Tekil Mesaj gösterimi
Eski 20.05.14, 16:22   #1
SerseriGezgin
Cehennem Yolcusu

SerseriGezgin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2011
Yaş: 33
Konular: 1430
Mesajlar: 7,316
Ettiği Teşekkür: 29585
Aldığı Teşekkür: 32415
Rep Derecesi : SerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Ruhsuz
Standart Önerge'yi Eften Püften Gören Zihniyete.. - Özgür Özel



13 Mayıs günü Türkiye Soma’daki katliam ile iş cinayetleri konusundaki derin uykusundan uyandı mı? Belki evet! Ama ne acı ki; iş cinayetleri konusunda gözümüzün açılması için, resmi rakamlara göre (!), 301 madencimizin derin uykuya dalması gerekti!

Acı bir ders aldık hepimiz. Hükümetin ise bu konuya karşı 7 gündür sergilediği tavır, yine sınıfta kaldıklarının bir başka kanıtı. Artık yabancı değiliz bu duruma. Ama kabul de edecek değiliz elbette. Bu olayın hiçbir güç tarafından örtbas edilmesine, gizlenmesine, aklanmasına müsaade etmeyeceğiz.

Resmi rakamlara göre ölen madenci sayımız 301! Ancak, ne acıdır ki, daha fazla ölüm olduğuna ilişkin kuşkularımız bugüne kadar giderilmedi. Ne AFAD’ın açıkladığı ‘sağ kurtulanlar listesi’ ne de Taner Yıldız’ın ‘kendi imkanları ile kurtuldular’ açıklaması içimizdeki şüpheyi susturmaya yetmedi. Çünkü 13 Mayıs günü derhal açıklanması gereken 787 kişilik tam liste, aradan 4 gün geçtikten sonra açıklandı.

Açıklanmasına açıklandı ama, sağ kurtulanların kim oldukları ya da nerede olduklarına dair en ufak bir bilgi yoktu!


SGK bilgileri, bordroları, adresleri, iletişim bilgileri....hiçbir şey yok bu isimlerin yanlarında! 787 işçi ile ilgili şu anda ciddi bir tezgah var. Kamuoyundaki yaygın kanı ölüm sayısının 301 ile sınırlı olmadığı yönünde. Bizim de ilk tespitlerimiz bu şekilde idi. Ancak şu anda elimizde bunun aksini ispatlayacak herhangi bir belge, bilgi yok! Çünkü kriz masasının yöneticisi Bakan Taner Yıldız, Soma’da kendisinden başka kimsenin konuşmasını, açıklama yapmasını istemedi. Bu belgeler de bize verilmedi! Kesin talimat var denildi. İkinci günden itibaren Soma’da Taner Bey’den başka kimse konuşmadı, konuşamadı! Adeta kamuoyuna lanse edilmek istenen bilgiler Bakan Yıldız marifetiyle tek elden yönetildi.

ANLAYANA ÖNERGE

Şimdi bu kazanın üzerinden tam bir hafta geçti. Cenazeler ailelerine teslim edildi. Müfettişler yollandı. Soruşturmalar başladı. Bu bir hafta boyunca ise ne Bakanlar istifa etti, ne de şirket yetkilileri gözaltına alındı! Hepimizin hafızalarında Güney Kore’deki feribot faciasında ölen 188 kişinin ardından istifa eden Başbakan. Utançtan eğilen Başbakan! Ama bizde nerede?

Başbakan önce bir açıklama yapıyor, başımız sağ olsun diyor ve ilk akşam basın mensuplarına verdiği görüntü elinde kamera ile ‘şov’ yaptığı bir davetten. Ardından ikinci gün Başbakan yine açıklama yapıyor, ‘olağan şeyler bunlar, fıtratında var’ diyor ve ekliyor, ‘CeHaPe’nin verdiği önergenin içinde Soma’nın adı geçmiyor!’

29 Nisan tarihli konuşmamı dinleseydi, önergeyi okusaydı...sanırım yine aynı şeyleri söyleyecekti!! Çünkü artık hepimiz biliyoruz, Başbakanın gerçeklerden ne kadar uzaklaşabildiğini, gözümüzün içine baka baka nasıl yalan söyleyebildiğini! Oysa o önergenin tamamı baştan sona Soma ile ilgili. 29 Nisan günü yaptığım konuşmam, elimdeki baret, Soma’daki bu iş cinayetleri ile ilgili. Dinleyene, anlayana tabi!

İşte o önerge, aslında Soma’da hiç bitmeyen maden kazalarının, ölen madencilerin ardından hazırlanmış bir önerge idi. Bu konuyla ilgili daha önce defalarca soru önergeleri vermiştik. Bakanlıktan ise itiraf gibi yanıtlar almıştık. Darkale köyünde, ki şimdi kapatıldı, faaliyet gösteren Uyar Madenciliğe ait şirketin 2005’ten bu yana tam 10 kez denetlendiğini ve 60’a yakın kusur tespit edildiği yazıyordu Bakan beyin verdiği cevapta!

