydınlatmaya çalıştı.





John Dalton (1766 - 1844)



İngiliz fizikçi ve kimyacı (Eaglesfield, Cumberland, 1766-Manchester 1844). Bir dokumacının oğluydu: önceleri okul öğretmenliği yaptı ve boş zamanlarını matematik ve fizik çalışarak geçirdi.

Manchester'daki New College'da profesör oldu ( 1793), yaptığı birçok meteoroloji gözlemiyle tanındı; Royal Society of London'a üye oldu (1830). Atom kuramının gerçek kurucusu Dalton'dur. Eskilerin maddenin bölünmezliği kuramını ele aldı, ama buna ilk kez bilimsel bir temel ve nicel bir tanım getirdi. Her arı maddenin, tümü birbirine benzeyen atomlardan oluştuğunu varsayarak, bu kuramın hem gazların fiziksel özelliklerinin yorumlanmasını, hem de adını taşıyan katlı oranlar yasası başta olmak üzere kimyasal bileşiklerin ağırlık yasalarının açıklanmasını sağladığını gözlemledi.

Buna bağlı olarak gaz karışımlarının sıkışabilirliğini inceledi ve 1801'de kısmi basınçların birbirine eklenmesi yasasını açıkladı. Doymuş su buharı basınçlarının değişik sıcaklıklarda belirlenmesini ve gazların özgül ısılarının ölçümünü de ona borçluyuz. Dalton bugün diskromatopsi ya da daltonizm adıyla bilinen hastalığı kendi üzerinde inceledi. Dilbilimle ilgileniyordu ve bir İngilizce dilbilgisi kitabı yazdı. Önemli yapıtları: Meteorological Observations and Essays (Meteoroloji gözlemleri ve deneyleri, 1793) ve özellikle New System of chemical philosophy (Kimya felsefesinde yeni sistem, 1808-1810).

Dalton yasasına, göre bir gaz karışımının basıncı, bu karışımlarda yer alan gazlardan her biri aynı sıcaklıkta ve tek başlarına tüm karışımın hacmine ulaştıklarında yapabilecekleri bölümsel basınçların toplamına eşittir.

İdeal gazlar için kesin doğru olan bu yasa, gerçek gazlar için yaklaşık bir doğruluk gösterir (Eşanl.GAZ KARIŞIM YASASI.). Başka bir kaynakta ise Dalton'un hayatı ile ilgili şunlar yazıyor; John Dalton, İngiltere'nin kuzeyinde küçük bir köyde doğdu ve kendi kendini yetiştirdi.

Fikirleri, en temel kimyasal sürecin yani elementlerin bileşik oluşturma sürecinin, daha iyi kavranmasını sağladı. 1808'de Yeni Kimya Felsefesi Sistemi 'ni yayımladı. Bu kitapta ortaya atılan iki temel düşünce vardı. Biri, bütün kimyasal elementlerin atom denilen ve kimyasal tepkime sırasında artık daha fazla parçalanmayan çok küçük parçacıklardan oluştuğu düşüncesiydi. Öteki ise, bütün kimyasal tepkimelerin atomların bir araya gelmelerinin ya da birbirlerinden ayrılmalarının sonucu olduğu düşüncesiydi.

Kitabın bir başka önemli yanı da kitapta farklı atomların farklı ağırlıkta olduğunun ileri sürülmesiydi.



Walther Kossel'in Babası Albrecht Kossel


Alman kimyacı (Berlin 1888 - Kassel 1956). Albrecht Kossel’in oğlu. 1916'da, atomlardaki sekiz elektronlu dış katmanlarının kararlılığını gösterdi.

Kimyasal ilginin bir yorumunu yaparak elektron değerliği kuramını ortaya koydu. Ayrıca 1935'te, kristalleşmiş cisimlerin yaydığı x ve y ışınlarının tayflarını inceledi.






Fritz Haber (1868 - 1934)

Alman kimyacı (Breslau 1868 - Basel 1934). Liebermann'ın öğrencisiydi, önce Karlsruhe'de (1906) sonra 1911’de Berlin’de profesörlük yaptı.

1933’te, İsviçre’ye göç etmek zorunda kaldı. 1906’dan başlayarak sürdürdüğü araştırmalar sonucunda yüksek basınç altında, katalitik yoldan amonyağın sanayisel bireşimini gerçekleştirdi. Bu kendisine 1918 Nobel kimya ödülü’nü kazandırdı.

1909’da şiddetli bir kimyasal tepkimenin bir elektron yayımına kaynak oluşturabileceğini gösterdi. Gaz faz halindeki tepkimelerin termodinamiği üzerine de çalışmaları vardır.




Louis Pasteur (1822-1895)



Fransız kimyacı ve biyoloji uzmanı ( Dole 1822 – Villeneuve-l’ Etang, Marnes – la - Coquette, 1895 ).

Önce Arbois Koleji'nde, daha sonra Besançon Krallık Koleji'nde öğrenim gördü. 1843'te Ecole Normale Supérieure'e kabul edildi.

1847'de kimya ve fizik alanlarında doktora tezlerini verdi. 26 yaşında, kristalografi üstüne yayımladığı incelemeyle bilim dünyasında ün kazandı. Birkaç yıl kristalografi, kimya ve optiği birleştiren incelemeler, araştırmalar yaptıktan sonra, bir kristalin dış biçimi, molekül yapısı ve polarlaşmış ışık üstündeki etkisi arasındaki bağlantıyı buldu. Bu araştırmalarıyla stereokimyanın temelini attı.


