Tekil Mesaj gösterimi
Eski 12.05.14, 17:04   #1
Deniz
Müdavim

Deniz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Sep 2013
Konular: 389
Mesajlar: 3,914
Ettiği Teşekkür: 14441
Aldığı Teşekkür: 15352
Rep Derecesi : Deniz parlak bir geleceği varDeniz parlak bir geleceği varDeniz parlak bir geleceği varDeniz parlak bir geleceği varDeniz parlak bir geleceği varDeniz parlak bir geleceği varDeniz parlak bir geleceği varDeniz parlak bir geleceği varDeniz parlak bir geleceği varDeniz parlak bir geleceği varDeniz parlak bir geleceği var
Ruh Halim: none
Standart Çığlığı Duymak

Çığlığı duymak
Çocukluk son yüzyılın giderek “değer”i fark edilen insanlık kesiti… Bilinir ki; çocuklardan konuşmak çocukların kendisi kadar toplumsal yaşamımızdan, değerlerimizden, gelenekten, gelecekten söz etmektir.
Onlar, içine doğdukları toplumun değerlerini süzerek, bizi örnekleyerek kendilerini yeniden üretirler. Kuşkusuz, haklarının, yaşamlarının, sağlıklarının, eğitimlerinin, barınmalarının ve hatta öfkelerinin korunması, gözetilmesi, desteklenmesi gerekir.
Çocuklar için tehlikeli bir ülkede yaşadığımız malum, gerçi kadınlar, işçiler, farklı cinsel yönelimler ya da her türden muhalifler için de tekin değil buralar. Önemli, çünkü barışçıl bir ortamda yaşamak, hepimizin olduğu gibi çocukların da temel gereksinimlerinden biri. Hatta bu şiddet ikliminden çıkışımızın belki yegâne yolu, barışçıl çözümlere sıkı sıkı tutunmak olabilir.
Çocuk istismarı denildiğinde; çocukların, sağlığını, gelişimini olumsuz etkileyen tüm davranışları anlamak gerekir. İster aile, ister devlet ya da toplum, bilerek ya da bilmeyerek yapsın, fark etmez.
Evde, okulda, toplumsal alanda şiddet uygulanması ya da şiddet ortamında büyümesi, haz amaçlı cinsel davranışlara maruz kalması, sağlık, eğitim, barınma olanaklarına ulaşamaması, tarlada, fabrikada, işliklerde çalışması istismar olarak değerlendirilir.
Son aylarda, medyanın gözümüze batırabildiği kadarıyla belirginleşen çocuk istismarı olguları, yetkilileri beyanata zorladı. Bunlardan biri, doğrudan konunun bakanı; Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın çocuklara çığlık atmayı öğretmemizi önermesiydi.
Çığlık atmak?
Babasını annesini döverken gören çocuğun, evde, sokakta, okulda, arkadaşı, tanıdığı ya da polis tarafından dövülen çocukların çığlıkları,
Aile içinde, ya da yakın çevrede kendisine “dokunan” kişiye ya da cezaevinde tecavüze uğrarken onu görmeyen yetkiliye çığlıkları, esnaf, eşraf ileri gelenlere küçücük bedeni sunulurken attığı çığlıklar, ya da bağırmadığı için rızası olduğunu söyleyen yargıçlara çığlıkları,daha 12 yaşında “evlendirilen”, ilk cinsel ilişkisi tecavüz olan kızların çığlıkları,
Bir nüfus kağıdına memnuniyet garantili sağlık satılan ülkede, köyde sağlık çalışanı bulunmadığından küçücük yaşında, babasının sırtında, çuvalın içine kıvrılıp son yolcuğuna çıkan çocuğun çığlığı,
Yoldan geçerken, anayasal özgürlüğünü yaşarken; biber gazından nefes alamayan, gözleri yanan, gözlerinden olan bebeklerin, çocukların çığlığı, (sahi Berkin çocuk çığlık atmış mıdır?)
Annesinin gözü önünde, karakolda kollarından asılı halde gördüğü 12 yaşındaki çocuğun işkencede çığlığı,
Evinin önünde “güvenlik” güçleri tarafından yaşı kadar mermi ile vurulan çocuğun çığlığı,
Kızların okumasına gerek yok diyerek okuldan alınan kız çocuklarının çığlıkları,
İstatistiklerin örtemediği yükselen çocuk intihar grafiklerinin attığı çığlıklar,
Sayın Bakan,
Buralar çığlık çığlığa…
Duyabiliyor musunuz?

Lale TIRTIL
__________________
Bağımsızlıktan yoksun bir ulus,Uygar insanlık karşısında uşak olmaktan kurtulamaz.


MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Deniz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Deniz'in Mesajına Teşekkür Etti.