Tekil Mesaj gösterimi
Eski 13.04.14, 13:57   #1
Mustafa Akten
Abdülmelik Hankendi

Mustafa Akten - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2013
Yaş: 74
Konular: 532
Mesajlar: 2,782
Ettiği Teşekkür: 21541
Aldığı Teşekkür: 11270
Rep Derecesi : Mustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Yalniz
Standart İktisat Ekonomi ve Yıkım Hükümeti

İKTİSAT EKONOMİ VE YIKIM HÜKÜMETİ


Hep söylerim ve yazarım. Cumhuriyet tarihi boyunca Cumhuriyet ve Atatürk milliyetçiliğine bağlı, devrimlerinden yana olan, Türk milletine kazandırdıklarının farkında olarak Atatürk'çü olarak yetişen, nice güzide insan yanında, Cumhuriyet; birçok vatan haini, yediği ekmeğe hıyanet içinde olan, soluduğu havaya, içtiği suya, vatan toprağına ve bizatihi Türk milletinin kendisine düşman olan güya bilim adamı, güya asker, güya siyaset adamı, güya devlet adamını da kendi içinden çıkarmış oldu. Ben yinede Atatürk sözü ile "Mevzubahis olan vatan ise gerisi teferruattır" diyeceğim.


Yaşasın Atatürk milliyetçiliği, yaşasın Türkiye Cumhuriyeti, yaşasın Türk milleti ve "NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE" demekten asla vazgeçmeyeceğim.


Malum bir yıkım hükümeti ile 11 yıldır ülkemiz karşı karşıyadır. Çok eleştirdikleri Cumhuriyet, ilkeleri, Cumhuriyetin kurucularının önderlerinden olan Atatürk ve İnönü, iki ayyaş nitelemesi ve aşağılaması ile bu yıkım hükümeti gündeminden hiç düşmedi.
Eleştirdikleri insanların kurduğu Cumhuriyet ve onun kazanımları olan ilgili yatırımları sata sata biteremediler, ama buna rağmen; tüm Cumhuriyet kazanımlarının talan edilmesini yatırım! Ekonomik değer organizasyonu olarak belirlediler, açmazlara soktukları Türk ekonomisini kağıt üzerinde 17. ci dünya ekonomisi yaptılar ancak, gerçeklerden uzak bir değerlendirme olmaktan öte gitmez.


Biraz hafıza yoklayarak geriye ve İzmir iktisat kongresine bir gidelim, belirlenmiş olan ilke, amaç ve politikalara bir göz atarak, bu günkü yıkım hükümeti uygulamaları ile bir kıyaslayalım.
 

İzmir Türkiye İktisat Kongresi 17 Şubat-4 Mart 1923 tarihleri arasında yapıldı. Zamanın ekonomi bakanı ve ünlü adalet bakanlarından Mahmut Esat Bozkurt'un 13 Şubat 1923 tarihinde verdiği beyanata göre Türkiye İktisat Kongresi "Hükümetin istemi ve aracılığı" ile toplanmıştır. Mahmut Esat Bozkurt, aynı beyanat da Kongrenin amacını şu şekilde belirtmektedir.


"Bu Kongreyi millet ve memleketimizin kabiliyetini, özelliklerini ortaya koyarak günün koşullarında ülke ihtiyaçlarının saptanması, iktisadi hayata yönelik üretimden tüketime, ithalattan ihracata kadar elbirliği ile mevcut sorunların tetkiki, ona göre bir durum tespiti ve yapılması gerekenlerin saptanması, aynı zamanda memleketimizin muhtelif ve şimdiye kadar yek diğerine yabancı kalmış iktisat amillerinin birbiri ile tanıştırmak için açıyoruz" demiş.


Kongre de ele alınacak sorunlardan bazılarını kongre heyeti, Türkiye'de kredi meselesi, milli üretimin tanzimi, birbirleri ile girift ve homojen hale gelmesi. Gümrük meselesi, Vergiler, Ulaşım ve Nakliye başlıkları altında ayrıntılı bir rapor şeklinde işleyerek; 23 Şubat 1923'de yayınlamıştır. Türkiye'nin çiftçi, tüccar, sanayi ve işçi zümrelerinden seçilen 1135 üyenin katıldığı bu kongrede bir iktisadi ve ekonomik bütünlüğün sağlanması adına, çiftçi, tüccar, sanayi ve işçi gruplarının hazırladıkları "İktisadi ve ekonomik esaslar" tartışıldı ve kabul edildi. Denmiştir..



