Tekil Mesaj gösterimi
Eski 08.04.14, 18:16   #2
Mislina
Süper Üye
Mislina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: May 2012
Konular: 458
Mesajlar: 2,989
Ettiği Teşekkür: 4166
Aldığı Teşekkür: 9717
Rep Derecesi : Mislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzelMislina gerçekten güzel
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Ezra Pound (1885 - 1972)

ŞİİRLERİ

Madam Lullin’e

Şaşırırsınız seksenindeki yaşlı bir adamın
Size dizeler yazmayı sürdürmesine…

Çimen görünür kar altından,
Kuşlar şakır yılın sonlarında!

Ve Tibullus ölümü hakkında, Latince’siyle demişti:
“Delia, sana bakacağım, ölürken”.

Ve Delia’nın kendisi solup gitmekte,
Unutarak kendi güzelliğini bile.

[Impressions Of Francois-Marie Arouet (De Voltaire)



Ve Böyleydi Nineveh’te

Evet ya! Bir şairim ben ve döksün
Mezarımın üstüne gül yapraklarını bakireler
Ve mersinleri erkekler, katletmeden önce
Günü karanlık kılıcıyla gece.

Heyhat! ne sen ne de ben
Engelleyebiliriz bunu,
Değil mi ki tümüyle eski adettir bu,
Ve burada Nineveh’te seyrettim
Bir çok şarkıcının geçişini ve yerini alışını
Kimsenin uykusunu ya da şarkısını
Rahatsız etmediği o loş salonlarda.
Ve bir çoğu söyledi şarkılarını
Daha bir hünerle, benden daha derin bir ruhla;
Ve şimdi bir çoğu çiçeklerinin rüzgârıyla
Benim dalgalarla aşınmış güzelliğime üstün gelir,
Gene de şairim ben, ve mezarımın üstüne
Bütün insanlar gül yaprakları döksün
Işığı katletmeden önce
Mavi kılıcıyla gece.

İşte böyle, Raana, şarkılarım yüksek tonla çınlamaz
Ya da diğerlerinden daha tatlı değildir tonları, fakat
Bir şairim ben burada, hayatı yudumlarım
Daha önemsiz kimselerin şarabı yudumladıkları gibi.



Ağıt

Gayrı yok bizim için o küçük iç çekiş,
Gayrı yok alacakaranlıkta rüzgârların eziyeti.

Bak şu adil ölüme!

Gayrı yok artık yanışım.
Üstümüzdeki havada vınlayan
Rüzgârların titretmesi bizim için gayrı yok.

Bak şu adil ölüme!

Gayrı yok şehvetin beni parçalayışı,
Ellerimiz buluşurken
Gayrı yok bizim için titreyiş.

Bak şu adil ölüme!

Gayrı yok bizim için dudakların şarabı,
Gayrı yok bizim için ilim irfan.

Bak şu adil ölüme!

Gayrı yok o taşkın sel,
Gayrı yok bizim için buluşma yeri
(Bak şu adil ölüme!)
Tintagoel.



Genç Bayan

Evinin tanrısını gelinciklerle beslemiştim,
üç koca yıl boyunca tapınmıştım sana:
Ve söylenmektesin şimdi elbisen sana uymadığından
Ve kazara böyle söylediğimden ötürü.



Li Po

Ve Li Po da sarhoşken ölmüştü.
Sarı Nehir’de bir ay vardı,
Kucaklamaya çalışmıştı.



Fu I

Fu I sevmişti yücelerdeki bulutları ve dağı,
Heyhat, içkiden ölmüştü



Τό Καλόν

Düşlerimde bile kendini benden esirgedin
Ve bana sadece hizmetçilerini gönderdin.



Ritratto

Ve kadın dedi ki:
“Burada temsilciniz olan
“Bay Lowell’ı hatırlar mısınız?”
Ve dedim ki: “Ben gelmeden önceydi bu”.
Ve kadın dedi ki:
“Yatak odamda ayaklarını yere vurmuştu…”
(Browning’e geçtiği anda kadın.)
“Yatak odamda ayaklarını yere vurmuştu…
“Ve bana dedi ki: ‘Sizce,
‘Sormak isterim size, Sizce
‘Ziyafetlere çok mu aldırış ediyorum?’
“Adamın öyle yapmadığını söylemek istemiyordum.
“Shelley bu evde yaşamıştı”.
Kadın çok yaşlı bir hanımdı,
Bir daha asla görmedim o kadını.

(Moeurs Contemporaies VIII)



Suare

Öğrendiğinde annesinin şiir yazdığını,
Ve babasının şiir yazdığını,
Ve en genç oğlunun bir yayınevinde çalıştığını,
Ve ikinci kızının arkadaşının
bir roman yazdığını,
Amerikalı genç hacı
Haykırdı aniden:
“Amma da akıllı bir salkım bu!”

