Tekil Mesaj gösterimi
Eski 11.05.14, 13:45   #1
ReaL
Deniz Sevengillerden

ReaL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 2602
Mesajlar: 30,046
Ettiği Teşekkür: 161542
Aldığı Teşekkür: 177615
Rep Derecesi : ReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Arastirmaci
Standart Seni Edeapsiz Seni (!)..

Hiç böylesini görmemiş, yaşamamıştım; sonunda tanık oldum...

Danıştay’ın 146. kuruluş yıldönümü nedeniyle düzenlenen törende ne konuşulur?

Elbet, demokratik hukuk devleti, demokrasi ve özgürlükler, insan hakları, yargının bağımsızlığı...

Cumhurbaşkanı Gül, Başbakan Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Özel, CHP lideriKılıçdaoğlu ve Danıştay Başkanı Zerrin Güngör katılmışlardı törene...

Feyzioğlu, basın özgürlüğünden, sansürden, bağımsız ve yansız yargıdan söz etti.

Bir ülkenin demokratikleşmesinde hukuk güvenliği önemliydi...

Yargı hepimizin son sığınağı, umut kapısı değil miydi?
Ne diyordu Feyzioğlu: “Adaletsiz demokrasi olmaz!” Gerçekten öyleydi...

Son sığınak, umut kapısı kapanırsa, baskıcı rejimler ortaya çıkardı.

Askeri darbelerle, baskı ve zulümle büyüyen kuşaklarız biz...

Umut arayışımız hep hüzünlü bitmişti ülkemizde. Bunu Başbakan’ın çok iyi bildiği, aynıacıları çektiği söylenir! Şimdi ne?

Tek istemimiz demokrasimizin gelişmesi, başka bir şey değil...

Ne askeri vesayet ne de sivil!

***

Hasan Hüseyin Korkmazgil’in deyişiyle acıları bal eyleyip bugünlere gelmiştik.

Çünkü bize yargının “adil davranmadığı” gerçeğini unutturmak istediler kuşak kuşak.

Bunu anımsatanlar hep tepki çekti, “kötü çocuk” oldu...

Türkiye’de muhalif olmanın, boyun eğmemenin bir bedeli vardı. Öyle bir toplum yaratılmıştı ki 12 yıllık bir süreçte...

Mısır’da Esma için ağlayanların, Berkin için Burak Can için kına yaktıklarına tanıkolduk.

Oysa demokrasiye ve özgürlüklere inananlar üçü için de ağlamışlardı...

Tüm dünyada ölen çocuklar ve insanlar için... Savaşta, terörde, işkencede...

Kimilerinin “çapulcu” diye gördüğü genç insanlar...

***

Başbakan Erdoğan, Feyzioğlu’nu uzun süre dinledi, sonra sözlü olarak müdahale etti:

“Böyle bir edepsizlik olamaz. Siyasi bir konuşma yapıyorsun, tamamen yalan söylüyorsun, Van depremiyle ilgili söylediklerin yalan...”

Çok sinirlenmiş Erdoğan... Sanki bir panelde sandım kendimi ya da TV’de tartışma programında.

Erdoğan ayağa kalktı, Gül’ün kolundan tutmasına karşın...

Feyzioğlu’nun “Ben edepsizlik yapmadım, kimseye de edepsizlik yapıyorsun demeyi kendime yakıştırmam” demesine karşın, Erdoğan konuşmasını sürdürdü...

Ardından Gül, Erdoğan ve Orgeneral Özel salondan ayrıldı...

***

Dışarıda soğuk ve yağmurlu bir hava vardı...

Boğaz’a sis inmiş, trafik yoğundu...

Yolda Başbakan’ın neden bu kadar eleştiriye karşı ve sinirli olduğunu düşündüm...

Başta söylediğim gibi Türkiye’de böyle bir olay daha önce hiç yaşanmamıştı.

Nasıl bir düşünce yapısıydı bu?

Galiba “tek adam” dönemine doğru hızla koşuyorduk.
Demokrasi, hukuk, temel hak ve özgürlükler...

Basın özgürlüğü, bağımsız yargı!

Feyzioğlu’nun değindiği gibi bağımsız yargı; ekmek kadar, su kadar, hava kadar,güneş kadar önemlidir insan hayatında. Adaletsiz demokrasi olmaz!

Demokrasilerde, siyasi partiler iktidara yargı tarafından denetlenmeyi önceden kabul ederek talip olurlar.

Bu denetim siyasi değil hukukidir! Siyaseti de salt parti başkanları, milletvekilleriyapmaz; demokratik kitle örgütleri, sendikalar da yapar...

Siyaset kimsenin tapulu malı değildir; böyle düşünenler varsa o ülke faşizmekayıyor demektir.

***

Metin Feyzioğlu, hukuk devleti açısından yaşamsal gerçekleri vurguladı;çözümsüzlük değil, barışçıl, toplumu ayrıştırmayan bir konuşma yaptı.

Van depreminden sonra yaşananları gündeme getirmek bir gerçeğin altınıçizmektir...

Başbakan hiçbir eleştiriye tahammül edemiyor.

Kimisi anasını alıp gidiyor, kimisi torbasını, kasasını yükleyip.

Gidin bakın Ege ve Akdeniz kıyılarına, Kaçkarlar’a, Toroslar’a...

Yağma, talan sürüyor...

HES’lere bakın, “çokuluslu altın avcıları”na; kim ne kadar götürüyor, ne kadar vergi veriyor?

Feyzioğlu, çevreye, doğaya, emeğe sahip çıkıyor.
Başbakan’ın Türkiye Barolar Birliği Başkanı konuşurkenki tepkisinin dışavurumu ise hayli ilginç:

“Haksızlık karşısında susacak mıyız?

25 dakika başkan konuşuyor sen bir saat konuşuyorsun...”

Ne diyebilirim! Sadece canım sıkılıyor...

İçimdeki umut çiçekleri inadına açıyor...

Yağmur hâlâ yağıyor...

Cumhuriyet - Hikmet Çetinkaya
__________________



Tüm katılımcı arkadaşların okumasını rica ediyorum... Lütfen Tıklayınız..
* * *
ReaL Şu Anda Forumda.   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz ReaL'in Mesajına Teşekkür Etti.