Bu denetimler nasıl yapıldıysa artık, en son 20 Ekim tarihinde 6 çocuk babası bir madenci ölmüştü. Biz ise usanmıştık cenazeye gitmekten. Her gece telefonumuzun acı acı çalmasından yorulmuştuk. ‘Maden ocağı patladı, yanık ünitesi yok, başka bir hastaneye sevk edebilir miyiz vekilim?’ talepleri canımızı acıtıyordu. Bunun üzerine Soma’daki tüm ocakların incelenmesi için bir komisyon kurulmasını önerdim. Ardından, 28 Nisan ILO’nun kabul ettiği ve birçok ülkede ilan edilen İş Kazalarında Yaşamını Kaybedenleri Anma ve Yas Günü ilan edilmesi için de bir kanun teklifi vermiştim. Bu tarihle de paralel bir şekilde 29 Nisan günü parti grubu olarak bu önergeyi gündeme getirdik.

ÖNLEM ALINMASINI İSTEDİM

Böyle bir katliam yaşanmadan önce parlamentoda önlem alınması gerektiğini dile getirdiğim işte bu konuşmam ve araştırma komisyonu kurulmasına ilişkin önergem aslında Soma Katliamı’nın tam da ortasına bir kor gibi düştü. Başbakan istediği kadar inkar etsin, Türkiye’de parlamenter sistemin içler acısı halini de bu önerge ile tüm dünya okudu! İktidarın sırf muhalefet söyledi diye reddettiği önergeyi şimdi herkes biliyor. Şimdi kendileri de bir önerge sundular.

Ama burada asıl sorun şu ki; AKP muhalefetten gelen her önergeye ‘hayır oyu’ vermeyi adeta alışkanlığı haline getirdi. Çünkü muhalefet AKP’ye göre iktidarlarının baş belası ve ‘ne derse reddedilmelidir!’ diye düşünüyorlar. İçeriğinde ne yazdığı, ne söylediği çok da önemli değil onlar için. Bu bir demokrasi krizi. Ancak bunun ötesinde, bugün hepimiz biliyoruz ki AKP yöneticileri ile maden şirketlerinin arasında kuvvetli bir ilişki var. Nitekim denetimlerin dahi tam anlamıyla yapılmadığı bir sektörden bahsediyoruz. Çünkü iktidara yakın şirketler bunlar.

‘EFTEN PÜFTEN’ DEDİLER

Şimdi kendilerinin sundukları önerge ile Salı günü bir AK-lama komisyonu kurulacak. Tıpkı daha önce sağlıkta hekime şiddet için verdiğimiz 8 önergenin reddedilip, doktor Engin Arslan’ın öldürülmesinden sonra yaptıkları gibi! Nitekim, bugün kurulan tüm araştırma komisyonları AKP’nin önergeleri ile kurulmuş komisyonlar.

Kaldı ki, hiçbir zaman şöyle bir iddiam olmadı. Bu komisyon kurulsa idi, bu katliam önlenirdi. Hayır önlenemezdi. Çok açık ve net. Önergeyi 23 Ekim’de verdim ama 29 Nisan’da Meclis’te görüşüldü. Kabul edilseydi bile şu anda Komisyon yeni kurulmuş olacaktı. Ama olmadı! Sorun da zaten bu önergenin kabul edilip, edilmemesi sorunu değil aslında. Bu önergeyi eften püften önerge diye gören zihniyet! İçinde Soma yazmıyor diyen Başbakan! Hepimiz biliyoruz ki Şamil Tayyar’ın utanmaz tutumunun kurumsal kimliği de Başbakan tarafından temsil ediliyor.


GÖÇÜĞÜN ALTINDA HEPİMİZ KALDIK

Eften püften dedikleri araştırma önergesi değil. Bir kaç kişinin öldüğü bir maden ocağı için kirli ilişkilerini riske atmak istemiyorlar. Eften püften dedikleri, işte o birkaç can! Şimdi yüzlerce oldu sadece! Ve bu yüzlerce cansız beden bizim gözümüzün önünden bir haftadır gitmiyor! Olayın olduğu ilk günden beri Soma’dayım. Ta ki sabahın ilk ışıklarına kadar madenin başında, hastanede, soğuk hava deposunda,
karakolda...Şimdilerde Soma sessiz ve yalnız. Acının tarifsizliği her yana çökmüş durumda.

Yakınlarını kaybeden insanların tüm feryatları kulaklarımızda çınlıyor hala. Gözyaşları zihnimizden gitmiyor. Hâlâ boğazımızı düğümlüyor bazı şeyler. İlk günden beri hep şunu söyledim: Hani Soma’nın o kömür çıkan dağı var ya! Orası altın dolu olsa, bu anaların, eşlerin, çocukların göz yaşlarına değer miydi? Öyle tarifsiz bir hüzün, öyle anlatılamaz bir acı yaşanıyor Soma’da! Şimdi ise hepimizin yüreği kömür karası ve bizler de o göçüğün altında kaldık.

Birgün


__________________











Geçen zamanın cevapları, bugünün sorularına ışık vermiyor, geleceği de belirsiz kılıyor.

SerseriGezgin Şu Anda Forumda.   Alıntı ile Cevapla
SerseriGezgin'in Mesajına Teşekkür Etti