Tekil Mesaj gösterimi
Eski 06.04.14, 02:33   #2
Canan
Çiçekci kız

Canan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2011
Konular: 5434
Mesajlar: 24,481
Ettiği Teşekkür: 97429
Aldığı Teşekkür: 135848
Rep Derecesi : Canan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Tiananmen Meydanı Olayları ( 1989 )


Olayların başlangıcı

Başlangıçta protestolar küçük çaplıydı ve Hu Yaobang için yas tutma ve partinin onunla ilgili resmi görüşünü gözden geçirme talebi biçimindeydi. Polisle öğrencilerin karşı karşıya geldiği haberleri yayıldıktan sonra gösteriler ivme kazandı. Öğrencilere göre Çin medyası, onların etkinliklerinin özünü çarpıtıyordu ve bu durum gösterilere katılımı arttırıyordu. Hu'nun cenazesinde büyük bir öğrenci kalabalığı Tiananmen Meydanı'nda toplandı ve Hu'nun siyasal rakibi sayılan Başbakan Li Peng ile görüşmek istedi. Ne var ki bu isteklerini gerçekleştiremediler. Bununla birlikte öğrenciler Pekin'deki üniversitelerde boykot çağrısında bulundular. 26 Nisan'da Halkın Günlüğünde yayınlanan bir yazıda ve hemen altında Deng tarafından verilen bir demeçte öğrenciler iç kargaşalık çıkarmakla suçlandılar. Bu ifade öğrencileri öfkelendirdi ve 29 Nisan'da yaklaşık 50,000 öğrenci Pekin sokaklarında bir araya geldi ve yetkililerin yaptığı bastırma uyarısını göz ardı etti ve hükümetin demeci geri almasını talep etti.



Pekin'de üniversite öğrencilerinin büyük bir bölümü, arkalarına öğretmenlerinin ve aydınların da desteğini arkasına alarak gösterilere katıldı. Öğrenciler Komünist Parti'nin denetimi altındaki resmi öğrenci örgütlerini reddedip kendi özerk örgütlerini kurdu. Öğrenciler kendilerini Çin yurtseverleri ve 1919'un “bilim ve demokrasi” için 4 Mayıs Hareketi'nin mirasçıları olarak görüyordu. Protestolar ayrıca, Dörtlü Çetenin altedilmesiyle sonuçlanan 1976'nın Tiananmen Meydanı Protestoları'nın hatıralarını da canlandırmıştı. Öğrenciler tarafından demokrasinin savunucusu olarak görülen Hu'nun anısına eylemler olarak başlayan gösteriler aşama aşama, siyasal çürümeye karşı protestolardan basın özgürlüğü taleplerine ve Komünist Partisi'nin ve Çin'in “de facto” lideri Deng Xiaoping'in iktidarına bir son verilmesine ya da reforme edilmesine kadar vardı. Diğer şehirlerdeki öğrencilerle ve işçilerle iletişim ve bağ kurmakta kısmen başarılı olan girişimlerde bulunuldu.


Her ne kadar ilk gösteriler, Deng reformlarının yeterince ileri gitmediğine ve Çin'in siyasal sisteminin reformdan geçmesi gerektiğine inanan öğrencilerden ve aydınlardan gelse de, kısa zamanda reformların fazla ileri gittiğine inanan kentli işçileri de içine aldı. Bu durumun nedeni protestoların öncülerinin yozlaşma üzerine yoğunlaşmalarıydı, ki bu iki grubu birleştirdi.
Katlımıcıları esas itibariyle öğrencilerden ve aydınlardan oluşan 1987'deki gösterilerden farklı olarak, 1989 gösterileri artan enflasyonun ve yozlaşmanın tetiklediği kentli işçilerden yoğun destek gördü. Pekin'de onları çok sayıda insan destekledi. Anakaradaki Urumçi, Şangay ve Çongkin gibi şehirlerde ve daha sonra da Hong Kong, Tayvan ve Kuzey Amerika ve Avrupa'daki Çin topluluklarında da benzer rakamlara ulaşıldı.

