Tekil Mesaj gösterimi
Eski 25.05.14, 16:54   #4
ReaL
Deniz Sevengillerden

ReaL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 2602
Mesajlar: 30,046
Ettiği Teşekkür: 161511
Aldığı Teşekkür: 177610
Rep Derecesi : ReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Arastirmaci
Standart Cevap: Atatürk’e İzmir’de Suikast Girişimi ve Yargılama Sonuçları

  • Ankara Yargılamaları
İkinci davayı görmek üzere 16 Temmuz'da İzmir'den yola çıkan İstikâl Mahkemesi heyeti, ertesi gün Ankara'ya vardı. 21 Haziran günü başlayan sanıkların ilk hazırlık soruşturmaları 31 Temmuz'da tamamlanmış, 28 Temmuz günü Denizli'den Ankara'ya gelmek için yola çıktığını belirten savcı Necip Ali Bey'in iddianamesi ise 31 Temmuz günü tamamlanmıştı. Ankara’da yargılanmalarına karar verilen eski İttihatçıların yargılaması eski Meclis Encümenler Binası'nda, 2 Ağustos'ta başladı. İddianameye göre suikast kin ve nefret dışında hükümeti devirip iktidarı ele geçirmek amacıyla gizli bir komite tarafından da desteklenmiş, söz konusu gizli komite üyelerini bazı Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası mensupları ile İttihat ve Terakki Cemiyetinin eski yöneticilerinin bir kısmı oluşturmuş ve komitenin başkanlığını ise "Kara" Kemal Bey yürütmüştü.

  • Ankara Yargılamalarındaki Sorgulamalar
Sorgulamalar Talât Bey ile başladı. Talât Bey, İttihat ve Terakki Cemiyeti üyesi olduğunu; ancak cemiyetin hükümet ve iktisadî konulardaki çalışmalarına karışmadığını söyledi. Daha sonra sırasıyla İttihat ve Terakki genel sekreteri Mithat Şükrü Bey, polis müdürü Azmi Bey, eski hariciye nazırı Ahmet Nesimi Bey, Doktor Hüseyinzâde Ali Bey, Eyüp Sabri Bey, Doktor Rasuhi Bey ve Hamdi Baba sorguya çekildi.

İttihat ve Terakki Cemiyetinin sekiz ay boyunca sekreterliğini yapan Doktor Nâzım Bey, bu dönemde halk tarafından yapılan bağışların âkıbetinin ne olduğunu bilmediğini ve I. Dünya Savaşı sonrasında Kırım'a, oradan da Almanya'ya kaçarak İslam İhtilalleri Cemiyetinin kuruluşunda yer aldığını söyledi. Mustafa Kemal Paşa'ya muhalefet imkânı olmadığından, herhangi bir siyasî parti kurma girişiminde bulunmadığını ve suikastla hiçbir ilişkisi olmadığını da sözlerine ekledi. Cavid Bey sorgusunda, "Kara" Kemal Bey ve İsmail Canbulat Bey ile görüştüğünü, "Kara" Kemal Bey'in Mustafa Kemal Paşa ile görüşmesinden sonra kendi evinde İttihatçılarla bir toplantı yapıldığını ve bu toplantının konusunun anayasa değişikliği olduğu, gizli bir amaçlarının bulunmadığını belirtti.[ Hüseyin Cahit Bey de Cavid Bey'in evindeki toplantıya katıldığını ve bu toplantının gizli bir amacı olmadığını, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kuruluşunda kendisinin İstanbul milletvekili adayı olarak partiye çağrıldığını ancak bunu kendisinin kabul etmediğini söyledi

Sonraki günlerde yapılan duruşmalarda Salâh Cimcoz Bey, Mithat Şükrü Bey, Ahmet Nesimi Bey, Doktor Rasuhi Bey, Hüseyinzâde Ali Bey, Eyüp Sabri Bey, Azmi Bey, Hamdi Baba, Nail Bey, Said Bey, İbrahim Bey, Naim Cevad Bey, Hasan Fehmi Bey ve Hamal Ferid'in ileri sürülen suçlarla olan ilişkileri araştırıldı. 16 Ağustos'ta Naim Cevad Bey, Mithat Bey, Nasib Bey ve Nail Bey yargılandı. Daha sonra Rıza Bey ile Nasib Bey serbest bırakılırken, 19 Ağustos günü Selâhaddin Bey, "Kara" Vasıf Bey ve Hüseyin Avni Bey yargılandı. Velid Bey ile Ahmet Emin Bey'in 21 Ağustos'ta sorgulanmasının ertesi günü, Savcı Necip Ali Bey'in dört kişinin idamını istediği iddianamesi tamamlandı.

İddianamede İttihat ve Terakki Cemiyetinin halkı soyan bir parti olduğu, sırf Almanya'nın çıkarları doğrultusunda ülkenin I. Dünya Savaşı'na sokulduğu, yenilgi sonrasında yönetici kesimin ülkeden kaçtığını ve bir müddet sonra, iktidarı tekrar ele geçirmek arzusuyla İzmir Suikastı'nı planladığı anlatıldı. İhsan Bey'in ifadesine göre, "Kara" Kemal Bey ve Şükrü Bey'i suikast işine Cavid Bey sokmuştu.

