Tekil Mesaj gösterimi
Eski 30.05.14, 23:04   #1
Dilaver
Moderator

Dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2012
Konular: 413
Mesajlar: 3,681
Ettiği Teşekkür: 18755
Aldığı Teşekkür: 20033
Rep Derecesi : Dilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Uykucu
Standart Türk Zekâ ve Strateji Oyunu | Mangala

Türk Zeka ve Strateji Oyunu

MANGALA



TARİHÇE


Araştırmalar oyunun Tunç devrinden beri Türklerde var olduğunu göstermektedir. Saka, Hun, Göktürk, Uygur, Karahanlı, Selçuklu, Osmanlı, Ihşıt, Tolunoğlu, Memlük kültür çevrelerinde oynandığı bilinmektedir.

Günümüzde pek çok Türk halkında unutulan bu oyun, konargöçer bozkır hayatını son yüzyıllara kadar devam ettiren Kazak, Kırgız, Türkmen ve Altay gibi bazı Türk halkları arasında günümüze kadar gelmiştir.

Türkler yerleşik hayata geçip şehirlerde yaşamaya başladıktan sonra da bu oyunu oynamaya devam etmişlerdir. Nitekim Karahanlılar, Selçuklular ve nihayet Osmanlıların da Mangala adıyla oyunu devam ettirdiğini görüyoruz. Bunu XVI. yüzyıla ait Osmanlı minyatürlerinden de izlemek mümkündür.


1582 yılında Nakkaş Osman ve ekibi tarafından çizilmiş Surname-i Hümayun adlı eserde, Şehzade Mehmet’in sünnet düğününde İstanbul’da Osmanlı esnaf alayının tasvir edildiği minyatürdür. Aslı 367a numaralı kayıtla Topkapı Sarayı Müzesi’ndedir.

Dünyada Coffeehouse (kahvehane) kültürünün temelleri 1554 yılında İstanbul’da atılmış, İstanbul’dan sonra Avrupa’da Coffee kültürünün izleri 1650 yılından itibaren görülmeye başlanmıştır. Günümüzde bu güçlü temellerin atıldığı döneme ait, kahve kültürünü yansıtan tümü İstanbul’da resmedilen sadece iki adet görsel kaynak bulunmaktadır. İki görsel kaynaktada bulunan, oyunlardan birisi Mangala oyunudur .



16. yy. Osmanlı kahvehaneleri ile ilgili en eski görsel kaynak 16. yüzyılın sonunda İstanbul’da yapılmış suluboya bir resimdir. Resmin orijinali Dublin'de Chester Beatty Kitaplığı'nda, 439 numaralı kaynakta bulunmaktadır. Resimde Mangala oynayanlar görülmektedir.

Diğer yandan Mangala tarih boyunca hiç bir şekilde kumar amaçlı olarak para karşılığında oynanmamıştır. Ülkemize gelen yabancı seyyahlar Türklerin bu oyunu parayla oynamadığından, saatlerce hiç tartışmadan zevkle bu oyunu oynadıklarından seyahatnamelerinde bahsetmişlerdir.

1610 yılında İngiliz Seyyah George Sandys “Mangala ‘nın ne zenginler ne de fakirler tarafından parayla oynanması tercih edilen oyunlardan değildi. Bu sebeple aralarında tartışma da çıkmazdı” demektedir. Konuyla ilgili Sayın Gülgün ÜÇEL’in, Avrupalı seyyahların gözünden Osmanlı Dünyası ve insanları (1530-1699), adlı eserinden faydalanılabilir.

Oyunun kökeni üzerine bir çok görüş ileri sürülmektedir. Konuyla ilgili ilk kaynaklar oyunu Arap oyunu olarak nitelendirirken, sonraki dönemde yazılan kitap ve makalelerde, oyunun kökeni Afrika, Habeşistan vb. olarak çeşitlendirilmiştir.

Habeşistan kökeni savı, orada bulunan bir kayaya oyulmuş mangala oyununa dair izdir.

Daha eski tarihli Dastarbası buluntusu Asya'yı işaret etmektedir.