(Moeurs Contemporaies III)



Clara

Okşamalara karşı tiksinti duymalarıyla
Potansiyel bir ünlüydü on altısındayken.
Bir rahibe manastırından yazar şimdi bana;
Muğlak ve sıkıntılıdır hayatı;
O’ndan boşanmayacaktır ikinci kocası;
Gönlü, her zamanki gibi, işlenmemiştir,
Ve kendiliğinden gelmemektedir bir çözüm.
Çocuklarını sevmemektedir,
Ya da daha başka çocukları.
Belirsiz ve müphemdir ihtirası,
Ne kalmak ister içerde, ne de çıkmak dışarı.

(Moeurs Contemporaies II)



Ruh İhtiyarladığında

Düş kurmayı yeğlemem; orada bulur beni
Eylemlerin bazı garip eski arzuları.
Bazı yaşlı savaşçıların tutmaz ellerini bulur gibi
Kılıç kabzası ya da savaşta zedelenmiş tanıdık miğfer
Geçici bir canlılık ve uzaklara kaçmış bir kurnazlık getirir,
Benim ihtiyarlamış ruhuma –
İhtiyarlamıştır ruhum nice çarpışmayla, nice baskınla,
İhtiyarlamıştır nice oraya-geliş ve öteye gidişle –
Şimdi bile hayaller gönderirler O’na ve artık eylem yok;
Böylece alazlanır yeniden hareket gücüyle,
Unutur ihtiyarlar heyetini,
Unutur hüküm sürenlerin artık cenk etmediğini,
Unutur öyle bir güç artık kendisine yapışmaz
Ki yapışsa cüretli işler yaparak alazlanır yeniden.



Şarkıdan Önce Şükran Duası

Cennetin Efendisi Tanrı ki merhamet dolusun
Geceyle ve ışığın birbirini izleyen dua çarkı
Sonsuzca sanadır, ve bakışında
Günlerimiz yağmur damlaları misali taşıp düşen denizde,
Kasvetli bir deniz üstündeki beyaz damlalarca parlaktır
Esirge ki şarkılarım bu gri insanlar için var olsun:
Düşleyen ve ışıldayan ve düşerek güneşi yakalayan damlalar gibi
O geçici aynalar ki her biri panzehir taşından yapılıdır
Pusulaları gibi aynı türdendir görkemleri,
Yani, ey Cesur Şarkılarım, işte böyle bir ölümü arayın sizler de.



Bay Styrax

1

Bay Hecatomb Styrax, büyük bir mülkün
ve güçlü kasların sahibidir,
“Mavi formalı”dır ve dağcıdır, evlendi
28 yaşındayken,
Henüz bakir idi o yaştayken,
“Virgo” tabiri Ortaçağ Latince’sinde erildir;
Beceriksizlikleri
Karısını bir dinsel aşırılıktan öbürüne sürükledi.
Adamın şehveti eksik olduğundan
Terk etti kadın o kilise papazını;
Çağdaş ve ahlâksal bir kültün
Baş-rahibesidir şimdi kadın,
Ve şimdi bile, Bay Styrax
İnanmaz estetiğe.

2

Biraderi çingenelere takmış kafayı,
Fakat Bay H. Styrax’ın damadı
İtiraz etmektedir kokulu sigaralara.
Niccolo Machiavelli konuşma tarzıyla:
“Böylece kendi çemberinde ilerler şeyler”;
Ve böylece imparatorluk korunur.

(Moeurs Contemporaies I)



Davet

Süslü günlerin mahvettiği
O eski tuhaf aşk öykülerinin çimenlerine düşmüş
Hoş yarı doğruların şebnemiyle
Ve bal sözcüklerle ve çiçek öpüşlerle
Sana kur yapmak için eğilemem.
Uzaklardan duyulan çanlar misali titrek
Fısıltılar içinde tapınarak
Mırıltılı alacakaranlıkta
Ayaklarına da kapanamam.
Tüm bu şeyleri bilirdim vaktiyle
Ve yapardım
O şen gençliğimde de değil, üstelik geçen yıl.
Ve geçip gitti
Rüzgârın gölgesi misali.
Hayır, sana böyle kur yapamam;
Fakat bütün hakikatin merkezine
Yukarılara doğru süpürüldüğümden
Beraberimde götürmek zorundayım seni
Şu kuşatan muazzam ateşe esrime içinde,
”Peşimden gel! Peşimden gel!”
Diye çağırarak ateşin ortasından her daim,
Ve kavuşmamızın haşmetinde
Yeniden doğacaktır kudret.
Ve birlikteyken bu kudretin merkezinde
Birbirimize dayanarak
Seslenmek zorundayız sonsuzca:
”Gelirim, biraz daha öteye git sen”.
Ve yeniden, ”Peşimden gel”,
Çünkü oyalanmamalıyız.



__________________
"Ama gerçek, aziz dostum, can sıkıcıdır."

Mislina isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Mislina'in Mesajına Teşekkür Etti.