Protestolar tırmanıyor

4 Mayıs'ta yaklaşık olarak 100,000 öğrenci ve işçi, özgür bir medya ve yekililerle seçilmiş öğrenci temsilcileri arasında resmi bir diyalog kurulması talepleriyle Pekin'de yürüyüş yaptı. Hükümet, sadece atanmış öğrenci temsilcileriyle görüşmeyi kabul ederek bu diyalog talebini geri çevirdi. 13 Mayıs'ta, yani reform yanlısı Sovyet lider Mihail Gorbaçov'un duyurusu oldukça iyi yapılan resmi ziyaretinden iki gün önce, büyük öğrenci grupları, Halkın Günlüğü'ndeki suçlamanın geri çekilmesinde ve seçilmiş öğrenci delegeleriyle görüşmelere başlanması talebinde ısrar ederek Tiananmen Meydanı'nı işgal etti ve açlık grevine başladı. Yüzlerce öğrenci açlık grevine başladı ve daha binlercesiyle Pekin nüfusunun bir kısmı bir hafta boyunca onları destekledi.

Protestolar ve grevler diğer şehirlerdeki üniversitelerde de başladı ve bu üniversitelerden pek çok öğrenci gösterilere katılmak için Pekin'e hareket etti. Genel olarak Tiananmen Meydanı'ndaki gösteriler iyi düzenlenmişti. Her gün, Pekin'deki çeşitli üniversitelerden öğrenciler meydandakilerle dayanışmak için dersleri boykot ederek ve protestonun taleplerini daha da ileriye taşıyarak yürüyüş yapıyordu. Yürüyüşler sırasında ve meydanda öğrenciler Enternasyonal'i söylüyordu. Öğrenciler ilginç bir şekilde, meydanın kuzeyinde asılı duran Mao posterine mürekkep fırlatan üç kişinin tutuklanması için polise yardım ederek hükümete bir jest yaptılar. Öğrenciler, eylemlerini güçlü tutmak ve ivme kaybının önüne geçmek için açlık grevi düzenlenmesi gerektiğine karar verdiler. Bu karar, eylemler açısından belirleyici bir andı. Grev Mayıs 1989'da başladı ve “bin kişiden daha fazla” insanı içerecek şekilde büyüdü (Liu 1994, 315). Açlık grevi öğrencilere geniş destek sağladı ve “Pekin'in sıradan insanları grevcileri korumak için yürüyüşe geçti... çünkü destek vermenin reddedilmesi ve hükümetin teranelerine eşlik esilmesi izleyenleri şuna ikna etti: Öğrenciler sadece kendi kişisel çıkarlarının peşinde değildi, kendilerini Çin halkı için kurban ediyorlardı” (Calhoun 1994, 113).



19 Mayıs günü sabah 4:50'de dönemin Komünist Parti Genel Sekreteri Zhao Ziyang meydana gitti ve öğrencilere bir konuşma yaptı.
Bu konuşmanın ardından, “Yaşlandık artık, fark etmez bizim için.” sözü ünlendi ve o gün Zhao'nun halkın önüne son çıkışı oldu. ÇHC hükümeti ile müzakerelerde bulunmak için kısmen de olsa başarılı girişimlerde bulunuldu. Gorbaçov'un ziyareti yüzünden çok sayıda yabancı medya mensubu Çin'de bulunuyordu. Protestoları geniş ölçüde yayınlarına taşıdılar ve genel olarak öğrencilerin lehinde bir tutum benimsediler, ancak öğrencilerin hedeflerine ulaşmaları konusunda karamsardılar. Gösterinin sonuna doğru, 30 Mayıs'ta Meydanda Demokrasi Tanrıçası adında bir heykel dikildi ve bu heykel dünyadaki televizyon izleyicilerinin gözünde protestonun sembolü haline geldi.
__________________


Canan Şu Anda Forumda.   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz Canan'in Mesajına Teşekkür Etti.