Tekil Mesaj gösterimi
Eski 18.05.14, 01:03   #1
ReaL
Deniz Sevengillerden

ReaL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 2603
Mesajlar: 30,048
Ettiği Teşekkür: 161546
Aldığı Teşekkür: 177622
Rep Derecesi : ReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Arastirmaci
Standart Soma'da Aileleri Tehdit Ettiler

Soma'da bugünlerde ilginç bir durum göze çarpıyor. Yakınlarını, cenazelerini bekleyen ailelerin büyük bir kısmı bir anda ortadan kayboldu. İçerde yakını olanlar bile"madenci yakını mısınız" diye sorulan soruya "hayır" cevabı veriyor.

Aydınlık gazetesi yazarı Mustafa Mutlu, bu durumu kameraya çekerek ortaya çıkardı. Telefonda konuşan bir kadının karşısındaki kişieye cenazeyi beklediklerini söylediğini anlatan Mutlu, aynı kişinin röportajda ise madenci yakını olmadığını söylediğini yazdı.

Mutlu alanda yaşananları şöyle anlattı:

"(...)Olayın üçüncü gününde itibaren deyim yerindeyse "panayır yeri" gibi... Yakın çevrede oturan aileler, 5-6 aylık çocuklarını bile kucaklarına alıp, "Bir görelim diye geldik" diyerek madene koşuyor. Günlerdir kimsenin çıt çıkaramadığı ve gözyaşlarının sel olup aktığı bu alanda artık çocuklar koşturuyor, anneler babalar çekirdek çitliyor. Çevredeki çam ağaçlarının altında piknik yapılıyor! 'Yetkililer' ortaya çıktı!

Devletemiz Herşeyi Yapıyor

Bir başka ilginç nokta da günlerdir ortada görünmeyen şirket yetkililerinin ve yöneticilerinin, özellikle Cumhurbaşkanı'nın kaza yerini ziyaretinden sonra ortaya çıkmış olmaları... Dün akşam izlemediyseniz; bu akşam tekrarı var; Ulusal Kanal'da yayınlanan Kral Çıplak'ı bu hafta baştan sona maden alanında çektim...

Tam atölyelerin olduğu noktadaydım, elimde mikrofon, "Burada herkes çok şey yapmak istiyor ama ne yazık ki hiç kimse hiçbir şey yapamıyor" diye bir anons yapıyordum ki... Önüme çıkan turuncu-siyah tulumlu, iri yapılı adama sordum: "Siz de böyle düşünüyor musunuz?" "Hayır. Devletimiz her şeyi yapıyor. Başbakanımız ve hükümetimiz duruma hâkim" diye yanıt verdi adam...

Konuşma, şöyle sürdü: "Ya şirket? Şirket de her şeyi yapıyor mu?" "Yapıyor elbette... Daha ne yapsın?" "Ne yaptı örneğin? Bu kazanın olmaması için gereken önlemleri aldı mı?" "Aldı elbette..." "O zaman kaza neden oldu? Şirketin hiç mi hatası, eksiği yok?" Adam sustu, bu soruya yanıt vermedi. Devam ettim: "Siz şirket yöneticilerinden misiniz?" "Evet..." "Oh çok sevindim sizi bulduğuma. Biz de günlerdir sizi merak ediyorduk, 'Nerede bu şirket yetkilileri, neden hiç ortaya çıkmıyorlar' diyorduk..." Bu sözleri duyan adam el kol işaretleri yaparak yanımdan uzaklaşmaya başladı.(...)

(...) O sırada 1,55 boylarında "kara yağız" bir başka adam, "Siz zaten Ulusal Kanal'sınız. Siyaset yapıyorsunuz. Başbakanımız burada her şeyi yaptı, bakın yardım ekipleri geldi, su-ekmek dağıtıyor" diye bağırmaya başladı.

Çevresindeki bir ya da iki kişi de onu alkışladı. "Su-ekmek dağıtmak mı sizce tek yapılması gereken? 'Çağdaş' dedikleri bu madende gerçekten yeterli denetim yapıldı mı sizce?" diye sordum, "Re-cep Tay-yip Er-do-ğan" diye nameli bir yanıt verdi. "Yönetici misiniz" diye sordum, aldırmadı. "İşçi misiniz?" dedim; umursamadı... "Re-cep Tay-yip Er-doğan" diye bağıra bağıra çekip gitti!

Aileler Nerede?

Kimilerine göre içeride 80, kimilerine göre ise 400 kişi var! Doğru sayıyı söylemek şu bilgi kirliliğinde mümkün değil ama gerçek olan tek şey, "yakınlarını bekleyen aileler"in maden bölgesinden ayrılıp evlerine gittikleri... Herkes birbirine soruyor, "Eşleri, çocukları, kardeşleri, babaları madende? Bu insanlar neden ortalıkta görünmüyor?"

Tek Kelime Konuşursanız Tazminat Alamazsınız

Aslında bu sorunun yanıtını herkes biliyor: Görünmüyorlar; çünkü maden şirketinin sahiplerinin ve yöneticilerinin, aileleri tek tek arayıp, "Medyaya tek kelime demeç verirseniz bir kuruş tazminat alamazsınız, diğer çocuklarınız da işsiz kalır" diye tehdit ettikleri iddia ediliyor. Acılı annenin çaresizliği Bu konuda bire bir tanık olduğum ve videoya çektiğim bir örnek bile var...

Kameraya Yakalandı

Cumhurbaşkanı'nın gelmesine dakikalar kalmış... Maden alanında kuş uçurtulmuyor. Kızılay çadırının hemen arkasında telefonla konuşan köylü bir kadın çekiyor dikkatimi... Yanında yine başörtülü bir başka kadın var; ikisi de ağlıyorlar. Karşılarında da genç bir adam... Telefondaki kadın bir süre sonra bağırmaya başlıyor:

"Arayıp durma ikide bir... Ne bileyim ben öldü mü kaldı mı? Bekliyoruz işte... Dün Kırkağaç'taki depoya gittik, çıkanlara (cenaze) baktık, yoktu bizimkisi... Şimdi buraya Gül geliyor. Bakalım ne diyecek?" Bu ailenin gerek telefondaki, gerekse kendi aralarındaki hüzünlü konuşmalarını yaklaşık yirmi dakika boyunca videoya kaydettim. İsyanlarını, öfkelerini, çaresizliklerini gözlerimle gördüm.

Bir süre sonra şık giyimli bir sunucu meslektaşım geldi. Habertürk TV'nin mikrofonu vardı elinde... Az önce ağlayıp isyan eden kadının önünde diz çöktü, elini tuttu: "Teyzeciğim, madenci yakını mısınız? Sizinle röportaj yapabilir miyiz?" Aldığı yanıt aynen şöyle oldu:"Yooookkk gızıııımmm... Yardım getiriverdim ben... Kimsenin yakını değiliz biz... Gidivericez zaten..." Sonra ne mi oldu? Söyleşi talebi reddedilen o meslektaşımın yanma gittim, çektiğim görüntüleri izlettim. Gözlerine ve kulaklarına inanamadı! İşte; durum böyle... Korku bu boyutta.(...)
Odatv.com
__________________



Tüm katılımcı arkadaşların okumasını rica ediyorum... Lütfen Tıklayınız..
* * *
ReaL isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
6 Üyemiz ReaL'in Mesajına Teşekkür Etti.