1854 sonlarında, Pasteur Lille Fen fakültesi'ne dekan olarak atandı. 1857 ile 1863 arasında, laktik, alkolik, butirik vb. mayalanmalar üstüne incelemeleri yayımlandı.
Mayalanmalara bir mikroorganizmanın neden olduğunu ve her mayalanmanın özgül bir mayayla gerçekleştiğini gösterdi.

Anaerobileri, yani yaşamak için havada bulunan oksijenle gereksinim duymayan mikroorganizmaları buldu. Ancak bir sorunun yanıtını vermek gerekiyordu: mikroorganizmalar, mayalanabilen bir ortamda kendiliklerinden mi doğarlar? Deneysel yöntem örneği deneyler sonucu, 1862'de, kendiliğinden üremenin bir hayal olduğunu ortaya koydu.

Bu konuda, Rouen Doğa Bilimleri Müzesi Müdürü Pouchet ile polemikleri ünlüdür. Pasteur, mayalanmalar üstüne yaptığı çalışmalar sırasında sirkenin oluşumunu (1862) ve şarap hastalıklarını inceledi.

Şarabın Mycoderma Aceti'nin etkisiyle sirkeye dönüştüğünü ve şarap hastalıklarına özel mayaların neden olduğu buldu. Şarapların bozulmaması için bunları 55 derecede ısıtmayı önerdi (pastörizasyon). 1857 sonlarında Lille'den ayrılarak Ecole Normale'de yönetici ve bu okulun bilimsel incelemeler yönetmeni oldu.

1862'de Bilimler Akademisi'ne seçildi. 1865'te, öğretmeni Jean-Baptiste Dumas kendisinden ipekböceklerini öldüren bir hastalığı incelemesini istedi. Bu araştırmalar bulaşıcı hastalıklar üstüne çalışmalarının ilk adımı oldu. Bulaşıcı hastalıkların, mayalanmalarda olduğu gibi mikroorganizmalardan kaynaklandığını düşünüyordu, ipekböceklerinde görülen "karataban" hastalığının bulaşıcı ve kalıtsal olduğunu gösterdi. Bu hastalıkla savaşmak için hücre tohumculuğu yöntemini buldu ve yok olmaya yüz tutan ipekböcekçiliğini kurtardı. Daha sonra başka bir ipekböceği hastalığını, sütleğeni inceledi ve parazitten kaynaklanan bulaşıcı bir hastalığın gelişmesinde ortamın etkili olduğunu gösterdi.




Neils Bohr ( 1885 - 1962 )



Danimarkalı fizikçi (Kopenhag 1885-ay.y.l962). Elektromanyetiklik kuramının bazı yetersizliklerini açığa çıkaran doktora tezini 1911’de Kopenhag'da verdi.

1912'de Manchester da Rutherford Laboratuvarfna girdi, 1913'te klasik görüşlerden tümüyle ayrılan bir atom yapısı kuramı geliştirdi.

Bazı boyutları açısından Rutherford'un gezegen atom modelini 1900 Planck'ın yarattığı etki kuvantumu kavramıyla birleştiren bu kuram, atomun kararlılığını, ışınım yayma ve soğurma özelliklerini açıklar.

Genellikle Bohr atomu ya da modeli denen bu kuramda, elektron bazı durağan yörüngelerde bulunabilir ve bu yörüngelerde enerji yaymaz, enerji soğurma ve yayma süreçleri elektronun durağan bir yörüngeden bir ötekine geçişi olarak ele alınır.Bohr 1916’da Kopenhag'a döndü.

1920'de kendisi için açılan Fizik Enstitüsü'ne müdür olarak atandı.

1921'den İkinci Dünya Savaşı'na dek uzanan süre içinde bu enstitü önemli bir kuramsal etkinlik merkezi olacak, yüzyıl başındaki tüm fizikçiler Kopenhag'da bir süre çalışacaklardır. Kuvantum kuramının burada doğduğu söylenebilir.

Yeni gelişen kuramın getirdiği epistemolojik sorunları çözmek için Bohr aşağıdaki ilkeleri geliştirdi: kuvantum kuramıyla klasik kuram arasındaki bağlantıyı sağlayan "karşılık ilkesi"; kuvantum nesnelerini klasik dalgaya da parçacık terimleriyle tanımlamanın olanaksızlığını aşmaya çalışan "tamamlayıcılık ilkesi". Kopenhag yorumu diye adlandırılan bu epistemolojik görüş, Einstein’in ünlü tartışmalar boyunca karşı çıkmasına rağmen değerini uzun süre korudu. 30'lu yıllardan sonra, Bohr kendini öncelikle atom çekirdeğinin incelenmesine adadı. Özellikle 1933'te, çekirdeğin bir sıvı damlasına benzetildiği bir nükleer parçalanma kuramını geliştirdi.


İkinci Dünya savaşı sırasında ABD'ye sığındı, 1945’te Danimarka'ya dönmeden önce Los Alamos'ta ilk Atom bombalarının yapımına katıldı. Bohr birçok düşünce ve kolaylaştırılmış bilim kitabının yazarıdır: Atomic Theory and the description of Nature (Atom kuramı ve doğanın tanımı) (1934) ; Atomic Physicsand Human Knowledge (Atom fiziği ve insan bilgisi üstüne denemeler) (1958). Açıklamalarının çeşitli anlamlara çekilebilmesine, böylece birçok farklı yoruma konu olabilmelerine karşın çağımızın en derin düşünceli fizikçilerindendir.
Mislina isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Mislina'in Mesajına Teşekkür Etti.