ATATÜRK'TEN;


EFENDİLER!


Tarihimizi dolduran bunca muvaffakiyetler, zaferler ve yahut mağlubiyetler yıkılış ve felaketler bunların kâffesi vukua geldikleri devirlerdeki ekonomik durumumuzla münasebat dar ve alakadardır. Yeni Türkiye' mizin layık olduğu mertebeye ulaştırabilmek için behemehâl iktisadiyatımıza birinci derecede önem vermek mecburiyetindeyiz. Çünkü zamanımız bir iktisat devresinden başka bir şey değildir."
Bugün içinde bulunduğumuz sıkıntıların, çözmekte zorlandığımız sorunların yıpratıcı hatta yakıcı etkileri altında millet olarak bulunduğumuz durumumuzu ve konumumuzu bir de bu kongrede alınan ve son dönemlerde uygulamak bir tarafa adını bile unuttuğumuz, Misak-ı İktisadi (Ekonomi Yemini) ilkeleri doğrultusunda yeniden gözden geçirmekte şüphesiz faydalar vardır.


Misak-ı İktisadi kongresinde alınan kararlar:

Madde-1: Türkiye, milli sınırları dâhilinde, lekesiz bir bağımsızlık ile dünyanın barış ve gelişme unsurlarından biridir.

(Bu gün bu ifade içerdiği anlam ile yerinde duruyormu?)


Madde-2: Türkiye halkı egemenliğini, kanı ve canı pahasına elde ettiğinden, hiçbir şeye feda etmez ve milli hâkimiyete dayanan meclis ve hükümetine her zaman destek verir.


(Her ne kadar 11 yıllık Akp yıkım hükümeti bir millet iradesinden bahsetsede, milli hakimiyetin tarif ettiği hükümet olmaktan çok uzaktır.)


Madde-3: Türkiye halkı, tahrip etmez; imar eder. Bütün emeği ekonomik yönden ülkeyi yükseltmek amacına yöneliktir.


(Türkiye halkı son 11 yıl öncesine kadar istikbali için devletinin bekası ve varlığı için elinden geleni yapmış, ama 11 yıllık Akp yıkım hükümetide elinden geleni yapmıştır.)


Madde-4: Türkiye halkı, tükettiği malı olabildiğince kendi yetiştirir. Çok çalışır, zamanda, parada ve ithalatta savurganlıktan kaçar. Milli üretim için yeri geldiğinde geceli gündüzlü çalışır.


(Tarladan fabrikaya, 11 yıllık Akp yıkım hükümeti milli üretimi kısmak, komisyona dayalı ithalatı gündemde tutmak, ithal malları Türk milletine kullandırma adına her şeyi yapmıştır, Kutlanan yerli malı haftaları kutlamaları okullarda kutlanmaz hale gelmiştir)


Madde-5: Türkiye halkı, servet olarak bir altın hazinesi üzerinde oturduğunun bilincindedir. Ormanlarını evladı gibi sever, bunun için ağaç bayramları yapar; yeniden orman yetiştirir. Madenleri kendi ulusal üretimi için işletir ve servetlerini herkesten fazla tanımaya çalışır.


(Akp yıkım hükümeti ormanlar kesmek için, devletin dağı taşı, yer üstü yer altı zenginlikleri ve madenleri yabancılar ve rantiyeciler için diyerek ne varsa çarçur etmiştir.)


Madde-6: Hırsızlık, yalancılık, ikiyüzlülük ve tembellik en büyük düşmanımız; taassuptan uzak dindarca bir anlayış her yerde ilkemizdir. Her zaman faydalı yenilikleri severek alırız. Türkiye halkı kutsallığına, topraklarına, şahıslarına ve mallarına karşı yapılan düşmanca propagandalardan nefret eder ve bunlarla mücadeleyi hep bir görev bilir.