  • Ankara Yargılamalarındaki Savunmalar
Sanıkların savunmaları 25 Ağustos günü yapıldı. Birçok sanık, sorgulamalar sırasında söylediklerinden farklı bir savunma yapmadı. Yurt dışında olduğundan sorgulaması ve savunması yapılamayan Rauf Bey, 12 Ekim'de Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na gönderdiği mektupta, milletvekili olması sebebiyle dokunulmazlığı kaldırılmadıkça kendisi hakkında yargılama yapılamayacağını ve yurt dışında olduğundan suikastla ilgisi olmadığını belirtmişti.

Cavid Bey savunmasında; Maliye Nazırı olduğu dönemde devletin I. Dünya Savaşı'na girmesini istemediğini, yaptığı birtakım hareketlerle hükümet bütçesini rahatlattığını, Kurtuluş Savaşı'na katılmak istese de bunun kabul edilmediğini ve suikast planıyla hiçbir ilişkisi olmadığını belirtti. Nail Bey, ülkenin ve milletin zararına hiçbir eylemde bulunmadığını ve suikast girişiminden haberi olmadığını söyledi. Doktor Nâzım Bey, Almanya'da kuruluşunda yer aldığı İslam İhtilalleri Cemiyeti ile Kurtuluş Savaşı'nı desteklediğini belirtirken, kendisinin Anadolu'ya gelmesinin Enver Paşa tarafından engellendiğini, Cavid Bey'in evindeki toplantılara Mustafa Kemal Paşa'nın izni olduğunu düşünerek katıldığını, Şükrü Bey, İsmail Canbolat ve "Kara" Kemal Bey'i iki yıldır görmediğini ve suikastla hiçbir ilişkisinin olmadığını belirterek savunmasını yaptı. Hilmi Bey ise Türkiye Büyük Millet Meclisinden ayrılmasının ardından siyaseti bırakıp ticaretle uğraştığını, "Kara" Kemal Bey ile uzunca bir süredir görüşmediğini ve suikast haberini ilk olarak gazeteden duyduğunu söyledi.

Cavid Bey'in davası sürerken, İzmir'deki duruşmalarda gıyabında idam cezası verilen Abdülkadir Bey, Bulgaristan'a kaçmak üzereyken yakalandı ve Ankara'daki duruşmalar sırasında yargılandı.Kaçmasında kendisine kimlerin yardım ettiğini ve nasıl kaçtığını söyleyen, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nı desteklediğini de belirten Abdülkadir Bey'in ilk duruşması 29 Ağustos'ta yapılmıştı. 31 Ağustos'ta ise mahkeme, hükümeti devirerek cumhurbaşkanını öldürmek ve iktidarı ele geçirmek suçuyla kendisini idama mahkûm etti.

  • Ankara Yargılamaları Sonuçları
26 Ağustos günü okunan mahkemenin kararına göre Kurtuluş Savaşı sonrasında iktidarı ele geçirme çabasında olan Cavid Bey'in evinde, Lozan Barış Konferansı sırasında yapılan toplantılardaki amaç, eski İttihat ve Terakki Cemiyeti üyelerinin milletvekili olarak meclise girmesi, bunun gerçekleşmemesi durumunda eski cemiyeti yeniden kurmaktı. Bunların başarısızlıkla sonuçlanması durumunda ise Rauf Bey'in de aracılığıyla Halk Fırkası'nın bölünmesi için girişimde bulunulacak ve Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kurulması için uygun zemin oluşturularak iktidar ele geçirilecekti. Karardan dört idam, altı sürgün, iki hapis cezası çıkarken diğer sanıkların beraatine karar verildi. İdama mahkûm edilen dört kişinin cezası 26 Ağustos'u 27 Ağustos'a bağlayan gece, Cebeci'deki Umumi Hapishane önünde infaz edildi. İdam edilenler, hapishanenin avlusuna defnedildiler Ankara'da yapılan duruşmalarda tutuklu bulunanlar ve haklarında alınan kararlar aşağıdaki gibidir:

  • İdam Cezası Verilenler:Cavid Bey, Hilmi Bey, Nail Bey, Doktor Nâzım Bey
  • Diğer Cezalar:
  1. Vehbi Bey, 10 yıl kalebentlik cezasına çarptırılsa da sonra cezası sürgüne çevrildi
  2. Hüsnü Bey, 10 yıl kalebentlik cezasına çarptırılsa da sonra cezası sürgüne çevrildi
  3. İbrahim Bey, 10 yıl kalebentlik cezasına çarptırılsa da sonra cezası sürgüne çevrildi
  4. Ethem Bey, 10 yıl kalebentlik cezasına çarptırılsa da sonra cezası sürgüne çevrildi
  5. Rahmi Bey, 10 yıl kalebentlik cezasına çarptırılsa da sonra cezası sürgüne çevrildi
  6. Rauf Bey, 10 yıl kalebentlik cezasına çarptırılsa da sonra cezası sürgüne çevrildi
  7. Ali Osman Kâhya, 10 yıl hapis
  8. Salih Kâhya, 10 yıl hapis
  • Beraatine Karar Verilenler: Cahit Bey, "Kara" Vasıf Bey, Azmi Bey, Adnan Bey, "Küçük" Talât Bey, Mithat Şükrü Bey, Hüseyinzâde Ali Bey, Eyüp Sabri Bey, Salâh Cimcoz Bey, "Küçük" Nâzım Bey, Cemal Ferit Bey, Naim Cevat Bey, Hasip Bey, Rıza Bey, "Gözlüklü" Mithat Bey, Hasan Fehmi Bey, İhsan Bey, Ali Rıza Bey, Saadettin Bey, Bekir Bey, Mehmet Ali Bey, Hilmi Bey, Cavid Bey, İzzet Bey, Seyit Bey, Salih Reis Bey, Tırnakçı Salim Bey, Ali Osman Kâhya Bey, Selâhattin Bey, Hüseyin Avni Bey, "Gaziantepli" Ahmet Muhtar Bey, Rifat Bey, Sudî Bey, Haydar Reşid Bey, "Zarcı" Refik Bey, "Büyük" Mithat Bey, Gani Bey, Raşid Bey, Muhiddin Bey, Hasan Sabri Bey, İsmail Cabbar Bey, Hüseyin Bey, Ahmet Nesimi Bey, Hamdi Baba, Doktor Rasuhi
  • Sonrası
Duruşmalar sonucunda Rüştü Paşa dışındaki tüm paşalar beraat etmişti. Bu paşalar tekrar orduya dönmedi ve 27 Ocak 1927 yılında emekliye sevk edildikleri kendilerine bildirildi. On yıllık sürgün cezasına çarptırılan; ancak karar sırasında yurt dışında olan ve ülkeye 5 Temmuz 1935'te dönen Rauf Bey'in bu cezası, 22 Ekim 1939 tarihinde Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Vekili ve Başbakan Refik Saydam'ın imzasıyla yayınlanan bildiriyle kendisine yüklenen eylem ortadan kaldırılarak aklanarak Kastamonu milletvekili oldu. 23 Temmuz 1943 tarihinde Askerî Yargıtay'a yaptığı başvuru sonrasında, İzmir Suikastı davası evraklarının da incelenmesi suretiyle yargılanması gerçekleştirildi ve eski hizmetlerinden ötürü kendisine emekli maaşı da bağlanarak dava ile kendisinin ilişiği tamamen kesilmiş oldu.

Suikastın 30. yılına yakın tarihlerde, 1956 Ağustos'unda gazetelerde yer alan bir ilanla, dava sonucu Ankara'da idam edilen Nail Bey, Cavid Bey, Hilmi Bey ve Dr. Nâzım Bey'in ruhlarına ithaf edilmek üzere 25 Ağustos 1956 tarihinde İstanbul'daki Şişli Camii'nde ikindi namazı sonrasında bir mevlit okutulacağı duyuruldu. Organizasyonu düzenleyen kişi ise Nail Bey'in oğlu Nadir Nail Keçili'ydi. Mevlit sonrası cami avlusunda gazetecilere demeç veren eski İttihat ve Terakki Cemiyeti üyelerinden Fahri Can, Rauf Orbay'ın dava ile ilişiğinin kesilmesine de atıfta bulunarak, diğer sanıkların yargılanmalarında da buna benzer hatalar yapılmış olabileceğini ileri sürdü. İdam edilenlerin ailelerini de temsil ettiğini ve yeniden mahkeme talebinde bulunmak istediklerini söyleyen Can, mahkûmların cenazelerini ise hak ettikleri yer olan Hürriyet-i Ebediye Tepesi'ne getireceklerini ekledi Açıklamanın yapıldığı günlerde olay, dönemin basılı yayın organlarında yer bulsa da sonraları önemini yitirdi ve bu iade-i itibar girişimi hukukî mercilere ulaşmadan sona erdi

  • Popüler Kültüre Etkileri
1969 yılında Kemal Tahir tarafından yazılan Kurt Kanunu isimli romanda, suikast girişiminin arka planı, İttihat ve Terakki Cemiyeti üyelerinin gözünden anlatılmaktadır. Üç bölümden oluşan kitabın bu bölümleri, sırasıyla Abdülkadir Bey (kitapta Abdülkerim Bey olarak geçer), "Kara" Kemal Bey ve "Kara" Kemal Bey'in çocukluk arkadaşı Emin Bey tarafından anlatılmaktadır. Roman 1992 yılında aynı adla sinemaya, 2012 yılında ise yine aynı adla televizyon dizisi olarak uyarlandı.


__________________



Tüm katılımcı arkadaşların okumasını rica ediyorum... Lütfen Tıklayınız..
* * *
ReaL isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz ReaL'in Mesajına Teşekkür Etti.