Prof Dr. Metin And’ın Hindistan’da katıldığı 10. Uluslararası Antropoloji Kongresinde Oyun Antropolojisi kurulunda Mangala üzerine bir bildiri okuyan ve Kenya’dan üniversite öğretim üyesi Philip Townshend, Türkiye’de oyunun yaşadığını hele bir türünün Afrika’dakilere benzediğini öğrenince bunun şimdi çok şeyi değiştirebileceğini söylemiştir.

Çünkü bu konuda yıllardır çalışırken geliştirdiği kurama göre oyun, Doğu Afrika’dan büyük olasılıkla Habeşistan’dan çıkmış, buradan özellikle esir ticareti ile başka yerlere yayılmıştır. Ancak Türkiye’deki türlerini öğrendikten sonra oyunun Asya kökenli olabileceğini o da ifade etmiştir.


Mancala, Mankala, Mangala, Kaleh, Kale gibi adlarla dünyada tanınan bu oyunun adı, Türkçe bir kelime olan ''kale'' den türemiş olabilir mi?

Osmanlılarda oyunun adı ''Minkale'' idi.

Mangala ile ilgili zengin kültür oyunun bir ''Türk Oyunu'' olduğunu göstermektedir. Çünkü başka milletler daha az taş ve ve çukurla daha sade kurallarla oynarken, biz dokuzar onar çukur ve taşlarla oynayabilmişiz. Halen onlarca değişik kuralla oynuyoruz.

Yani oyunun en zengin hali Türklerdedir.

Dünyanın farklı ülkelerinde mangala türü oyunlar oynanmaktadır ancak Türk Mangalasını diğer mangala oyunlarından ayıran kimi özellikler vardır. Diğer mangala türlerinde taşlar genelde "tohum" adını almakta, taşları hareket ettirme ise "tohum saçma" olarak ifade edilmektedir. Bu da o kültürlerin ziraatçı bir toplum olduklarını göstermektedir.

Oysa Türk Mangala'sında taşlar "asker" olarak görülmektedir. Ayrıca günümüze "hazine" olarak aktardığımız bölüme Türkler "orda" yani "karargâh" demişlerdir; bu da oyunumuzun bir çiftçilik oyunu değil, savaş oyunu olduğunu ortaya koymaktadır.

Türk Mangala'sının bir diğer farkı ise alınan taşların bir tanesinin kendi otağına, yani kuyusuna bırakılmasıdır. Diğer mangala oyunlarında kendi kuyusuna taş bırakma olayı yoktur.

Mangala'da kendi kuyusuna bir taş bırakma kuralı, Türk sosyal hayatındaki baba ocağına sahip çıkma geleneğinin bir tezahürüdür.

Taş kazanmak için rakibin taşlarını çift yapma kuralı ise Türk inanç ve devlet sistemi tarihindeki ikili anlayışı sembolize etmekte ve Türklerin geleneksel dünya görüşüne uygun düşmektedir. Eski Türklerin göğü baba, yeri ana olarak kabul etmesini; Türk devlet sistemindeki töles-sol ve tardus-sağ ile idare yapıdaki yabgu ve şad sistemi gibi çiftleri bu duruma örnek gösterebiliriz.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Mangala Oyununun, Anadolu kültürünün köklü bir başlığı olduğunu, oyunun genç kuşaklara tanıtılmasının, yaygınlaştırılmasının yararlı olacağını, kültürel ve turistik alanlarda Türkiye'nin tanıtımına katkı sağlayacağını bildirmiştir.

Mangala Oyunu'nun çağdaşı olduğu diğer oyunlardan farkı, dağdaki çobandan, 70 yaşında ki bilgine, İstanbul'da sarayda ki Hanım Sultandan, 5 yaşında ki çocuğa kadar her yaştan ve kültürden insanın oynayabilmesidir
.




Kaynak1 / Kaynak2 / Kaynak3
__________________

Tanrılar, erkeklerin ''balıkta'' geçirdiği zamanı ömründen saymaz. (Babil Atasözü)
Dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
7 Üyemiz Dilaver'in Mesajına Teşekkür Etti.