(İşte bu cana dokunur en önemli madde, 11 yıllık Akp yıkım hükümeti eli ve delaleti ile yerini hırsızlığa, vurguna, talana, rüşvete, komisyona, kayırmacılığa, zarfcılığa, karmanyolacılığa, tantanacılığa bırakmıştır. En önemlisi dini tassup adına gericilik yobazlık din dışı dincilik hüner haline gelmiştir.)



Madde-7: Türkler, bilgelik ve yetenek aşığıdır. Türk, her yerde hayatını kazanabilecek şekilde yetişir; fakat her şeyden önce ülkesinin malıdır. Eğitime verdiği yücelik dolayısıyla ( Mevlûdu şerif) Kandil günü, aynı zamanda bir kitap bayramı olarak kutlanır.


(11 yıllık Akp yıkım hükümeti eli ile bırakın kitap bayramı olması gereken günleri kutlu doğum haftaları, 23 Nisan bayramları ile yer değiştirir hale gelmiştir.)


Madde-8: Birçok savaşlar ve zorunluluktan dolayı azalan nüfusumuzun artması ile beraber sağlıklarımızın, hayatlarımızın korunması en birinci amacımızdır. Türk; mikroptan, pis havadan, salgından ve pislikten çekinir, bol ve saf hava, bol güneş ve temizliği sever. Ata mirası olan binicilik, nişancılık, avcılık, denizcilik gibi beden eğitiminin yayılmasına çalışır. Hayvanlarına da aynı dikkat ve özeni göstermekle beraber cinslerini düzeltir ve sayılarını çoğaltır.


(Savaş nedeni ile azalmış olan nufus temenni mahiyetinde çoğalması talep edilmiş, Akp yıkım hükümeti gibi, her kadından 3-5 çocuktan aşağı doğurmayın emri yapılmamıştır. Spor, cinsiyet farkı gözetmeden her Türk insanının hakkı olmasına karşın, orası burası görünüyor diye kadın ve kızlar Akp yıkım hükümeti ile bu faydalı uğraştan uzak tutulmaya çalışılmaktadır.)


Madde-9: Türk, dinine, ulusuna, toprağına, hayatına ve varlığına düşman olmayan uluslara hep dosttur; yabancı sermayesine karşı değildir. Ancak kendi yurduna, kendi diline ve yasasına uymayan kurum ve kuruluşlarla ilişkide bulunmaz. Türk, bilim ve sanat yeniliklerini nerede olursa olsun doğrudan doğruya alır ve her türlü ilişkide fazla aracı istemez.


(11yıllık Akp yıkım hükümeti ile Türkiye Cumhuriyeti devletinin etrafında ve çevresinde maalesef dostu kalmamış dost gözüken emperyalist güçler kalmıştır.)


Madde-10: Türk, açık alın ile serbestçe çalışmayı sever; tekel istemez.


(Serbesti ancak 11 yıllık Akp yıkım hükümetinin verdiği ve vereceği izinler ile mümkündür uygulamalara bakmak yeterlidir.)


Madde-11: Türkler, hangi sınıf ve meslekte olurlarsa olsunlar, birbirlerini candan severler. Meslek, zümre itibariyle el ele vererek birlikler, ülkelerini ve birbirlerini tanımak, anlaşmak isterler.


(Madde 11 içeriğine uygun olarak kurulmuş olan her tür dernek, sendika ve hatta siyasi partiler, toplu olarak ifade etmek gerekirse meslek kuruluşları, sivil toplum örgütü adını almış tüm kuruluşlar, istisnaları hariç, Akp yıkım hükümetine karşıt sayıldıkları için bu gün elan tarumar edilmeye çalışılmaktadır.)



12- Türk kadını ve kocası ve çocuklarını, misak-ı iktisadiye kurallarına göre yetiştirir.


(Bu ilkeler ile yetiştirilmeye çalışılan çocuklar, maalesef yıkımcıların enkazı altında kalmamak için uğraş veriyorlar, sanırım başaracaklar.)



Mustafa AKTEN
13.04.2014



 
__________________
Mustafa Akten isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Mustafa Akten'in Mesajına Teşekkür Etti.